ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
41 sonuç · “hudâ”
01Celvetiyye
Üftâde ve Aziz Mahmud Hüdâyî ile belirginleşen; tezkiye, tasfiye, tecliye, zikir, hizmet ve halk içinde Hak ile olmayı öne çıkaran tasavvuf yolu.
Aziz Mahmud Hüdâyî
Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.
Balat Şeyhi Seyyid Hasan Nûrî Efendi
Seyyid Hasan Nûrî Efendi (1620-1688), Sünbüliyye terbiyesini Seyyid Kirâmeddin Efendi’den alan; Balat’taki Ferruh Kethüdâ Zâviyesi’nde postnişinlik, vaaz ve tedris hizmeti yürüten hattat ve şairdir.
Bilecikli Şeyh Seyyid Osman Efendi
Bilecikli Seyyid Osman Efendi (ö. Ramazan 1140/Nisan-Mayıs 1728), Selâmî Ali Efendi’ye intisap eden; 1130/1717-18’de Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi postuna geçerek vaaz, hadis ve tefsir hizmeti yürüten Celvetî şeyhidir.
Bolevî Ali Efendi
Bolevî Ali Efendi (ö. 1725-26), Bolu’dan İstanbul’a gelerek Trabzonî Mehmed Efendi’den mülâzemet alan; Galata Sarayı’ndan Hüsrev Kethüdâ Medresesi ve Sahn derecesine ilerleyen Osmanlı müderrisidir.
Çorlulu Ali Paşa Kethüdâsı Ahmed Efendi
Çorlulu Ali Paşa Kethüdâsı Ahmed Efendi (ö. 1721), Ankara’dan İstanbul’a gelerek Çorlulu Ali Paşa’nın imamı ve kethüdâsı olan; Süleymaniye vakıf idaresi, medrese görevleri, Manisa ve Diyarbakır kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Divitçizâde Tâlib Mehmed Efendi
Divitçizâde Tâlib Mehmed Efendi (ö. 1679), tarikat eğitimini Fidancı Mehmed yanında tamamlayan, Bülbülderesi Zâviyesi’ni ihya edip 1667’de Hüdâyî Âsitânesi postuna geçen Celvetî şeyhi, vâiz ve şairdir.
Dizdâr-zâde Ahmed Efendi
Lârendeli Dizdâr-zâde Ahmed Efendi (ö. 1623), müderrislikten tasavvufa yönelerek Aziz Mahmud Hüdâyî’den hilâfet alan, İzmir’de irşada başlayıp Edirne’de cami ve hankâh kuran Celvetî şeyhidir.
Ebü’l-Hüdâ es-Sayyâdî
Ebü’l-Hüdâ Muhammed b. Hasan Vâdî es-Sayyâdî (1850–1909), Rifâî-Sayyâdî şeyhi ve iki yüzü aşkın Arapça eserle anılan müelliftir. II. Abdülhamid devrinde İstanbul ile Arap vilâyetleri arasında dinî, toplumsal ve siyasî aracılık yapmış; nüfuzunun gerçek sınırları ise hem çağdaşları hem modern araştırmacılar arasında tartışılmıştır.
Erzincanlı Şeyh Mustafa Celvetî
Erzincanlı Şeyh Mustafa Celvetî (ö. 1123/1711), Divitçizâde Mehmed Tâlib Efendi’den hilâfet alan; Şeyh Camii, Kadırga Mehmed Paşa Zâviyesi ve Hüdâyî Âsitânesinde postnişinlik yapan Celvetî şeyhidir.
Fenâyî Mehmed Cennet Efendi
Fenâyî Mehmed Cennet Efendi (yaklaşık 1577–1665), Aziz Mahmud Hüdâyî’nin on yedi yıl asâdarlığını yapan; Simav halifesi ve Hüdâyî Âsitânesi postnişini Celvetî şeyhidir.
Gafûrî Mahmud Efendi
Gafûrî Mahmud Efendi (ö. Cemâziyelevvel 1078/1667), Gelibolu ve İstanbul’da ilim tahsil ettikten sonra Muk‘ad Ahmed Efendi’ye intisap eden; Gelibolu halifeliği, Zeyrek, Vâlide-i Atik ve Fatih vaizliklerinin ardından Hüdâyî Âsitânesi postuna geçen Celvetî şeyhi ve şairdir.
Hacı Muhammed Baba Kürkî
Hacı Muhammed Baba Kürkî (ö. 1929), Ömer Hüdâyî Baba'nın önde gelen halifesi; Köğenk postunu sürdüren ve Mustafa Hayri Baba'ya icazet vererek Malatya'ya gönderen Hâlisî şeyhtir.
