Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 300–309
likidir, her şeye gücü yeter, diledigini kahreder, dilediginin günahiarını yarlıgayıp bağışlar, ayıplarını ve günahlarını örter. Şehadet ederiz ki, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, onun kuludur, seçkin ve güzide Resûlüdür. Müminlerin büyük bir emn-ü emniyyetle kendisine uyduğu zât-1 akdestir. O zât-1 akdes, kuşluk vaktinin güneşidir, karanlıkları aydınlatan parlak aydır, bütün yaratılmışların nurudur, Mi'râc-1 güzinde Kabe Kavseyn-i ev ednâ makamının sahibidir, ins ve cinnin peygamberidir, Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevveredeki iki haremin nebisidir, her iki kıblenin imamıdır, İmam-ı Hasan ve İmam-1 Hüseyin gibi iki seçkin torunun atasıdır, iki cihanın şefaatçısıdır, Mekke-i mükerremede doğmuş, Medine-i münevverede yerleşmiş, Haşim oğullarından ve Kureyş kabilesinden, mekke-i mükerremede kadem-nihade-i âlem olmasına rağmen dergâh-ı ilâhiyye yakın bulunanların önderlerinden, vedia-i ilâhi olarak gönderilenlerden, ruhaniyetine sığınılanlardan, kâmil tekva sahibi olanlardan, mâ'nen ve maddeten pâk ve arınmış bulunanlardan bir Nebi-i zişândır.
Allahu teâlânın salât ve selâmı o Resûl-ü zişânın üzerine olsun ki; yıldızlar kadar yüksek ve parlak, inciler kadar saf ve berrak, güneş gibi ışıtıcı ve ısıtıcı, âlemlere nur ve ışık saçıcı, ay gibi aydınlatıcı, nur gibi nurlandırıcı, müjdeleyici ve sevindirici, bütün insanları kötülüklerden ve günahlardan alıkoymak için öğüt vererek hak ve hakikate dâvet edici ve sözüne uymayanları ceza ve azapla korkutucu, zulmetleri nura, gönülleri sürura, insanlığı şuura iletici ilâhi bir nur ka.ynağıdır. Allahu teâlânın salât ve selâmı onun, evlâtlarının, ashabının, ezvacının ve kendisine tâbi olanların hepsinin üzerlerine olsun. Allahu teâlânın rahmet ve selâmeti, ondan sonra gelen, onun yolunu tutan, onun izinden giden halifelerinin de üzerlerine olsun ki, o zevat-1 zevil-ihtiramın her birisi ruşt sahibi, haktan ve hakikatten aslâ ayrılmayan, halkı irşât ve ıkaz eyleyerek nıdayete ulaştıran çok seçkın, mutlu ve kutlu kişilerdir. Bu mümtaz halifelerden özellikle Resûl-ü zişâna ve bütün ümmet-i Muhammed'e karşı çok müşfik ve merhamet sahibi, dinsiz ve iymansız zındıkların katili, Resûl-i müctebânın mağara arkadaşı, iyman ve islâm yolunda en sadık yoldaşı, ATIYK lâkabiyle anılan ve gerçek imam olarak tanınan müminlerin emiri Hz. Ebu-Bekir-is-Sıddıyk'tan Allahu teâlâ razı olsun.
Melik-ül-Vehhâb olan Allahu teâlânın selâmı ondan son-
ra o yüce emirin üzerine olsun ki, ashab-ı kiramın ziyneti, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mescit ve mihrabının komşusu olmak şeref ve bahtiyarlığına kavuşan, her zaman ve her yerde hakkı ve dogruyu konuşan, Kitab-ı mübiynde mübarek adı zikrolunan mü'minlerin emiri Hz. Ömer ibn-il Hattab'tan da Allahu teâlâ razı olsun.
