Ara
Menü

Ârifî Fethullah Çelebi

Ârifî Fethullah Çelebi (ö. 969/1561-62), Kanûnî devrinde beş ciltlik minyatürlü Osmanlı şehnâmesini hazırlayan; evindeki saray atölyesinde hattat ve nakkaşları yöneten Farsça şair ve resmî tarihçidir.

Vefat
1562
Unvan
Kanûnî devrinin resmî şehnâmecisi, Farsça şair ve minyatürlü tarih projesi yöneticisi
Temalar
Osmanlı şehnâmeciliği, Kanûnî himayesi, Süleymânnâme, saray nakkaşhânesi, Farsça şiir, muamma, minyatürlü tarih

Kimliği ve adları

Osmanlı kaynaklarında Ârif, Ârifî ve Fethullah Çelebi adlarıyla anılan müellifin asıl adı Fethullah'tır. “Acemî” nisbesi İran coğrafyasından gelen ailesini gösterir; kesin doğum şehri bilinmez. Şirazlı veya Kazvinli olduğu yolundaki kayıtlar, Muhyî-i Gülşenî'nin aynı adı taşıyan babasıyla karışmış görünür. Bu sebeple kaynakların taşıyamadığı bir şehir, doğum yılı veya etnik kimlik üretilmemelidir.

Ailesi ve Kahire'deki Gülşenî çevresi

Babası Derviş Mehmed Çelebi İranlı bir devlet ve kalem adamıydı. İbrâhim Gülşenî'nin müridi olmuş, Kahire'de onun kızıyla evlenmişti; böylece Fethullah, İbrâhim Gülşenî'nin kız torunuydu. Kaynaklardaki “Acem baba, Arap anne” sözü coğrafi nisbet diliyle okunmalıdır. Annesinin Gülşenî'nin kızı oluşu, “Arap” ifadesini kesin etnik köken saymayı da engeller. Bu aile çevresi Fethullah için belgeli bir soy ve kültür bağıdır; kendisinin Gülşenî dervişi veya şeyhi olduğunu kanıtlamaz.

İstanbul'a geliş tarihinin tashihi

Eski anlatılarda Fethullah'ın 1547'de Safevî şehzadesi Elkas Mirza ile İstanbul'a geldiği söylenir. Arşiv belgesi bu rivayeti geçersiz kılar: 24 Şâban 952/31 Ekim 1545 tarihli ödeme kaydı onun o tarihte İstanbul'da bulunduğunu gösterir. Muhyî-i Gülşenî de 1546'da Haydar Ağa'nın evinde kendisiyle görüştüğünü bildirir. Babasının Elkas Mirza'ya elçi gönderilmesi ve Fethullah'ın bir süre şehzadenin nişancılığını yapması, geliş hikâyesinin sonradan Elkas'la birleştirilmesine yol açmış olmalıdır.

Kanûnî'nin himayesi ve resmî şehnâmecilik

Farsça kasideleriyle Kanûnî Sultan Süleyman'ın dikkatini çekti ve Osmanlı hanedanının tarihini Firdevsî üslubunda manzumlaştırmakla görevlendirildi. İlk günlük tahsisatı yirmi beş akçeydi. Eser yirmi veya otuz bin beyte ulaştığında ücretinin yetmiş akçeye yükseltildiği aktarılır. Böylece Ârifî, Osmanlı sarayında tam teşekküllü Farsça hanedan şehnâmesinin ilk büyük müellifi ve resmî şehnâmecilik kurumunun kurucu şahsiyetlerinden biri oldu.

Evindeki nakkaşhâne ve ortak üretim

Şehnâme yalnız bir şairin masa başında yazdığı metin değildi. Saray, Ârifî'nin evinde ayrı bir çalışma mekânı kurdu; hattat ve nakkaşlar burada metni temize çekiyor, sayfa düzenini ve minyatürleri hazırlıyordu. Kaynaklar beş sanatkârın görevlendirildiğini bildirir. Bu düzen, tarih yazımı, şiir, hat ve resmin aynı himaye programında birleştiğini; müellifin aynı zamanda geniş bir kitap üretim atölyesini yönettiğini gösterir.

