Ara
Menü

Alaşehirli Mustafa Efendi

Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir.

Vefat
1723
Unvan
Osmanlı müderrisi ve İzmir kadısı; Alaşehirli Abdullah Efendi’nin yeğeni
Temalar
Alaşehir, Debbağzâde Mehmed Efendi, mülâzemet, Sahn-ı Semân, Süleymaniye, İzmir kadılığı, Manisa, ilmiye

Kimliği, ailesi ve doğru adlandırılması

Mustafa Efendi, Alaşehirli kadı Mehmed Efendi’nin oğlu ve Osmanlı ilmiye teşkilâtında görev yapan Alaşehirli Abdullah Efendi’nin yeğenidir. Şeyhî Mehmed Efendi onu kaynakta “Alaşehirli Abdullah Efendi biraderzâdesi Mustafa Efendi” başlığıyla tanıtır. Bu ifade şahsın adı değil, onu aynı adı taşıyan ilmiye mensuplarından ayıran bir akrabalık tarifidir. Bu sebeple dosyanın görünür adı Alaşehirli Mustafa Efendi olarak düzenlenmiş; babası ve amcasıyla bağı biyografinin içinde korunmuştur.

Alaşehir’den ilmiye yoluna

Kaynağın açık ifadesine göre Alaşehir’de doğdu. İlk öğreniminin nerede ve kimlerden olduğu belirtilmez. Yetişme çağında amcası Abdullah Efendi’nin aracılığıyla eski şeyhülislâmlardan Debbağzâde Mehmed Efendi’nin çevresine girdi. 1099 Zilkadesinde, yani 1688 yılında padişah izniyle Debbağzâde’den müstakil olarak mülâzemet aldı. Mülâzemet, medrese tahsilini tamamlayan bir ilim talibinin resmen ilmiye mesleğine kabul edilmesini sağlayan aşamaydı.

İlk medrese görevleri

Kırk akçeli medreselerdeki olağan hizmet devrinin ardından 2 Şâban 1107’de Cenâbî Efendi Medresesi’ne hareket-i hâric derecesiyle tayin edildi. Daha sonra Başcı İbrahim Medresesi’ne ibtidâ-i dâhil, Tevkîî Cafer Çelebi Medresesi’ne hareket-i dâhil derecesiyle geçti. Bu sıralama, onun tek bir medresede kalan yerel bir müderris olmadığını; İstanbul’daki medrese hiyerarşisinin basamaklarında düzenli biçimde yükseldiğini gösterir.

Sahn-ı Semân’a yükselişi

15 Safer 1120’de Cafer Ağa Medresesi’ne mûsıla-i Sahn derecesiyle getirildi; 15 Safer 1122’de ise Sahn-ı Semân medreselerinden birine tayin edildi. Fâtih Külliyesi içindeki Sahn-ı Semân, Osmanlı yüksek öğretim düzeninin başlıca merkezlerindendi. Mustafa Efendi’nin buraya ulaşması, ilmî kariyerinin olgunluk safhasına girdiğini gösterir.

Altmışlı medreseler ve Süleymaniye yolu

25 Zilkade 1123’te Haydar Paşa Medresesi’ne ibtidâ-i altmışlı, 13 Şevval 1125’te Zâl Paşa Medresesi’ne hareket-i altmışlı derecesiyle geçti. 24 Muharrem 1129’da Ali Paşa-yı Atîk Medresesi’ne mûsıla-i Süleymaniye pâyesiyle tayin edildi. 28 Cemâziyelâhir 1130’da İsmihan Sultan Medresesi, 26 Rebîülâhir 1133’te İstanbul’daki Vâlide Sultan Medresesi kendisine verildi. Aynı yıl 23 Şâban’da Süleymaniye medreselerinden birine yükseltildi. Böylece hâric ve dâhil medreselerden başlayıp Sahn, altmışlı ve Süleymaniye derecelerine uzanan tam bir müderrislik kariyeri geçirdi.

