Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

44 sonuç · “ârid

01
Şahsiyet

Abdullah-ı İlâhî

Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.

02
Şahsiyet

Ali-i Dânî Efendi

Ali-i Dânî Efendi (ö. 978/1570), Muhyiddin el-Fenârî’den mülâzemet alan; Manastır ve Filibe medreselerinden Halep’te tedris ve fetva hizmetine yükselen Osmanlı âlimidir.

03
Şahsiyet

Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba

Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba (1130/1718-1197/1782-83), Üsküdar’da Celvetî terbiyesiyle yetişen; Mısır ve Hacıbektaş’ta Bektaşîlik tecrübesi kazanan, melâmet yorumunu Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık ve Devriyye-i Ferşiyye’de işleyen mutasavvıf şairdir.

04
Şahsiyet

Ebüssuûdzâde Pîr Mehmed Çelebi (Meylî)

Ebüssuûdzâde Pîr Mehmed Çelebi (931/1524-25–971/1563-64), Meylî mahlasıyla Türkçe, Arapça ve özellikle Farsça şiirler söyleyen; Muhyiddin Fenârî’den mülâzemet alan, İstanbul medreselerinden Şam ve Halep kadılıklarına yükselen Osmanlı âlimidir.

05
Şahsiyet

Hatib Mahmud Çelebi

Hatib Mahmud Çelebi (ö. 1012/1603), tecvid ve kıraat ilimlerinin yanında mûsiki ve edvâr bilgisiyle tanınmış; Süleymaniye Dârülkurrâsı’nda muallimlik ve Ayasofya’da hatiplik yapmış Osmanlı sanatkârıdır.

06
Şahsiyet

İşretî Mustafa Çelebi

İşretî Mustafa Çelebi (ö. Muharrem 974/Temmuz-Ağustos 1566), Rumelihisarı doğumlu; Şehzade Bayezid çevresinde kadılık yapmış, Battal Gazi Zâviyesi'ni medreseye dönüştürmüş şairdir.

07
Şahsiyet

Mimşâd Dîneverî

Mimşâd Dîneverî, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kayıtları Dînever çevresiyle ilişkilendirilir. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.

08
Şahsiyet

Molla Gürânîli Ömer Efendi

Molla Gürânîli Ömer Efendi (1683–1744), Fütûhât-ı Mekkiyye’den geniş seçmeleri Türkçeye tercüme ve şerh eden; vâridât, mektup ve tasavvufî kavram açıklamaları bırakan İstanbul sûfî-müellifidir.

09
Şahsiyet

Muhammed Râşid Efendi

Muhammed Râşid Efendi, Zeyrek Mektebi’nde çok sayıda hâfız yetiştiren, II. Abdülhamid’in birinci imamlığına ve Rumeli kazaskerliği pâyesine ulaşan; Hammâmî Muhammed Tevfik Efendi ile Ya‘kūb Han çevresinde yetişen kāridir.

10
Şahsiyet

Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî

Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî (1583–1636/37 [?]), Rumeli kadılıklarında edindiği gözlem ve belge tecrübesini 1135 biyografili Hadâ’iku’l-Hakā’ik'e taşıyan Osmanlı şairi, âlimi ve tabakat yazarıdır.

11
Şahsiyet

Otman Baba

Otman Baba (780/1378-79 – 883/1478), erenlerin “Hüsam Şah” dediği Kalenderî şeyhi; yüzlerce abdalıyla Balkanları dolaşarak XV. yüzyıl Rumeli Kalenderîliğine damgasını vurmuş, kendini zamanın kutbu sayarak Fâtih Sultan Mehmed'in karşısında dahi bu iddiadan vazgeçmemiştir.

12
Şahsiyet

Ömer el-Bekrî

Ömer el-Bekrî, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kayıtları Dînever çevresiyle ilişkilendirilir. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.

13
Sözlük

Varid

¢. Varidat Gelen, varan, inen. tas. Kulun kasdi olmaksizin gaybten (Hak'tan) kalbe gelen manalar. Allah'tan gelen vâride (ilhama, feyze) vârid-i Hak, ilimden (şeriattan) gelen varide varid-i ilim denir. Bazı vâridler neşe ve sevinç, bazıları hüzün ve sıkıntı tesiri yapar. Bunlara da vârid-i surar, varid-i bast, varid-i hüzn, vârid-i kabz gibi isimler verilir. Hak'tan gelen feyz ve ilhama vâridât-ı ilahiye, varidat-1 rabbâniye de denir (xr 44; İFM).

