İrşad III · kaynak sayfaları 426–432
kılsan bile kıraatine, erkânına dikkat ve itina eylememiş, gece uykularını ve gündüz rahat ve huzurunu terkederek toplanmış ve biriktirilmiştir değil mi? Ne oldu o mal ve mülkün?
Azrail aleyhisselâmın bir kılıç darbesiyle elinden çıkıvermedi mi?
Fakat, Allahu teâlâ'yı tanıyan, ona iyman eden, onu seven, ondan korkan ve onun Resülüne gönül verenler, her gecelerini Kadir gecesi bilerek Rabbilerine kıyam, rükû, secde edenler, issız ve tenha gecelerde Mevlâ'larını zikir ve tesbih eyleyenler; ansızın gelip çatan ölümle bir dâr-il-mihnet olan bu fâni dünyadan, dâr-il-yaadet olan âlem-i bekaya gülerek ve Hak celle ve alânin: (EY MUTMA 'IN OLAN NEFIS! BEN,
SENDEN RAZIYIM. SEN DE, BENDEN RAZI OLDUĞUN
HALDE BANA DÖN. GIR SEVGILI KULLARIMIN ARASI- NA, GIR ONLARLA BIRLIKTE CENNETIME..) hitab-1 izzetine mazhar olarak, bu tebşirat-ı ilâhiyyenin lezzetiyle müstagrak bulundukları halde ruhları cesetlerini terkeder. Bu mü'minlere, müjdeci melekleri:
— Korkma, üzülme.. Cennet, senin için hazırlandı. Sen, dünyada iken bizleri görmezdin amma, bizler seni görür ve tanırdık, senin dostların idik, burada yine dostlarınız olacagız.
Dünyada oldugu gibi, burada da seniule beraber bulunacağız.
Artık, dünyanın o mihnet ve meşakkat dolu günleri bitti. Saadet günleri başladı. Dünya hayatında yaptığın salih amellerinin semeresini burada bulacaksın. Gözlerin görmedigi, kulakların duymadığı, akılların idrak ve tefekkür edemediği bütün nimetler senin olacak, ebediyyen sende kalacak ve elinden alınmayacaktır. Her ne istersen, nefsin neyi arzu ederse, hepsi yerine getirilecektir. Sen, ehl-i cennet ve ehl-i mağfiretsin.
Bütün bu nimetler, Allahu tâlâ'nın has kullarına ihsan ve ikramıdır. O gafurdur, o rahimdir, diyeceklerdir.
Yâ Rab! Bizleri, iyman ile yaşayan, iyman ile ölen, ölümleri ânında tebşirat-ı ilâhiyyene mazhar olan ve kendilerine müjdeci melekler gönderilen salih kulların zümresine ilhak eyle.. ÂMIN - Bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn.
- 427 _ Dersimize devam edelim:
Hak ile bâtılı, hidayet ile delâleti ayırdeden hükümlerin açık delili olan ve bütün semavi kitaplardan efdal bulunan o kelâm-ı ilâhi ve lûtf-u Rabbani ki, biz ona KUR'AN-I-AZIM- UŞ-ŞAN diyoruz: işte bu mübarek Kadir gecesinde, CÛMLE-i VAHiDE olarak LEVH-I-MAHFUZ'dan SEMÂ-ÎD-DÜNYA'ya, BEYT-ÜL-İZZET'e nüzul etmiştir.
İzzet evi denilen mübarek makamın nerede bulunduğunu.
ancak Allahu teâlâ ile Cebrail aleyhisselâm ve Allahu sübhanehu ve tâlâ'nın tefhim buyurduğu kutlu kişiler bilirler. Dünya semasında bulunan bu mübarek makamın yeri, kullarca meçhuldür. Işte. o Beyt-ül-izzete cem'an indirilmiş ve oradan da, mahrem-i esrar-1 Rabbani ve sefir-i hâlik-ı sübhani olan Cebrail aleyhisselâm, o beyt-ül-izzetten yirmi üç senede lüzum hasıl oldukça âyet âyet Habib-i Hüdâ ve şefi-i ruz-i ceza efendimiz hazretlerine tebliğ buyurmuştur.