İzmir kadılığına tayini

27 Rebîülevvel 1135 tarihli işlemle, 1 Receb 1135’ten geçerli olmak üzere Defterdar Mehmed Efendi’nin yerine İzmir kadılığına tayin edildi. Bu görev, uzun medrese hizmetinden kazâ mesleğinin yüksek makamlarından birine geçiş anlamına geliyordu. Mustafa Efendi İstanbul’dan İzmir’e doğru yola çıktı; fakat yeni görev yerine ulaşamadı.

Manisa yolunda öldürülmesi

Şeyhî’nin verdiği ayrıntılı kayda göre 29 Cemâziyelâhir 1135 Salı günü, İzmir’e gireceği gün yol üzerinde Manisa çevresinde toplanan eşkıya kafilesinin üzerine geldi. Açılan ateşte kendisine kurşun isabet etti ve öldürüldü. Kaynak olayı “şehid edildi” ifadesiyle anar. Ölümünden sonra boşalan İzmir kadılığı geliri altı ay kadar çocuklarına bırakıldı; ardından 1 Muharrem 1136’da Hekimbaşı Nuh Efendizâde Yusuf Efendi göreve getirildi.

Şahsiyeti ve tarih içindeki yeri

Şeyhî onu sohbet ve insanlarla ülfete yatkın, güzel huylu ve insanlık bakımından seçkin bir kişi olarak tanımlar. Alaşehir’den başlayıp İstanbul’un en yüksek medreselerine ulaşan meslek çizgisi, XVIII. yüzyıl başında bir Osmanlı âliminin mülâzemetten kadılığa uzanan hareketliliğini açık biçimde gösterir. Hayatının belirleyici son hadisesi ise İzmir kadılığına tayin edildiği hâlde makamına varamadan Manisa çevresindeki yol güvenliği sorununda hayatını kaybetmesidir. Kabri hakkında kaynakta bilgi verilmediğinden herhangi bir mezar veya türbe ona nispet edilmemiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA5 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi5 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kadı babanın oğlu, sudûrdan amcanın yeğeni

Babası, kaynağın "övülen sıfatlı kadılar zümresinden" dediği Mehmed Efendi; amcası, II. Mustafa devri sudûrundan Alaşehirli Abdullah Efendi'dir.

Metni gösterMetni daralt

Vefeyât maddesinin başlığı onu amcasıyla birlikte anar: "Alaşehirli Abdullah Efendi Birâderzâdesi Mustafa Efendi". Kaydın kendisi ise "el-Mevlâ Mustafa bin Mehmed" diyerek babasının adını verir.

Buna göre amcası, II. Mustafa devri sudûrundan ve tercümesi aynı eserin ikinci cildinde geçen Alaşehirli Abdullah Efendi'dir; babası Mehmed Efendi ise onun kardeşi olup "zümre-i kuzât-ı sütûde-sıfât", yani övülen sıfatlı kadılar zümresindendir. Böylece hem baba hem amca tarafından ilmiye içinden gelen bir ailedendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Kevâkibîzâde'nin ardından iki kez

1120'de Cafer Ağa Medresesi'ne Kevâkibîzâde Ahmed Efendi'nin yerine geldi; on üç yıl sonra, aynı zatın vefatıyla boşalan Süleymaniye medresesine terfi ettirildi.

Metni gösterMetni daralt

1120 saferinin on beşinci günü, mûsıla-i Sahn itibarıyla Cafer Ağa Medresesi'ne Kevâkibîzâde Ahmed Efendi'nin yerine getirildi.

Yollar bir kez daha kesişti: 1133 şâbanının yirmi üçüncü günü, aynı Kevâkibîzâde Ahmed Efendi'nin mahlûlünden — yani vefatıyla boşalan kürsüsünden — Medâris-i Süleymâniyye'den birine terfi ettirildi. O sırada hâmis-i Süleymâniyye itibarıyla İstanbul'daki Vâlide Sultan Medresesi müderrisiydi.

