Ara
Menü
ذ

Harf

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10036
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, dönmek, meyletmek anlamına gelen bir kelime. Tasavvufî anlamda, Hakk’ın, kulunu, bazıibarelere muhatap kılmasıdır. Cifr ilmiyle uğraşanlara göre; harfler, nuranî ve zulmanî olarak ikiye ayrılır. Nuranî harflere Hakk’ın harfleri, zulmanî harflere de halkın (yaratıklarının) harfleri denir. Abdülkerim Cîlî’ye göre, noktalı harfler, ilm-i ilâhîdeki a’yân-ı sâbite’den ibarettir. Noktasızlar ise, harflere birleşenler ve birleşmeyenler diye ikiye ayrılır. Bunlar beştir: Elif, Dal, Râ, Vav ve Lam. Elif, olgunluğun gereklerine işarettir. Bunlar da beştir: Zât, hayat, ilim, kudret ve irâde. Dördü ise, zâta ait olarak vücud sahibidir. Yâni zâttan dolayı vücûd sahibidirler. Bunlar olmadan, zât olgun olamaz. Harflere ta’alluk eden noktasızlar da dokuzdur. Bununla insan-ı kâmile işaret söz konusudur. Zira insan-ı kâmil, İlâhî olan beş ile, yaratılmışlara ait olan dördün arasını bulmuştur, onları bir araya getirmiştir. Bunlar da, kendilerinden doğan şeylerle birlikte dört unsurdur. İnsan-ı Kâmilin harfleri, noktasızdır. Zira Allah, onu kendi suretinde yaratmıştır. Lâkin, İlâhî mutlak hakikatlar, icâd edicisine dayandığı için, insanî mukayyed hakikatlardan temayüz etmiştir. Her ne kadar icâd edilmiş olsa da… O, hükmen Allah’tan başkasına istinad etmiştir. Bu yüzden de harfler harflere, diğer harfler de bu harflere taalluk eder. Allah, zâtıyla kâim olması münasebetiyle, varlığı konusunda başkasına muhtaç değildir. Halbuki, her şey O’na muhtaçtır. Kur’ân-ı Kerim’de bu manaya işaret eden harfler, kendisine harfler taalluk etmekle birlikte kendisi o harflere taalluk etmeyen noktasız (mühmel) harflerdir. Lamelif’e, iki harftir denmez. Zira, Hz. Peygamber (s), bir hadis-i şerifte, Lamelif’in, bir harf olduğunu söylemiştir. Harfler, kelime değildirler. Çünkü, a’yân-ı sabite, icad-ı aynî söz konusu olmadıkça “kün” kelimesi altına girmez.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11629
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, dönmek, meyletmek anlamına gelen bir kelime. Tasavvufî anlamda, Hakk’ın, kulunu, bazıibarelere muhatap kılmasıdır. Cifr ilmiyle uğraşanlara göre; harfler, nuranî ve zulmanî olarak ikiye ayrılır. Nuranî harflere Hakk’ın harfleri, zulmanî harflere de halkın (yaratıklarının) harfleri denir. Abdülkerim Cîlî’ye göre, noktalı harfler, ilm-i ilâhîdeki a’yân-ı sâbite’den ibarettir. Noktasızlar ise, harflere birleşenler ve birleşmeyenler diye ikiye ayrılır. Bunlar beştir: Elif, Dal, Râ, Vav ve Lam. Elif, olgunluğun gereklerine işarettir. Bunlar da beştir: Zât, hayat, ilim, kudret ve irâde. Dördü ise, zâta ait olarak vücud sahibidir. Yâni zâttan dolayı vücûd sahibidirler. Bunlar olmadan, zât olgun olamaz. Harflere ta’alluk eden noktasızlar da dokuzdur. Bununla insan-ı kâmile işaret söz konusudur. Zira insan-ı kâmil, İlâhî olan beş