Ara
Menü
ذ

Miraç

مرآت

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-811
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
277
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p></p><ol><li>Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bahseder (İFM 11:356). Bundan sonra büyük süfilerin çoğuna dair miraç olayı anlatılır. Mirac genelikle ruhun yükselişi ve manevi yolculuk şeklinde tasvir edilir. Buna uruç-hubüt, suüd-nüzul, yani çıkış-iniş denir. Hz. Âdem yeryüzüne indirilmiş (hubüt-ı Adem), Hz. Peygamber göklere çıkarılmıştır (miraç). Bütün müminler namaz kılarken bu ruhani ve manevi miraçtan nasip alırlar. Zira kulun Allah’a en yakın olduğu an, secdede bulunduğu zamandır. “Namaz müminin miracıdır (İFM 11:356; ATE 202; 1A; AT 40, 163, 179). Sen ki mir'rac eyleyip ettin niyaz Ümmetin mi'racını kıldım namaz 5. Çelebi _</li><li>Çelebi _</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6484
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
277
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p></p><ol><li>Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bahseder (İFM 11:356). Bundan sonra büyük süfilerin çoğuna dair miraç olayı anlatılır. Mirac genelikle ruhun yükselişi ve manevi yolculuk şeklinde tasvir edilir. Buna uruç-hubüt, suüd-nüzul, yani çıkış-iniş denir. Hz. Âdem yeryüzüne indirilmiş (hubüt-ı Adem), Hz. Peygamber göklere çıkarılmıştır (miraç). Bütün müminler namaz kılarken bu ruhani ve manevi miraçtan nasip alırlar. Zira kulun Allah’a en yakın olduğu an, secdede bulunduğu zamandır. “Namaz müminin miracıdır (İFM 11:356; ATE 202; 1A; AT 40, 163, 179). Sen ki mir'rac eyleyip ettin niyaz Ümmetin mi'racını kıldım namaz 5. Çelebi _</li><li>Çelebi _</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-8312
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1. Merdiven.</p><p>Resûlullah efendimiz, Mekke şehrinden, Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya geldikleri zaman, peygamberlerin rûhları, insan şekillerinde orada hazır bulundu. Bir anda Kudüs'ten yedinci göke kadar, bilinmeyen bir mîrâc ile çıkarıldı. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)</p><p>2.Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem elli iki yaşında uyanık iken, beden ile, hicretten altı ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi, Mekke-i mükerremede Mescid-i Harâm'dan Kudüs'e ve oradan göklere ve bilinmeyen yerlere götürülüp, getirilmesi.</p><p>Mi'râc gecesi bir cemâate uğradım. Önlerine nefis yemekler koymuşlar. Bir yanda da leş duruyor. O nefis yemekleri bırakmış, leş yiyorlardı. &quot;Bunlar kimlerdir?&quot; dedim. Cebrâil aleyhisselâm; &quot;Bunlar, helâli terk edip, harama meyl eden erkek ve kadınlardır. Helâl malları varken, haram yiyen kimselerdir&quot; dedi. (Hadîs-i şerîf-Meâric-ün-Nübüvve)</p><p>Mi'râca götürüldüğüm gece, Cennet'te bir seviyeden yüksek yapılmış köşkler gördüm. Dedim ki: &quot;Yâ Cebrâil! Bunlar kimin içindir?&quot; Buyurdu ki: &quot;Öfkesini yutanlar ve insanları affedenler içindir. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)</p><p>Mi'râc gecesi, çok fecî ve elîm bir şekilde kendi kendilerine azâb eden bir takım insanlar gördüm. Cebrâil aleyhisselâma sordum ki: &quot;Yâ Cebrâil! Bunların günâhı nedir? Niçin böyle kendi kendilerine azâb ederler?&quot; Cebrâil aleyhisselâm dedi ki: &quot;Bunlar, başkalarının ayblarını (kusûrlarını) açığa çıkaranlardır. (Hadîs-i şerîf-Meâric-ün-Nübüvve)</p><p>Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâma olan ihsânlarının en şereflilerinden biri de, O'na mi'râc mûcizesini vermesidir. Bu mûcizeyi O'ndan başka hiçbir peygambere vermemiştir. Resûlullah'ın Mekke'den Mescid-i Aksâ'ya götürüldüğü, Kur'ân-ı kerîmde İsrâ sûresinin birinci âyet-i kerîmesinde açıkça bildiriliyor (mi'râcın bu kısmına isrâ' denir). Buna inanmıyan kâfir olur. Mescid-i Aksâ'dan göğe çıkarıldığını meşhûr hadîsler haber veriyor. Buna inanmıyan ise, bid'at ehli, sapık ve fâsık (günahkar) olur. Mîrâcın uyanık iken ve cesed ile olduğunu, Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiînin ve hadîs âlimlerinin ve fıkıh âlimlerinin ve kelâm</p><p>âlimlerinin çoğunluğu haber vermişlerdir. Böyle olduğunu sahîh hadîsler bildirmektedir. Mi'râc çok defâ olmuştu. Bunlardan biri uyanık iken ve cesed ile idi. Ötekiler yalnız rûh ile idi. Âişe (r.anhâ) rüyâda rûh ile olan mi'râclardan birini haber vermektedir. Onun bu haberi, uyanık iken cesed ile olan mi'râcın yok olduğunu göstermez. (Abdülhak Dehlevî, İsmâil Hakkı Bursevî, Muhammed Behâüddîn)</p><p>Beş vakit namaz mi'râc gecesi farz oldu. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, mi'râcda cennetleri ve cehennemleri ve Allahü teâlâyı gördü. Yalnız bu görmesi, dünyâ görmesi ile değil, âhiret görmesi ile oldu. Çünkü o gece zaman ve mekân çevresinden dışarı çıktı. Bu görmeğe dünyâda gördü demek, mecâz olarak denilmiştir. Dünyâdan gidip gördüğü ve yine bu dünyâya geldiği için böyle denilmiştir. (İmâm-ı Rabbânî)</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

