Ara
Menü

Sayfalar 212–217

1.685 kelime

Envârü’l-Kulûb I · kaynak sayfaları 212–217

rına vesile olursun. Onların işleyecekleri sevaba karşılık, alacakları sevabın aynı sana da bahş ve ihsan buyuruur.

Namaz ve oruç, islâmın rükünlerindendir. Kıldığın namazların da, seni Hakka yaklaştırdığıı elbette duymuş ve öğrenmişsindir. Onun için namaza MU'MİNİN MÎRÂCI denildiğini de tabiatiyle bilirsin. Orucun fazilet ve ehemmiyeti ise âşikârdır. Şimdi, beni iyi dinle:

Bir insanın yedi bin yıl yaşaması, mümkün müdür? Elbet değildir; öyle ise Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretleri, Habib-i edibi vasıtasıyla bildiriyor. Hangi Müslüman, bir Müslüman kardeşinin meşrû bir işini bitirir, bir ihtyacını giderirse, Mevlâyı müte'al kendisine yedi bin yıl gündüzleri oruç tutmuş ve gecelerı namaz kılmışcasına sevap banş ve ihsan buyuracaktır. Allah aşkına söyle bana! Böyle bir fırsat kaçırılır mı?

Evet, namaz mü'minlerin mi'râcıdır ve mi'râc ise yükselmektir. Onun için hepimiz namaza devam ediyor ve namazlarımızı mümkün olduğu kadar cemaatle kılmaga gayret ediyoruz. Çünkü, biliyoruz ki kıyamet günü mü'minlerin verecekleri ilk hesap namaz ve Allahu tâlâ'nın ilk sorusu da yine namaz olacaktır. Severek ve isteyerek erkân ve âdabına dikkat ve riayet ederek, Rabbimizin bize en büyük ve en yüce bir ni'meti olduğunu bilerek kılınan namaz, Hak katında o derece sevgilidir ki, Allahu teâlâ yalnız başına namaz kılan kula cemaat sevabı bahş ve ihsan buyurmak için meleklere o musalliye iktida eylemelerini emr-ü ferman eyler:

Onunla rütbe-i ulyâya tez erer kişi, Ehl-i iymanın muhakkak bil ki, mi'râcı namaz..

Melekler, niyazda bulunurlar:

- Yâ Rab! Bizler mâ'sumuz. Oysa, kendisine iktida etmemizi emr-ü ferman buyurduğun kulun ise günahkardır.

Mâ'sumun günahkâra iktida eylemesi caiz olur mu?

Hitab-1 izzet şeref-sadir olur:

— O kulum namaza durur durmaz, üzerindeki günahları kaldırın. O da sizler gibi günahsız ve mâ'sum olsun.

Namaza başlayan mü'minin günahları kaldırılır ve mâ'sum olur. Namazı böylelikle kılarlar. Bitirince, melekler yine niyazda bulunurlar:

— Yâ Rab! Bu kulunun günahlarını iade edelim mi?

Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri buyurur:

— Affettigim ve üzerinden kaldırdığım günahları kendisine iade etmek, zât-ı ülühiyyetime yakışmaz.

Ol Hüdâ'nı kullarına ulu ihsanı namaz, Menzil-i â'lâya çün ref'eyler insanı namaz..

Buna binaen, Resül-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, namazı bir nehre teşbih buyurmuşlar ve: (Bir kimsenin kapısının önünden bir akar su geçse ve o kimse o temiz suda günde beş kerre yıkansa, kendisinde hiçbir kirlilik ve pislik kalmayacağı gibi, günde beş vakit namaz kılmak da insanı öyle arındırır. Namaz kılanlarda günah ve isyan kalmaz.

Suyun bütün kirleri ve pislikleri temizlemesi gibi, namaz da insanın suçlarını ve günahlarını paklar, vecizesiyle namazın ehemmiyet ve faziletini açıklamışlardır. Ancak, namaz kıldığı halde kötülüklerden vazgeçemeyen, ahlâkını düzeltip temizlemeyenler de o namazlarının sevabını kaybederler ve yorgunlukları da yanlarına kâr kalır. Cenab-1 Erham-er-Rahimiyn, cümlemizi böyle olanlardan eylemesin ve kıldıgı namazın ehemmiyet ve faziletini idrak eden, namazın zevkine ve hazzına varan, hakkıyle namaz kılan kulları zümresine bizleri de ilhak buyursun..