Gözlere cilâ, kalplere safa, bütün mü'minlere şifa ve rahmet olarak inzal olunan Kur'an-ı azim-ül-bürhanın âyet âyet indirilmesinin hikmeti; Cenab-ı Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa'nın kadrini, onun şeref ve faziletlerinden haberdar olmayanlara izhar ve ind-i ilâhiyyede Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şânının yüceligini ibraz ve ilân içindir. Aşık ile mâ-şuk arasındaki bu muhabbet ve münasebet. Habib-i Hüdâ'nın âlem-i cemale intikaline kadar devam etmiş olup, vahy-i ilâhinin devamı, Rabbi ile buluşup konuşmaktan dûr olmadığını melâike-i kirama ve bütün mahlükata bildirmek gayesine mâ'tuftur. Netekim, Kur'an-ı azim tamamlanınca, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de, âlem-i cemale vuslât bulmuşlardır.
Kur'an-ı Kerîm'in, âyet âyet nâzil olmasının, hikmet ve esrarının ikinci veçhi ise, ümmet-i Muhammed'in Allahu teâlâ indindeki mevki ve şerefini, kıymet ve itibarını belirtmek olsa gerektir. Zira, ümmet-i Muhammed Kur'an-l hakimi bütün okuyup ecr-i mesubata nail olduğu gibi, bir veya iki âyetini
dahi okusa, tamamını okumuş ve hatmetmişcesine ecr-ü sevaba mazhar olacaklarına işarettir.
HİKÂYE Bir mübarek gece, Fahr-1-Risalet efendimiz, ümmül-mü'miniyn Hazret-i A'işe-i sıddıyka radıyallahu anhaya hitaben — Yâ A'işe.. Kur'an-1- hatmetmeden yatıp uyuma, buyurdular ve namaza durdular.
Hazret-i A'işe; aleyhissalâtü vesselâm efendimiz namazdan fâriğ oluncaya kadar beklediler ve kendilerinden sordular:
— Yâ Resûlallah.. Nasıl olur da, bir gecede Kur'an-ı Kerim-i hatmedebilir ve sonra yatarım.
Efendimiz, saadetle buyurdular:
— Yâ A'işe.. Üç ihlâs ile, bir KUL E'UZÜ Bİ-RABBİL- FELAK, bir KUL E'UZÜ BI-RABBIN-NÂS, bir FÂTIHA ve bir de Bakara sûre-i celilesinin başından ELIF LÂM MIM'den itibaren ULÂ'İKE HÜM-ÜL-MÜFLİHÛN'a kadar okursan, Allah celle bu sûreleri okuyanlara Kur'an-ı hatmetmiş sevabı ihsan ve inayet buyuruyor.
Bir kimse, Bakara sûresinin son âyetleri olan ÂMEN-ER RESÜLU'den başlayarak, FANSURNA ALEL KAVM-IL KÂFİRIYN'e kadar üç âyeti okuyarak yatsa, sabaha kadar Rabbine ibadet etmiş sevabı verilir.
Bir kimse, Tövbe sûresinin son âyeti olan HASBIYAL-
LAHU LÂ ILÂHE ILLA HÛ ALEYHI TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBÜL ARŞ-IL-AZIM'i sabahleyin okursa akşama kadar ve akşam okursa sabaha kadar bütün kaza ve belâlardan hıfzolunur ve her işinde Allahu teâlâ ona kifayet eder.
Bir kimse, Haşr sûresinin son âyetleri olan HUVALLAH- ÜLLEZI LÂ ILÂHE ILLA HÛ ALIM-ÜL-GAYBİ VEŞ-ŞE.
HADEH'den itibaren nihayetine kadar, sabah namazından sonra okursa akşama kadar, akşam namazından sonra okursa sabaha kadar, Allahu tâlâ'nın hıfz-1 emanında bulunur.
SE 31 30055!
İnnallahe hüver-rezzâku zül-kuvvet-il-metiyn.
Ez-Zâriyat: 58 (Şüphe yok ki, rızk veren yalnız Allahu teâlâ'dır.
Kuvvet ve kudretinde metindir.)
âyetini okumağa devam eden kimsenin, dünya ve âhirette muratlarına nail olacağı mu'teber kitablarda, mu'teber kimseler tarafından rivayet olunmuştur.
Sırası gelmişken, hemen ilâve edelim:
Imam-ı Eb-il Hasan Muhammed bin Ali radıyallahu anhtan rivayet edildiğine göre; bir kimse yatsı namazından sonra yedi kerre INNÂ ENZELNÂHÜ sûresini okuyacak olursa, o kimseyi Allahu teâlâ her türlü belâdan, o gecenin sabahına kadar hıfzeder. Yetmiş bin melâike, o kimse için duacı olur. O kimsenin kabri genişletilir, kabir darlığı görmez. Ind-i-ilâhideki makamını dünya hayatında iken görür.
