Ara
Menü

Sayfalar 419–425

1.772 kelime

İrşad III · kaynak sayfaları 419–425

Bu hususta meraklı olanlar ve daha fazla bilgi almak isteyenler, BUHARİ-İ-ŞERİF'in birinci cildindeki tafsilâtı behemehal okumalıdırlar.

Işte, düstur-u mükerremimiz olan Kur'an-l azim-üş-şân.

Kadir gecesi nâzil olmuştur. Yerin gögün, görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin sahibi. bu mukaddes kitabı Kadir gecesi inzâl buyurduğunu dersimizin başında okuduğumuz EL-KADR sûre-i celilesinde açıklamaktadır.

Ey ehl-i-iyman:

Kadir gecesinin şerefini, kıymetini ve ehemmiyetini hiç düşündünüz mü? O, ne ulu ve ne mübarek gecedir, sezebiliyor musunuz? Kadir gecesinin kadrini. bizzat Allahü zül-celâl beyan buyurmakta ve kelâm-ı ilâhi olan kitab-ı mübiynin o gece indirildiğini hatırlatmaktadır. Bilindiği gibi. Kadir gecesi Ramazan ayında bir gece ise de. hangi gece olduğu kullar tarafından kesin olarak tavin edilemediğinden. araştırılması iktiza etmektedir.

Allahu sübhanehu ve teâlâ. Kitab-ı keriminde:

Şehrü ramadan-ellezi ünzile fiyh-il Kur'an.

El-Bakara: 185 (Size orucun farz kılındığı o ramazan ayıdır ki, Kur'an o ayda indirildi..)

buyurmaktadır.

Şu halde. Kur'an'ın inzâli ramazan ayındadır. Ramazan ayı, kullar ile Rabbil-âlemiyn, arasındaki zâhiri münasebetin başladığı aydır. Recep ayı TEVHİD-I-EF' AL, Şaban ayı TEV- HID-I-SIFAT ve Ramazan ayı ise TEVHID-I-ZAT'tır. Bu mübarek aylar, tertip üzere olup, bu üç ayın içinde LEYLE-I BERAT ve LEYLE-I-KADIR denilen iki büyük gece vardır.

Berat gecesinin, Şaban-1 muazzamın on beşinci gecesi olduğu bilinmekte, Kadir gecesinin ise Ramazan ayının hangi gecesi

olduğu bilinmemekte ve kullar tarafından aranması icap etmektedir. Kur'an-ı Kerim'in inzâli ramazanda olduğu gibi, Ibrahim aleyhisselâma suhufun verilmesi, Musa'ya Tevrat, Davud'a Zebur, Isa'ya Incil de ramazanı şeriftedir.

Allah celle, kulları ile irtibatını kesmemek için Kadir gecesini gizlemiş ve bütün Ramazan ayı içinde kullarının zât-ı ülühiyyetine ibadet etmeleri için bu mübarek gecenin, hangi gece olduğunu bildirmemiştir. Böylelikle, Kadir gecesinde olan fazl-ı ilâhisini iymâ, hattâ ilân etmiştir. Kadir gecesinde, zat-ı ülühiyyetine yapılacak bir ibadetin, seksen küsür sene yapılacak ibadetten daha sevgili olduğu da anlaşılmaktadır.

Kadir gecesinin kadrini beyan buyuran âyet-i celile, bir lûtf-ü ilâhi olarak gizlenen bu geceyi araştırmamız için ne büyük bir teşvik ve bu hikmeti sübhani ne müstesnâ bir irâttır:

Ve mâ edrâke mâ leyle't-ül-kadr.

El-Kadr: 2 Ey Habibim dertlere ve dertlilere tabibim!.. Leyle-i kadrin yüceliğini, kemal ve faziletini sana bildiren nedir? O gecede olan fazl-ü ihsanımı, kerem-i lûtf-ü rahmaniyyetimi, benden gayri kim bilebilir. Elbette, hiç kimse bilemez. Ancak.

ben bilirim.. O gece olacak fazlım, yalnız benim ilmimdedir.

Bu lûtuf ve ihsanlarımdan bazılarını Kur'an'ımla ilân ederek; senin vasıtanla, beni seven ve bana mûti olan kullarımı gecedeki fazlı ihsanıma dâvet ediyorum. O geceyi, bütün ramazan gecelerini ihya ederek arayınız. Gana'im-i ilâhiyyemden istifade ediniz. Rahmetimin taşdığı, feyz-i ilâhiyyemin taksim olunduğu o mübarek gece. Muhammedime ve onun ümmeti olmak bahtiyarlığına nail olanlara en büyük ikramım olan ramazanı mağfiret-nişân ayı içinde bir gecedir ki, o geceyi gafletle, ataletle, tenbellikle, uyku ile hebâ etmeyiniz.

