Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

34 sonuç · “Âdil

01
Şahsiyet

Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi

Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi (ö. 1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Rüstem Paşa, Sahn, Şehzade ve Atik Valide medreselerinde ders verdikten sonra Galata kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.

02
Şahsiyet

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.

03
Şahsiyet

Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (Kadıncıkzâde)

Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1140/1727), İstanbul’da yetişen; Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliği ile Selânik, Bursa ve Mekke kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.

04
Şahsiyet

Ahıskalı Hüseyin Efendi

Ahıskalı Hüseyin Efendi (ö. 13 Receb 1135/19 Nisan 1723), Feyzullah Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra İstanbul medreselerinde ders veren ve 1719-1720’de Lefkoşa kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.

05
Şahsiyet

Akhisarlı Şeyhzâde Mustafa Efendi

Akhisarlı Şeyhzâde Mustafa Efendi (ö. 6 Zilkade 1137/17 Temmuz 1725), Feyzullah Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra Siroz, Belgrad, Lefkoşa, Kütahya, Erzurum, Kayseri ve Eyüp kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.

06
Şahsiyet

Alâeddin Ali el-Manavî

Alâeddin Ali el-Manavî (ö. 974/1566-67), Kemalpaşazâde’den mülâzemet alan; İnegöl, İstanbul, Trabzon ve Manisa medreselerinden Bağdat kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.

07
Şahsiyet

Alaşehirli Mustafa Efendi

Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir.

08
Şahsiyet

Altıparmakzâde Abdülbâkī Efendi

Altıparmakzâde Abdülbâkī Efendi (1650-1721), Altıparmak İbrahim Efendi’nin oğlu; İstanbul’un yüksek medreselerinden Yenişehir, Halep ve Edirne kadılıklarına yükselen Osmanlı ilmiye mensubudur.

09
Şahsiyet

Amasyalı Bebr Mehmed Efendi

Amasyalı Bebr Mehmed Efendi (ö. 1005/1596), Ebüssuûdzâde Ahmed Çelebi’nin çevresinde yetişen, Edirne Üç Şerefeli’de muîdlikten Bursa ve İstanbul medreselerine yükselen; Konya kadılığına giderken yolda vefat edip İznik’e defnedilen Osmanlı âlimidir.

10
Şahsiyet

Anabolulu Ali Hilmî Çelebi

Anabolulu Ali Hilmî Çelebi (ö. 1004/1595-96), Balyabadra ve Mizistre’de kadılık yapan, mukataa mallarını teftiş eden ve Hilmî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı ilmiye mensubudur.

11
Şahsiyet

Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî

Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî (ö. 983/1575), Halep’te yetişip Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Kalenderhâne ve Sahn medreselerinde ders veren, ardından İzmir kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.

12
Şahsiyet

Arabzâde Abdurraûf Efendi

Arabzâde Abdurraûf Efendi (932/1525-26–1009/1600), Vâiz Mollâ Arab’ın oğlu; yüksek medreselerde müderrislik yapan ve Osmanlı coğrafyasının başlıca kadılıklarında görev alan âlimdir.

13
Sözlük

Abâdile

Abâdile , Arapça “Abdullahlar” anlamına gelir. Başına abd kelimesi getirilerek yapılan Abdurrahman, Abdülkuddûs, Abdülkādir ve Abdülkerîm gibi birleşik isimler için de kullanılır. Tasavvufî anlamı Tasavvuf dilinde abâdile, ilâhî isimlerden birinin tecellisini kendisinde belirgin biçimde gerçekleştiren kimseleri ifade eder. Sâlik, hangi ilâhî ismin hakikatine daha güçlü biçimde mazhar olmuşsa o isme nispet edilen kulluk vasfıyla anılır. Meselâ el-Mün‘im, “nimet veren” demektir. Bu isme belirgin biçimde mazhar olan kul, Allah’ın nimet vericiliğini daha çok müşahede eder; kendisine ulaşan nimeti başkalarına yansıtması onun ahlâkında öne çıkar. Böylece isimle kul arasında rubûbiyet ve ubûdiyet ilişkisi kurulur. Abdülcebbâr, Abdülmüntakim, Abdülkādir, Abdülhâdî, Abdülhalîm ve Abdüssabûr gibi isimler de aynı adlandırma mantığı içinde değerlendirilir.

14
Sözlük

Âdil

Hakkı gözeten, dengeli ve güvenilir kimse. Hukukta şahitlik ve görev ehliyeti bakımından dinî-ahlâkî güvenilirliği ifade eder. el-Adl ve adalet anlam alanı Allah’a nispet edildiğinde hüküm ve fiillerinde zulüm bulunmadığını bildirir. İnsan adaleti ise herkese aynı şeyi vermek değil, hakkı olanı yerli yerince teslim etmektir.

15
Mekân

Yenikapı semti

İstanbul · Türkiye · Abdülbâki Nâsır Dede İstanbul’un Yenikapı semtinde, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhlerinden Ebûbekir Dede ile Galata Mevlevîhânesi şeyhlerinden Kutbünnâyî Osman Dede’nin kızı Saîde Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi; üç erkek kardeşin ortancasıdır. Harita işareti semt değil şehir ölçeğindedir.

16
Mekân

Ebû Zekeriyyâ ez-Zevâvî Camii

Bicâye · Cezayir · Hac dönüşü Bicâye'ye yerleşen Ebû Medyen'in ders vermeye başladığı camidir; sabah namazlarından sonra burada yaptığı tasavvufî sohbetler büyük ilgi görmüş, uzak beldelerden ziyaretçi çekmiştir. İlişkili kişi dosyası Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî : Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî (yaklaşık 1121–1198), Endülüs'ten Mağrib'e uzanan ilim ve irşad hayatıyla Medyeniyye'ye adını veren, Kuzey Afrika tasavvufunun etkili sûfîsidir.

