Ara
Menü

Sayfalar 96–103

1.626 kelime

İrşad II · kaynak sayfaları 96–103

- 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerden ilk iyman edenim. Resûlün hayatı boyunca onunla bütün muharabelerde bulunan, onun yoluna bütün malını infak eyleyip bir abaya kanaatkâr olanım. Sağlığında veziri; irtihalinde halifesi, mağarada refiki ve emri-ilâhi ile kayın pederi ve hayatında mihrabında namaz kıldıranım. Bu ümmetin yarısına şefaatçi, ümmet nârda yanacak yer bulmasın diye vücudümün büyütülüp cehennemi doldurmasını niyaz edenim!» dediğinde Râfizi: «Anladım, sen Eba Bekirsin. Senin elinden su içmem! bana Ali kâfidir» deyüp oradan uzaklaşmış. Biraz ileride mübarek kir zata daha tesadüf ettiginde ki, o da havzu nebiyden ikram etmektedir; kim olduğunu sordu?.

O zat da «Ben kırkıncı müslüman olan, iymanım ile islâm izhar olunan, Resûlün kayı pederi, Hafsanın babası olan, bü tün muharebelerde Resûlüllah ile beraber olan, re'yim üzre yirmiyedi âyet nazil olan, peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin ikinci halifesi, sağlığında müşaviri, Aliyyel Mürteza'nın damadı. Benden sonra nebi gelse idi Ömer ibni Hattab gelirdi dediği zatım. Süriyenin, Mısırın ve İran'ın fatihi, üç aylık yere emir veren, Yemenden ateşi tard eden Nil nehrine emrini tutturan, Mescidi-Aksa fatihi, dünyaya tapmayan, Beytülmali-müsliminde eşya koymaya yer kalmadığı halde, kırk parça yamalı hırka giyen, zamanında koyun ile kurt beraber otlayıp, kurdun koyuna saldırmağa cesaret edemediği zamanın halifesi, âdil ve şehid olan zatım!» dediğinde «Anladım. Sen Ömer İbnil Hattab'sın. Senin dahi suyunu içmem, ben Aliyyil Mürteza'nın elinden içeceğim» deyip oradan uzaklaştı. Yine karşısına bir mübarek zat çıkıp, havzu resûlden kendisine bir kâse sunduğunda «Sen kimsin,» diye sordu: O zât da:

«Ben resûlün iki kerimesini nikâhlayan, zevcelerim âhirete intikal ettiğinde Resûlün (yüzlerce kızım olsa, Osman'a verirdim) dediği zatım. Resûlün bana (Ey Osman'ı salih, bana dua eyle) dediği zatım. Câmiî Kur'an'ım. Benden melekler hayâ ederler. Mazlûmen şehidim. Oruçlu ağzımla şehid oldum.

Mallarımı islâm yoluna harcadım. Emevi olduğum halde ilk îyman edenlerdenim. Cennetle tebşir olundum. Resûlün üçüncü halifesiyim» dediğinde, Rafizi: Sen (Osman'sın), senin de

suyun bana gerekmez, dediginde Osman radiyallahu anh mahzun olmuş. Oradan uzaklaştığında karşısına aslan yapılı, mübarek bir zat çıkmış. O da kendisine ikram ettiğinde, onun da kimligini sormug. O zatı kadir de «Ben Allahın aslanı, Zülfikâr sahibi. Fatihi hayber, Sâkii kevser. Resûlün pek sevgili kerimesi Fatimetüz-Zehra'nın eşi Haseneynin babası, Ehlibeytin en yücesiyim. Allah, benim hakkımda birçok âyetler nazil edip, bana buğz eyleyen münafık, beni seven mü'min oldugunu Resûl haber verip, ben kimin mevlâsı isem, Ali onların mevlâsı hadisi ile şanı bilinen, Resûle ilk iyman eyleyen çocuk, bütün muharebelerde Resûlün yanında; hicrette Resûlün yatağında yatıp, fedayı cana hazır olan, Gariki Bahri belâyım.

