Ara
Menü

Sayfalar 469–476

1.345 kelime

Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 469–476

ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir.

ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-ü Rabbil-âlemiyn efendimiz hazretlerine iyman ve itaat edenlerde Hakkal-yakin zuhura geldiğinden, kendilerine Alem-ül-Yakin ism-i şerifi verilmiştir.

DELİL-ÜL-HAYRAT (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Seyyid-ül-Ebrâr efendimiz hazretleri, bütün hayırlara ve hayırlı işlere delil ve önder olduklarından, kendilerine Delil-ülhayrat ism-i şerifi verilmiştir.

MUSAHHIH-IL-HASENAT (Sallallahu aleyhi ve sellem)

MUKIYL-ÜL-ASERÂT (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAFUH-UN AN-İZ-ZELLÂT (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜŞ-ŞEFA'ATİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜL-MAKAM (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜL-KADEMI (Sallallahu aleyhi ve sellem)

MAHSUSUN BIL-IZZI (Sallallahu aleyhi ve sellem)

MAHSUSUN BİL-MECDİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Habib-i edib-i Kibriyâ efendimiz hazretlerinden gayrı, hiçbir mahlûk ulüvvü şân, rif'at ve celâlet sahibi bulunmadığından, kendilerine Mahsusun bil-mecd ism-i şerifi verilmiştir.

MAHSUS-UN BİŞ-ŞEREFİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜL-VESİLETİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜS-SEYFİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-ü efham efendimiz hazretlerinin muhtelif kılıçları vardı ve savaşlarda bunları kâfirlere karşı kullanırlardı. Bundan dolayı kendilerine Sahib-üs-seyf ism-i şerifi verilmeştir.

(Bu kılıçlardan bazıları, bugün Topkapı sarayında Hırka-i saadet daire-i fâhiresinde ziyaret olunabilmektedir.)

SAHİB-ÜL-FAZİLE (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜL-İZÂR (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-üs-sakaleyn, bu mübarek isimle semavi kitaplarda zikrolunduklarından kendilerine Sahib-ül-izâr ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-HÜCCETİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜS-SULTAN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜR-RİDÂ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

iki cihan serveri izâr ve ridâ ile kisvelendiklerinden, kendilerine Sahib-ür-ridâ ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜD-DERECE'T-İR-REFİ'ATİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHIB-UT-TAC (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Habib-i edib-i Kibriyâ efendimiz hazretlerine, Mi'râc-1 güzinde cennetten tâc getirilip mübarek başına konulduğundan, kendilerine Sahib-üt-tâc ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-MİGFER (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Nebiyyi zişân efendimiz hazretleri, savaşlarda mübarek başlarına miğfer giydiklerinden, kendilerine Sahib-ül-miğfer ism-i şerifi verilmiştir.

SAHIB-ÜL-LIVA'I (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Fahr-i cihan efendimiz hazretleri, kâfir ve müşriklerle yaptıkları savaşlarda ehli iymanın sancağı olan Livâ-i Muhammediyelerini açtıklarından ve kendilerine taraf-ı izzetten Livâ-i Hamd bahş ve ihsan buyurulmuş olup kıyamette bütün peygamberler ve mü'minler o sancağın altında cem'u haşrolacaklarından Sahib-ül-Livâ ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-MI'RÂC (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Cenab-ı Fahr-i risaletme'ab efendimiz hazretleri, taraf-ı izzetten dâvet buyurularak yedi kat göklerin üstüne çıkarıldığından ve mâ-şâ'allah yükselttiklerinden dolayı kendilerine Sahib-ül-Mi'râc ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-KADİYB (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Serdar-1 Enbiyâ efendimiz hazretleri, daima mübarek ellerinde bir değnek bulundururlardı ki, Mekke-i mükerremenin fethi günü müşrikler tarafından Kâ'be-i muazzamaya doldurulan üçyüz altmış putu o değnekle kırmış ve yıkmış olduklarından kendilerine Sahib-ül-kadiyo ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-BURAK (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-ü müctebâ efendimiz hazretleri, Mi'râc-i güzinde Mekke-i mükerremeden Kudüs'e kadar Bürak'a süvar olarak teşrif buyurduklarından kendilerine Sahib-ül-Burak ism-i şerifi verilmiştir.

SAHIB-ÜL-HÂTEM (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Habib-i edib-i Kibriyâ efendimiz hazretlerinin mübarek sırtlarında mühr-ü nübüvvet bulunduğu gibi, bütün peygamberlerin sonu ve hâtemi olduklarından, kendilerine Sahib-ül- Hâtem ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-ALÂMETİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİB-ÜL-BÜRHAN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Seyyid-ül-Kevneyn efendimiz hazretleri, taraf-i ilâhiden muhtelif mû'cizelerle taltif buyrulduğundan, kendilerine Sahib-ül-Bürhan ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-BEYAN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Sahib-i şeri'at aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyet efendimiz hazretlerine semavi kitapların en yücesi olan Kur'an-ı azim-ülbürhan nâzil olduğundan, kendilerine Sahib-ül-beyan ism-i şerifi verilmiştir.

