HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Akhisar’dan Osmanlı ilmiye yoluna
Akhisarlı Şeyhzâde Mustafa Efendi, XVII. yüzyılın sonları ile XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşayan Osmanlı âlimi ve kadısıdır. Şeyhî Mehmed Efendi onu Saruhan vilâyetine bağlı Akhisar’dan yetişmiş, “Şeyhzâde Mustafa Efendi” adıyla tanınmış bir ilmiye mensubu olarak kaydeder. Buradaki “Şeyhzâde” bir Osmanlı hanedan unvanı değil, şahsın tanındığı lakaptır.
Feyzullah Efendi’den mülâzemet
İlmiye mesleğine eski şeyhülislâm Seyyid Feyzullah Efendi’nin kapısına intisap ederek girdi ve ondan mülâzemet aldı. Klasik Osmanlı ilmiye düzeninde mülâzemet, bir âlimin mesleğe kabulünü ve tayin bekleyen adaylar arasına kaydedilmesini sağlayan resmî basamaktı. Bu sebeple kaynakta geçen “intisap” sözü tarikat bağı olarak değil, hoca-patronaj ve ilmiye mensubiyeti olarak okunmalıdır.
Medrese derecelerinde ilerleyerek kırk akçeli bir medreseye ulaştı. Daha sonra Şehzade Hocası Seyyid İbrâhim Efendi’nin kethüdâlığını üstlendi. Bu vazife, idarî tecrübe kazanmasını ve yüksek ilmiye çevresi içinde görünür olmasını sağladı.
Siroz ve Belgrad kadılıkları
Rebîülevvel 1112’de, milâdî 1700 yılında, Manisa pâyesi ilâvesiyle Siroz kadılığına tayin edildi. Aynı yılın Cemâziyelâhir başında Belgrad kadılığına nakledildi. Şevval 1113’te bu görevden ayrıldı. Böylece ilk büyük kadılık devresi Rumeli’nin iki önemli idarî ve askerî merkezinde geçti.
Lefkoşa ve Kütahya
Rebîülevvel 1120’de Lefkoşa kadılığı kendisine verildi; Rebîülâhir 1121’de azledildi. Cemâziyelevvel 1125’te Kütahya kadılığına getirildi ve Ramazan 1126’da bu görevden ayrıldı. Tayinler arasındaki birkaç yıllık boşluklar, Osmanlı ilmiye mesleğinde kadıların bir görevden sonra yeni mansıp beklediği olağan mâzuliyet dönemleridir.
Erzurum ve Kayseri
Rebîülevvel 1130’da Erzurum kadılığına tayin edildi. Aynı yılın Şevval ayında Kayseri kadılığına nakli kararlaştırıldı ve tayin Zilhicce başından itibaren yürürlüğe girdi. Cemâziyelâhir 1131’de Kayseri’den ayrıldı. Kaynağın ay ay verdiği bu güzergâh, Mustafa Efendi’nin Rumeli, Kıbrıs, Batı Anadolu ve Doğu Anadolu arasında dolaşan bir mevleviyet kadısı olduğunu gösterir.
Eyüp kadılığı ve son günleri
Şâban 1136’da Haffâfzâde İbrâhim Efendi’nin yerine Havâss-ı Refîa, yani Eyüp kadılığına getirildi. Zilkade 1137’de görevden ayrıldı ve aynı ayın altıncı günü olan 17 Temmuz 1725 Pazartesi günü vefat etti. Vefat yeri ve kabri kaynak maddede belirtilmediği için bunlara dair kesin bir yer kaydı yapılmamıştır.
Şahsiyeti ve tarihî yeri
Şeyhî, Mustafa Efendi’yi güzel ahlâkıyla tanınan, halim ve selim, hüküm verirken doğru davranan, derviş tabiatlı ve sağlam itikatlı bir kişi olarak tasvir eder. “Derviş tabiatlı” sözü burada tevazu ve yaşayış üslûbunu anlatır; bilinen bir tarikat mensubiyetinin delili değildir.
Mustafa Efendi’nin önemi müstakil bir eser veya tarikat kuruculuğundan değil, XVIII. yüzyıl başındaki Osmanlı ilmiye hareketliliğini açık biçimde gösteren meslek çizgisinden gelir. Akhisar’dan başlayan hayatı; Siroz, Belgrad, Lefkoşa, Kütahya, Erzurum, Kayseri ve Eyüp mahkemelerine uzanmış, böylece imparatorluğun farklı hukuk ve idare çevrelerini birbirine bağlayan kadı sınıfının temsilî örneklerinden biri olmuştur.