ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
46 sonuç · “rûz”
01İdrîsiyye / Ahmediyye
Ahmed b. İdrîs’in Şâzelî-Nâsırî temeller üzerinde Kur’an, sünnet, salavat ve nebevî örnekliği merkeze alarak teşkilatlandırdığı; Senûsiyye, Mîrganiyye ve Reşîdiyye’ye kaynaklık eden irşad yolu.
Ebû Necîb Ziyâüddin Abdülkāhir es-Sühreverdî
Ebû Necîb es-Sühreverdî (490–563/1097–1168), Şâfiî fıkhını ribât terbiyesiyle birleştiren; Âdâbü’l-mürîdîn, Bağdat’taki Dicle ribâtı ve yeğeni Ebû Hafs Ömer üzerinden Sühreverdiyye’nin kurumsal temelini atan âlim–mürşiddir.
Edib Harâbî
Ahmed Edib Harâbî (1853-1916/17), Şahkulu Dergâhı’nda Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’ya bağlanan, hece ve aruzla yazdığı nefesleri ve hacimli divanıyla tanınan son dönem Bektaşî şairidir.
Erzincânîzâde Seyyid İbrahim Efendi
Erzincânîzâde Seyyid İbrahim Efendi (ö. 1141/1728), Erzincânî Seyyid Ali Efendi’nin oğlu; Îsâ Bey, Fîruz Bey, Fudayliyye, Mimar Sinan ve Gebze Mustafa Paşa medreselerinden Sahn-ı Semân’a yükselen Osmanlı müderrisidir.
Hâşimî Emir Osman Efendi
Hâşimî Emîr Osman Efendi (919/1513, Sivas – 11 Zilkade 1003 / 18 Temmuz 1595, İstanbul); Bayramî-Melâmî silsilesine bağlı şeyh ve şair. Saçlı Emîr diye tanınır; Melâmî çevresine yöneltilen suçlamalar üzerine bir Halvetî şeyhine intisap etmiştir.
İsmailzâde Mehmed Sâdık Efendi
İsmailzâde Mehmed Sâdık Efendi (ö. 1722), Fîrûz Bey Medresesi'nin ilk müderrisi; daha sonra Medine kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.
Karabaş-ı Velî
Karabaş Velî / Alâeddin Ali (1020/1611, Arapkir – 8 Safer 1097 / 4 Ocak 1686, Geylân, Kahire); Şâbâniyye'nin Karabaşiyye kolunun kurucusu . Silsilesinden Ticâniyye'ye kadar uzanan onlarca kol doğmuştur. Limni'ye sürgün edilmiş, hac dönüşü Mısır'da vefat etmiştir.
Koca Hüsâm Amasyevî
Koca Hüsâm Amasyevî (ö. 961/1554), aruz ve kafiye bilgisiyle tanınan, İbn Melek'in Menâr şerhine hâşiye yazan âlimdir.
Lem‘î Çelebi
Lem‘î Çelebi (ö. 967/1559-60), Lâmiî Çelebi'nin oğlu; Lem‘î mahlasıyla tanınan ve aruz-kafiye risalesi yazan müderristir.
Seyyid Mustafa Yıldız Efendi
Şeyh Seyyid Mustafa Yıldız Efendi Köstendilli Ali Efendi hulefâsındandır. Gerezelidir, orada dergâhı var imiş. Sultan Mahmûd-ı evvelin devrinde İstanbul’a gelerek Sarây-ı Humâyûn’da müsâfir olmuş idi. Bu sırada Şeyh Nasrullah Efendi isminde bir zâtı rü’yâsında görür ve devr-i Fâtih’ten beri medfûn olduğu mahallin mürûr-ı zamân ile ma’rûz-ı tecâvüz olarak elyevm mezbele-gâh bulunduğundan, bundan tahlîsı teklîf eder. O da Bahçekapısı’nda…
Şeyh Resmîzâde Efendi
Şeyh Resmîzâde Efendi, Sefîne-i Evliyâ'nın 1924-25 İstanbul tekke cetvelinde firuzağa hocazâde/paşa baba tekkesi'nin 1924-25 postnişini olarak kaydedilir.