Bir kimse, INNÂ ENZELNÂHÜ sûresini sabah namazından sonra on bir defa okursa, Allah celle o kuluna yetmiş kerre rahmet nazarı ile nazar eder. Allahu teâlâ, bir kuluna bir kerre rahmet nazarı ile nazar ederse o kuluna bir daha azap etmez, yetmiş kerre rahmet eder. Yetmiş hacetini kaza eder.
Bu yetmiş rahmetten evveli, o kulunu affı mağfiretine şayan kılar. Ana ve babasını, evlâtlarını, komşularını, affı mağfiretiyle taltif eder.
Bir kimse güneşin zevalinde, yirmi bir kerre INNÂ EN.
ZELNAHU sûresini okursa, âhiretteki makamını dünya hayatında iken görür. Bütün mâ'siyyetlerden emin olur. Insanlar arasında aziz olur.
Bir kimse İNNA ENZELNÂHÛ sûresini bin kerre okursa.
semadan o kula GALIP MU'MIN diye nida olunur.
Bir kimse, INNA ENZELNAHU sûresini yazarak bir su-
da ıslatsa ve o suyu içse, kerih olan hiç bir şey, o kulun cisminde görülmez, cismi ebediyyen sâlim olur.
Her şey için bir semere vardır. Kalbin semeresi İNNÂ ENZELNÂHÜ sûresidir. Her kim ki, İNNÂ ENZELNÂHÜ sûresini hıfzeder, ezberlerse ölür ölmez iki melek o kimseye nâzil olup cennet şarabı ile kendisini sularlar. Ölür ölmez, o kimse REY- YAN nam cennete nâzır olur. Kıyamet gününde, o kulunu bin melek ile haşreder. Cennette, inciden yapılmış saraya misafir edilir.
İNNÂ ENZELNÂHÜ sûresini tilâvete devam eden kulunun nazarını, Allahu teâlâ her türlü fenaliklardan korur. O kuluna, sabredenler ecrini ihsan buyurur. Kendisine KANI- TIYN derecesi verilir. Hikmetli söz konuşmak nasip eder. Allahu teâlâ, o kulunun malını, evlâdını ve ecelini hifzeder. O kul ile, melekler müsafaha ederler, melekler kendisini müjdelerler. Kabrinden kalktığında, Rabbi ondan o Rabbindei?
razı olduğu halde, haşrolur. O kulun, dünya ve âhirette bütün sıkıntıları def'edilir. Dünya hayatında. fakirlikten kurtuldugu gibi âhirette de saadete erenlerden olur ve alınlarına (BU
BENİM VELİMDİR. BUNUN İÇİN KORKU VE MAHZUNİY- YET YOKTUR.) levhası tâlik olunur.
Ey ehl-i iyman:
Görülüyor ki, Kura'n-ı azimden iki âyet okumakla. ümmet-i Muhammed'e hatim sevabı bahş ve ihsan olunabilmesi için, kitab-ı mübiyn âyet âyet nâzil olmuştur. Bütün bu ecir ve sevaplar, ancak ve yalnız Kur'an-ı okumak lûtfuna erişen ümmet-i Muhammed'e mahsus ve münhasırdır. Diğer ümmetler, kendilerine nâzil olan kitabın tamamını okuyarak hatmetreden bu ecre mazhar olamazlardı.
Kur'an-1 azim-üş-şân, Levh-i mahfuzdan dünya semasında bulunan Beyt-ül-izzete nüzul ederken, bütün melâike arasina gulgule düştü, hepsi feryat ve figan ederek ağlaştılar. Bu gulgulenin ve bu feryat ve figanın sebep ve hikmeti de şu idi:
Kur'an-ı Kerîm'in nüzuli ile, Fahr-i risaletin gelmesi, melâike
= 431 — arasında kıyametin yakın oldugunun beyanı ve alâmetiydi.
Melekler, kıyametin kopmasının yakın olduğunu anladıklarından iztiraba düşmüşler, âh-ü figan ederek ağlaştılar.
Bundan dolayı, Hak celle ve âlâ: (Kur'an-ı Kerim'in nâzil olduğu bu gecenin fazlını, benden başka kimse bilemez. Hiç bir mahlükum, bu gecenin feyzini idrak edemez. Bu gecenin feyzinin idrak ve ihatası, beşerin tefekkür kabiliyetinin haricinde ve fevkindedir.) buyurmuşlardır.