Beş ciltlik Şehnâme-i Âl-i Osman

Ârifî tarihini beş cilt halinde tasarladı. İlk cilt yaratılış ve peygamberler tarihini, ikinci cilt Hz. Muhammed'in doğuşu ve İslâm'ın yükselişini, üçüncü cilt eski Türk devletleri ile Selçukluları, dördüncü cilt Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan önceki padişahları, beşinci cilt ise Kanûnî'nin 1520-1555 arasındaki saltanatını anlatıyordu. Toplam hacim kaynaklarda yaklaşık altmış bin beyit diye verilir; farklı katalog ve tezkirelerdeki sayılar uyuşmadığından bu rakam yaklaşık kabul edilmelidir.

Bugüne ulaşan ciltler

Külliyatın birinci ve beşinci ciltleri tam, dördüncü cildi son kısmı eksik biçimde günümüze ulaşmıştır. İkinci ciltten yalnız birkaç minyatür veya yaprak bilinmekte, üçüncü cilt kayıp sayılmaktadır. Bu parçalı durum, eserin içeriği hakkında sonraki bibliyografik özetleri doğrudan yazma nüshaların yerine koymamayı gerektirir.

Süleymânnâme ve minyatürlü tarih

Beşinci cilt Süleymânnâme adıyla tanınır ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine 1517'de korunur. Dört sütun halinde yazılmış, altmış dokuz minyatürle donatılmış nüsha Kanûnî devrinin seferlerini, kabullerini, saray ve ordu düzenini görsel bir tarih programına dönüştürür. Beyit sayısı kataloglarda yaklaşık otuz üç ile otuz altı bin arasında değişir. Eser bu sebeple yalnız edebî metin değil, XVI. yüzyıl Osmanlı siyaseti, töreni, mimarisi, kıyafeti ve kitap sanatları için birinci sınıf görsel kaynaktır.

Dil tercihi ve edebî çevresi

Ârifî Türkçe ve Farsçaya hâkimdi. Şehnâmesinde mümkün olduğunca Arapça kelimelerden kaçınarak Farsça söz varlığını öne çıkarmaya çalıştı. Âşık Çelebi'nin aktardığı reyhan-sepergam konuşması, bu dil hassasiyetinin tezkire hafızasındaki örneğidir. Eflâtûn-ı Şirvânî ve nakkaşbaşı Şahkulu ile rekabet anlatıları, büyük saray projesi çevresindeki mevki ve himaye mücadelesini gösterir; polemikler eser değerinin yerine geçirilmemelidir.

Şehzadeler mücadelesinin tarihi

Vekāyiʿ-i Sultan Bâyezid maʿa Selîm Han, Kanûnî'nin oğulları Bayezid ve Selim arasında 28 Mayıs 1559'da Konya yakınında yapılan mücadeleyi anlatır. Ârifî'nin son dönem üretimlerinden olan eser, saray tarihçisinin henüz sonuçları açık bir siyasî kriz karşısındaki konumunu gösterir. Metin, daha geniş hanedan şehnâmesinden ayrı bir eser olarak değerlendirilmelidir.

Fütûhât-ı Cemîle

İmzasız Fütûhât-ı Cemîle konu, üslup, müstensih ve minyatür özellikleri üzerinden Ârifî'ye güvenle nispet edilir. Peç'in 1543'te alınması, Lipva'nın 1551'de fethi, Tımışvar ve Eğri seferleri gibi Orta Avrupa hadiselerini işler. Bu eser, onun yalnız uzun hanedan tarihi değil, yakın askerî olaylar için de metin ve resim birlikte kullanan bir saray tarihçisi olduğunu gösterir.

Türkçe eseri ve kayıp kitapları

Hadım Süleyman Paşa'nın Hint seferi hakkında yaklaşık iki bin beyitlik Türkçe bir eser yazdığı, fakat nüshasının günümüze gelmediği bildirilir. Divanı, hayal ve temsil örgüsüyle anılan Sanemü'l-hayâl, at anatomisine dair olduğu belirtilen Feresü'l-hayâl, Risâle fi'l-muammâ ve bir naziresi de kayıp eserler arasındadır. Adları kaynaklarda geçse bile nüshaları görülmeyen bu kitapların içeriği tahminle doldurulmamalıdır.