FASİH-ÜL-LİSAN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Nebiyyil-Melih ve lisan-il-fasih efendimiz hazretleri, yalnız kendi kavim ve kabileleri olan Kureyş'in değil, Arap yarımadasındaki bütün kavim ve kabilelerin en güzel ve en düzgün konuşanı olduğundan, kendilerine Fasih-ül-lisan ism-i şerifi verilmiştir.

MUTAHHAR-ÜL-CENÂN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Ilmin, hilmin ve hikmetin menba'ı olan efendimiz hazretleri, kalpleri tathir buyurup temizlediğinden, kendilerine Mutahhar-ül-cenân ism-i şerifi verilmiştir.

RA'UFÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Eşref-ül-halâ'ik efendimiz hazretlerine, Allahu zül-celâl velkemal Esmâ-i hüsnâsından olup, bu ism-i şerifi ihsan ve tevcih buyurmuş ve kendilerini Kitabullah'ta bu isimle zikretmiştir.

RAHİYMÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Ra'uf ism-i şerifi gibi Rahiym ism-i şerifi de Esmâ-i ilâhiyyeden olup, taraf-ı izzetten bahş ve tevcih buyurulmuştur.

ÜZÜN-ÜL-HAYR (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SAHİH-ÜL-İSLÂM (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Muhbir-i sadık efendimiz hazretlerinin taraf-l izzetten getirdiği din-i mübiyn-i islâm, gelmiş geçmiş bütün dinleri neshederek, yani hükümlerini ortadan kaldırıp iptal ederek, islâm dinini tashih buyurduklarından, kendilerine Sahih-ül-islâm ism-i şerifi verilmiştir.

SEYYİD-ÜL-KEVNEYN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

iki cihan serveri, dünya ve âhirette bütün mahlükatın en yücesi, efendisi olduklarından kendilerine Seyyid-ül-Kevneyn ism-i şerifi verilmiştir.

AYN-ÜN-NA'İM (Sallallahu aleyhl ve sellem)

Ni'metullah olan efendimiz hazretleri, dünya ve âhirette

ni'metlerin aynı olduklarından, kendilerine Ayn-ün-na'im ism-i şerifi verilmiştir.

AYN-ÜL-GIRRU (Sallallahu aleyhi ve sellem)

SA'DULLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-ü müctebâ efendimiz hazretleri, Allahu talâ'nın bütün kullarının en yücesi ve ulu'su olup, ilm-i ezelisinde saadet, fevz-ü felâh, zafer ve salâh ile sebkettiğinden ism-i şerifine Sâ'dullah denilmiştir.

SA'D-ÜL-HALK (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Yaratılmışların en hayırlısı olan efendimiz hazretleri, bütün mahlûkatın efdali ve ekremi, sa'idlerin sa'idi oldukları gibi Allahu tealâ'ya olan yakınlıkları hasebiyle saadet-i ebediyye ve keramet-i sermediyyeye mazhar bulunmakla mes'ut olduğundan ism-i şeriflerine Sa'd-ül-halk denilmiştir.

HATİB-ÜL-ÜMEN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

ALEM-ÜL-HÜDA (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri, hidayet alemi olduklarından ve kendilerine tâbi olanları Hak rizasına eriştirerek cennete idhal buyurduklarından ism-i şeriflerine alem-ül-hüdâ denilmiştir.

KÂŞİF-ÜL-KÜREBİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Server-i kâ'inat efendimiz hazretleri, bütün insanlığa ve özellikle ümmet-i merhumesine teveccüh edecek maddi ve mâ'nevi meşakkat ve sıkıntıların giderilmesine sebep olduklarından kendilerine Kâşif-ül-Kürebi ism-i şerifi verilmiştir.

RÂFİ-ÜR-RÜTEBİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Zât-1 akdes-i risaletpenahilerine iyman ve itaat ederek ümmeti olmak mazhariyyetine erişenlerin mertebelerinin, diğer ümmetlerin rütbe ve mertebelerinden yüksek olmasına sebep

olduklarından, kendilerine Râfi-ür-rütebi ism-i şerifi verilmiştir.

İZZÜL-ARABİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Fahr-i kâinat efendimiz hazretleri, arap kavminin en azizi olan Kureyş kavminin Haşim oğulları soyundan zuhura gelmiş olup, bütün arap kavminin de en azizi olduklarından, kendilerine Izzül-Arabi ism-i şerifi verilmiştir.

SAHİB-ÜL-FERECİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Methar-i mevcudat efendimiz hazretleri, zevk-u safa ve rahatlık sahibidir. Kendilerine iyman ve itaat edenler, iki cihanda da saadet ve selâmete nail olurlar, dünya ve âhirette her türlü meşakkatlerden, maddi ve mâ'nevi sıkıntılardan kurtulurlar ki, kendilerine bu sebeple Sahib-ül-fereci ism-i şerifi verilmiştir.