Melik-ül-Mennân olan Allahu tâlânın selâmı aman verici bir emir olan, Rahmanın sevgili kulu olarak tanınan, Kur'anı azim-ül-bürhanı cem'ederek bir araya getirmek mutluluğuna kavuşan, iyman ve hayâ sahıbi olup Kur'an-ı azımi okurken şehadet rutbesine ulaşan mu'minlerın emiri Hz. Osman Ibn-il Affan'dan da Allahu teâlâ razı olsun.
Melik-ül-Veli olan Allahu teâlânın selâmı, vasıy olan o yüce emirin üzerine olsun ki, Nebiyyi zişânın amcası oğlu olup Fatıma't-üz-Zehra validemizin muhterem zevci olan, Hayber kalesinin kapısını yıkan, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ilminin vârisi bulunan mü'minlerin emiri Hz. Ali'den de Allahu teâlâ razı olsun. O yüce emir, hükmü ilâhiyye razı olmuş, çok cömert ve vefakâr idi.
Allahu teâlânın selâm ve rahmeti o iki imamın üzerine olsun ki, onlar kavimlerinin ulusu ve gerçek himmet sahibi idiler. O iki kutlu ve mutlu emir, o iki muhterem şehit, o iki mazlûm Allahu teâlâ, Resûl-ü müctebâ ve bütün ehli-iyman indinde gayet makbul olan o iki şehzade, o iki güneş, o iki ay, o iki dolunay, o iki soylu ve asil insan, kaza-i ilâhiyye can ve gönülden razı olan ve her belâya sabreden o iki kutlu ve mutlu emir Ebi-Muhammed-il Hasan ve Ebi-Abdullah-il-Hüseyin'den Allahu teâlâ razı olsun.
Resul-u ekrem sallallahu aleyhı ve sellem etendımızın muhterem amcaları kı, gayet kerım, Ievkalade cesur ve şecı ve büyük birer insan olan Hamza ve Abbas ile, bütün muhacirlere, bütün ensar-1 kirâma, bütün bunlara tâbi olan seçkin ve iyi kişilere de selâm olsun, Allahu teâlâ onlardan ve bizlerden razı olsun ve onlara kıyamete kadar ebediyyen ve devamlı olarak selâmet ihsan buyursun ve şanlarını yüceltsin.
Allahım! Zâhirlerimizi senin hizmetinle, bâtinlarımızı mâ'rifetinle, kalplerimizi muhabbetinle, sırlarını müşahedenle, ruhlarımızı yardım ve muavenetinle süsle ve güzelleştir.
Allahım! Kalplerimize nur ver, kulaklarımıza nur ver, gözlerimize nur ver, sağımıza nur ver, solumuza nur ver, önümüze nur ver, ardımıza nur ver, üstümüze nur ver, altı-
mıza nur ver. Ey nurların nuru! Bizleri de nurunla nurlandır.
Merhamet ve mürüvvetin iktizası bizleri nurundan mahrum eyleme yâ erham-er-râhimiyn..
Allahım! Dualarımızı kabul buyur, hastalarımıza şifa, ölülerimize rahmet ihsan eyle.
Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlüllah haktır, gerçektir.
Bütün nebilere ve meleklere salât ve selâmlar ederiz. Allahu teâlâdan mağfiretini niyaz ederiz. Allahu teâlânın sözle, fiille, hatırdan geçirmek suretiyle, bakıp görerek işlenmesinden hoşlanmadığı bütün ef'al ve harekâtımdan ötiirü tövbe ederim.