Allah
Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ
Aynu’s-sey Cİ
عين Bir şeyin özü; kendisi tas. Hak Teala. Ibn Arabi Futuhat'ta, “Tenzih ederim o zatı ki eşyayı icat etti, kendisi bu eşyanın aynısı olduğu halde,” demiştir, “Hak, zahir olanın aynısı olup halk ismini almıştır” (iv 187; kı 34). Bir vücuddur cümle esyd ayn-ı eşyâdır Huda Hep hüviyettir görünen yok Hudâ'dan maadâ Gaybi Sun'ullah Sâni' komuş adımız bizim şey yoksa Biz kendi vücudumuzla bir şey değiliz Nâbi
Bende-Bendegi
(So ty - ع (بند ه Bendegan. Kul-kulluk, Köle-kölelik. tas. a Allah’a kul olmak, O'na olan kulluk görevini ve borcunu ödemek, ubüdiyet. b Teklif makamı, mükellef olma hali. c Mürit, şakirt, çömez. Şeyh Efendi, beyefendi, mürit onun kulu ve kölesidir (bende, abd). Mürit şeyhine “efendim” (bendem) diye hitap eder. Bir mürit şeyhine kul olmayı en büyük şeref sayar ve bunu gururla dile getirir.
Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müşahedesi” adı verilir (x1). b “Kalp gözünün açılması. Ebu'l-Hasan eş- Şâzili'nin böyle bir fetihle; yani ilhamla Allah'tan aldığı virde hizbu'-feth denir. Kalp gözünün açılması için bu hizip okunur. İlahi fazl u lütfunla bana bir bab fetheyle Eriştir Vahdet-i Zata kulun ni'me'l-medb eyle Zâkirzâde Bütün feth, fütuh ve fütuhat hallerini veren Allah'tır. O fettah, yani fethin kaynagıdır. Müfettihü'l-ebvâp'ur. Bir kapıyı kapatırsa on kapıyı açar. “Allah Allah vakti şerif hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola,” duası tarikat ehli arasında çok OEE,.m,;,<.. Fevâit e e e MY ال را okunur. Bir kapı bend ederse bin kapı eyler küşâd Hazret-i Allah Efendi Fatihu'l-ebvab Lâedri Lütfeder bir gün Hudâ elbette feth-i bab eder Nef'i Feth-i karip (Cy 53 (فتح 1. Yakın feth. 2. tas. Nefsin menzillerini kateden kula açılan kalp makamı ve bunun zuhur eden sıfat ve kemalleri; Saff Suresi'nin 13. ayeti bu hususa işaret eder, Feth-i mutlak Mutlak feth; en yüce ve en mükemmel feth olup zat-ı ahadiyetin tecellisini, ayn-1 cem'de mâsivâdan tümüyle fani olup istiğrak halinde bulunmayı ifade eder; Nasr Suresi'nin 1. ayeti buna işaret eder (x1). Feth-i mübin Apaçık feth; kula açılan velayet makamı ve ilâhî isimlerin nurlarının tecellileri. Bunlar kalbin sıfat ve kemallerini beyan ve tespit eder, nefsin sıfatlarını siler. Feth Suresi'nin 1. ayeti bu hususa işaret eder. Fetk — Retk (3 - (فتق 1. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk. Yakın feth. 2. tas. Nefsin menzillerini kateden kula açılan kalp makamı ve bunun zuhur eden sıfat ve kemalleri; Saff Suresi'nin 13. ayeti bu hususa işaret eder, Feth-i mutlak Mutlak feth; en yüce ve en mükemmel feth olup zat-ı ahadiyetin tecellisini, ayn-1 cem'de mâsivâdan tümüyle fani olup istiğrak halinde bulunmayı ifade eder; Nasr Suresi'nin 1. ayeti buna işaret eder (x1). Feth-i mübin Apaçık feth; kula açılan velayet makamı ve ilâhî isimlerin nurlarının tecellileri. Bunlar kalbin sıfat ve kemallerini beyan ve tespit eder, nefsin sıfatlarını siler. Feth Suresi'nin 1. ayeti bu hususa işaret eder. Fetk — Retk (3 - (فتق 1. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk.
Heybet
Saygıya dayanan korku, azamet. 2. tas. Havf ve kabz halinin üstündeki hal. Heybet gaybeti gerektirir. Nitekim üns de sahvı gerektirir (cr). Hakk’a yakın olmanın meydana getirdiği endişe hissi (sL 96). Her hayib gâibtir. Heybet az veya çok kendinden geçme halini gerektirir; çünkü heybet Hakk'ın celali tecellilerini kalpte müşahede etmekten hasıl olur. Cemali tecelli de heybet hissi meydana getirebilir (irm). Bkz. Uns. Fikr etmededir heybetini Beyt-i Hudâ'nı Beyhüde değil, titrediği kıble-nümâ'nın Rüşdi Ahmed Efendi Heykel i ar. (JS) 1. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder.
