HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ailesi ve doğumu
1084 Ramazanında/1673-74'te doğdu. İstanbul kadılığı da yapmış Kevâkibîzâde Şeyh Mehmed Efendi'nin üçüncü oğluydu. Babasındaki “şeyh” unvanı, Ahmed Efendi için ayrıca bir tarikat aidiyeti delili sayılmamıştır.
İlmiye başlangıcı
1097/1685-86'da ulemâ çocuklarına ayrılan mülâzemetlerden birini aldı. 1106/1694-95'te yeni kurulan Behram Kethüdâ Medresesi'nin ilk müderrisi oldu.
Medrese güzergâhı
Tûtî Latif, Bezirgânbaşı, Cafer Ağa, Abdüsselâm, Sahn-ı Semân, Mihrümâh Sultan, Sinan Paşa ve Kasım Paşa medreselerinden sonra Süleymaniye medreselerinden birine yükseldi.
Vefatı ve şahsiyeti
26 Cemâziyelâhir 1133'te/1721'de vefat etti ve Üsküdar'da babasının yanına defnedildi. Kaynak onu ilim ve dönemin yaygın fenlerinde yetkin, yeni bilgilere meraklı, takvâ sahibi, ağırbaşlı ve sabırlı bir âlim olarak tasvir eder.
İlmiye yolu ve şahsiyeti
1084 ramazanında doğan Kevâkibîzâde Ahmed Efendi, 1097 zilhiccesinde Şeyhülislâm Ankaravî Mehmed Efendi'nin sevkiyle, hatt-ı hümâyunla mevâlî evlâdına verilen mülâzemetlerden birini aldı. Kırk akçe medreseden mazul beklerken, 1106 recebinde yeni kurulan Sâlise-i Behrâm Kethüdâ Medresesi'nin ilk müderrisi olarak göreve başladı.
Bundan sonraki otuz yıl, İstanbul medreselerinin mutat basamaklarında geçti: Tûtî Latîf, Bâzirgânbaşı, Cafer Ağa, Küçükçekmece'deki Abdüsselâm, Sahn-ı Semâniyye, Edirnekapı Mihrümâhı, Sinan Paşa, Kasım Paşa ve nihayet 1132'de Süleymaniye medreselerinden biri.
Vefeyât kaydı onu "maârif-i ilmiyye ile meşhur, mütedâvil fenlerde emsaliyle aynı seviyede, ilmin ve kemalin nadir olanını arayan, salâh ve takvâyı kendinde toplayan, nefis ve hevâ isteklerini bastıran, temiz soylu, derviş tabiatlı, vakarlı bir edip, halim ve sabırlı" bir zat olarak anar. 1133 cemâziyelâhirinde vefat etti ve Üsküdar'da babasının yanına gömüldü.