ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
50 sonuç · “hırka”
01Beceliyye
Hikemî'den hırka alan Becelî'ye nispet edilen Hikemiyye alt hattı.
Ebû Abdullah Muhammed b. Ebû Bekir el-Hikemî
Ebû Abdullah Muhammed b. Ebû Bekir el-Hikemî (ö. 617/1220-21), Harad’dan Uvâce’ye yerleşen, Muhammed el-Becelî’ye hırka veren ve Yemen’deki Hikemiyye şubesinin kendisine nispet edildiği Sâhib-i Uvâce’dir.
Ebû Abdullah Muhammed ed-Dekkāk es-Sicilmâsî
Ebû Abdullah Muhammed ed-Dekkāk es-Sicilmâsî, XII. yüzyılda Sicilmâse ile Fas arasında yaşayan, Murâbıt baskısını gören ve Ebû Medyen’in hırka ile ilk tasavvuf terbiyesinde yer alan Mağrib sûfîsidir.
Ebû Muhammed İzzüddîn Abdülazîz ed-Dîrînî
Abdülazîz ed-Dîrînî (612 veya 613/1215-1216–694/1295), İzzeddin b. Abdüsselâm’dan ilim tahsil eden, Rifâî hırkasını Ebü’l-Feth el-Baltacî’den giyen; fıkıh, kelâm, tefsir ve tasavvufu birleştirerek Azîziyye-Dîrîniyye kolunu meydana getiren Mısırlı âlim ve sûfîdir.
Ebü’l-Ferec Muhammed et-Tarsûsî
Ebü’l-Ferec Muhammed b. Abdullah et-Tarsûsî (ö. 447/1055), kaynaklarda Kudüs şeyhi diye anılan; Abdülvâhid et-Temîmî’den hırka alıp Ebü’l-Hasan el-Hakkârî’ye aktaran, Kādirî silsilenin erken âlim-sûfî halkasıdır.
Ebü’l-Hasan Ali el-Kureşî el-Hekkârî
Ebü’l-Hasan Ali el-Kureşî el-Hekkârî (409-486/1018-1093), tabakat kaynaklarında âlim, muhaddis ve zâhid olarak anılan; Kādirî hırka silsilelerinde Ebü’l-Ferec et-Tarsûsî ile Ebû Sa‘d el-Muharrimî arasında gösterilen erken dönem sûfîsidir.
Ken‘an Rifâî
Ken'an Rifâî (Selânik – 7 Temmuz 1950, İstanbul); mutasavvıf-şair. Medine'de Seyyid Hamza er-Rifâî'den hilâfet alıp Hırkaişerif'teki Ümmü Kenan Dergâhı'nda postnişin olmuş, XX. yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran bir çevre yetiştirmiştir.
Molla Şemseddin Fenârî
Molla Şemseddin Fenârî, 1350'de doğan ve 1431'de Bursa'da vefat eden Osmanlı âlimidir. Rifâiyye'den hırka giymiş; Zeyniyye, Ekberiyye ve başka tasavvuf çevreleriyle de ilişki kurmuştur.
Muhammed b. Hüseyin el-Becelî
Hikemî'den hırka giyen ve Beceliyye nispetini taşıyan Yemenli şeyh.
Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede)
Ömer Dede Sikkînî (Emîr/Bıçakçı Dede, ö. 1475), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin doğrudan halifesi, Göynük merkezli Bayramî-Melâmî irşad çizgisinin ilk kutbu ve taç-hırka yerine sohbet ile melâmeti öne çıkaran kurucu sûfîdir.
Reşîdzâde Abdullah Bükāyî Efendi
Reşîdzâde Abdullah Bükāyî Efendi (yaklaşık 1685-1727), Ebüssuûdzâde ailesinden gelen, İstanbul medreselerinde ve Yenişehir kadılığında görev yapan Osmanlı âlimidir.
Şehzade Hocası Mustafa Efendi
Şehzade Hocası Mustafa Efendi (ö. 1726), Bergos'tan yetişen, Şehzade İbrahim'in hocalığı ve Yenişehir kadılığıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Hırka-i İrâdet
Bir müridin şeyhe intisabını ve tarikat terbiyesine kabulünü gösteren, belirli bir merasimle giydirilen hırkadır. Hırka-i teberrükten farklı olarak yalnız sevgi ve bereket bağını değil, sülûk ve teslimiyet ilişkisini ifade eder. Hırka kaydı tek başına bağımsız irşad yetkisi anlamına gelmez. İcazet ve hilâfet ayrıca belgelenmelidir.