Allahu azim-üş-şânı, bütün noksan sıfatlardan tenzih ve bütün kemal sıfatları ile tavsif ederim. Hamd-ü senâ, ancak Allahu teâlâya mahsus ve münhasırdır. Allahu teâlâ, büyüktür, çok büyüktür. Ona çok çok hamdederiz ki, hamd-ü senâ ancak ona mahsus ve münhasırdır. Allahu teâlâyı, bütün noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatlarıyle tavsif eder, gece ve gündüz ona hamdederiz. Bütün tesbih, tenzih, tahmit ve tekbirlerimiz o yüce Allaha mahsustur ki, o mülkünde adalet ve hakkaniyyet üzere hükmeden padişah-i lem-yezaldir, yaattıklarını dilediği her şeye zorlayıcı, istediğini zorla yaptırıcı, âsileri kahredici, mü'minlerin ayıplarını ve günahlarızıı örtücü sultanımız ve her şeye gücü yeten kadir-i mutlak ve mâ bud-u bil-haktır.
Bizde, kötülüklerden ve mâ'siyyetlerden kaçınmağa ve tâ'at ve ibadete yönelmeğe kuvvet ve kudret yoktur. Bütün kudret ve kuvvet, ancak o yüce ve ulu Allahımızdadır. Ey kerim Allah! Bizleri affeyle.. Ey rahiym olan Allah! Bizleri affeyle.. Ey Rahman ve rahiym olan ulu Allahımız! Bizleri lûtuf ve merhametin iktizası yarlığa ve günahlarımızı bağışla ya erham-er-râhimiyn.. (El-Fâtiha)
HÂTEM-ÜL-MÜCTEHIDİYN SAHIB-I MÜRŞID-İ DERVI- ŞAN KUTB-ÜR-RÛM NUREDDİN-i CERRAHI KADDESAL-
LAHU SIRRAHÜL-FETTAHÎ EFENDIMİZİN MUHTASAR
TERCÜME-İ HALLERİDİR Cenabı Pir kuddise sırrahül-münir efendimiz, aslen Istanbullu olup 12 Rebi'ul-evvel 1083 tarihinde, Cerrahpaşada Cerrahpaşa cami-i-şerifi karşısında Yağcı zade konağında kadem-nihade-i-âlem olmuşlardır.
Mâder-i pâkleri AMINE SULTAN ve peder-i emcedleri imrahor ABDULLAH AĞA'dır.
Cenab-1 Pir-i münir efendimiz, tahsil-i ilm-i kemalden sonra, tarik-i ilmiyyeye sülük ederek, pek genç denilecek bir çağda 1101 tarihinde, Mısır mevleviyyetine (yani Mısır Kaziyyülkuzzatlığına) memur buyurulmuş ve havanın müsaadesini bekleyen geminin hareketine intizaren, bir müddet Üsküdarda ikamet buyuran ve Osmanlı devletinin mühim bir makamını işgal eden dayıları Hüseyin Efendinin konağında misafir olmuşlardır.
Bu misafirlikleri esnasında bir gün, Usküdarda Selâmi dergahına gitmışlerdır. Urada postnışın bulunan Eş-şeyh All Alâ'üddin Efendi hazretlerine mülâki olmuşlar ve fitret-i asliyyelerinde mevcut kabiliyyet-i ulviyyenin galeyan-ı şevk-i galibiyle Eş-Şeyh Ali Alâ'üddin kuddise sırruh efendimizin feyz-i irâdlarına arz-1 teslimiyyetle, Mısır kaziyyül-kuzza.tlıgını ve dünya saltanatını terk etmişlerdir.
İkmal-i sülûk eyledikten sonra, mürşidinin emriyle Karagümrük'te Can-feda (Nam-ı diğer Kethüda) hatun cami-işerifinde neşr-i feyz-i tarikate mübaderet eylemişlerdir.
Iptida, Dâr-üs-sa'ade agası Beşir ağanın ve daha sonra devrin hükümdarı Sultan Ahmet Han-1 sâlisin gördükleri rüyalar üzerine ve emr-i Peygamberi ile, bugün hâlâ mevcut ve mâ'mur olan tekke-i âsitane yapılmış ve Hazreti Şeyh Nureddin-il Cerrahi kadesallahu sırrahul-Fettahi efendimiz, ira-
de-i-Nebeviyye ile inşa olunan bu mübarek makama seccadeneşin olmuşlardır.