Radiyyim, Sahiyyim» dediğinde Rafizi: «Sen Aliyyel Mürtezasın, seni tanıdım» deyip: Ya İmam, Sana mülâki olmadan bana Eba Bekr, Ömer ve Osman da su verdi, onların ikramını kabul etmedim, dediğinde, Esadullahın yüzü birdenbire kızarip: «Onların suyunu içmeyen, bizim suyumuzu içmez!» deyüp Rafizinin suratına kuvvetli bir tokat vurur. Uykudan uyanan Rafizi, Otuziki dişinin avucuna döküldüğünü görüp, tövbekâr olup, Hazreti şeyheyne, yâni Eba Bekr, Ömer ve Osman radiyellahu anhüm ecmaîn efendilerimize buğz etmekten vaz geçer ve yaptığına nâdim olur.

Havzü nebiy'nin sâkileri bunlar ve cömertlerdir. Cömert ol. Allah yoluna yalnız malını değil, her şeyini feda eyle. Sevdiğini vermeyen, sevdiğine nail olamaz. Yarab! Bizi, bu mümarek ayda, bu mübarek günde, şu mübarek yerde cem'eyledigin gibi yarın, mahşer gününde habibinin sancağı altına cem'eyle! Ramazanı serifi cümlemize şefi eyle! Şikâyetinden emin eyle! Cömertlerin en cömerdi sensin. Kâfiri, müşriki, münafıkı dahi mahrum etmiyorsun. Biz ki, sana îyman etmiş, senin habibine ümmet olmuş, kullarınız. Ağızlarımız oruçlu, yüzlerimiz sararmış, kalbimiz senin heybeti celâlinden tirtir titriyor. Senin vaadin ile gözlerimiz yaşarıyor. Muhabbetin ve habibin muhabbeti ile kalplerimiz çarpıyor.

Rahmetinin, cennetini ve cemâlini umarak geldik. Hâşâ, bizi mahrum eyleyesin. Bizleri mahrum eyleme! Vâdelerimiz tamamında ol kelime-i mübarekeyi, buyurunuz:

«Eşhedü enlâ ilâhe illâllâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resûlüh» diyerek hatmi kelâm müyesser eyle! Ölü- Irgad, cile 2 - F: 7

mün giddeti dehşetinden hıfz eyle. İymansız olarak çenemizi kapama! Ölmüşlerimize rahmet eyle. Sağ olan ana ve babalarumızı af ve magfiretinle şâd eyle. Cümle ümmeti Muhammedi dilşâd eyle. Asi olan ümmeti Muhammedi de af eyleyip kalplerini nuru Kur'an, nuru tevhid ve tenvir eyle. Nefsimize mahimatir, rinumua daireyle Belatendenlyzemap, Via derille kazandığımız mallarımızdan hayır hasenat yapmak, kendi yoluna sarf eylemek nasip eyle. Vücudumuza sıhhat ve âfiyet bahş eyleyüp, namertlere el açmaktan Rabbim cümlemizi hıfs eyle, dini devlet, vatanı millet uğruna çalışanları iki cihanda aziz eyle. Ordularımızı daima muzaffer, düşmanlarımızı kahru tedmir eyle, hakkımızda kurdukları hile ve desaisleri hayrul-mâkirin olan Allah kendi başlarına mâküs eyle. Cümlemizin âhiru âkibetimizi hayr eyle! Evlâtlarımızı dini islâmda sâbit-kadem eyle!. Kur'an ve Habibi rahman ahlâkı ile mütehallik eyle! Dualarımızı Revzai-Resûlde edilen dualara ilhak eyleyip, kabul eyle!

Sübhane rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel mürselin vel hamdü lillâhi rabbil-âlemin. Bu risalemizi okuyup, okutup, dinleyen ümmeti Muhammedin dünya ve âhirette selâmete ermesi için el fâtiha...

El Hac Muzaffer OZAK

RŞÂD

ON UÇUNCU DERS MÜNDERECAT:

«ASR» sûresinin mealini, Sabır ve sabrın çeşitlerini, Hz. Mâgitenin sabrı ve mükâfatını, Hz. Asiyenin kıssasmı, Sabrm faziletleri ve Deli Hüseyin'in kısasiyle bir takım ehemmiyetli vaaz-ü nasihatlan hâvi risale-i mü-

Sallû alâ seyyidina Muhammed Sallû alâ şefîuna Muhammed Sallû alâ mürşidina Muhammed.