17
Mekân

Yenikapı Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · İlk öğrenimini babasından bu dergâh çevresinde aldı; bir yıl sonra semâ meşkedip âyine girmeye başladı, mûsiki bilgisini de dergâhtaki mûsikişinaslardan edindi. Ağabeyi Ali Nutkî Dede’nin şeyhliği sırasında neyzenbaşılık yaptı; onun 1804’teki ölümü üzerine Hacı Mehmed Çelebi tarafından şeyhlik destârıyla buraya tayin edildi. 1814’te Kazasker Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi tarafından dergâhın vakıf işlerine bakmakla da görevlendirildi. Yapının kesin konumu kaynakta tarif edilmediğinden koordinat verilmemiştir.

18
Mekân

Vâdilkurâ

el-Ulâ civarı · Suudi Arabistan · 120 kadar sahâbî ile görüştükten sonra gidip kendini ilme verdiği yer. Konum vadinin genel hattına göre yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hasan-ı Basrî : Hasan-ı Basrî (21/642–Receb 110/Ekim 728), Medine’de sahâbe çevresinde yetişip Basra’da tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, vaaz ve zühd geleneğini şekillendiren tâbiî âlimidir; sonraki tasavvuf silsilelerinin ortak erken halkalarındandır.

19
Mekân

Yenikapı Mevlevîhânesi Hazîresi

İstanbul · Türkiye · 20 Cemâziyelevvel 1236 (23 Şubat 1821) Cuma günü vefat ettiğinde buraya defnedildi; yerine oğlu Receb Hüseyin Hüsnü Dede şeyh tayin edildi. Kesin konum kaynakta tarif edilmediğinden koordinat verilmemiştir.

20
Mekân

Vâdilkurâ

el-Ulâ çevresi · Suudi Arabistan · Kervanın ulaştığı yer; kendisini çölden geçirmesi için her şeyini verdiği tüccar onu burada köle olarak sattı. İlişkili kişi dosyası Selmân-ı Fârisî : Selmân-ı Fârisî (ö. 36/656 [?]), hakikat arayışı İran’dan Hicaz’a uzanan, Hendek Gazvesi’ndeki teklifi ve Medâin valiliğindeki zâhid yaşayışıyla tanınan sahâbîdir.

21
Mekân

Üsküdar Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · Bir konaklama zâviyesi Üsküdar Mevlevîhânesi, Sultanzâde Halil Nûman Dede tarafından 1207/1792-93’te kuruldu. Nûman Dede Üsküdar’daki evini tâdil edip semâhâne ekleyerek ilk yapıyı meydana getirdi. Merkezin ayırt edici işlevi, taşradan İstanbul’a gelen veya İstanbul’dan Anadolu’ya geçen Mevlevî dervişlerini ağırlamaktı. Yenilemeler II. Mahmud mevlevîhâneyi 1834-35’te yeniden inşa ettirdi; Abdülmecid döneminde eksikleri tamamlandı. Kaptanıderyâ Ahmed Vesim Paşa’nın 1872’deki ihyası bugünkü ana biçimi belirledi. Son postnişin Ahmed Remzi Akyürek Dede 1919’dan sonra harap bölümleri tamir ettirdi. Mimarî program ve işlev Semâhâne-türbe, selâmlık-mutfak, dedegân ve harem dairelerinden oluşan yapı bir âsitâneden ziyade zâviye niteliğindeydi. Bu sebeple matbahı derviş terbiyesinin bütün kademelerini taşıyan büyük âsitâne mutfaklarından daha küçüktü. Türbenin semâhânenin alt katında bulunması yapının en özgün özelliklerindendir. Yakın dönem Cumhuriyet döneminde terk edilen binalar harem dışında 1975-1980 arasında onarıldı. Kayıt, burada cumartesi günleri mukabele yapıldığını ve XIX. yüzyıl sonunda dervişlerin ikamet ettiğini gösterir.

22
Makale

Mevleviyye'nin Kurumlaşması ve Şehir Ağı

Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi'den Osmanlı mevlevîhânelerine uzanan kurumsal tarih TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

23
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

24
Eser

BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD

Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas

25
Eser

Sayfalar 26–33

Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M

26
Eser

Sayfalar 34–41

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en

27
Eser

Sayfalar 40–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · mur etmiştir. Hâlet-i-ihtizardaki mü'mine, sağ tarafında cennetteki makamına nazar ettirir. Cennetteki makamını ve ona verilecek hurileri, sarayları, derecatı, hizmet ehli olan cen

28
Eser

Sayfalar 35–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h

29
Eser

Sayfalar 41–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h

30
Eser

Sayfalar 51–57

Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan

31
Eser

Sayfalar 57–62

Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık

32
Eser

Sayfalar 63–68

Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d

33
Eser

Sayfalar 81–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · o ll Sebilss Ve min-en-nâsi men yeşriy netseh-ubtiga e merdatillahi vallahu râ 'utun bil-ibâd... El-Bakara: 201 (Insanların öylesi vardır ki, Allahu tâlâ'nın rizası uğruna öz nefsi

34
Eser

Sayfalar 81–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · içindedirler. Allahu sübhanebu ve tealâ hazretlerinin, Kitab-ı keriminde medh-ü senâ eylediği o zevât-ı âlişan ki, Allahu tealâ'nın kendilerinden ve kendilerinin de Allahu azim-üş-