Zira. Kadir gecesi bana yapılan ibadet, bin ay ibadetten daha hayırlıdır. Sizden önce gelip geçen ümmetlere, böyle bir

gece. böyle bir fırsat verilmemiştir. O gece. riza-i ilâhiyyem için verilecek küçük bir sadaka veya kılınacak iki rekât namaz, yahut bir fakirin karınını doyurmak gibi bir hayır. bir yetimin göz vaşını dindirmek gibi bir sevgi ve ilgi sayesinde elde edilecek sevaba, sizden önce geçen ümmetler bu gibi hayırlı işleri seksen küsür sene yapmakla nail olabilmişlerdir.

O gecede ulan sayısız iltifat-ı Rabbaniyemden birisi de.

meleklerin ruh ile, yani Cebrail aleyhisselâm ile beraber, dünyaya inerek o geceyi ihya eden mü'minlere selâm-ı ilâhiyyemi tebliğ etmeleridir. O mübarek gecenin fecrine kadar, selâm-ı ilâhi melekler ve ruh tarafından o geceyi ibadât ve tâ'atle geçiren mü'minlere tebliğ olunur.

Dikkat buyurunuz aziz müslümanlar:

Kadir gecesi. mübarek ama pek mübarek bir gecedir. Şu var ki. kullara bildirilmemiş ve onlardan gizlenmiştir. Onun için. aramak ve bulmak, bulmağa çalışmak lâzımdır. Yukarda da işaret olunduğu gibi, murad-ı ilâhi Kadir gecesini bulabilmek için, bütün ramazan gecelerini ibadetle ihyâ etmemizdir. Allahu teâlâ, böyle arzu buyurmaktadır. Allahu teâlâ'nın en çok sevdiği kul; zat-ı ilâhisine iyman eden, ibadet eden ve kulluğunu bu abdiyyeti ile Rabbine takdim eden kuldur. Allahu tâlâ'nın hiç sevmediği kimse de. zat-i akdesine şirk koşan, Rabbine iyman ve ibadet etmeyen kişidir. Bu gi.

biler, şeytana ibadet ederler, onu memnun kılarlar ve elbette Rahman'ı darıltırlar.

Kadir gecesi, her ne kadar gizlenmiş ise de Rahmetenlil-âlemiyn olan sevgili Peygamberimiz, ümmetine olan sonsuz şefkat ve merhametinden dolayı:

— Ey ümmetim!.. Sizler, Kadir gecesini ramazanın sülüs-ü âhirinde, yani son üçte birinde, yirmisinden sonraki tek gecelerde arayınız, buyurmuşlardır.

Bu tek geceler; 21 - 23 - 25 - 27 - 29 uncu gecelerdir ki, bütün ramazan gecelerini ibadetle ihya edemeyenler, hiç değilse bu gecelerde himmet ve gayret göstersinler de. bu ha-

zine-i ilâhiyyeye vasıl olabilsinler, diye bizleri ikaz buyurmuşlardır.

Insan, Allahu teâlâ'ya daima muhtaçtır, Muhtaç olan da.

muhtaç bulunduğuna itaat etmeli ve onun rizasını kazanmalıdır. Ibadet, kulluğun icabı ve insanların vazifesidir. Kulolan, her ân, her zaman ve her mekânda kulluğa lâyık ve Mevlâ'sının arzu ve rizasına muvafık işlerde bulunur. Kul.

vazifesini yaptıkça, Rabbi ondan razı olur. derecatını vüksel tir ve müstehak ise onu Mak'ad-ı sıdka kadar yüceltir. Bu makama erişenler, hakta hak olurlar, ebedi sefâ ve saadete ererler. Kendilerine, öyle bir hayat-ı daimi verilir ki, ölümsüzdür. Öy le bir mülk-ü azim ve devlet-i na'im verilir ki, zevali ve fenası yoktur. Oyle bir sıhhat ve gençlik güzellik verilir ki; hastalıgı, ihtiyarlıgı ve çirkinligı yoktur. Evvelki derslerimizde tafsilâtıyle beyan olunduğu veçhile, dünya hayatı bunun aksidir, fanidir ve zevale mahkümdur. Dünya hayatında, akşam aziz olan, sabah zelil oluverir. Akşam diri olan, sabah ölürerir. Sabah zengin olan, akşam fakir oluverir. Verilen mülk.