Resûl-ü Rabbil-âlemiyn aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-mu'ıyn efendimizin, bazı esmâ-i şeriflerine mâ'na verilmemiştir.

Zira, bunların mâ'naları da, diğer esmâ-i şeriflerinde haddi zâtında mevcut bulunduğundan, ayrıca yorumlanmalarına lüzum kalmamıştır.

Allahümme ya Rabbi bi-cahi Nebiyyik-el-Mustafa ve Resûlük-el-mürteza tahhir kulübenâ min külli vasfin yüba'idüna an müşahedetike ve muhabbetike ve emitnâ ales-sünneti vel-cema'ati ves-sevki ila likaîke yâ zel-celâli vel-ikrami ve sallallahu alâ seyyidina ve mevlâna Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim tesliyma...

Aşıka bir nişâne, Gerek Hak kelâm olsun;

O1 Resûl-ü zişâne, Salât-ü selâm olsun...

Nurundan halkeyledi, O'na MAHBUM'um dedi, Hep gök ehli söyledi, Salât-ü selâm olsun...

Enbiyâ-ü Mürseliyn, Evliyâyı kümmeliyn, Dedi cümlesi hemin, Salat-ü selâm olsun...

Yırmi sekiz peygamber, Teşrifin verdi haber, Dediler hep beraber, Salât-ü selâm olsun...

Kitabı Hak, dini Hak;

Veren Feyyâz-1 mutlâk, Lûtfetti Rabbil-Felâk, Salât-ü selâm olsun...

Rahmeten lil-âlemiyn, Hem Şefi'ul-müznibiyn, Nur doldu ruy-ü zemin, Salât-ü selâm olsun...

Şefi-i rûz-i ceza, Hakkın medhine seza, Ehl-i mahşer der kezâ, Salât-ü selâm olsun...

iki cihan sultanı, Unutmaz unutanı, O'nu hakkıyle tanı, Salât-ü selâm olsun...

Yüz dört kitap zikreder, Aklı olan fikreder, Ümmeti de şükreder, Salât-ü selâm olsun...

AŞKİ şefaat diler, İsm-i pâkin zikreyler, Her nefes, her dem söyler, Salât-ü selâm olsun...

Ins-ü cin peygamberi, Müttakiler rehberi, Âşık isen gel beri, Salât-ü selâm olsun...

El-Hac

MUZAFFER OZAK

Ey âşıklar!..

Ey Allahu tealâ ve Resûl-ü müctebâ'ya iyman ve itaat ederek Elest bezmindeki ahd-ü peymanlarına sadıklar!..

Ey aşkullah, muhabbetullah, muhabbet-i Resûlullah ve muhabbet-i ehl-i beyt-i Resûlullah ile yürekleri yanıklar!...

Ey ehl-i iyman!..

Iki cihanda da, emn-ü emân ve vesile-i rahmet-i Rahman, Habib-i edib-i Kibriyâ efendimizdir. O zât-1 akdese, gece ve gündüz her nefeste salât-ü selâm eyleyelim ki, dünya ve âhiretimiz mâ'mur, kalplerimiz pür-nûr, gönüllerimiz mesrur, güahlarımız mağlur, bütün amellerimiz meşkür, tekmil ibadet ve tâ'atlerimiz mebrur olsun. Resûl-üs-sakaleyn, imam-ül-haremeyn, ceddül-Haseneyn-il ahseneyn efendimizin bir nigeh-i iltifatları bizleri iki cihanda da şâd-ü handân ve vâsıl-ı Yezdân eder, nâr-ı cahiymden azad, cennet ve cemal ile dilşâd kılar.

Mahbub-u Rabbil-âlemiyn, şefi-ul-müznibiyn ve destgir-i mücrimiyn olan iki cihan serveri nice yüzü karaları, şefaat-i ile mağfiret-i ilâhiyyeye mazhar kılmış, yüzlerini ve özlerini nura garkeylemiştir.

MU'CiZE Günlerden birgün, yüzleri siyahi olan yüz Habeş'li, huzur-u Fâ'iz-innuru cenabı Fahr-i risalete gelerek mâ'ruzatta bulundular:

— Yâ Resûlallah!.. Gördüğünüz gibi, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri, bizleri yüzlerimiz siyah olarak halk buyurmuştur. Eğer, bizlerin yüzlerimizi de, diğer insanlar gibi ak ve beyaz yapabilirseniz, huzurunuzda bulunan yüz kişi derhal zât-1 akdesinizin nübüvvet ve risaletinize inanır, size iyman ve itaat ederiz, dediler.

Bâ 'is-i hilkat-i kâ'inat aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyât efendimiz hazretlerine bu yüz Habeşi'ye nazar-ı merhametle bakarak, saadetle şöyle buyurdular:

- Ben, dua edeceğim sizler de (AMIN) deyiniz!

Sayfalar 469–476 · Envârü’l-Kulûb III — tarikat.org