Ara
Menü
ذ

Mülk

Köken ve kullanım

i. ar.

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Şehadet âlemi, maddi ve cismani âlem. Şeriatta seninki senin, benimki benim Tarikatte seninki senin, benimki de senin Hakikatte ne seninki senin, ne de benimki benim, hepsi Hakk'ın Mülk âlemi-Meleküt âlemi Zahir âlem mülk âlemi, bâtın âlem meleküt âlemidir,. Mülk-i yegânegi Birlik mülkü, ilâhî âlem. Mümidd-i himem (pot tee)

  1. Himmetleriyle imdada koşan.
  2. tas. Hz. Peygamber.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Sâhib olunan; insanın başkasının rızâsını ve iznini almadan kullanmağa hakkı olan şey.

Mülk maldır veya malın kendi değil, yalnız menfaatidir. Bir kimsenin her malı meselâ atı, onun mülküdür. Fakat her mülkü, meselâ kirâcının evi, malı değildir. (Ali Haydar Efendi)

Ganîmet (savaşta düşmandan ele geçen mal), dâr-ı İslâm'a (İslâm memleketine) nakledildikten sonra askerin hakkı olursa da, taksim edilmeden önce, mülk olmaz ve askerin bu hakkını mülk olmadan önce satması câiz olmaz. (İbn-i Âbidîn)

Hizmet karşılığı alınacak ücreti, maaş çekini, bonosunu teslim almadan önce satmak câiz değildir. Ücret, hak edilmiş ise de, kabz edilmemiş (ele alınmamış, ele geçmemiş), mülk olmamıştır. (İbn-i Âbidîn)

Süleymân aleyhisselâm bir seyâhatinde, sağında-solunda insanlar ve cinler, ardında orduları olduğu ve kuşlar da başı üzerinde gölge ettikleri hâlde giderken, İsrâiloğullarından bir âbide (ibâdet edene) uğradı. Âbid; "Ey Dâvûd'un oğlu! Allahü teâlâ sana muazzam bir mülk vermiştir" dedi. Süleymân aleyhisselâm âbidi dinledikten sonra; "Kıyâmet günü mü'minin defterinde, bir tesbîhin (zikr, Allahü teâlâyı ve büyüklüğünü anmanın) yazılı olması, Dâvûd'un oğlu Süleymân'a verilen bu mülkten daha kıymetlidir. Zîrâ Süleymân'ın bu mülkü kaybolur gider, fakat o tesbîhin mükâfâtı kaybolmaz" buyurdu. (İmâm-ı Gazâlî)

Hani bunun ilk sâhibi?

Mal da yalan, mülk de yalan,

Var biraz da sen oyalan.

(Yûnus Emre)

2. Tasarruf, saltanat, kudret.

Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:

Bütün mülk elinde bulunan Allahü teâlânın şânı ne yücedir! O, her şeye hakkiyle kâdirdir (gücü yetendir). (Mülk sûresi: 1)

O, geceyi gündüzün içine sokuyor, gündüzü gecenin içine sokuyor. Güneşi ve Ay'ı (insanoğlunun istifâdesine) tâbi ve bağlı kılmıştır. Bunlardan herbiri muayyen bir vakte (kıyâmete) kadar akıp gidiyor (dolaşıp duruyor). İşte bunları yapan Allah'tır, sizin Rabbinizdir. Mülk O'nundur. O'nu bırakıp taptıklarınız (putlar) ise, bir hurma çekirdeğinin zarına bile mâlik olamazlar. (Fâtır sûresi: 13)

O gün onlar (kabirlerinden dışarı) çıkarlar. Onların hâl ve amellerinden hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz, (Allahü teâlâ şöyle buyurur) : "Bugün mülk kimindir?" (Hiç kimse buna cevâb veremez. Yine Allahü teâlâ kendi kendine buyurur) ; "Vâhid (bir olan) ve Kahhâr olan (her şeye gâlib gelen) cenâb-ı Allah'ındır. (Mü'min sûresi: 16)

Süleymân aleyhisselâm; "Yâ Rabbî! Benden sonra kimseye nasîb etmeyeceğin bir mülkü bana ihsân eyle!" diyerek, melik ve emir olmak istemiştir. (Muhammed Hâdimî)

Mûsâ aleyhisselâm, Fir'avn'a; "Îmân et, mülk ve saltanatın sende kalsın" dedi. Fir'avn da; "Hâmân ile görüşeyim" dedi. Hâmân; "Nasıl olur! Aramızda tapılan bir rab iken, şimdi ibâdet eden bir kul mu olacaksın?" dedi. Böylece, Allah'a kul ve Mûsâ aleyhisselâma ümmet olmaktan istinkâf etti (yüz çevirdi, vazgeçti). (İmâm-ı Gazâlî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça. Mülk; üzerinde tasarruf yetkisi bulunulan, sahip olunan şey, temlik vs. gibi anlamları olan bir kelime.Gözle görülen cismanî âlem. Kâşânî, emredilen karşısında, bulunduğu hale göre, kula karşılık vermesi durumunda Hakk’a “Mâlikü’l-Mülk” denir. Mülk âlemi hisler ile bilinir.

Sözlüğe dön