elinden alınır. Serveti, devleti elinden çıkar. Gençliğin ihtivarlığı, sağlığın hastalığı, güzelliğin çirkinliği, kuvvetin zayıflığı vardır. Asırlar boyunca, nice insanların aynı hazin âkibete düçar olduğunu gördüğü halde, dünya hayatına itibar eden, değer veren akıllı mıdır? Oysa, dünya hayatının korkulu bir rüyadan hiç bir farkı yoktur. Dün çocuktun, genç oldun, dinç oldun, bugün ihtiyarladın, sonunda da bir hiç oldun.. Daha olmadım dersen, hiç merak etme bir gün nasılsa olacaksın. Bu fâni ve zevale mahkûm dünya hayatında, sen de fânisin ve zevale mahkûmsun.. Erdiğin servet. gördüğün devlet, bütün bu debdebe ve saltanat, bir gün nasılsa elinden gidecek.. Ebedi saadet ve selâmete erişmek isteyenler. kulluk kemerini bellerine sarmalı, zorla götürülmeden huzur-u izzete varmall, kullugu ve ibadeti yalnız ramazan ayında ve Kadir gecesinde aramamalıdır.

Ehlullah, yılın 364 günü Kadir gecesini aramakla geçirir. herkesin Kadir gecesi sandığı gece de, bir kenara çekilir

ve: (BIZIM, KALABALIKTA IŞİMIZ YOKTUR..) derler.

Sen de. yılın hattâ hayatının her gecesini LEYLE-I- KADR farzeder. her gün her işinde Allahu tâlâ'nın rizasını ararsan bâki âlemi kazanır, ebedi saadet ve selâmete nail olursun.

Basit bir akıl ve hesap meselesidir: Ramazan, her yıl on gün evvel geldiğinden, otuz altı senede 360 gün eder. Bir senc de 365 gündür. Yılda beş gün. bayram günleridir. Ramazan bayramı bir, kurban bayramı da dört gündür. şu halde, bu beş gün bayram çıktıktan sonra. otuz altı sene, ramazan ayında oruç tutan bir kimse, bir sene kamil oruç tutmuş olur. Bir sene oruç tutan da. muhakkak Kadir gecesini bulur. Netekim, bir sene cemaatle akşam ve yatsı namazlarını kılanlar da, mutlaka Kadir gecesini ihya eimiş ve leyle-i kadre ermiş olurlar.

Şunu da unutmamalıdır ki, ramazan her yıl on gün önce geldiğine göre, Kadir gecesinin ramazanın dışında olması da ihtimal dahilindedir. Buna binaen, akıllı ve tedbirli olan kimseler, hayatlarının her gününü Kadir günü ve her gecesini Kadir gecesi bilirler ve Kadir gecesini sûri ve zâhiri mânasıyla, ramazanın yirmi altıncı gecesinin yirmi yedinci gecesine hasr ve tahsis etmezler. Kadir gecesinin, ramazanın içinde olabileceği gibi, başka bir ayda olabileceğini düşünerek, daima Allahu teâlâ'dan korkarlar, men'ettiği hususlardan kaçınırlar, emrettiği hususları da en büyük nimet ve cana minnet bilerek yerine getirirler.

Kişi sevdiğini kırmaz, onun rizası bulunmayan işleri yapmaz. Allahu teâlâ'yı sevenler de, onun emirlerini seve seve yaparlar. Onu kırmaktan ve küstürmekten korkarak men'ettigi şeylerden el çekerler. Allahu tâlâ'nın rizasına muhalif herhangi bir hal ve hareketi, velevki bir geceye mahsus olarak işleyen, bir sefahat âlemine, bir içki meclisine, bir kumar partisine, hasılı nehyolunan herhangi kötülüğe iştirak eden kimse. o gece irtikâp ettiği o kötülükle Allah celleyi kıracağını, Peygamberi zişânı üzeceğini, melekleri inciteceğini, ana

ve babasının ruhlarını azaba sokacağını, âbâ'ü ecdadının kemiklerini sızlatacağını hiç bir zaman unutmamalı bu hususta gafletten son derece sakınmalıdır. Zira, o bir geceye mahsus ve münhasır kötülüğün işlendiği gecenin, Kadir gecesı olamayacağını nasıl temin edebilirsiniz?