Kesp
( Kazanma, çalışma. tas. Süfiler çalışmaya ve kazanmaya önem verir, insanın alın teri dökerek el emeğiyle geçinmesi gerektiğini söylerler. el- Kâsibu habibullâh, Allah çalışan ve kazanan kulunu sever. Genellikle tasavvufta tedbir tevekküle engel değildir. Birçok sûfî bir iş, sanat ve meslek sahibidir. Sehl Abdullah “Tevekkül Hz. Peygamber'in hali, kesp sünnetidir. Onun hali üzere olan sünnetini terk etmez,” demiştir. Bununla beraber süfilere kişinin geçimini sağlayacak kadar kazanmasını, geriye kalan zamanı ibadetle harcamasını tavsiye ederler Tevekkül halinde olmak için işini gücünü bırakan süfiler de vardır. Bunlar sebebe tevessülü ve tedbir almayı kemal haline Tot Kesf = uygun görmezler. “Tedbirini terkeyle, takdir Hudâ'nındır” (Şeyh Galib) düşüncesini savunurlar, Ekmeyen biçmedi bu mezrâda elhasil Kime lâzımsa ekmek ona lâzım ekmek | Akbıyık Sultan Âkıl isen rızk için gerdün-i dana eğme ser Asyâb-âsâ var ekmeğin taştan çıkar Hâşimi |
Piç-i zülf
Kıvrım kıvrım saç. tas. a İlahi müşkil (us). b Imkan mertebesi, ç Uzun saç. Sınırsız varlıklar, çokluk ve taayyünler. Saç sevgilinin, yüzünü örttüğü gibi bunlar da gerçek Bir'in yüzünü (Zatını) örter. d Celali tecelliler. Pir i fars. (5) Yash kişi, ihtiyar. tas. Şeyh, mürşit (amr 35), Arısının balıyım, bahçesinin gülüyüm Bağının bülbülüyüm pirim Abdülkadir'in Hak katında uludur cihan doludur Eşrefzâde kuludur pirim Abdiilkadir in Pir aşkına Pir hakkı için, pirim hakkı için deyimleri yemin olarak kullanılır. Allah tarafından yetiştirilene Hudâ-perverde, şeyh tarafından yetiştirilene pir-perverde denir. Aşılı ağacın meyvesi Pir-perverdeye, aşısız ağacın meyvesi Hudâ-perverdeye benzetilir. Meczüba da Hudâ-perverde denir. Bir işe teşebbüs edildiği zaman | “yâ Allah ya pir” denir, Tekkelerde ve türbelerde tarikat kurucusu şeyhin ismi | “ya hazret-i pir,” diye başlar; yâ Hazret-i pir Aziz Mahmud Hüdât gibi. Fütüvvet | ehli her sanatın bir piri olduğuna inanır; örneğin çiftçilerin piri Hz. Âdem, gemicilerin piri Hz. Nuh, terzilerin piri Hz. Idris Nebi'dir. Pir-i tarikat Tarikatin ilk kurucusu, sahib-i tarikat, | Pirdaş ( 4 ييردا ) Aynı pire muntesip, aynı şeyhe bağlı olanlar, şerikler. 1 Pir-i hâcât İhtiyaçları karşılayan şeyh. Pir-i harâbât Kâmil insan, rehber (sF; TK).