Bu gecenin fazl-ı ilâhisinden birisi de, bu gece içinde ölen ehl-i iymana soru ve sual yoktur. Azaba müstehak olan günahkâr bir müslüman, bu gecenin hürmetine kabir azabı görmez. Bu gecenin hürmetine, bu gece taşan ve çoşan rahmet-i ilâhi ve kerem-i sübhani izzetine. bu gecede ölenler affı ilâhiyye mazhar olurlar ve o talihli kimselere bir daha kabir suali iade olunmaz. Zira, bu gece Kadir gecesidir. Indallah, Kadri yücedir. Bu gecede, ana rahmine düşen sa id olur. Bu gece.
mü'minlere öyle bir nur taksim olunur ki, bütün ehl-i-iymana dağıtıldığı halde artar ve bakiyesi de, bu gece ana rahmine düşen kâfir evlâtlarına isabet eder. Kendilerine bu nurdan isabet nasip olan kâfir çocukları, yine bu gecenin izzetine islâm ile müşerref olur ve iyman ile göçerler.
Bu mübarek gecenin edaliyyetinden birisi de, Resûl-ü Rabbil-âlemiyn efendimize, tecelli-i tevhid-i ef'al Recep ayının evvel gecesi zuhur etmiştir. Bu nimete binaen Regaib namazı müstehap kılınmıştır. Tecelli-i tevhid-i sifat ise, şaban-ı muazzamın on beşinci gecesi olan Leyle-i Berat'ta aleyhissalâtü vesselâm efendimize bahşolunmuş ve bu nimet-i ilâhiyyeye binaen de yatsı namazının farzı ile Salât-ı vitir arasında Salât-i Berat yani Berat gecesi namazı müstehap kılınmıştır. Tecelli-i tevhid-i zat ise, Kadir gecesi zuhura gelerek Resûlüllah sallallahu aleyhi ve selleme bahşolunmuştur ki.
bu gecede olan lûtf-ü ilâhiyyeye binaen Salât-i Kadr yani Kadir gecesi namazı müstehap kılınmıştır.
Bu mübarek gecelerde, müstehap olan bu namazları kılmayı sakın ihmal etmeyiniz. Yakın bir zamanda, elinizden bu
fırsatlar çıkacaktır. Dikkat ederseniz, gün geçtikçe gücünüz.
kuvvetiniz azalmaktadır. Azrail aleyhisselâmın elçileri, birer ikişer geliyorlar. Konudan komşudan, dosttan düşmandan, anadan babadan, dededen evlâttan, genç ihtiyar makbere hücum edenleri gözlerinizle görüyorsunuz. Bunlar, Azrail aleyhisselâmın elçileri, habercileridirler. Hz. Melek-ül-mevt, bizleri ikaz ediyor:
— Yakın bir zamanda, sizlere de ugrayacağım, sizlerin de yakalarınıza sarılacağım, sizleri de onlar gibi evlerinizden, mallarınızdan, dostlarınızdan ve sevdiklerinizden ayıracağım, diyor.
Kulaklarımız, bu ikazı ve bu açık ihtarı duyuyor mu?
Bir melek, her gün bizlere ve bütün cihana sesleniyor:
— Dogunuz, doğurunuz ölmek için.. Binalar, hanlar, saraylar yapınız yıkılmak için, diyor.
Ölü çıkan hanede,. ölen kimseye ağlayanlara, melek-ulmevt şöyle hitap ediyor:
— Ey, şu günkü günde ölen kimseye ağlayanlar.. Ben.
vazifemi yaptım ve aldığım emri yerine getirdim. Sizler, bugün ebedi sefere çıkan zata aglayacağınıza, kendi halinize ve kendi nefsinize ağlayınız. Zira, yakın bir zamanda, sizler de bu ebedi sefere çıkacaksınız. Ağlayıp. döğüneceğinize mukarrer olan o büyük seferiniz için hazırlık yapınız. Bugün ölümü tadan şu yakınınız gibi, bir gün size de geleceğim. Sizi de onun haline getirecegim.
Halbuki, biz kendi ölümümüzü düşünmüyor, ölenlerden de ibret almıyor ve Allahu teâlâ'ya isyandan geri kalmıyoruz.
Azab-ı ilâhinin bir gün mutlaka bize de erişeceğinden maalesef gafil bulunuyoruz. Allahu tâlâ'nın azabından korkmuyor.
günde yüzlerce günah işliyoruz. En hayâ sahibi olanlarımız bile, kullardan hayâ ediyor da, Allahu teâlâ'dan hayâ etmiyor kulların gözlerinden uzak, gizli ve tehna yerlerde Rabbine isyan ediyor. Gûya, kullar arasında adını temize çıkararak ve kendisine mütteki süsü vererek yakalarını kurtaracaklarını ve adalet-i ilâhiyyeden kurtulacaklarını zannediyorlar. Belki.