Evet, namazdan zevk alanların hallerine hiç dikkat ettiniz mi? Ehl-i aşk, huzura doyamıyor. Ama ne yazık ki, bazıları da imam biraz Kur'an-ı kerim kıraatini uzatarak gecikti diye ağızlarına geleni söylüyorlar. Bu kulaklar neler duyuyor neler! Hepimiz rastlamışızdır, ramazan-ı şeriflerde bir kısım jet imamlar türedi. Hak rizasından ziyade şeytan iğvâsına kapılan bu zevat, halkın ve nefislerinin hoşuna gittigi için yıldırım gibi namaz kıldırıyorlar. Kıldırdıkları namazın ne tarzina, ne vâcibine, ne sünnetine, ne müstehabina, ne âdabına dikkat ve riayet etmiyorlar. Namazı kimin için kıldıklarını ve kıldırdıklarını tamamiyle unutarak, hâşâ sümme hâşâ Hakkın en büyük lûtüf ve ihsanı olan ibadetle alay edercesine kıyama, rükû'a, secdeye, hâsılı tâ'dil-i erkâna riayet etmeden yarım yamalak kıldırdıkları teravih namazını on beş dakikada bitirmekle övünüyor ve böbürleniyorlar. Bir kısım cahiller ve gafiller de, bu sür'atlerinden ötürü onları yere göğe sığdıramıyor, gezip yürüdükleri yerlerde medhü senâ ediyorlar. Sanki JET İMAMLIK büyük bir mâ'rifet imiş gibi şohretleri ilden ile, dilden dile gezip dolaşıyor, hatta gazetelerde isimleri ve resimleri bile çıkıyor. Bu zavallılar düşüne-

miyorlar ve kıyamet günü bütün bu insanların aleyhlerinde şahitlik edecegini bile akıllarına getiremiyorlar. Ne büyük gaflet ya Rabbi!..

Halbuki, yarın kıyamet gününde bu kabil jet imamlara uyup namaz kılanlar ve bu jet imamların yıldırım gibi namaz kıldırdığına memnun olanlar, Rabbimizin bu en büyük ve yüce lûtuf ve ni'metini nasıl bir gafletle kaybettiklerini anlayacaklar ve kendilerine hudû ve huşû tattırmadan namaz kıldıran jet imamdan davacı olacaklar ama, ne fayda!. Çünkü, kıymet ve ehemmiyetini bilmeden kılınan namazlar kirli paçavralar gibi sahiplerinin yüzlerine fırlatılacak ve:

— Yerlerin ve göklerin, bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen âlemlerin Rabbine kıldığın namaz bu mudur?

Allahu sübhanehu ve teâlâ'nın namaza ihtiyacı yoktu. Rabbinin sana bahşettiği ni'metlerin şükrünü böyle mi yerine getirecektin? denilecek ve eger affı ilâhi erişmezse, böyle namaz kılanlar nâra sevk edilecektir.

Tekrar ediyorum: Ehl-i aşk, namazdaki huzura doyamazlar. Islâm tarihinde, bir rekâtta Kur'an-1 azimi hatmedenler vardır. Isimlerini teberruken sunacağım dört büyük zat, bir rekâtta hatm-i Kur'an eden ecille-i ümmettendir. Bu zevat-1 ali-kadr, ancak bilinen ve tanınan yüce kişilerdir. Oysa, kulların bilmediği ve Allahu azim-üş-şânın bildiği ve fakat kullarına bildirmediği daha nice er kişiler vardır ki, bir rekâtta Kur'an-ı kerimi hatmetmişlerdir. Esasen, bu muhterem zevatın bilinmesi de, ümmet-i Muhammed arasında böylelerinin de bulunduğunu göstermek içindir.

Bir rekâtta, hatm-i Kur'an eden ümmetin büyükleri şu zevat-ı alişandır:

I) Hulefây-ı râşidiynden ve Resûl-ü zişânın iki kerime-i duhter pakizelerini taht-ı nikâhına almak şerefine nail olarak IKI NUR SAHIBI anlamına gelen ZIN-NUREYN mahlâsına hak kazanan, Kur'an-1 azimi cem'ederek üç nüsha yazdıran Damad-ı Peygamberi ve şehid-i mazlûm Osman ibn-i Affân radıyallahu teâlâ anh efendimizdir.