Hırka-i Teberrük
Bir şeyh veya yol ile sevgi, bereket ve yakınlık bağını göstermek üzere giydirilen hırkadır. Muhib hırkası veya muhib kisvesi diye de anılabilir. Bu bağ, hırka-i irâdet yahut hilâfetle aynı değildir. Çoklu tarikat nispetleri değerlendirilirken teberrük bağı fiilî sülûk ve irşad hattından ayrılmalıdır.
Bâbülerec Medresesi
Bağdat · Irak · Bağdat'ta Bâbülerec'deki medresesi. Kaynakta "hocası Ebû Saîd'in kendisine tahsis ettiği Bâbülerec'deki medrese" diye anılır: fıkıh talebesi Abdülkādir-i Geylânî burada hadis, tefsir, kıraat, fıkıh ve nahiv okutmuş ve vaaz vermeye başlamıştır.
Göynük
Göynük · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'nin ölümünün ardından yerleştiği yer. En eski kaynak onun burada doğduğunu da söyler; sonraki kaynaklar ise Bursalı olduğunu kaydeder. İlişkili kişi dosyası Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede) : Ömer Dede Sikkînî (Emîr/Bıçakçı Dede, ö. 1475), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin doğrudan halifesi, Göynük merkezli Bayramî-Melâmî irşad çizgisinin ilk kutbu ve taç-hırka yerine sohbet ile melâmeti öne çıkaran kurucu sûfîdir.
Bağdat'taki tekkesi
Bağdat · Irak · Bağdat'ta bir tekkede şeyhlik yapmıştır; yeğeni Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî'ye sûfî hırkasını burada bulunduğu sırada giydirmiştir. Tekkenin adı kaynakta verilmemektedir. İlişkili kişi dosyası Kadı Vahyüddin : Kadı Vahyüddin, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.
Ömer Dede Sikkînî Mezarı
Bolu · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'nin ölümünün ardından Göynük'e yerleşmiş, hayatının bundan sonraki kısmı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamakla birlikte mezarının Göynük'te olduğu kaydedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede) : Ömer Dede Sikkînî (Emîr/Bıçakçı Dede, ö. 1475), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin doğrudan halifesi, Göynük merkezli Bayramî-Melâmî irşad çizgisinin ilk kutbu ve taç-hırka yerine sohbet ile melâmeti öne çıkaran kurucu sûfîdir.
İznik
İznik · Türkiye · Fenârî ilk öğrenimini babasının yanında tamamladıktan sonra İznik'te Alâeddin Ali Esved'in derslerine devam etti. Hocasıyla arasında geçen ilmî bir tartışma üzerine buradan ayrılıp Amasya'ya gitti. İlişkili kişi dosyası Molla Şemseddin Fenârî : Molla Şemseddin Fenârî, 1350'de doğan ve 1431'de Bursa'da vefat eden Osmanlı âlimidir. Rifâiyye'den hırka giymiş; Zeyniyye, Ekberiyye ve başka tasavvuf çevreleriyle de ilişki kurmuştur.
Ümmü Kenan Dergâhı, Hırkaişerif
İstanbul · Türkiye · Annesi Hatice Cenan Hanım'ın 1908'de inşa ettirdiği ve postnişin olarak irşada başladığı dergâh; 1925'te tekkeler kapatılınca, mülkiyeti kendilerine ait olduğu için aile tarafından mesken olarak kullanılmıştır. Konum yaklaşıktır.
Bursa
Bursa · Türkiye · İlk tasavvuf terbiyesini burada iken Somuncu Baba'dan aldığı rivayet edilir. Bir kısım kaynak onu Bursalı sayar; doğum yeri konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. İlişkili kişi dosyası Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede) : Ömer Dede Sikkînî (Emîr/Bıçakçı Dede, ö. 1475), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin doğrudan halifesi, Göynük merkezli Bayramî-Melâmî irşad çizgisinin ilk kutbu ve taç-hırka yerine sohbet ile melâmeti öne çıkaran kurucu sûfîdir.