مرآت

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

  1. Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bahseder (İFM 11:356). Bundan sonra büyük süfilerin çoğuna dair miraç olayı anlatılır. Mirac genelikle ruhun yükselişi ve manevi yolculuk şeklinde tasvir edilir. Buna uruç-hubüt, suüd-nüzul, yani çıkış-iniş denir. Hz. Âdem yeryüzüne indirilmiş (hubüt-ı Adem), Hz. Peygamber göklere çıkarılmıştır (miraç). Bütün müminler namaz kılarken bu ruhani ve manevi miraçtan nasip alırlar. Zira kulun Allah’a en yakın olduğu an, secdede bulunduğu zamandır. “Namaz müminin miracıdır (İFM 11:356; ATE 202; 1A; AT 40, 163, 179). Sen ki mir'rac eyleyip ettin niyaz Ümmetin mi'racını kıldım namaz 5. Çelebi _
  2. Çelebi _

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Merdiven.

Resûlullah efendimiz, Mekke şehrinden, Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya geldikleri zaman, peygamberlerin rûhları, insan şekillerinde orada hazır bulundu. Bir anda Kudüs'ten yedinci göke kadar, bilinmeyen bir mîrâc ile çıkarıldı. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

2.Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem elli iki yaşında uyanık iken, beden ile, hicretten altı ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi, Mekke-i mükerremede Mescid-i Harâm'dan Kudüs'e ve oradan göklere ve bilinmeyen yerlere götürülüp, getirilmesi.

Mi'râc gecesi bir cemâate uğradım. Önlerine nefis yemekler koymuşlar. Bir yanda da leş duruyor. O nefis yemekleri bırakmış, leş yiyorlardı. "Bunlar kimlerdir?" dedim. Cebrâil aleyhisselâm; "Bunlar, helâli terk edip, harama meyl eden erkek ve kadınlardır. Helâl malları varken, haram yiyen kimselerdir" dedi. (Hadîs-i şerîf-Meâric-ün-Nübüvve)

Mi'râca götürüldüğüm gece, Cennet'te bir seviyeden yüksek yapılmış köşkler gördüm. Dedim ki: "Yâ Cebrâil! Bunlar kimin içindir?" Buyurdu ki: "Öfkesini yutanlar ve insanları affedenler içindir. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)

Mi'râc gecesi, çok fecî ve elîm bir şekilde kendi kendilerine azâb eden bir takım insanlar gördüm. Cebrâil aleyhisselâma sordum ki: "Yâ Cebrâil! Bunların günâhı nedir? Niçin böyle kendi kendilerine azâb ederler?" Cebrâil aleyhisselâm dedi ki: "Bunlar, başkalarının ayblarını (kusûrlarını) açığa çıkaranlardır. (Hadîs-i şerîf-Meâric-ün-Nübüvve)

Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâma olan ihsânlarının en şereflilerinden biri de, O'na mi'râc mûcizesini vermesidir. Bu mûcizeyi O'ndan başka hiçbir peygambere vermemiştir. Resûlullah'ın Mekke'den Mescid-i Aksâ'ya götürüldüğü, Kur'ân-ı kerîmde İsrâ sûresinin birinci âyet-i kerîmesinde açıkça bildiriliyor (mi'râcın bu kısmına isrâ' denir). Buna inanmıyan kâfir olur. Mescid-i Aksâ'dan göğe çıkarıldığını meşhûr hadîsler haber veriyor. Buna inanmıyan ise, bid'at ehli, sapık ve fâsık (günahkar) olur. Mîrâcın uyanık iken ve cesed ile olduğunu, Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiînin ve hadîs âlimlerinin ve fıkıh âlimlerinin ve kelâm

âlimlerinin çoğunluğu haber vermişlerdir. Böyle olduğunu sahîh hadîsler bildirmektedir. Mi'râc çok defâ olmuştu. Bunlardan biri uyanık iken ve cesed ile idi. Ötekiler yalnız rûh ile idi. Âişe (r.anhâ) rüyâda rûh ile olan mi'râclardan birini haber vermektedir. Onun bu haberi, uyanık iken cesed ile olan mi'râcın yok olduğunu göstermez. (Abdülhak Dehlevî, İsmâil Hakkı Bursevî, Muhammed Behâüddîn)

Beş vakit namaz mi'râc gecesi farz oldu. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, mi'râcda cennetleri ve cehennemleri ve Allahü teâlâyı gördü. Yalnız bu görmesi, dünyâ görmesi ile değil, âhiret görmesi ile oldu. Çünkü o gece zaman ve mekân çevresinden dışarı çıktı. Bu görmeğe dünyâda gördü demek, mecâz olarak denilmiştir. Dünyâdan gidip gördüğü ve yine bu dünyâya geldiği için böyle denilmiştir. (İmâm-ı Rabbânî)

Sözlüğe dön ←