Bu ikinci kayıt, Kevâkibîzâde Ahmed Efendi'nin 1133 cemâziyelâhirindeki vefatını bağımsız olarak da tarihlendirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Öldürülmesinden sonra mansıbın çocuklarına bırakılması

İzmir yolunda öldürülmesinin ardından boşalan kadılık altı ay kadar çocuklarına bırakıldı; ancak 1136 muharremi gurresinde Hekimbaşı Nûh Efendizâde Yusuf Efendi'ye verildi.

Metni gösterMetni daralt

1135 cemâziyelâhirinin yirmi dokuzuncu salı günü, İzmir kazasına gireceği gün, yolda Manisa çevresinde toplanan eşkıyanın kurşunuyla şehit edildikten sonra boşalan mansıp derhal bir başkasına verilmedi.

Kaynak, "mansıb-ı mahlûl altı ay mikdârı evlâdına ibkā" olunduğunu, yani kadılığın gelirinin altı ay kadar çocuklarına bırakıldığını kaydeder. Ancak bundan sonra, 1136 muharremi gurresinde Hekimbaşı Nûh Efendizâde Yusuf Efendi'ye tevcih edildi.

Bu uygulama, görevde ölen ulemânın ailesinin bir süre gelirsiz kalmaması için işletilen mutat bir merhamet kaydıdır; aynı ciltte benzer örnekleri vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Sohbete yatkın ve güzel huylu

Şeyhî onu insanlarla ülfete meyilli, iyi huylu ve insaniyet bakımından seçkin bir ilmiye mensubu olarak anar.

Metni gösterMetni daralt

Şeyhî onu insanlarla ülfete meyilli, iyi huylu ve insaniyet bakımından seçkin bir ilmiye mensubu olarak anar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. IV, s. 3023-3025.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Alaşehir · TürkiyeAlaşehir — Mustafa Efendi’nin doğum çevresiMemleketi Vekāyi‘u’l-fuzalâ Mustafa Efendi’nin Alaşehir’de doğduğunu açıkça kaydeder. Mahallesi ve doğum evi bilinmediğinden işaret tarihî şehir merkezini gösterir. Biyografideki yeri Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Alaşehir — Mustafa Efendi’nin doğum çevresi” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.İstanbul · TürkiyeSahn-ı Semân — Mustafa Efendi’nin müderrislik durağıYüksek medrese safhası Mustafa Efendi 1122/1710’da Fâtih Külliyesi’ndeki Sahn-ı Semân medreselerinden birine tayin edildi. Yapıyla ilişkili kişi Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir. Kayıt, Alaşehirli Mustafa Efendi’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.İstanbul · TürkiyeSüleymaniye Medreseleri — Mustafa Efendi’nin son müderrisliğiKariyerin en yüksek medrese durağı Mustafa Efendi 1133/1721’de Süleymaniye medreselerinden birine yükseltildi; İzmir kadılığına tayinine kadar yüksek ilmiye çevresinde görev yaptı. Yapıyla ilişkili kişi Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir. Kayıt, Alaşehirli Mustafa Efendi’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.Manisa · TürkiyeManisa çevresi — Mustafa Efendi’nin öldürüldüğü yolİzmir yolundaki saldırı 29 Cemâziyelâhir 1135’te İzmir kadılığı görevine giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısına uğrayarak öldürüldü. Kaynak kesin yol noktasını ve mezar yerini bildirmez; işaret bölgesel hafızayı gösterir.İzmir · Türkiyeİzmir — Mustafa Efendi’nin tayin edildiği kadılıkUlaşılamayan görev yeri Mustafa Efendi İzmir kadılığına tayin edilmiş, fakat şehre gireceği gün Manisa çevresinde öldürüldüğü için görevine fiilen başlayamamıştır. Biyografideki yeri Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “İzmir — Mustafa Efendi’nin tayin edildiği kadılık” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.