ile, yaratılmışlara ait olan dördün arasını bulmuştur, onları bir araya getirmiştir. Bunlar da, kendilerinden doğan şeylerle birlikte dört unsurdur. İnsan-ı Kâmilin harfleri, noktasızdır. Zira Allah, onu kendi suretinde yaratmıştır. Lâkin, İlâhî mutlak hakikatlar, icâd edicisine dayandığı için, insanî mukayyed hakikatlardan temayüz etmiştir. Her ne kadar icâd edilmiş olsa da… O, hükmen Allah’tan başkasına istinad etmiştir. Bu yüzden de harfler harflere, diğer harfler de bu harflere taalluk eder. Allah, zâtıyla kâim olması münasebetiyle, varlığı konusunda başkasına muhtaç değildir. Halbuki, her şey O’na muhtaçtır. Kur’ân-ı Kerim’de bu manaya işaret eden harfler, kendisine harfler taalluk etmekle birlikte kendisi o harflere taalluk etmeyen noktasız (mühmel) harflerdir. Lamelif’e, iki harftir denmez. Zira, Hz. Peygamber (s), bir hadis-i şerifte, Lamelif’in, bir harf olduğunu söylemiştir. Harfler, kelime değildirler. Çünkü, a’yân-ı sabite, icad-ı aynî söz konusu olmadıkça “kün” kelimesi altına girmez.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, dönmek, meyletmek anlamına gelen bir kelime. Tasavvufî anlamda, Hakk’ın, kulunu, bazıibarelere muhatap kılmasıdır. Cifr ilmiyle uğraşanlara göre; harfler, nuranî ve zulmanî olarak ikiye ayrılır. Nuranî harflere Hakk’ın harfleri, zulmanî harflere de halkın (yaratıklarının) harfleri denir. Abdülkerim Cîlî’ye göre, noktalı harfler, ilm-i ilâhîdeki a’yân-ı sâbite’den ibarettir. Noktasızlar ise, harflere birleşenler ve birleşmeyenler diye ikiye ayrılır. Bunlar beştir: Elif, Dal, Râ, Vav ve Lam. Elif, olgunluğun gereklerine işarettir. Bunlar da beştir: Zât, hayat, ilim, kudret ve irâde. Dördü ise, zâta ait olarak vücud sahibidir. Yâni zâttan dolayı vücûd sahibidirler. Bunlar olmadan, zât olgun olamaz. Harflere ta’alluk eden noktasızlar da dokuzdur. Bununla insan-ı kâmile işaret söz konusudur. Zira insan-ı kâmil, İlâhî olan beş ile, yaratılmışlara ait olan dördün arasını bulmuştur, onları bir araya getirmiştir. Bunlar da, kendilerinden doğan şeylerle birlikte dört unsurdur. İnsan-ı Kâmilin harfleri, noktasızdır. Zira Allah, onu kendi suretinde yaratmıştır. Lâkin, İlâhî mutlak hakikatlar, icâd edicisine dayandığı için, insanî mukayyed hakikatlardan temayüz etmiştir. Her ne kadar icâd edilmiş olsa da… O, hükmen Allah’tan başkasına istinad etmiştir. Bu yüzden de harfler harflere, diğer harfler de bu harflere taalluk eder. Allah, zâtıyla kâim olması münasebetiyle, varlığı konusunda başkasına muhtaç değildir. Halbuki, her şey O’na muhtaçtır. Kur’ân-ı Kerim’de bu manaya işaret eden harfler, kendisine harfler taalluk etmekle birlikte kendisi o harflere taalluk etmeyen noktasız (mühmel) harflerdir. Lamelif’e, iki harftir denmez. Zira, Hz. Peygamber (s), bir hadis-i şerifte, Lamelif’in, bir harf olduğunu söylemiştir. Harfler, kelime değildirler. Çünkü, a’yân-ı sabite, icad-ı aynî söz konusu olmadıkça “kün” kelimesi altına girmez.

Sözlüğe dön ←