Olanlar bende-i dergâh-ı Nureddin Cerrahi, Bulur zahm-i derune merhem behbud-u eflâhi..
Hz. Nureddin-i Cerrahi efendimiz, 9 Zilhicce 1133 tarihinde dâr-ül-cemale intikal buyurmuşlar ve tevhidhanenin bir demir parmaklıkla tefrik edilmiş bulunan sag tarafina, muhterem validelerinin ayak ucuna mübarek başları gelmek suretiyle defn-i hâk-i ıtırnâk olmuşlardır. Böylelikle CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR Hadis-i şerifi sırrına mazhar olmuşlardır, ki o günden bu yana sâliklerini sünnet-i mahbub-u Rabbil-âlemiyne dâvet edip irşâd buyurmaktadırlar.
Kabr-i münevverleri, bugün dahi ehl-i dilin ve ehl-i derdin ziyaretgâhıdır.
Mısır meşâyihinin ulularından olan IMAM-I ŞERNUBİ, keşf ile Hazreti Pir'in zuhurlarından 300 küsur sene evvel, böyle bir zât-ı âli-kadrin İstanbul'da zuhur edeceğini TABAKAT-I ŞERNUBi namındaki kitabında lisan-ı tebcil ile zikreylemiştir. Bu menâkıb, ŞEKAYIK zeylinde de yazılmıştır.
Hariri zade Mehmet Kemaleddin Efendi de EL-KAVL-ÜL MUBIYN FI AHVAL-I ŞEYH NUREDDIN namı ile yazmış oldugu eserinde, Hazretı Pir'in bır çok keramatını, erbab-1 mütalâaya bildirmiştir.
Birçok kalem ve şiir erbabı tarafından tâ'zimat-1 mahsusa arzolunan Cenabı Pir dest-münir efendimiz için, Cebbar zade Arif bey merhum:
Kızıştı halka-i tevhidi, yansın kalb-i âteşnâk, Fitil olmaksa maksud, koyma elden öyle misbahi;
Yanıp sızlarsa sinen, yâreden râhında ah etme;
Sarar hep merhem-i lûtfuyla Nureddin-i Cerrahi..
kıtasını nazmetmiştir.
Cenabı Pir'in (MÜRŞID-i-DERVIŞAN), (EVRÂD-I-KE- BIR), (EVRÂD-I-SAGIR) isimli üç eseri ve pek ârifane ilâhiyyatı vardır.
Nutk-u âlilerinden birisini teberrüken alıyoruz:
NUTK-U HAZRET-i PİR Dil beytini pâk eden, Dervişi anka eden, Alem-i lâhuta giden, Mevlâ zikridir, zikri..
Zikirden hâlet alan, Aşinay-ı ruh olan, Ukbâda devlet bulan, Mevlâ zikridir, zikri..
Terk ehline karışan, Hem zevkine erişen, Bahr-i ledün'le görüşen, Mevlâ zikridir, zikri..
Aşıkların zikri hû, Zikri hudur, fikri hû;
Vecde gelip diye hû, Mevlâ zikridir, zikri..
Vureddin'î diri kilan, Tevhidle çerağı yanan, Bi-hamdillah tevfik olan, Mevlâ zikridir, zikri..
DiĞER NUTK-U ŞERIF-i HAZRETİ PİR Hakka temkin-i rizada hamd eden mesrûr olur, Daima zikr-i salâte şugledenler nûr olur, Bir kişi kim Hakkı sevse, Hakkı söyler daima;
Sahib-i irfan olup o, âkibet mağfûr olur..
Ek tehidig bula bu, devreder m yümur olur;
Bir aba-pûşu görünce eyleme kahr-ı nazar, Kibr ile me'lûf olanlar, âkibet makhur olur..
