Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

281 sonuç · toplam 3232 · “Kül” · 8/12

01
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 350–356

Muzaffer Ozak Külliyatı · lumun bana yaptığı nevafil ibadetle, öyle yaklaşırım ki, o kulum benimle görür, benimle işitir.» HIKAYE İkinci halifei-hak olan Ömer ibnül hattâp, bir gün Medinei-Münevverede hutbe

↗
02
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 394–401

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir kulun ki, meddâhı Allah ola; Kim kadir ki, ol ona meddâlı ola... Yerlerin ve göklerin ve yerlerle gökler arasında görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin yaratıc

↗
03
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 346–351

Muzaffer Ozak Külliyatı · birleştigi Istanbul'u fethettigi zaman Hazret-i Fâtih henüz 22 yaşında bir gençti. Bu örnekleri, yüzlerce ve binlerce çoğaltmak mümkündür. Tarih, hristiyan ordularına karşı islâmın

↗
04
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 466–474

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cennet-ül-adn'e girem, Hak cemaline irem, Ne gide Bis etre... Cennet-ül-huld'ü seçer, Ezel şarabın içer, Nurdan hulleler biçer, Ne güzeldir cennetler.. Cennet-ül-vesile'dir, Kul, H

↗
05
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 352–357

Muzaffer Ozak Külliyatı · sağ tarafında oturan Isa, Allah oğlu Allah imiş. Hem de, kendi etini ve kanını kullarına ni'met olarak terketmiş imiş. Dünyadaki ekmek onun eti ve şaraplar da Isa'nın kanı imiş. Ki

↗
06
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 392–398

Muzaffer Ozak Külliyatı · lar, sahralar, yazlar, kışlar ve baharlar, arşlar, kürsiler, cennet ve cehennem, huri ve gılman, kevser ve vildan, çarh-ı felek ve her canlı melek onun için, onun emrine müsahhar k

↗
07
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 411–418

Muzaffer Ozak Külliyatı · Sallû âlâ seyyidina Muhammed Sallû âlâ şefi-i-zünubinâ Muhammed Sallû âlâ tabib-i-kulûbinâ Muhammed El-evvelü Allah.. El-âhirü Allah.. Ez-zâhirü Allah.. El- Bâtınü Allah.. Hayrihi

↗
08
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 402–408

Muzaffer Ozak Külliyatı · mecburiyetinde bırakacağından, böyle bir teklifin yapılması şiddetle nehyedilmiştir. Bir kimsenin bir diğerini zorla sevemeyeceği gerçeği karşısında, bir kulun da Allahu talâ'nın â

↗
09
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 419–425

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bu hususta meraklı olanlar ve daha fazla bilgi almak isteyenler, BUHARİ-İ-ŞERİF'in birinci cildindeki tafsilâtı behemehal okumalıdırlar. Işte, düstur-u mükerremimiz olan Kur'an-l a

↗
10
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 373–378

Muzaffer Ozak Külliyatı · Taberiye gölünün ise suları taşmıştı. Kâbe'de bulunan putların hepsi yüz üstüne kapanmış; Lât, Uzzâ, Menât denilen üç büyük put, parça parça olmuş, Kâbe'nin duvarlarından sesler ge

↗
11
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 426–432

Muzaffer Ozak Külliyatı · kılsan bile kıraatine, erkânına dikkat ve itina eylememiş, gece uykularını ve gündüz rahat ve huzurunu terkederek toplanmış ve biriktirilmiştir değil mi? Ne oldu o mal ve mülkün? A

↗
12
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 433–440

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar bu günahları işleyenleri görmezler ve o kimseyi temiz bir insan olarak tanırlar amma, Allahu teâlâ ile aramızda perde yoktur. Ondan, hiç bir şey gizlenmez. gizlenemez. O gör

↗
13
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 374–378

Muzaffer Ozak Külliyatı · dılar ve Abd-i Menâf oğulları davayı kazandılar. Fakat, Sehm oğulları buna itiraz ettiler: ve dediler ki: — Biz, harplerde çok kayıplar verdik. Eger, onlar da hayatta bulunsalardı,

↗
14
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 385–391

Muzaffer Ozak Külliyatı · bu kuvvete malik değiliz. Bahreynde, Rebir ibni Pebia namında bir kâhin vardır. Ona sorun» dediler. Nuşirevân. Abdül-Mesih namındaki bir adamını bu kâhine gönderdi. Bu kâhinin vücu

↗
15
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 379–384

Muzaffer Ozak Külliyatı · Param olduğu için elimi sallasam ellisi bana talip olur. Dilediğim gibi yakışıklı bir adamla evlenir, hayatın tadını çıkarırım, diyordu. Diger tarafta kocası da kalbinden şunları g

↗
16
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 385–391

Muzaffer Ozak Külliyatı · bir sonraki günü ömürden saymayan, hemen yarın ölecekmiş gibi kendisini ölmüşlerden sayan ve ona göre âhiret hazırlıklarını tamamlayandır. Evet; dün geçti, yarına çıkacağımız ne ma

↗
17
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 428–434

Muzaffer Ozak Külliyatı · Görevini kötüye kullanmayan ve kendisine emanet edilen avansı yerli yerinde kullanan mû temed, memuriyetinde nasıl terfi eder ve yükselirse, bu zenginler de öylece üstün derecelere

↗
18
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 445–452

Muzaffer Ozak Külliyatı · isyan ve günahlarından ötürü taraf-ı ilâhiden derhal azap inmemesi veya yok edilmemeleri, yahut Israil oğulları gibi yüzlerinin ve şekillerinin değiştirilerek herhangi bir hayvan s

↗
19
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 451–458

Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÜB (Kalblerin Nurları) DERS: 18 MÜNDERECAT: En'âm sûre-i celilesinin 6. âyet-i kerimesinin tefsiri - Daha önce gelmiş geçmiş kavimlerin ve milletlerin neden helâk edild

↗
20
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 482–489

Muzaffer Ozak Külliyatı · dimizi yatırdılar ve Kureyş kâfirlerinin üzerine bir avuç toprak atarak, hepsini bakar kör haline getirdiler. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz de, hiç birisi tarafından görülmeksiz

↗
21
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 412–417

Muzaffer Ozak Külliyatı · huzur ve selâmet beldesine sefer ettigini bilirler. Orada, Allahü teâlâ'nın kendilerini yalnız bırakmayacağına, korkutmayacağına ve üzmeyeceğine iyman etmişlerdir. Şu halde, dosta

↗
22
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 469–476

Muzaffer Ozak Külliyatı · ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir. ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve s

↗
23
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 466–473

Muzaffer Ozak Külliyatı · başlarına gelecek feci âkibeti gösterecek, kendisinden sonra buna cür'et ve cesaret edenlere de mâ'ruz kalacakları azap ve Iztırabı bildirmiş olacaktı. Sahip olduklarını zannettikl

↗
24
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 490–497

Muzaffer Ozak Külliyatı · Insana ve irfana yakışan; her şeyden önce kendini bilmek aczini ve zaafını idrak etmektir: Bakuben ne göresin? Gözün açılmayınca, Kimseyi ne bilesin? Sen, seni bilmeyince.. Tek ve

↗