HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve nisbesi
İbrâhim b. Kāsım el-Halebî, XVI. yüzyıl Osmanlı ilmiye hayatında “Arab İbrâhim” ve “Müftî-i Arabî” lakaplarıyla tanınan Halep doğumlu âlim, müderris, kadı ve müelliftir. “Halebî” nisbesi doğduğu şehri, lakapları ise Arap dili ve edebiyatındaki yetkinliğiyle İstanbul ilmiye çevresinde kazandığı şöhreti gösterir.
Halep’te tahsili
Atâyî’ye göre Halep’te doğdu ve Hanbelîzâde’nin hizmetinde yetişti. İlim tahsilini ve yetkinleşme devresini burada tamamladı. Kaynak hocasını yalnız Hanbelîzâde diye andığından, açık kimlik belgesi bulunmadan aynı lakabı taşıyan kişilerden biriyle eşleştirilmemiştir.
İstanbul’a gelişi ve Ebüssuûd Efendi çevresi
Tahsilinin ardından Osmanlı başşehri İstanbul’a yöneldi; Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin çevresine girdi ve ondan mülâzemet aldı. Ebüssuûd Efendi’nin oğlu Ahmed Çelebi’ye ders vermesi, Arap dili ve klasik ilimlerdeki bilgisinin bu çevrede kabul gördüğünü gösterir. “Müftî-i Arabî” diye tanınması da bu öğreticilik devresiyle ilişkilendirilir.
Medrese görevleri
Çeşitli medreselerde ders verip ilim meclisleri kurdu. Kırk akçeli bir medreseden ayrılmış durumdayken 971 yılı Safer ayında Küçük Bostan’ın yerine elli akçe ile Kalenderhâne Medresesi müderrisliğine getirildi. 972 Ramazanında Bozanzâde’nin yerine Rodos fetvası pâyesine yükseltildi; 974 Zilhiccesinde bu görevden ayrıldı.
Sahn müderrisliği ve İzmir kadılığı
977 Recebinde Elbezzâde’nin yerine Sahn medreselerinden birine tayin edildi. 978 Cemâziyelâhirinde Pepegî Latîf’ten boşalan İzmir kadılığı kendisine verildi. Böylece meslek hayatı Halep’teki tahsil, İstanbul’daki müderrislik ve ilmî çevre, Rodos pâyesi ve İzmir kadılığı arasında ilerledi.
İlmî şahsiyeti
Atâyî onu ilimler deryasına aşina, Arap dili kaideleriyle edebî fenlarda güçlü ve hem usul hem fürû sahalarında seçkin bir âlim olarak tasvir eder. Hafızasının kuvvetini özellikle vurgular. Bu ifadeler tezkire üslubunun övgülü dili içinde okunmalıdır; yine de İbrâhim el-Halebî’nin çağdaşlarınca Arapça ve dinî ilimler üzerindeki hâkimiyetiyle hatırlandığını açıkça gösterir.
Eserleri
Kaynak, Baba Efendi’nin Arapça kasidesine yazdığı bir şerh ile bazı risalelerinin bulunduğunu bildirir. Kasidenin, şerhin ve risalelerin nüsha bilgileri bu kısa terceme-i hâlde verilmez. Bu nedenle eser adları veya günümüze ulaşan yazmalar konusunda kanıtsız bir katalog oluşturulmamıştır.
Vefatı
İbrâhim b. Kāsım el-Halebî 983 yılının başlarında vefat etti. Bu hicrî tarih milâdî 1575 yılına karşılık gelir; ayı kesinleşmediği için 1575-1576 aralığı da göz önünde tutulmalıdır. Onun ardından Samsûnîzâde Hacı Efendi’nin kadılık makamına geçtiği kaydedilir. Vefat yeri ve kabri kaynakta belirtilmez.
Tarihî yeri
Arab İbrâhim, Osmanlı ilmiye teşkilatının Arap vilâyetlerinden gelen âlimleri başşehir medreselerine ve kadılık görevlerine taşıyan hareketliliğinin somut örneklerinden biridir. Kaynakta herhangi bir tarikat intisabı veya şeyhlik görevi gösterilmez; bu nedenle sırf “Arab”, “Çelebi” yahut “Halebî” unvanlarından hareketle tasavvufî bir aidiyet kurulmamıştır.