14
Sözlük

Zühd-i bârid

زهد بارد) Soğuk ve kuru züht. Kaba ve ham sofuluk. Sekilci ve merasimci, ama katı ve sert dindarlık, yobazlık. Bu Zühdü riya başına halkın ne belâdır Mahrum eder erbâbını zevk-i dü cihandan Nâbi

15
Sözlük

âridât

âridât ç. a. [Ar. vârid’in ç. b.] tas. Tasavvuf inancında, sûfînin içine doğan nesneler veya İlâhî değerler.

16
Sözlük

ârid

Tasavvuf inancında, sûfînin kalbine birden bire doğan ilham ve bundan dolayı oluşan ruh hâli.

17
Sözlük

Vâridât-I İlâhiyye

Allahü teâlâdan gelen feyzler ve ilhamlar. Vâridât-ı ilâhiyyenin hepsi âdet-i ilâhiyye içinde yâni bir sebeb altında meydana gelmektedir. (Abdülhakîm bin Mustafa) Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin çok kerâmetleri görüldü. En büyük kerâmeti, gelen sâdık kimselerin kalblerine teveccüh (nazar) ederek feyz ve bereketle doldurmasıydı. Binlerce âşıkı bir bakışta vâridât-ı ilâhiyyeye kavuştururdu. (Raûf Ahmed Müceddidî)

18
Mekân

Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı

Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.

19
Mekân

Bandırmalızâde Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin şeyhi olduğu tekkedir; büyük oğul Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi'nin meşihatını üstlendiğinden, babasının vefatından (1166/1752-53) sonra posta o geçti. Vefatından sonra tekke Hâşimiyye'nin âsitânesi ve pîr evi olarak faaliyet göstermiş, posta önce oğlu Şeyh Mehmed Galib Efendi, sonra onun neslinden gelen şeyhler oturmuştur. Tekkenin yerinde dedesi Hâmid Efendi'nin mütevazi bir evi bulunduğu ve dergâhın bu binanın genişletilip yeniden inşasıyla kurulduğu rivayet edilir. Çoğunluğu ahşap olan tekkenin fevkanî cami-tevhidhânesi sütunlara oturan bir çıkma ile genişletilmişti; harem ve selâmlığa ait odaları vardı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış kuzey kesiminde, etrafı demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası yer alıyordu; daha küçük sandukalar sonraki şeyhlere ve aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasından sonra Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Üsküdar'da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki aynı arsanın güney ucuna nakledilmiştir. Avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış, üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Şeyhi Hasan Baba'nın kabri de bu tekkenin avlusunda bulunmaktaydı.

20
Mekân

Serez (idam ve ilk kabir)

Serres · Yunanistan · Padişahın huzuruna getirildiği, kurulan ilim heyetinin kararıyla 1420'de idam edilip defnedildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.

21
Mekân

Kaygusuz Abdal Bektaşî Tekkesi (Kasrülayn)

Kahire · Mısır · Celvetî âdâb ve erkânını öğrenerek büyüdükten sonra Bektaşîliğe meyledip Mısır Kasrülayn'daki bu tekkenin şeyhi Hasan Baba'ya (ö. 1170/1756) intisap etti, ondan el aldı. Hasan Baba'nın kabrinin Bandırmalızâde Tekkesi'nin avlusunda bulunmasına bakılırsa bu yakınlığın ileri derecede olduğu anlaşılır.

22
Mekân

Bâmeîn

Bağşûr yakınlarındaki yerleşim. Hemedânî, hayatının son yıllarını geçirdiği Herat'tan Merv'e dönerken burada vefat etti (22 Rebîülevvel 535 / 5 Kasım 1140) ve önce buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.

23
Mekân

Çiçekçi Camii Hazîresi

İstanbul · Türkiye · Tekkenin yıkılmasından sonra naaşının nakledildiği yer. Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki ise aynı arsanın güney ucuna taşınmıştır. Daha önce Bandırmalızâde Tekkesi türbesinin kuzey kesiminde, etrafı basit demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası bulunuyordu.

24
Mekân

Simavna

Simavna · Yunanistan · Edirne yakınlarında, bugün Yunanistan topraklarındaki doğum yeri; “Simavna Kadısı Oğlu” nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.

25
Mekân

Merv Hankahı

Merv · Türkmenistan · Yûsuf el-Hemedânî’nin Merv’deki irşad merkezi olan hankahtır; Hâcegân geleneğinde bu hankah “Horasan Kâbesi” olarak anılır. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.

