Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almaktadır. Tasavvuf, bütün hallerde sıdk üzere kurulmuştur ve her yönüyle ciddiyettir. Sâdık bir mürid, niyetini Allahu Teâlâ için hâlis yapmadıkça, semâ yapılan toplantılara katılmamalı, semâ ile güzel hâlinin ve mânevî durumunun artmasını isteyip, nefsânî herhangi bir şeye meyletmekten çekinmelidir. Sonra, bu tür toplantılara katılmadan önce istihâre yapmalı, kesin karar verince de Allahu Teâlâ’dan, onda bereket yaratmasını istemelidir. Meclise girdiğinde, tam bir sükûnet içinde, sıdk ve vakara sarılmalıdır. Ebu Bekir el-Kettânî (r.a) demiştir ki: “Semâ yapan kimse, semâda (nefsi adına) bir rahatlık aramamalı, kendisine gelecek herhangi bir vecd, şevk, galabe ve vâridatı temkinle karşılayıp dengesini kaybetmemelidir. Çünkü bu tür vâridat, onu hareket ve sükûndan alıkor. Bunun için sâdık, vecd istemekten çekinmeli, özellikle meşâyıhın huzurunda elden geldiği ölçüde semâ anında hareket etmekten kaçınmalıdır. Anlatılır ki bir genç, Cüneyd el-Bağdâdî’nin sohbetine…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.