Bahr-i aşkın lezzetinden elverme dünyaya gonul, Olma sen bigâneden, zira ki haktan dûr olur;
ŞEYH NUREDDIN kutbun nutkudur bu Azmiya, Bir mahalden, bir mahalle nakleden mesrûr olur..
Tarik-i Cerrahiyye, Halveti tarikatinin şubelerinin en büyüklerindendir. Dergâhı, bugün dahi mevcut ve mâ'murdur.
Bu tarikat-i aliyyeye intisap eyleyen Osmanlı hükümdarlarından Üçüncü Sultan Ahmet, Üçüncü Sultan Mustafa, Birinci Sultan Mahmut, Birinci Sultan Abdülhamit, Sultan Mahmud-u Adli ve Sultan Abdülmecid-i evvel gibi padişahlardan başka, Sadr-1-â'zam, Şeyh-ül-islâm, vezir ve paşalarla âlimler de sayılamayacak kadar çoktur.
Yukarıda da bilvesile işaret olunduğu veçhile, Hazret-i Pir'in kerametleri de mevcut eserlerle sâbit ve erbabinca malûmdur. Ezcümle, Merkad-i münevverlerinde ve huzur-u mâneviyyelerinde yapılan duaların müstecab olduğu ehlince biinmektedil.
Yetiştirdikleri hulefânın e'zanının isimleri aşağıda sunulmuştur:
Eş-Şeyh Hüsameddin Eş-Şeyh Süleyman Veliyüddin Eş-Şeyh Çelebi Mehmed Bursavi Eş Şeyh Mustafa Muslihiddin (Tekirdağlı)
Eş-Şeyh Yahya Efendi (Moralı)
Eş-Şeyh Yunus Efendi (Musullu)
Eş-Şeyh Mehmed Emin Efendi (Ser-tarik zade)
Asitane-i Cerrahi'de bugüne kadar seccade-neşin olan zevat-ı âli-kadr de şunlardır:
Eş-Şeyh Muhammed Hüsameddin Efendi Eş-Şeyh Abdurrahman Hilmi Efendi Es-Seyyid Eş-Şeyh Abdülâziz Efendi Es-Seyyid Eş-Şeyh Yahya Galip Efendi Es-Seyyid Eş-Şeyh Mehmet Rizaeddin Yaşar Efendi Hazretleri Es-Seyyid Eş-Şeyh El-Hac ibrahim Şevki Fahreddin Efendi Elyevm türbedar olarak vazife gören El-Hac Muzaffereddin-i Aşkiyyül-Cerrahi'dir.
VIRD-İ ŞERIF-İ SAGIR-I MESA'ÎYYE HAZRET-i PIR
NUREDDIN EL-CERRAHİ KUDDİSE SIRRAHUL-FETTAHi E'ûzü billahi min-eş şeytan-ir-raciym (10 defa)
Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym (9 defa)
Estagfirullah (100 defa) Estagfirullah Estagfirullah Estagfirullah Estagfurullah el-aziym'elleziy la ilâhe illâ hüvel hayyül-kayyüm ve etûbü ileyhi ve es'elüh-üttevbete vel-magfirete vel-hidayete innehu hüvet-tevvâbür-Rahiym.
Vâ'fü annâ yâ kerim (3 defa)
V'agfir lenâ bi-fadlike yâ Rahmanü yâ rahiym (Üç defa)
Yâ melikü yâ Kuddusü yâ hafizü yâ Allah (3 defa)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammedin ve sahbihi ve sellim (3 defa)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin m'ahtelef-el-melevân ve te'akab-el-asarân ve kerrer-el-cedidân v'estakbel-el-ferkadân ve bellig ruhahü ve ervâhe ehl-i " beytihi minnet-tahiyyete ves-selâmü ve bârik ve sellim aleyhi kesiyren kesiyren kesiyrâ.
Ve sallallahu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ cemi'il-Enbiyâ'i ee se s ao
F. 21