26
Mekân

II. Mahmud Türbesi hazîresi

İstanbul, Divanyolu · Türkiye · 1924 mübadelesiyle Serez'den getirilen kemiklerinin, çeşitli yerlerde saklandıktan sonra 1961'de defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.

27
Mekân

Kaygusuz Abdal Tekkesi (Kasrülayn)

Kahire · Mısır · Mısır'da bulunduğu sırada şeyhi Hasan Baba'dan Bektaşîlik el aldığı Kahire'deki meşhur tekke. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.

28
Mekân

Bektaşî Âsitânesi (Pîr Evi)

Hacıbektaş · Türkiye · Bektaşîlik muhabbetiyle Hacıbektaş'taki bu âsitâneye gidip dört yıl kadar orada ikamet etti; Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği zamanında bir ara dedebabalık yaptıysa da Bektaşîler'in bir kısmı onun şeyhliğine karşı çıkmıştır. Bir müddet de İstanbul'da Bektaşîler'in temsilcisi olmuştur.

29
Mekân

Kahire

Kahire · Mısır · Mübârek Şah'tan mantık ve felsefe okuduğu, Sultan Berkuk'un oğlu Ferec'i üç yıl eğittiği, Ahlatlı Şeyh Hüseyin'e intisap edip çilesini doldurduğu ve şeyhlik makamına geçtiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.

30
Makale

Celvetiyye ve Halvetiyye Arasındaki Fark

Ortak kök, farklı sülûk vurguları. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

31
Makale

Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ

Harîrîzâde'nin Halvetî-Bekrî esmâ terbiyesini açıkladığı 1289/1872 tarihli risalenin yapısı, nüshaları ve kavram dünyası

32
Makale

Hâşim Baba: Celvetîlik, Bektaşîlik ve Melâmîlik Arasında

Celvetî çekirdek Mustafa Hâşim, Bandırmalızâde Tekkesi’nde Celvetî şeyhi Yûsuf Nizâmeddin Efendi’nin oğlu olarak yetişti. Kendi Vâridât ındaki sülûk anlatısı ve Hâşimiyye’nin kullandığı Celvetî tâcı bu çekirdeği açıklar. Bektaşî temas Kaygusuz Abdal Tekkesi şeyhi Hasan Baba’ya intisabı ve Hacıbektaş’ta kalışı, Bektaşîl

33
Eser

MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER

Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye

34
Eser

SEFERDEN DÖNME ÂDABI.

Avârifü’l-Maârif · 18. bölüm · Sûfi, seferden döndüğü zaman, seferin meşakkatlerinden Allah Teâlâ’ya sığındığı gibi, ikâmet hâlindeki âfetlerden de O’na sığınması gerekir. Bu hususta, hadis-i şerifte şöyle bir d

35
Eser

SEBEPLERE SARILMADA SÛFİLERİN TUTUMLARI

Avârifü’l-Maârif · 19. bölüm · Sebeplere sarılma ve onları terketme hususunda sûfilerin halleri birbirinden farklıdır. İlâhî fetih ve keşfe mazhâr olanlar, belirli bir rızık kapısına bağlanmaz, sebeplere sarılma

36
Eser

Sayfalar 19–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için

37
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl

38
Eser

Sayfalar 48–56

Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev

39
Eser

Sayfalar 48–55

Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet

40
Eser

Sayfalar 71–77

Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin

41
Eser

Sayfalar 81–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · içindedirler. Allahu sübhanebu ve tealâ hazretlerinin, Kitab-ı keriminde medh-ü senâ eylediği o zevât-ı âlişan ki, Allahu tealâ'nın kendilerinden ve kendilerinin de Allahu azim-üş-

42
Eser

Sayfalar 88–95

Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa

43
Eser

Sayfalar 84–89

Muzaffer Ozak Külliyatı · meti Muhammede bahş olunacaktır. İbrahim Halil biz ümmeti Muhammede yapılacak iltifatı ilâhiyyeyi rabbinden işitince: «Yarabbi, beni mademki ümmeti Muhammedden kılmadın, hiç olmazs

44
Eser

Sayfalar 102–108

Muzaffer Ozak Külliyatı · zi tartıp ölçün bakalım, sizler gerçekten Allahu tealâ'ya lâyık kullar olabildiniz mi? Allahu tealâ, sizlere (KULUM) ve Resû-lü müctebâ (UMMETIM) diyor mu? Allahu tealâ, bir kimsey