Evet; o bir gecelik kötülük, maazallah Kadir gecesine rastlayıverirse, o kötülügü böyle bir mübarek gecede işleyen kimse, Allahu teâlâ'yı kırmış, Resûl-ü zişânı üzmüş, melekleri incitmiş, ana ve babasını azaba koymuş, dedelerinin ve ninelerinin kemiklerini sızlatmış olur.

Bu, nasil olur deme?

Bir kimsenin kötü bir oğlu olsa, bu haylaz çocuk ana ve babasına isyan edip karşı gelerek, onların razı olmadıkları yerlerde dolaşsa, elbette ebeveynini üzmüş, onlara eziyyet etmiş olur değli mi? Ana ve babanın bu üzüntülerine şahit olan yakın akrabaları ile dost ve ahbapları da. tabiatiyle onların bu hallerinden ıztırap duyarlar.

O halde, bizlere ana ve babalarımızdan daha şefkatli ve merhametli olan Erham-er-rahimiyn, cirmimize bakmadan zat-1 ülûhiyyetine işlediğimiz isyan ve kötülüğe kırılmaz mı?

Onun, âlemlere rahmet olan Resûlü, bu hale üzülmez mi?

Ra'uf ve Rahiym sıfatları ile muttasıf bulunan Sultanül-Enbiya aleyhi ekmel-üt-tehaya efendimiz hazretlerine; haftada iki gece, yani pazartesi ve cuma geceleri, ümmetinin amelleri arzolunarak haberdar edilir. Ümmetinden birisinin, herhangi bir kötülüğüne muttali olan Resûl-ü zişân üzülüp incinmez mi?

Dedelerimiz, ninelerimiz, ana ve babalarımız; torunlarının veya evlâtlarının bu kötülüklerinden dolayı itaba maruz kalırlarsa kemikleri sızlamaz, ruhları azap duymaz mı? Hele, bu kötülük hangi gece olduğu kesin olarak bilinemeyen Kadir gecesi işlenmişse, azapları çoğalmaz mı?

Hangi birisine yanalım? Gafletle Kadir gecesini ihmal ederek, feyz-i ilâhiden mahrum kaldığımıza mı? O mübarek geceyi, Allahu tâlâ'nın rizası hilâfına isyan ve kötülüklerle

geçirdiğimize mi? Sevap yerine ikaba, mükâfat yerine mücazata düçar olacağımıza mı? Kendimizden başka, ana ve babalarımızı, hısım ve akrabalarımızı. dost ve ahbaplarımızı da ye'is ve ıstıraba sürüklediğimize mi?

Onun için, aklı başında olanlar ve âkibetlerini düşünenler, hayatlarıın her gününü Kadir günü ve her gecesini Kadir gecesi bilmeli, o mübarek geceyi gaflet ve nisyan içinde kaçırmamalı, o gece yapılması gereken hayır ve hasenatı, iyi ve güzel amelleri titizlikle yerine getirmeli, sayılı nefeslerini tevhid, ezkâr ve salât ile geçirmelidirler.

Akıllı insan o kişiye denilir ki, dünyada fâniliğini ve âcizliğini bilir, buna mukabil Allahu tâlâ'nın büyüklük ve azametini anlar, âhirete ve âhiret hayatının bâki olduğuna inanır ve iyman eder, kıldığı namazın ömrünün son namazı olduğunu veya olabileceğini idrak eyler, evinden çıkarken, bu çıkışının son çıkışı; yaşadığı günün de dünya hayatında ömürünün son günü olabileceğini kabul eyler.

Eya gafil zinhar uyan, Bir gün ölüm vardır ölüm;

Kalmaz sana işbu cihan, Bir gün ölüm vardır ölün.

Evet; bir gün ölüm vardır. O ölüm ki; kâfirler, zâlimler ve fâsikler için gayet korkunç ve çirkin; mü'minler için vuslât ve saadettir. Ehl-i-iyman için ölüm, âşıkın mâ'şuka kavuşmasıdır. Işte, o ölüm ansızın geliverir. Allahu teâlâ'ya is'yan ve Peygamberi zişâna eziyyet ederek elde ettigin mal ve mülk ortada kalır, sevmediklerinin eline düşer. Hattâ, sevdiklerin bile malını mülkünü yağma ederlerken, düşmanlarını mebhut bırakırlar:

Hüdâ göstermesün bir yerde âsâr-ı izmihlâl.

Ahibbâ şive-i yağmada mebhut eder â'dayı..

Halbuki. bu mal ve mülkü cem'ederken, haram helâl dememiş. Rabbine şükür boreun olan namazlarını kılmamış,

Sayfalar 419–425 · İrşad III — tarikat.org