Muamma, şiir ve saray sanatındaki yeri

Çağdaşları onu muamma çözme ve kurma mahareti, Farsça şiiri ve yeni hayaller bulmasıyla tanıtır. “Ârif” ve “Ârifî” mahlasları aynı edebî kimliğin varyantlarıdır. Şairliği, resmî görevinden bağımsız bir süs değil; tarih anlatısını ölçülü Farsça manzumeye, sahneleri de nakkaşların çalışabileceği görsel programa dönüştüren temel yetkinliğiydi.

Kahire'ye dönüşü, vefatı ve kabri

966/1558-59 dolayında sıla ve akraba ziyareti amacıyla Kahire'ye gittiği, üç yıl sonra 969/1561-62'de burada öldüğü kabul edilir. İbrâhim Gülşenî'nin hankahına bağlı hazîreye defnedildiği nakledilir. Kesin gün ve ay bilinmediği için yalnız hicrî yıl aralığı güvenlidir. İstanbul'daki saray kariyerinin Kahire'deki aile çevresinde son bulması, hayatının İran-Kahire-İstanbul-Kahire eksenini tamamlar.

Tarihçilik ve sanat tarihi bakımından mirası

Ârifî, Osmanlı geçmişini İran şehnâme geleneğinin diliyle yeniden kurarken onu saray nakkaşhânesinin görsel repertuvarıyla birleştirdi. Ardından gelen şehnâmeciler için metin, ücret, atölye ve minyatür düzeni bakımından kurumsal bir model bıraktı. Dosyası bu nedenle yalnız şair biyografisi değil; Osmanlı resmî tarihçiliği, Farsça edebiyat, kitap sanatı ve saray himayesinin kesiştiği bir üretim ağı olarak okunmalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZA12 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi12 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Acem” ve “Arap” kavim değil ülke adıdır

Nesebine dair yanlışın düzeltilmesi.

Metni gösterMetni daralt

Çağdaş kaynaklarda babası Derviş Mehmed Çelebi Acem, annesi ise Arap olarak gösterilir. Ancak “Acem'den geldim”, “Arap'tan geldim” ifadelerinde olduğu gibi buradaki Acem ve Arap kelimeleri kavim olarak değil birer ülke anlamında kullanılmıştır. Ayrıca, Arapça konuşulduğu için Mısır da Arabistan'a dahil edilmiş olmalıdır.

Kendisini Oğuz Ata'nın soyundan getirecek kadar Türklüğünü göstermeye çalışan şeyh İbrâhim Gülşenî'nin kızı olan annesinin de Arap olması mümkün değildir.

Çerçeve. Delil dolaylı ama sağlamdır: annesinin babası, yani dedesi, soyunu Oğuz Ata'ya bağlayan İbrâhim Gülşenî'dir. Kaynaklardaki “Arap” kaydı, ailenin Mısır'dan gelmiş olmasının yanlış okunmasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
BİYOGRAFİK KAYIT

Elkas Mirza ile gelmedi

İki belgeyle çürütülen iddia.

Metni gösterMetni daralt

Kaynaklarda “Elkas Mirza'nın nişancısı olmuştur” veya “oldu” ifadelerine bakılarak Ârifî'nin Elkas Mirza ile birlikte İstanbul'a geldiği ileri sürülürse de bu da doğru değildir.

Zira onun, Elkas Mirza'nın geldiği 1547 tarihinden önce İstanbul'da bulunduğunu gösteren kayıtlar vardır.

Muhyî-yi Gülşenî 1546 yılında, davetli bulunduğu, sonradan vezir de olan kapı ağası Haydar Ağa'nın evinde Ârif Çelebi'yi gördüğünü kaydetmektedir. Aynı şekilde 24 Şâban 952 (31 Ekim 1545) tarihli bir arşiv vesikasında da kendilerine para ödenenler arasında Ârifî'nin adı geçmektedir.

Çerçeve. Bir menkıbe kaydı ile bir maaş defteri aynı sonuca varmaktadır: 1545'te İstanbul'dadır. Nişancılık görevi Elkas Mirza'nın gelişinden sonradır, geliş sebebi değildir. Elkas Mirza, Şah Tahmasb'ın Osmanlı'ya sığınan kardeşidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yirmi beş akçeden yetmiş akçeye

Yazdıkça artan yevmiye.