II) Yine ümmetin ileri gelenlerinden Temimdari radıyallahu anh efendimizdir.

III) Tabi'iynden Said ibn-i Cübeyr hazretleridir ki, Haccâc-1 zalim tarafından Medine-i münevverede mazlûmen şehid ettirilmiştir. Şehadetinden sonra üç gece Haccâc-1 zalime rü'yâsında görünerek onun gırtlağına sarılmış ve filhal üçüncü gece Haccâc'ı boğmuştur.

IV) Hanefi mezhebinin kurucusu Imam-1 â'zam Ebû - Hanife Nu'mân ibn-i Sabit rahimehümullah hazretleridir.

HİKÂYE Sırası gelmişken, Imam-ı â'zam rahimehümullah hazretlerinin bir menkıbelerini anlatmadan geçemeyecegim:

Imam-ı â'zam hazretleri, fıkıh ilmini tahsil etmek için üstad-i ekremi Hammâd rahimehümullah hazretlerinin huzurlarına girmişti. Yeni talebesinin akıl ve dirayetini, zekâ ve fetanetini bir bakışta anlayan üstad, talebesine şöyle buyurdu:

— Oglum! Cidden ilim ve kemal sahibi olmak arzusunda isen, hergün üç ilmi mes'eleyi öğrenmeğe ve ezberlemeğe çalış.

Imam-ı â'zam, üstadının bu tavsiyesine uydu ve filhakika kısa bir süre içinde cidden ve hakikaten ilim ve kemal sahibi oldu.

Ben de âcizane tavsiye ediyorum: Ömr-ü azizimizi boşuna çürütüp hevaya vermeyelim. Hergün, en az üç mes'ele öğrenelim. Bu üç mes'ele dünyamıza veya âhiretimize yararlı olsun.

Hem dünyamıza, hem de âhiretimize yararlı olacak mes'elelerin başında ise, konumuz olan namaz geliyor. Bugün, ortalama bir insan ömrü 60 - 70 yıldır. Istisnâlar kaideyi değiştirmez. Bu 60 - 70 yıl içinde kılabileceğimiz namazlar ise, belli ve belirlidir. Oysa, yukarıda sözünü ettiğimiz gibi, hangi Müslüman bir Müslüman kardeşinin meşrû bir işini bitirir veya bir ihtiyacını giderirse, Allahu teâlâ kendisine yedi bin yıl gündüzleri oruç tutmuş ve geceleri sabahlara kadar namaz kılmışcasına sevap bahş ve ihsan buyurur. Bu müjdeyi öğrenmen ve ögretmen, hem dünyan hem de âhiretin için ne kadar yararlıdır, bunu senin akıl ve irfanına bırakıyorum.

Hz. Imam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimiz:

— Ben, hayvana, binerken bir ayağımı üzengiye geçirip, diğerini de geçirinceye kadar bir hatm-i Kur'an ederim, buyurmuşlardır.

Bizlerin ise, namazlarda Bakara sûre-i celilesini dinlemeğe bile tahammülümüz yoktur. Kıldığımız namazlardaki ilâhî iltifatlardan haberimiz olmadığından:

— Efendim, teravih namazının çabuk kılınması çok se-

vapmış! gibi bir bahane de uydurup işin içinden çıkmağa çaışıyoruz.

Ortada bir sevap var ama, senin benim anladıgım çabuklukta degil! Her rekâtında bir Fatiha-i celile ile uzunca bir âyet veya kısa bir sûre, rükû'unda üç kerre SÜBHANE RABBIYEL AZIM diyecek kadar durmak kavmesinde, yani rükûdan doğrulduğunda bir kerre SÜBHANALLAH diyecek kadar eylenmek, iki secdesinde üçer kerre SUBHANE RAB- BIYEL A'LA, celsede, yani iki secde arasında bir kerre SUB- HANALLAH diyecek kadar durmak, teşehhüdde yani ikinci rekâtta oturulduğu zaman TAHİYYAT ve SALAVAT okuyacak kadar oturmak gerekir. Yoksa, aç tavuk yem toplar gibi yatıp kalkmayı, namaz değil, ibadet saymak dahi caiz görülmemiştir. Böylesine yatıp kalkarak çabuk teravih namazı kılacağına, hiç kılmaman belki de senin hakkında daha hayırlı olur. Elinde fırsat ve imkân varken, kıymet ve ehemmiyetini takdir ederek hakkıyle namaz kılmağa çalış ki, sonradan çabuk kılmakla öğündüğün namazından dolayı mahzun olmayasın.