Ey padişahlar padişahı ve Ey bu kâinatın hâlıkı ve mâliki olan Allah! Bizleri yoktan var eyledin. Kendine kul, babibine ümmet eyledin. Bizleri îymandan sonra küfre, hidayetten delâlete, nurundan zulmete çevirme! Bize ihsan eylediğin îyman tâcını başımızdan alma! Sırtımızdan şeriat gömleğini çı karma! Alnımızın damarını, haya perdemizi yırtıp bizleri dünyada sefil, âhirette de rezil eyleme! Sıratı-müstakim olan dini islâmda bizleri sâbit- kadem eyle! Rahman ve rahimiyyetin ile bizlere tecelli eyle. Ey din gününün sahibi ve Ey her geyin maliki, cümle mahlûkatın rezzâkı, Öldüren ve dirilten, ölü arzı ihya eyleyen, ölü kalplerimizi diriltip ihya eyle! Verdiğin nimet'ere hakkıyle şükür edemedik, seni hakkı ile bilemedik.

Seni ve senin zâtını, sıfatını, celâlini, cemalini hakkı ile bilmek nasıl olur? Buna imkân mı var? Biz, fâni sen bâkisin.

Biz, mahkûmuz, sen hâkimsin. Biz, zeliliz, sen azizsin. Senin önünde acz ile secde eder, sana ibadet ederiz. Ancak senden yardım dileriz. Senin rızan olmadan kimse bizlere yardım edemez.

Senin muradın olmayınca, bir yaprak dahi kımıldayamaz.

Yarab! Bize yardımını esirgeme! Üzerimizde olan gazabını ref'eyle! Bizleri lûtfun, keremin ile affeyle! Mağfiretin ile şâd eyle! Resûli Haşimî hürmetine, zatı ecelliâlân izzetine, cümle enbiyanın rif'atine, Âdem'in saffeti hilkatine, bizleri lûtfu keremine gark eyle! Bizleri habibinden ayırma! Nigâhı iltifatına mazhar kıl! Ruhlarımızı sevdiklerinle âşîna eyle! Yüzümüzün karasına bakma; bize adl ile muamele etme, Affın ile muamele eyle! Bizleri beytin olan şu mübarek yerde cem eylediğin gibi, yarın kabirlerimizden kalkıp, mahşer yerine varıp, Bir ayak binbir ayak üstüne bastığı zamanda, beyinler güneşin harareti ile kafa tasının içinde kaynadığı zamanda, O dehşetli günde yevmi kıyamette, yevmi azimde, mazlûm zâlimin

yakasına sarılmış, evlad babadan, baba evladdan, ana evladdan, evlâd anadan firar ettigi günde, Cümle enbiya diz üstüne çökmüş, gözler yuvasından korku ile ugramış, hak mizanı kurulmuş, melekler kat kat mahşeri ihâta eylemiş. Sırat köprüsü nâra gerilmiş, cehennem, gayzından kudurmuş, ehli-mahşere doğru hücum eylediğinde sevgili habibin secdeye varıp;

«Yarab! Yarab! Kızım Fatıma, cümle ehli-beytim sana feda olsun. Ümmetimi bana bağışla!» dediği günde, bizleri Muhammedden ayırma! Civarında iskân eyle! Şefaatine nail eyle! İItifatına mazhar kıl!

Vel-asri innel-insâne lefiy husrin illelleziyne âmenû ve amil-us salihati ve tevâ sav bil-hakkı ve tevâ sar- bissabr.

Asr sûresi: 1-3 Meâli hâkimi: Asr'a yemin ederim ki; bütün insanlar hüsrandadırlar. Ancak, iyman edip âmal-i-saliha işleyenlerle, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna...

Allaha sığın, Allaha güven, Allah ile ol, Allahı bil, Allahı bul ve Allahta ol. Allaha sığınana, kimse birşey yapamaz. Allaha güvenen, mahrum olmaz. Allah ile olan daima galip olur.