Sevda
Sevgi, aşk, çılgınca sevgi. tas, İlahi aşk. Yürekte siyah bir nokta vardır; buna habbetu'l-kalp, sevdaii'l-kalp, suveydâü”-kalb, dâne-i dil gibi isimler verilir. Kalbin en değerli yeri burasıdır. Canın canıdır. “Canımın içi” sözüyle buna işaret edilir. Bazen aşırı sevgi ve şiddetli aşk sebebiyle bu siyah nokta tahrip olur, parçaları bütün vücuda dağılır. Artık bu türlü âşıklarda akıl mantık kalmaz, sey- .. e ا Seyr-i urüci diklerini çılgınca severler. Bunlara sevdalı (sevddi) denir. Bunlar aşk yoluna başlarını koyan âşıklardır. Aşkın odu ciğerimi yakageldi yakagider Garib başım bu sevdâyı cekegeldi cekegider Eşrefzâde Kimi sevdi Hudâ kimini sevdâda kodu Gülü ârâyiş edip bülbülü kavgada kodu Cenâni
Tasarruf
Faaliyet göstermek, yetkiyi kullanarak iş yapmak. كما Keramet göstermek, olağanüstü yollardan iş yapmak ve tesir etmek; insanlara ve eşyaya hükmetmek ve onları idare etmek; Allah'ın eşyayı ve bütün varlıkları velisine musahhar kılması. Hakikatte tasarrufta bulunan (mutasarnf) Allah'tır; fakat veliler de himmetleriyle varlıklar üzerinde tasarrufta bulunurlar. Zira Allah her şeyi onlara musahhar kılmıştır. Fakat Ebu's-Suud gibi tasarruf yetkisini kullanmayan veliler, Ibn Kaid gibi bu yetkiyi kullanan velilerden üstündür (İFH 128, 130, 156; AFŞ 155-160, 218). Veliler himmetleriyle tasarrufta bulunurlar, fakat ism-i azamla tasarrufta bulunduklarına da inanılır. Bazı velilerin öldükten sonra da tasarrufta bulunduklarına inanılır (ŞTK 1:153). Iki âlemde tasarruf ehlidir ruh-i veli Deme ki bu mürdedir bundan nice dermân ola Rah şemsir-i Hudâ'dır, ten gilâf olmuş ana Dahi a'lâ kar ider bir tig kim uryân ola Lâedri
Tecessüd
Tecessüd-i ervâh. Cesetleşme, maddeleşme, bedenlesme. tas. Ruhun ceset ve madde haline gelmesi, bedenleşmesi. a Bir velinin ruhu başka bir yerde, ayrı bir beden ve madde kalıbıyla zahir olabilir. b Ölen bir velinin ruhu eskisinin tıpkısı olan bir beden kalıbıyla zahir olabilir (mx 11:97; HKH 1340, 16). Tecessüd, reenkarnasyon ve tenasühten ayrı bir olaydır. Tecrit—Tefrit i. ar. (4 (تجر يد - تفر Sâlikin zahirini mal ve mülkten, bâtınını karşılık bekleme anlayışından arındırması, yaptığı her şeyi sırf Hak rızası için yapması, makam ve hal sahibi olma düşüncesini hatır ve hayalinden dahi geçirmemesi tecrit; emsal ve akrandan aynhp yalnız ve tek kalması, kimsenin sahip olmadığı hallere ve makamlara sahip olması, halini görme halinden de uzaklaşması ve her şeyi sırf Hak için yapması ise tefrittir. Tecrit malik olmamak, tefrit memlük olmamak (kta); kalpten ve sırdan mâsivâyı kaldırmaktır (irm). Tecrit kalbi masivadan arındırma, tefrit Hakk'ı şanına yakışmayan vasıflardan tenzih etmek ve | onu fert (tek ve essiz) olarak görmektir. Ehl-i tecrit; Dünyayı terkeden, onunla | olan ilgisini kesen mücerret azap; evlenmeyen. Ehl-i tefrit: Hak ile birlikte olan. Hallâc, “Bulana tek başına Hak ile olmak kâfidir,” demiştir. Tecrit üzere sefere çıkmak: Yanına azık, silah, binek ve kılavuz almadan yola çıkmak. Bkz. Mücer- ret, Müferret. Bu mikat-1 mahabbette giyen ihram-ı tecridi Sezadır Zatiyâ ona visal-ı ka'be-i ulya Mevküftur takarrub-1 Mevlâ tecerrüde Noksan verir mehâsın-ı ehl-i kemâle mal Hersekli A. Hikmet
Tevekkül
Güvenme, bel bağlama, vekil tayin etme, havale etme. a Allah'ın katında olana güvenip halkın elinde ve avucunda olan şeye göz dikmemek (cr). b Vaat edilene güvenme. c Her halükârda yalnızca Allah’a sığınma. d Kalbin Hakk’a itimadı. e Vesvese, endişe ve rızk kaygısı halini yok edip, insanı huzura ve rahata kavuşturan Mevlâ'ya güven hali. ؟ Hakk'ın inayet ve vaadini ye-
Valaf
Duran, bilen, ehl-i vukuf. tas. a Agâh, kalp gözü açık, arif, ileriyi ve gerçeği gören. Vâkıf bütünüyle ilim, bütünüyle hükümdür; Allah'ı en iyi tanıyan odur. b İki makam arasında kalan. Bkz. Vakfe, Cem-i kütüb etmekle ne mümkün ola vakıf Esrâr-ı Hudâ'yı ki, ola ol mürşide mevkaf Rühi Bagdadi
Ahmed Çelebi Mescidi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'da, Mustafa Hudâvendî'nin cuma ve pazartesi geceleri hatm-i hâcegân okutarak sâlikleri terbiye ettiği mescit. Metin mahalle bilgisi vermediğinden koordinat verilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hudâvendî : Mustafa Hudâvendî (yaklaşık 1812–1892), Eskişehirli; Abdullah el-Mekkî’ye Hicaz’da yirmi üç yıl hizmet ederek icâzet alan ve Üsküdar’da irşad eden Hâlidî-Nakşibendî şeyhidir.