Metni gösterMetni daralt

25 akçe ile şehnâme yazma görevine başlayan Ârifî Çelebi'nin günlüğü, eserinin 20 veya 30.000 beyti tamamlanınca 70 akçeye çıkarıldı ve yazılanları resimlendirmek için de evinde bir minyatür atölyesi (nakkaşhâne) kuruldu; burada çalışmak üzere nakkaşlar tayin edildi.

Bölüm bölüm yazarak hükümdara gönderdiğinde bol ihsana da kavuşmuştur.

Çerçeve. Şairin evinde devlet eliyle bir nakkaşhâne kurulması, Osmanlı saray sanatında nâdir bir uygulamadır: metin ile resim aynı çatı altında üretilmiştir. Süleymânnâme'nin altmış dokuz minyatürü bu atölyenin mahsulüdür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
BİYOGRAFİK KAYIT

Halefinin ve nakkaşbaşının kıskançlığı

Sonuç vermeyen şikâyet.

Metni gösterMetni daralt

Ârifî, başta, sonradan halefi olacak Eflâtûn-i Şirvânî olmak üzere Nakkaşbaşı Şahkulu tarafından kıskanıldı ve hükümdara kötü bir şair olarak tanıtılmaya çalışıldı ise de bir sonuç elde edilemedi.

Çünkü Âşık Çelebi'nin de dediği gibi, bu 60.000 beytin 10.000 hatta 20.000 beyti kötü de olsa geri kalan 50.000 veya 40.000 beyit Ârifî'nin iyi bir sanatkâr olduğunu göstermeye kâfidir.

Çerçeve. Âşık Çelebi'nin savunması aslında yarı yarıya bir tenkittir: eserin üçte birinin kötü olabileceğini kabul eder. Kıskananlardan biri kendi resimlerini yapan nakkaşbaşı, diğeri onun yerine geçecek olan şairdir — atölye içinden gelen bir rekabettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
BİYOGRAFİK KAYIT

Arapça kelimeden kaçınmak

Bir üslûp tercihi.

Metni gösterMetni daralt

Ârifî'nin, şehnâmesini yazarken özellikle Arapça kelimeler kullanmamaya dikkat ettiği de görülmektedir.

Nitekim Âşık Çelebi'ye okuduğu 2000 beyitlik bir kısımda sadece birkaç Arapça kelimenin bulunması da bunu göstermektedir.

Çerçeve. Tercih tesadüf değildir: şehnâme türünün ölçüsü Firdevsî'nin Şâhnâme'sidir ve Firdevsî de Arapça kelimeden kaçınmasıyla tanınır. Ârifî, Osmanlı hânedanını anlatırken türün kurucu üslûbuna sadık kalmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sıla için gidip dönmemek

II. Selim devrinde gözden düşüş.

Metni gösterMetni daralt

Muhtemelen II. Selim'den babası Kanûnî'den gördüğü ilgiyi görmeyen Ârifî'nin 966'da (1558-59) sıla için Mısır'a gittiği ve üç yıl sonra orada öldüğü anlaşılmaktadır.

Çerçeve. Kaynak tarih kaydında ihtiyatlıdır: “muhtemelen” ve “anlaşılmaktadır”. Kanûnî 1566'da öldüğüne göre 1558'de II. Selim henüz tahtta değildir; ilgisizlik, şehzâde iken kurulan ilişkiye bakıyor olmalıdır. Şehnâmecilik görevi ise halefi Eflâtûn-i Şirvânî'ye geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Şehnâme-i Âl-i Osmân

Beş ciltlik manzum hânedan tarihi.

Metni gösterMetni daralt

Beş cilt olarak planlanan ve hepsi de son derecede güzel minyatürlerle süslenen eserdir; 60.000 beyit tuttuğundan söz edilir.

Bugün elde bulunanlar: I ve V. ciltlerin tamamı, son bölümü eksik IV. cilt ve II. ciltten birkaç minyatür; III. cilt bütünüyle kaybolmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
ESER / METİN

Vekāyi'-i Sultân Bâyezîd ma'a Selîm Hân

Şehzadeler savaşının manzum kaydı.

