HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve adaşlarından ayrılması
Kaynaklarda el-Mevlâ Ekmeleddîn, Molla Ekmeleddîn ve daha yaygın biçimde Ekmel Efendi diye anılır. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Kefe, Rodos ve Kıbrıs’ta müderrislik ve müftülük yapan bir Osmanlı âlimidir. Aynı dönemde İstanbul Sofular’da bulunan ve zamanla Ekmel Tekkesi adını alan zâviyenin şeyhi Ekmeleddin Efendi ile aynı kişi değildir. Tekke şeyhinin Halvetî çevresi ve 985/1577-78 olarak verilen vefat tarihi, burada ele alınan ilmiye mensubunun görev zinciri ve 983/1575 tarihli ölüm kaydıyla karıştırılmamalıdır.
Ayas Paşa’nın himayesinde yetişmesi
Nev‘îzâde Atâyî, Ekmel Efendi’nin gençlik yıllarını Vezîriâzam Ayas Paşa’nın himayesinde geçirdiğini bildirir. Metnin süslü ifadesinin işaret ettiği açık tarihî çerçeve, onun Ayas Paşa hanesinde korunup eğitim imkânı bulmasıdır. Doğum yeri, doğum tarihi ve ailesinin adı kaynakta verilmez. Bu boşlukları tahminle doldurmak yerine, biyografisinin belgelenebilen başlangıcı Ayas Paşa’nın himaye çevresi olarak korunmalıdır.
Ebüssuûd Efendi’den mülâzemeti
İlk öğrenimini tamamladıktan sonra ilmiye mesleğine yöneldi ve Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet aldı. Mülâzemet, bir âlimin medrese ve kazâ görevlerine girebilmesini sağlayan meslekî kabul halkasıydı; dolayısıyla bu kayıt yalnızca genel bir “öğrencilik” ifadesi değil, Ekmel Efendi’nin Osmanlı ilmiye teşkilâtındaki yerini belirleyen resmî kariyer başlangıcıdır. Atâyî onun tahsil ettiği dersleri veya başka hocalarını saymaz. Bu sebeple ilmî çevresi hakkında Ebüssuûd bağlantısının ötesine geçen bir silsile kurulmamıştır.
Kefe’de müderris ve müftü
Zilhicce 972’de, Temmuz-Ağustos 1565 dolaylarında, Dede Efendi’nin yerine Kefe’de müderris ve müftü tayin edildi. Kefe, Kırım sahasının önemli Osmanlı limanı ve idarî merkezlerinden biriydi. Aynı makamın sonraki sahibi Babakûşî Abdurrahman Efendi’nin biyografisi de Ekmel Efendi’nin burada görev yaptığını doğrular: Abdurrahman Efendi Kefe müftülüğüne onun ardından gelmiştir. Ekmel Efendi’nin Kefe’de kaleme aldığı bir fetva mecmuası veya müstakil eser bugün için belgelenmiş değildir.
Rodos fetvasına nakli
Zilhicce 974’te, Haziran-Temmuz 1567 dolaylarında, Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî’nin ardından Rodos fetvasına nakledildi. Atâyî’nin başka bir biyografide verdiği görev kaydı da değişimi karşı yönden teyit eder: Arab İbrâhim’in görevden ayrılması üzerine yerine Ekmel Efendi ulaşmıştır. Ekmel Efendi böylece Kırım sahasındaki Kefe’den Doğu Akdeniz’deki Rodos’a geçti; Kıbrıs’ın fethinden sonra yapılacak yeni görevlendirme de kendisini yine bu bölgede tuttu.
Kıbrıs’ın fethinden sonraki görevi
Lefkoşa’nın 978/1570’te alınmasından sonra II. Selim adına yeni bir medrese kuruldu ve Ekmel Efendi’ye altmış akçe ile bu medresenin ilk müderrisliği verildi. Atâyî’nin Kıbrıs fethini anlattığı bölüm, adadaki idarî teşkilâtın tamamlanması sırasında 979 Rebîülevvelinde Kâmî Efendi’nin kadı, Rodos müftüsü Ekmel Efendi’nin ise müftü tayin edildiğini ayrıca kaydeder. Bu iki kayıt birlikte okunduğunda Ekmel Efendi’nin adada hem ders hem fetva hizmeti yürüttüğü anlaşılır.
Kadı değil müftü
Modern bazı kurumsal özetlerde Ekmel Efendi “Lefkoşa kadısı” diye anılmıştır. Buna karşılık Atâyî’nin açık kaydı ile Kıbrıs’ın ilk Osmanlı idarî yapılanmasını ele alan araştırmalar görevleri ayırır: Kâmî Efendi kadı, Ekmel Efendi müftüdür. Bu nedenle kişi dosyasında kadılık unvanı kullanılmamış; Kıbrıs’taki görevi müftülük ve yeni medresedeki müderrislik olarak gösterilmiştir. Fetihten sonra hukuk, eğitim ve fetva kurumlarının birlikte kurulması, onun biyografisini adanın Osmanlı idarî tarihinin ilk safhasına bağlar.
Son yılları, vefatı ve şahsiyeti
Atâyî’ye göre Ekmel Efendi Kıbrıs’ta kaldı; ömrünün sonuna kadar iftâ ve ifâdeyle, yani fetva vermek ve ders okutmakla meşgul oldu. Rebîülâhir 983’te, Temmuz-Ağustos 1575 dolaylarında vefat haberi merkeze ulaştı ve boşalan medrese Hüsâm Efendi’ye verildi. Kaynak onun çeşitli ilimleri bir araya getiren, güzel ahlâklı, temiz dilli ve sağlam itikadlı bir âlim olduğunu söyler. Defin yeri belirtilmediği için Kıbrıs’ta kesin bir mezar noktası üretilmemiştir.
Oğlu Muhterem Efendi
Atâyî, biyografinin hemen ardından Ekmel Efendi’nin Muhterem adlı oğlunu tanıtır. Muhterem Efendi tahsilini sürdürmüş, Hoca Sâdeddin Efendi’den mülâzemet almış ve kazâ mesleğine girmiştir. Birkaç defa Lefkoşa kadılığı yaptıktan sonra 1006/1597-98’de Kıbrıs fetvasına tayin edilmiş, bir yıl sonra azledilmiş, 1017/1608-09’da yeniden müftü olmuş ve 1025/1616’da vefat etmiştir. Bu kayıt, Ekmel Efendi’nin Kıbrıs’taki ilmiye bağının sonraki kuşakta da sürdüğünü gösterir; ancak Muhterem Efendi için ayrı ve doğrulanmış kişi kaydı bulunmadığından ilişki yanlış bir adaşa bağlanmamıştır.
Tarih içindeki yeri
Ekmel Efendi’nin önemi, hakkında menkıbe veya geniş bir eser listesi bulunmasından değil, fetih sonrasında üç farklı sınır ve ada merkezinde ilmiye kurumlarını temsil etmesinden gelir. Kefe’de müderris-müftü, Rodos’ta fetva görevlisi, Kıbrıs’ta ilk müderris ve müftü olarak görünen kariyeri; Osmanlı idaresinin yeni bağlanan bölgelerde medrese, yargı ve fetva makamlarını nasıl birbirinden ayırarak kurduğunu somutlaştırır. Eldeki kaynaklar ona bir tarikat nispeti vermez. Bu nedenle kişi, herhangi bir irşad silsilesine eklenmemiş; tarihî ilmiye ve Kıbrıs eğitim hafızası içinde sunulmuştur.