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi Zamânımızda İstanbul’da bulunan bu zât-ı şerîf herkesin nazar-ı dikkatini celb eder. Uzun boylu, beyaz sakallı, nûr yüzlü, siyah cübbeli, siyah amâmeyi hâvî Halvetî taclı bir pîr-i nûrânîdir. 1260/(1844) senesinde Köstendil’de Kalem Abdullâh Efendi sulbünden dünyâya gelmiştir. Ümmî-i âlimdir. Köstendil’de kibâr-ı meşâyıh-ı Ramazâniyye-i Halvetiyye’den ve veliyy-i kâmil Müderris Baba sülâlesinden Şeyh Ali…
Uzunköprülü Sinan Efendi
Uzunköprülü Sinan Efendi (ö. Rebîülâhir 1039/Kasım-Aralık 1629), Şeyh Mehmed-i Kırımî’nin ardından irşad postuna geçmiş; Fener ve Tırhala’da zâviye şeyhliği ve tefsir dersleri yürütmüş Halvetî şairdir.
Âb-ı âteş-efrûz
Ateşi daha da alevlendiren su. Tasavvuf şiirinde ilâhî feyiz ve tecellinin gönüldeki aşk ateşini söndürmek yerine artırmasını anlatan Farsça bir terkiptir.
rûz
arasmda “Hıdrellez” (bk. bu cu, madde) olarak kullanılan teör rim. urûz-ı kâr a. G& jjJ tas. Taûd savvuf ehli arasında yaşanıke lan zaman anlamında kullave nılan terim. eken rücû a. [Ar.] tas. bk. kavs-i m” urûc nin
rûz-ı kâr
Taûd savvuf ehli arasında yaşanıke lan zaman anlamında kullave nılan terim. ek
Şâfi‘-i rûz-ı cezâ
“Hesap gününün şefaatçisi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan övgü unvanı. Na‘t ve mevlid edebiyatında şefaat ümidiyle anılır.
şefi'-i rûz-ı cezâ
Kıyamet gününde suçlularm şefaatçisi Hz. Peygamber
urûz
CAij^) [Ar.] fik. İslâm h kukunda, altın ve gümüş pa 669 usûl-i kadîm nla dışında kalan mal türlerini ifade eden fıkıh terimi. hu usûbet a. [Ar.] Asabelik. bk. nin asabe ırlı § tam. usûbet-i müştereke a. Ortak asabelik ât)
Nâf-ı rûz
Günün ortası; öğle vakti. Farsça nâf “göbek, orta”, rûz “gün” demektir.
rûz-ı Hızr
] arasmda “Hıdrellez” (bk. bu cu, madde) olarak kullanılan teör rim. u
Nizâmeddin Evliyâ Hankahı
Delhi · Hindistan · Şeyhi Nizâmeddin Evliyâ'nın kurduğu hankah. 725'te (1325) şeyhinin vefatı üzerine başına geçmiş, Delhi'nin bütün Çiştîleri burada etrafında toplanmıştır. Sultan Fîrûz bu hankaha büyük servetler bağışlamıştır.
Fîrûz Bey Medresesi — Mehmed Sâdık Efendi'nin ilk müderrisliği
İstanbul · Türkiye · 1106/1694'te kurulan medresede ders okutan ilk müderris odur; iki bağımsız kaynak bu rolü aynı yılla kaydeder. İlişkili kişi dosyası İsmailzâde Mehmed Sâdık Efendi : İsmailzâde Mehmed Sâdık Efendi (ö. 1722), Fîrûz Bey Medresesi'nin ilk müderrisi; daha sonra Medine kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.
Bağdat
Bağdat · Irak · Nazmîzâde'nin doğduğu, medrese tahsilini tamamladığı, Osmanlı valilerinin maiyetinde çeşitli hizmetlerde bulunup hazinede rûznâmçe halifeliğine kadar yükseldiği ve vefat ettiği şehir. Eserlerinin çoğu da bu şehrin etrafında döner: Gülşen-i Hulefâ Bağdat'ın kuruluşundan 1130'a (1718) kadarki tarihini, Tezkire-i Evliyâ-i Bağdâd ise şehirde ve civarında medfun evliyanın hâl tercümelerini anlatır. Mehmed Süreyyâ onun İstanbul'a geldiğini kaydederse de bu bilgi diğer kaynaklarda yer almaz.
Medine — Mehmed Sâdık Efendi'nin kadılığı
Medine · Suudi Arabistan · 1134 muharremi gurresinden itibaren Medine kadısıydı; 1135 muharreminde azledildi ve dönüş yolunda vefat etti. İlişkili kişi dosyası İsmailzâde Mehmed Sâdık Efendi : İsmailzâde Mehmed Sâdık Efendi (ö. 1722), Fîrûz Bey Medresesi'nin ilk müderrisi; daha sonra Medine kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.