Metni gösterMetni daralt

20 Şâban 966'da (28 Mayıs 1559) II. Selim ile kardeşi Bayezid arasındaki savaştan bahseder; Şehnâme ile aynı vezin ve dilde yazılmıştır.

Bir nüshası Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi'nde (Muzaffer Ozak koleksiyonu, nr. 84), bir diğeri Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir (Revan Köşkü, nr. 1540).

Çerçeve. Konya savaşı, Kanûnî'nin iki oğlu arasındaki taht mücadelesidir; Bayezid sonradan İran'a kaçıp idam edilecektir. Ârifî'nin eseri, olayın hemen ardından yazılmış resmî anlatımdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
ESER / METİN

Fütûhât-ı Cemîle

Adı sonradan konmuş bir eser.

Metni gösterMetni daralt

Vezir Sokullu Mehmed ve Ahmed paşaların 1543'te Peç, 1551'de Lipva, 1552'de Tımışvar ve Eğri kalelerinin fetih ve kuşatmalarından bahseder.

Eserin adı, bundan bahseden müellifler tarafından cümle içinde geçen “fütûhât-ı cemîle” terkibinden alınmıştır. Bu eserde Ârifî'nin adı herhangi bir şekilde geçmemektedir.

Ancak kitabın konusunun “Süleymânnâme”nin ilgili bölümü ile benzerliği ve bunun da “Süleymânnâme”yi süsleyen Ebû Türâb el-Hasan el-Hüseynî tarafından resimlenmiş olması, Fütûhât-ı Cemîle'nin de Ârifî'ye ait olduğu hususunda herhangi bir şüpheye yer bırakmamaktadır. Bilinen tek nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir (Hazine, nr. 1592).

Çerçeve. Aidiyet, metinden değil nakkaştan ispat edilmiştir — aynı ressamın elinden çıkması, aynı atölyenin ürünü olduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
ESER / METİN

Kaybolan eserleri

Sanemü'l-hayâl'den Hint Seferi'ne.

Metni gösterMetni daralt

Ârifî'nin destanî nitelikteki bu eserleri dışında, daha çok edebiyatla ilgili, Âşık Çelebi'ye göre Hâkānî'ye, Âlî'ye göre ise İmam Râzî'nin bir kasidesine nazîresi; insanın organları ile ilgili Sanemü'l-hayâl, atın organları ile ilgili Feresü'l-hayâl adlarında iki manzumesi ve muamma sanatına dair Risâle fi'l-mu'ammâ adlı bir eseri daha vardır.

Ancak hepsinin de Farsça olması muhtemel olan bu eserlerin hiçbiri günümüze kadar ulaşmamıştır.

Farsça kadar Türkçe ile de kolay şiir yazan Ârifî'nin, Kanûnî dönemi kumandanlarından Hadım Süleyman Paşa'nın Hint Seferi'ni anlatan 2000 beyitlik bir eser daha kaleme aldığı rivayet edilmekteyse de bu eser günümüze kadar gelmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şehnâmecilik

Sarayda resmî tarih yazıcılığı.

Metni gösterMetni daralt

Şehnâmecilik, Osmanlı sarayında hânedanın tarihini Firdevsî'nin Şâhnâme'si tarzında manzum olarak yazmakla görevli resmî kadrodur.

Ârifî Çelebi, şimdilik, Osmanlılar hakkında tam bir Farsça şehnâme yazan şair olarak gözükmektedir.

Daha önce Fâtih Sultan Mehmed tarafından bu işi yapmakla görevlendirilen Şehdî, ömrü vefa etmediği için Farsça şehnâmesinden ancak 4000 beyitlik bir bölümü tamamlayabilmişti.

Çerçeve. Kurum Ârifî ile fiilen başlamış, Eflâtûn-i Şirvânî, Seyyid Lokman ve Tâlikîzâde ile sürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
KAVRAM

Beş cilde bölünmüş bir dünya tarihi

Peygamberlerden Kanûnî'ye.

Metni gösterMetni daralt

I. cildi peygamberlere, II. cildi İslâmiyet'in doğuşuna, III. cildi eski Türk devletleri ve Selçuklular'a, IV. cildi Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna, V. cildi ise Kanûnî döneminin bir kısmına (1520-1555) ayrılmıştır.