Allahı bilen, fenalıklardan kurtulur. Allahı bulan, safaya erer, her cefası sefa olur. Allahta olan ebedi olur.

Sen; bir sebepten dolayı halk oldun, zuhura geldin. Nereden geldiğinin farkında mısın? Nereye gideceksin bunu düşündün mü? Ne için geldin ne için gidiyorsun? Bunları tefekkür ettin mi? Alemi-ulviden gelen her kişi, bu dünyada ebed'î kalmıyor. Birgün şarabı mevti içip, bu dünyadan göçüyor.

İşte, sebebi hilkatini arayanlar, niçin geldiklerini ögrenenler bu fâni hayatta bakiliği kazanıyorlar. Zira, dünyaya gelen girdabı-belâya düşüyor. Bu belâ deryasından kurtuluş;

îyman, ihlâs, âmâli-saliha. Kur'ana uymakla, Resûlün yolundan yürümekle mümkün olur.

Okuduğum âyeti-kerime, sure-i aziz bunu haber vermekte. Asra kasem ediyor. Allah. Hangi asra? Bir çok mânâlar vermişler. Asır için, Resûlün doğup yaşadığı asır demişler.

Resülün asrı, ehline malüm. Zümrei-enbiya bu asırda tamam olmuş, yüzdört kitabın zübdesi olan Kur'an'ın nûzülü bu asırda, sevgili nebiyyi-zişânın zuhuru bu asırda olmuş, Allah ile kul arasındaki bütün emirlerin, bütün nehiylerin ve Allah ile kul beyninde ne olacaksa, Mâverayı-hicapta teblige dair ne varsa, hepsinin zuhuru bu asırda ikmal olmuş.

Nuru evvel, bâ'sı sonra olan Habibi-hüdanın hayatı ve evlâdının, asabının, etbâının ve evliyasının zuhuru yine bu asırda olmuş. İşte Allah bu asra yemin ediyor...

Asırdan murad, ikindi namazı ile akşamın arası ne kadar yakın ise asrı Muhammedle kıyametin arasının çok yakın olduğuna işaretle, zuhuru Muhammedden, kiyamete kadar.

olan asra yemin ediyor Allah...

Muradi-ilahı ne olursa olsun; mademkı yerin, gogün sahibi yemin etmektedir. Mesele kalmaz. Dünyaya gelen kimse, kenarsız, uçsuz, bucaksız körkunç bir denize düşmüş gibidir.

Bu deryada bir çok gemiler yüzmede, bir gemi var ki, câh gemisi, mansap gemisi, dünyayı sevme gemisi, kaptanı şeytan.

Bir gemi var; tahrif, tebdil olmuş yahudilik gemisi. Kaptanı şeytan.

Bir gemi var, tahrif olunmuş, tebdil edilmiş hıristiyanlık gemisi, kaptanı yine şeytan. Bir gemi var; Lâdinilik, dinsizlik gemisi. Kaptanı şeytan. Bunların gemileri, zâhirde sağlam görünmekte ise de, hepsi gark olmaya namzet, muhakkak batacaklar, boğulacaklardır.

Bu deryada bir gemi daha var. Bu geminin teknesi «Lâ ilâhe illallah» yelkeni «Muhammed resûlüllah», dümeni akıl ve haya. Taifesi enbiyaullah. Bu nebiler kendilerinin isimleri ile isimlenen gemilerde bulunanlar, Şeytan ve insan şeytanlarından kaçıp bu gemiye sığınmışlar. Bu geminin ismi «Islâm dini» kaptanı (Muhammed Aleyhisselâm). Yolcuları mü'minler, aşçıları ulemâ, tabibleri evliyâullah. İşte bu mübarek kaptan, diğer gemilere sığınanlara ve denize düşenlere bir ip uzatıp, gelin gemime binin, canınızı helâktan kurtarın diye nida etmekte, onlara «Sizin kaptanın elinden gemisini gasp ettiler.

Sizin kaptan da bizim gemiye iltica etti. Kaptanınız burada.

Sizin kaptan zannettiğiniz Şeytandır» demede. Bu söze kulak

Sayfalar 96–103 · İrşad II — tarikat.org