Bağdat (Ebü'l-Leys es-Semerkandî Camii)
Bağdat · Irak · Kendi eserindeki kayda göre Muînüddin Çiştî'ye intisap edip hırka giydiği yer; Evhadüddîn-i Kirmânî ve Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin sohbetlerinde de burada bulunmuştur. Konum şehir merkezine göredir. İlişkili kişi dosyası Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî : Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî (ö. 633/1235), Muînüddin Hasan el-Çiştî’nin halifesi; Çiştiyye’yi Delhi’de yerleştiren ve Baba Ferîd’e aktaran Ferganalı mutasavvıftır.
Amasya
Amasya · Türkiye · İznik'ten ayrıldıktan sonra Amasya'ya giderek Cemâleddin Aksarâyî'nin öğrencisi oldu ve 778/1376 yılında kendisinden icâzet aldı. İlişkili kişi dosyası Molla Şemseddin Fenârî : Molla Şemseddin Fenârî, 1350'de doğan ve 1431'de Bursa'da vefat eden Osmanlı âlimidir. Rifâiyye'den hırka giymiş; Zeyniyye, Ekberiyye ve başka tasavvuf çevreleriyle de ilişki kurmuştur.
Selânik
Selanik · Yunanistan · Doğduğu şehir; babası Abdülhalim Bey Şarkî Rumeli vilâyetlerinde Filibe murahhası olarak görev yapıyordu. İlişkili kişi dosyası Ken‘an Rifâî : Ken‘an Rifâî (1867–1950), Osmanlı maarif teşkilâtında müdür, müfettiş ve öğretmen olarak çalışan; Medine’de Hamza er-Rifâî’den icâzet alan, Hırka-i Şerif’teki dergâhında Mesnevî okutan mutasavvıf ve müelliftir.
Herat
Herat · Afganistan · Tâceddin Mahmûd el-Üşnühî'den hırka giydiği şehir. İlişkili kişi dosyası Seyfeddin Bâharzî : Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifesi Seyfeddin Bâharzî, Moğol istilası sonrasında Buhara-Fethâbâd merkezli öğretim, vaaz ve irşad ağı kurdu.
Mihne (Ebû Saîd)
Meyhene · Türkmenistan · Meclisine gelip “bir hususta iki tercümana gerek yok” diyen Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın memleketi; semâ ve hırkaya verdiği önemle Harakānî'den ayrılır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.
Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası
Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına
Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.
Avârifü’l-maârif nasıl okunmalı?
63 bölümlük klasiğin kavram, kurum ve gündelik âdâb katmanlarını birbirine bağlayan kapsamlı okuma rehberi.
Tâc, Gül ve Derviş Eşyaları
Kıyafetin tarihî dili. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Şâzeliyye silsile varyantları nasıl okunmalı?
Sefîne’deki dört farklı diziyi tarihî öğretmen ilişkisi, Ehl-i beyt nispeti ve gelenek hafızası bakımından ayıran okuma notu.
Mevlevî Kıyafetlerini Nasıl Okumalı?
Görev, eğitim, dönem ve sembolik yorum. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Sikke, Tennure ve Hırkanın Sembol Dili
Mezar taşı, kefen ve nefsin mezarı yorumları. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Cerrâhîlikte Evrâd, Tâc ve Hırka
Sabah-akşam evrâdı ve aidiyet işaretleri. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Mevlevîlikte Semâ Meşki
Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
SEMÂ ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta
TASAVVUFTA EDEB
Avârifü’l-Maârif · 31. bölüm · Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: ‘‘Beni Rabbim terbiye etti ve edebimi de ne güzel yaptı.”272 Edeb; insanın içini ve dışını güzelleştirmesidir. Kulun zâhiri ve bâtını terbiye olu
SÛFİLERİN GİYİM-KUŞAMDAKİ EDEBLERİ
Avârifü’l-Maârif · 44. bölüm · Yemek, açlığı gidermek için nefsin bir ihtiyacı olduğu gibi, giyecek de vücudun sıcak ve soğuktan korunması için zarûri ihtiyaçlarındandır. Nefis, kendisine yetecek yiyeceğe kanaat
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 152–158
Muzaffer Ozak Külliyatı · rur ve bunları da Allah yolunda savaşan gazilere verirdi. Dünya zevklerinden hiç hoşlanmaz ve haz almaz, bu fâni âlemde Allah ve Resûlüne lâyık olmaya ve milletini özellikle hristi
Sayfalar 174–179
Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Misafirimdir, ona hizmet etmekten zevk duyarım) der. (Sana bir şeyler söyledi. Affedersin ben duyamadım, duâ mı etti?) diye sorunca: (Evet, her annenin evlâdına duâ ettiği gib