Çerçeve. Tasarım bir hânedan tarihi değil, hânedanı insanlık tarihinin sonuna yerleştiren bir şemadır: yaratılıştan Kanûnî'ye uzanan tek bir çizgi. Osmanlı meşruiyet anlayışının en açık edebî ifadelerindendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
KAVRAM

Kaybolan III. cilt

Külliyattan geriye kalanlar.

Metni gösterMetni daralt

Bunlardan günümüze I ve V. ciltlerin tamamı, diğerlerinden sadece son bölümü eksik IV. ile II. ciltten birkaç minyatür gelebilmiş, III. cilt ise bütünüyle kaybolmuştur.

Çerçeve. Kaybolan cilt, eski Türk devletleri ve Selçuklular'a ayrılan bölümdür — Osmanlı'nın kendi Türk geçmişini nasıl anlattığını gösterecek olan tek metin. Kaybın en çok hissedildiği yer burasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
KAVRAM

Süleymânnâme

Külliyatın en büyük cildi.

Metni gösterMetni daralt

60.000 beyit tuttuğundan söz edilen Şehnâme'nin en büyük bölümünü (yaklaşık 36.000 beyit) “Süleymânnâme” adını taşıyan V. cilt oluşturmaktadır.

On beşer satırlık dört sütun halinde güzel bir nesta'likle yazılmış ve altmış dokuz minyatürle süslenmiş olan bu eser Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Hazine, nr. 1517).

Çerçeve. Altmış dokuz minyatürüyle Süleymânnâme, XVI. yüzyıl Osmanlı minyatür sanatının temel eserlerinden sayılır; bugün Ârifî'nin adı metninden çok bu resimlerle anılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.
KAVRAM

Gülşenî torunu bir saray şairi

Tekke ile saray arasında.

Metni gösterMetni daralt

Annesi, Gülşeniyye'nin pîri İbrâhim Gülşenî'nin kızıdır; hakkındaki en erken şahitlik de bir Gülşenî kaynağından, Muhyî-yi Gülşenî'nin Menâkıb'ından gelir.

Çerçeve. İbrâhim Gülşenî, Yavuz Sultan Selim devrinde Mısır'dan İstanbul'a çağrılmış, çevresi devletle gerilimli ilişkiler yaşamıştı. Bir kuşak sonra torunu Kanûnî'nin resmî şehnâmecisi olmuştur — tekke ile saray arasındaki mesafenin bir nesilde ne kadar değişebildiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ârifî Fethullah Çelebi”, c. 3.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeTopkapı SarayıKanûnî tarafından şehnâme yazmakla görevlendirildiği saray; Süleymânnâme (Hazine, nr. 1517), Vekāyi'-i Sultân Bâyezîd (Revan Köşkü, nr. 1540) ve Fütûhât-ı Cemîle (Hazine, nr. 1592) bugün buradaki kütüphanededir.Kahire · MısırKahire966'da (1558-59) sıla için gittiği ve üç yıl sonra vefat ettiği ülke merkezi; dedesi İbrâhim Gülşenî'nin âsitânesi de buradadır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.İstanbul · Türkiyeİstanbul1545 tarihli arşiv kaydına göre bulunduğu, kasideleriyle Kanûnî'nin dikkatini çektiği ve evinde minyatür atölyesi kurulan şehir. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.Tebriz · İranTebrizBabası Derviş Mehmed Çelebi'nin İbrâhim Gülşenî'nin kızıyla evlenmiş olabileceği iki yerden biri; kesin kayıt yoktur. Ayrıca babasının elçi olarak gönderildiği Elkas Mirza'nın çevresidir. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.Konya · TürkiyeKonya (Şehzadeler savaşı)20 Şâban 966'da (28 Mayıs 1559) II. Selim ile kardeşi Bayezid arasında geçen ve Vekāyi'-i Sultân Bâyezîd'e konu olan savaşın bölgesi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.Timișoara · RomanyaTımışvarFütûhât-ı Cemîle'de anlatılan 1552 fethinin yeri; Peç, Lipva ve Eğri ile birlikte Sokullu Mehmed ve Ahmed paşaların seferlerine ayrılmıştır. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.Eger · MacaristanEğriFütûhât-ı Cemîle'de kuşatması anlatılan kalelerden. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.