İsfendiyar Mescidi Dergâhı (Balaban İskelesi civarı)
İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre 1310 (1892) senesinde vefat eden Mustafa Hudâvendî'nin defnedildiği, Balaban İskelesi civarında 'İsfendiyar Mescidi' adıyla meşhur dergâh. Kesin konum metinden çıkarılamadığı için koordinat verilmemiştir.
Bursa
Bursa · Türkiye · Temmuz 1919'da Hudâvendigâr vilâyeti mektupçuluğuna tayin edildiği, vali vekilliği yaptığı ve işgal üzerine görevinden ayrıldığı şehir; Hitâbiyyât burada basılmıştır. İlişkili kişi dosyası Sâdık Vicdânî : Kastamonu'dan Balkanlar, Basra, Ankara, Bursa ve İstanbul'a uzanan memuriyet hayatını Nakşî-Hâlidî mensubiyeti ve tarikat tarihi araştırmalarıyla birleştiren Tomâr-ı Turuk müellifi.
Mevlânâ ile Yûnus Emre Arasında Fikir ve Ruh Akrabalığı
Cihan Okuyucu’nun karşılaştırmasından hareketle Mevlânâ ile Yûnus’un şiirlerindeki müşterek irfan dilini, doğrudan tarihî temas iddiasından ayırarak okuyan geniş dosya.
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 85–93
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 126–134
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıda görününce kadınların hepsi bıçakları ile meyvaların jerine parmaklarını kesmeğe başladılar ve bunun farkına dahi varmadılar. Bunu gören Züleyha, Yusuf Aleyhisselâmı dışarıya
Sayfalar 137–143
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıya sıgınır, hangi mahlük ona yardımeı olabilir? buyurulmaktadır. Evet; Rabbimizin bahş ve ihsan buyurduğu her ni'mete şükretmek her kula vâciptir. O ni'metleri bir kerre daha h
Sayfalar 161–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · onun için yaratılmıştır. O insan ise, Allahu teâlâ'ya kulluk için halk olunmuştur. Kâfirlerin de gördükleri rü'yâların hak olduğuna siyer, tarih ve nice sadık kişiler şahittir. Bu
Sayfalar 333–340
Muzaffer Ozak Külliyatı · HAZRET-i PIR NUREDDIN-iL CERRAHI KUDDİSE SIRRAH-ÜL FETTAHININ EVRÂD-I ŞERIFİ DUASIDIR. Allahım! Hz. Muhammed'e ve âline rahmet ve in'am, bereket ve ihsan, selâm ve senâ buyur. Nası
Sayfalar 257–264
Muzaffer Ozak Külliyatı · Sallû âlâ seyyidina Muhammed Sallû âla mürşidina Muhammed Sallû âlâ şemsiddûha Muhammed Sallû âlâ bedriddûca Muhammed Sallû âlâ nûr-il-hûda Muhammed. El-evvelü Allah, El-âhırü Alla
Sayfalar 302–309
Muzaffer Ozak Külliyatı · 2. Cömert olup halka ve bütün mahlüklara yemek yedirenlere, 3. Kur'an-ı aziymi okuyup kendisini onun hükümlerine tâbi kılanlara. Evet, cennet bu üç zümreye âşıktır, müştaktır. Bunu
Sayfalar 296–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · başının üstünde taşıyorsun. Allaha secde etmeyen vücut senin düşmanındır. Hayır, hasenat etmeyen el düşmanındır. Hayra gitmeyen ayak düşmanındır. Bunları kes at, düşmanına hizmet e
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · «SERVER-İ-ENBIYA» Enbiyânın serveri, sensin yâ Resûlallah.. Evliyânın rehberi, sensin yâ Resûlallah.. Nurun evveldir zâhir, bâ'sin sonra olsa da; Kâinatın mihveri, sensin yâ Resûla
Sayfalar 357–364
Muzaffer Ozak Külliyatı · maiyn efendilerimiz bulunacaklardır. Bir mübarek makamda da, Hz. Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem efendimiz ile İmam-ı Hasan ve İmam-ı Hüseyn-i mazlûm-u şehid-i K