Fîrûzâbâd Hankahı
Delhi · Hindistan · Mâverâünnehir dönüşü Lahor'da bir yıl kaldıktan sonra yerleşip kurduğu hankah; hayatının geri kalanını burada geçirdi, Delhi'den yalnız hac için ayrıldı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.
Sahn-ı Semân (Fâtih Külliyesi)
İstanbul · Türkiye · 1536'da müderris olduğu, Osmanlı ilmiye hiyerarşisinin zirvesindeki sekiz medrese; burada Kanûnî'nin isteğiyle Fîrûz Şah hikâyelerini tercüme etti. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Meysân
Meysan · Irak · Babası Yesâr'ın (Feyrûz), Irak'ın fethi sırasında Medine'ye getirilen esirler arasında bulunduğu, Basra yakınlarındaki kasaba. İlişkili kişi dosyası Hasan-ı Basrî : Hasan-ı Basrî (21/642–Receb 110/Ekim 728), Medine’de sahâbe çevresinde yetişip Basra’da tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, vaaz ve zühd geleneğini şekillendiren tâbiî âlimidir; sonraki tasavvuf silsilelerinin ortak erken halkalarındandır.
Kahire
Kahire · Mısır · Ammâr Yâsir'in gönderdiği Rûzbihân el-Vezzân el-Mısrî'nin hankahının bulunduğu şehir; “birkaç damla su” menkıbesinin geçtiği yer. İlişkili kişi dosyası Necmeddîn-i Kübrâ : Necmeddîn-i Kübrâ, Hârizm’de kurduğu irşad çevresi, yetiştirdiği çok sayıda halife ve seyrüsülûk sırasında nurlar ile renkleri yorumlayan eserleriyle Kübreviyye’ye adını veren sûfîdir.
Şam (Mukaddemiyye Medresesi)
Dımaşk · Suriye · Halep'ten sonra yerleştiği medrese. Fürûzanfer'e göre burada dört yıldan fazla kalmış olamaz. İbnü'l-Arabî, Sa'deddîn-i Hammûye, Evhadüddîn-i Kirmânî ve Sadreddin Konevî ile burada sohbet etti; sonraki yıllarda Şems'i aramak için dört defa buraya geldi.
Sincar
Ninova · Irak · Büyük dedesi Zerrinkülâh Fîrûzşah'ın “es-Sincânî el-Kürdî” nisbesiyle kaydedilmesine dayanarak Azerbaycan'a göç ettiği ileri sürülen bölge; soy tartışmasının dayanaklarındandır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Safiyyüddin-i Erdebîlî : Safiyyüddin-i Erdebîlî (1252–1334), Zâhid-i Geylânî’nin halifesi, Erdebîl merkezli Safeviyye tarikatının pîri ve daha sonraki Safevî hanedanının atasıdır.
Hocazâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Hocazâde Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Seyyid Velâyet Hazretleri.
Şeyh Hicâbî-zâde Şeyh Nevrûz Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Şeyh Hicâbî-zâde Şeyh Nevrûz Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Seyyid Velâyet Hazretleri.
Kübreviyye Silsile Varyantları
Ammâr-ı Yâsir, İsmâil el-Kasrî ve Ehl-i beyt hatlarını birbirine karıştırmadan okumak. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 43–49
Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · uyandırmaktan gayrı hiçbir işe yaramayan bu iddianızla, Resûl-ü zişânı incittiğiniz gibi, din ve peygamber düşmanlarının ekmeklerine yağ sürdüğünüzün de farkında mısınız? Allahu te
Sayfalar 85–93
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 122–128
Muzaffer Ozak Külliyatı · kötü ve çirkin fiil ve amellerinle, suçların ve kabahatlerinle, irili ufaklı günahlarınla başbaşa kalacaksın. Acaba, o korkunç ânı, ölüm acılarını, pişmanlık sancılarını, o karanlı
Sayfalar 116–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · la iftihar eden islâm velilerine muhabbet etmektedirler. Evliyâ' ullahın hayat hikâyelerini ve menkıbelerini okuyarak onların ahlâklarıyla ahlâklanmağa heves edenlerin sayısı hergü
Sayfalar 126–134
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıda görününce kadınların hepsi bıçakları ile meyvaların jerine parmaklarını kesmeğe başladılar ve bunun farkına dahi varmadılar. Bunu gören Züleyha, Yusuf Aleyhisselâmı dışarıya
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · nice mâ'murlar harap olmuştur, gelen gidiyor ve giden bir daha geri dönmüyor. Sana ve bana da bu sonsuz yolculuk çok yaklaştı, bizleri aldatıp avutan dünyadan ayrılmamız çok yakınd