Aklın senin ger var ise, Bin can ile kul ola gör, Ger Hakka meylin var ise, Mevlâ rizasın bula gör!..

Namaz, tek ve gerçek dostun olan Hâlikin ile sohbettir.

Allahu teâlâ'yı sevdiğini söyleyen, dostunun sohbetinden usanır ve kaçar mı? Rabbini tanıyan, ona iyman eden, ona muhabbet besleyenin mi'râcıdır namaz.. Süleyman Çelebi hazretleri ne güzel buyurmuştur:

Sen ki, mirâc eyleyip ettin niyaz;

Ümmetin mirâcını kıldım namaz..

Insan, sevdiğinin yanından çabuk ayrılmamak için bahaneler icad eder. Hak sohbetinden usanan ve kaçan kişi, nasıl olur da Allahu teâlâya dost olduğunu iddia edebilir? Zikirlerin en yücesi ve efdali namaz zikridir. İyi düşün, biraz aklını kullan: Namazda her uzvumuz Hakkı zikreder. Dil Kur'an, tesbih ve tekbir okur. Uzuvlarımızın zâhiri ve bâtını ibadettedir. Göz secde yerine, akıl huzurda durdugunu ve birgün

bütün mahlükatın da böyle el-pençe huzur-u ilâhîde duracağını düşünür. Allah dostları, Allahu tâlâ'nın likasından, Allah'a rücudan, Allah'a ibadetten kaçınmaz.

HİKÂYE Hz. İbrahim aleyhisselâm, hal-i i'tizarda idi. Ölümle karşı karşıya geldiğini biliyordu. O mühim ânda dahi, Hakka naz ve halkı irşâd için niyazda bulundu:

— Yâ Rab! Dost dostun, seven sevdiğinin ruhunu kabzeder mi?

Hitab-ı izzet şeref-sadir oldu:

— Ey Halilim! Dostuna vuslât ve mülâkatı arzu etmeyen bir dost gördün mü!

Hz. Ibrahim Halilullah, bu tebşiratı duyunca yalvardı:

— Yâ Rab! Şu ânda ruhumu kabzeyle, vuslât ve mülâkatına hemen nail olayım, dedi ve ruhunu Hakka teslim eyledi.

Aşk ile geldi vücuda KÜNTÜ KENZin cevheri, Aşk ile erdi kemale Enbiyâ-vü Evliyâ..

Namaz, Allahu azim-üş-şâna vuslâttır. Mü'minler için ölüm de vuslâta vesiledir. Cânı canâna, âşıkı mâ'şukuna ölüm eriştirir. Kâmil mü'minler bunun için ölümden korkmazlar.

Zira; âşıklar ölmezler, olurlar. Ölüm, yok olmak demek degildir. Olüm, zâ'ikadır, yani tatmaktır. Onun için kâfir ve zâlimlere pek acı, âşık ve sadık mü'minlere ise gayet tatlıdır.

Çünkü, mü'minlerin, âşık ve sâdıkların âhiretleri elbette dünyalarından mâ'murdur. Onlar için âhiret, dünyadan daha hayırlıdır. Iki kanadı bulunan ve uçmaga kudreti olan kuş, kafesinden çıkarak uçmaktan çekinir mi? Kafes, bu dünya âlemidir. Kuş ise salih, kâmil ve âşık mü'mindir. Kanatlar da, âşık ve salih mü'minlerin zâhir ve bâtın ilimleri, ibadetleri ve ihlâslarıdır. Kanatları olmayan veya kanatları bulunduğu halde uçmaya güçleri yetmeyen kuşlar, kafeslerinden çıktıkları takdirde mutlâka helâk olacaklarını bildiklerinden, o kafesin parmaklıkları arasından başlarını dışarı uzatmağa korkarlar.

Netekim, ölümden korkanlar ve ölümü gayet kerih ve çirkin görenler de, iyman ve ibadetten yoksun olan kimselerdir. Can kuşu, ten kafesinden çıkınca, eger kanatları yoksa uçup yük-