HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı ve kimliği
Kaynakların çoğu onu Ebü’l-Ferec Muhammed b. Abdullah et-Tarsûsî adıyla kaydeder. Bazı nüshalarda adı Muhammed Yûsuf, künyesi Ebü’l-Ferah, nisbesi ise et-Tartûsî biçiminde geçer. Harf ve nokta">nokta benzerliğinden doğan bu varyantlar ayrı kişiler meydana getirmez. Zenbûriyye yazmasında yalnız künyesi ve nisbesi bulunan halka, Kādirî hırka kaynaklarındaki Muhammed b. Abdullah ile eşleştirilmiştir.
Tarsus mu Tartûs mu?
Et-Tarsûsî nisbesi Anadolu’nun güneyindeki Tarsus’a, et-Tartûsî ise bugün Suriye sınırlarında bulunan Tartûs limanına işaret eder. İki şehir de Ortaçağ kaynaklarında Şam bölgesinin sahil ve sınır coğrafyasıyla ilişkiliydi. Erken kaynaklar farkın yazım hatası mı, yoksa doğum ve ikamet yerlerinin farklı oluşundan mı kaynaklandığını açıklamaz. Bu sebeple Tarsus kesin doğum yeri gibi gösterilmemiş; nisbe ihtilafı görünür tutulmuştur.
Dönemi ve vefatı
Doğum yılı bilinmez. Kaynakların ortak kabulüne göre 447/1055’te vefat etti. IV./X. yüzyılın sonları ile V./XI. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olması, onu Abdülvâhid et-Temîmî ile Ebü’l-Hasan el-Hakkârî arasındaki kronolojik konuma yerleştirir. Mevcut kaynaklar vefat yerini aynı açıklıkta bildirmez.
Abdülvâhid et-Temîmî’den aldığı hırka
Şeyhi, Hanbelî fakihi ve muhaddis Ebü’l-Fazl Abdülvâhid b. Abdülazîz et-Temîmî’dir. Et-Tarsûsî tasavvuf hırkasını onun elinden giydi. Temîmî ailesinin Bağdat’taki hadis ve Hanbelî fıkıh çevresi, bu aktarımın yalnız sembolik bir silsile adı değil, Sünnî ilim ve zühd dünyası içinde kurulan eğitim bağı olduğunu gösterir.
Ebü’l-Hasan el-Hakkârî’ye aktarımı
Et-Tarsûsî’den hırka alan başlıca kişi Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed b. Yûsuf el-Hakkârî el-Kureşî’dir. Hakkârî hadis ve Şâfiî fıkhında yetişmiş, kaynaklarda şeyhülislâm unvanıyla anılmıştır. Hırka zinciri ondan Ebû Sa‘d el-Muharrimî’ye ve Abdülkādir-i Geylânî’ye ulaşır. Böylece et-Tarsûsî, Kādiriyye teşekkülünden yaklaşık bir asır önce yaşamış olsa da yolun sonraki hırka hafızasında temel bir aktarım halkası hâline gelir.
Kādirî silsilesindeki yeri
Yaygın tertipte zincir Cüneyd-i Bağdâdî, Şiblî, Abdülazîz et-Temîmî, Abdülvâhid et-Temîmî, Ebü’l-Ferec et-Tarsûsî, Ebü’l-Hasan el-Hakkârî, Ebû Sa‘d el-Muharrimî ve Abdülkādir-i Geylânî şeklinde ilerler. Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı Zenbûriyye yazması da aynı ana Kādirî omurgayı yerel ad varyantlarıyla kaydeder. Bu kayıt onu Zenbûriyye’ye mahsus ayrı bir pîr yapmaz.
Kudüs şeyhliği ve dinî ilimlerdeki konumu
Kaynaklar et-Tarsûsî’yi “Beytülmakdis’in şeyhi” diye anar ve dinî meselelerde kendisine başvurulan bir âlim olduğunu belirtir. Bu unvan resmî bir makamdan çok Kudüs’teki öğretim ve irşad çevresindeki itibarını ifade eder. Orada bir tekke ve mürid halkası bulunmuş olması muhtemeldir; fakat yapının adı ve yeri belgelenmediği için sitede müstakil mekân kaydı üretilmemiştir.
Gazâ ve Tarsus paylaşımı
Et-Tarsûsî’nin müridleriyle gazâya çıktığı ve elde edilen payların dağıtımında evli müridlere öncelik tanıdığı aktarılır. Kaynak bu uygulamayı “Tarsus paylaşımı” diye adlandırır. Kayıt, sınır bölgesindeki zâhid-gāzi hayatıyla aile sorumluluğunu gözeten toplumsal ahlâkın aynı çevrede birleştiğini gösterir; sonraki bütün Kādirî kolların değişmez erkânı sayılmaz.
Tevekkül, tecrid ve tefrid
Kısa tabakat tanımları onu tevekkülde sağlam, tecrid ve tefridde zamanının seçkinlerinden biri olarak gösterir. Buradaki tecrid dünyayı fizikî olarak terk etmekten çok kalbi sahiplik iddiasından arındırmayı; tefrid ise yönelişi Allah’a tahsis etmeyi anlatır. Et-Tarsûsî’ye nispet edilen öğütlerde zikir, gece ibadeti, uyanıklık, adalet, affetme, ehil kişiyi seçme ve ölüm sonrasına hazırlanma birlikte anılır.
Hırkanın anlamı
Onun tarih içindeki şöhreti büyük ölçüde hırka aktarımından gelir. Hırka yalnız dış kıyafet değildir; müridlik, teberrük veya irşad yetkisi gibi farklı anlamlar taşıyabilir. Et-Tarsûsî halkasında kastedilen, eğitim ve manevî yetkinliğin sonraki mürşide aktarılmasıdır. Bu zincir hadis isnadıyla aynı belge türü değildir; tarikatın kendisini geçmişteki âlim ve sûfîlere bağlama biçimidir.
Eser ve söz mirası
Bugüne ulaştığı doğrulanan müstakil bir kitabı veya sohbet derlemesi yoktur. Ona nispet edilen sözler geç hırka ve tabakat kaynaklarında korunur. Bu sözler Kur’an ve Sünnet’e bağlı ahlâk, tevazu, çok zikir, affedicilik ve sorumluluk eksenindedir. Uzun öğüt metinleri doğrudan kaleminden çıkmış kesin eser gibi değil, gelenekte adına bağlanan ahlâk özeti olarak değerlendirilmiştir.
Kaynak sınırı ve adaşlar
“Ebü’l-Ferec et-Tarsûsî” künyesi başka asker, râvi ve görevliler için de kullanılmıştır. 350/961’de Mısır’da ölen Aبان b. Ahmed et-Tarsûsî ve “er-Resûl” lakaplı Hayr b. Ali aynı kişi değildir. Bu dosyada yalnız 447/1055’te vefat eden sûfî Muhammed b. Abdullah’a ait bilgiler kullanılmış; eksik doğum ve vefat yeri tahminle doldurulmamıştır.