ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
46 sonuç · “emir”
01Demirtaşiyye
Demirtaşiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Beyyûmiyye
Ali el-Beyyûmî'nin Bedevî-Halebî hilâfeti ile Halvetî-Demirtâşî terbiyesini Kahire'de birleştirerek teşkilâtlandırdığı Bedeviyye kolu.
İdrîsiyye / Ahmediyye
Ahmed b. İdrîs’in Şâzelî-Nâsırî temeller üzerinde Kur’an, sünnet, salavat ve nebevî örnekliği merkeze alarak teşkilatlandırdığı; Senûsiyye, Mîrganiyye ve Reşîdiyye’ye kaynaklık eden irşad yolu.
Emîr Ahmed Buhârî
Emîr Ahmed Buhârî (ö. 922/1516), Abdullah-ı İlâhî’nin İstanbul’daki halifesi; Fatih ve Ayvansaray çevresindeki tekkeleri, yetiştirdiği halifeler ve metin ağıyla erken Osmanlı Nakşibendîliğini kalıcı kuruma dönüştüren sûfîdir.
Emîr Hasan-ı Niksârî
Emîr Hasan b. Sinan Niksârî (ö. 975/1568), Ebüssuûd Efendi’nin yanında yetişen; Sahn müderrisliği ile Halep, Mekke, Bursa ve Edirne kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Emîr Hüsrev-i Dihlevî
Emîr Hüsrev-i Dihlevî (651/1253-725/1325), Nizâmeddin Evliyâ’nın müridi; beş divanı, hamsesi, tarihî mesnevileri ve çok dilli Delhi kültüründeki etkisiyle Hint-Fars edebiyatının kurucu isimlerindendir.
Emîr Sultan
Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Emîr Sultan Dergâhı Şeyhi İbrâhim Çelebi
Şeyh İbrâhim Çelebi (ö. 1078/1667), babası Mustafa b. Mehmed’in ardından 1649’da genç yaşta Bursa Emîr Sultan Dergâhı postuna geçen ve yaklaşık on sekiz yıl irşad hizmetinde bulunan on üçüncü postnişindir.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Ali Dede Buhârî
Ali Dede Buhârî, XV. yüzyıl başlarında Emîr Sultan’ın yol arkadaşlarıyla Buhara’dan Hicaz üzerinden Bursa’ya gelen; İncirli Hamamı yakınında tekke kurup burada yaşayan ve Eşrefzâde Tekkesi çevresine defnedilen sûfîdir.
Ali Nûreddin el-Beyyûmî
Ali Nûreddin el-Beyyûmî (1108/1696–1183/1769), Kahire'de Bedevî-Halebî hilâfetini Halvetî-Demirtâşî terbiye ve esmâ usulüyle birleştirerek Beyyûmiyye kolunu teşkilâtlandıran Mısırlı sûfî, muhaddis ve müelliftir.
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi (ö. 1577), Ahî Çelebi ailesinden gelen; Zeynelâbid, Ahîzâde, Kazızâde ve Ma‘lûl Emîr Efendi çevresinde yetişerek Bursa ile Beşiktaş medreselerinde ders veren Osmanlı müderrisidir.
Avnî Ahmed Efendi
Avnî Ahmed Efendi (yaklaşık 1667/68–1726), Demirkapı’nın Dâye Hatun Mahallesi’nde doğan; Ahmed Yorganî, İbrahim Paşa Sarayı, Mahmud Efendi, Şeyhülharem ve Hacı Hasanzâde medreselerinde görev yapan Osmanlı müderrisidir.
Azîzzâde Şeyh Mehmed en-Nakşibendî
Azîzzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1649), Emîr Sultan Dergâhı şeyhi Ali Efendi’den inâbe alan; 1611’den itibaren önce dönüşümlü, 1618’den sonra müstakil olarak dergâh postunu sürdüren Bursa Nakşibendî şeyhidir.
Baba Zâkir
Baba Zâkir (ö. 1407 veya 1417), kaynaklarda Ali, mezar taşında Alâaddin adıyla anılan; Emîr Sultan’ın zâkirbaşısı ve halifesi olarak Bursa Namazgâh çevresinde mescid ve zâviye kuran sûfîdir.
emir
Bir ülkenin başı, bey reis. 2. Kumandan, vali veya bey yerine kullanılan bir terim Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bir yerde (Nisâ suresi, 4 / 59 “ûlü’l-emr” biçiminde geçmek tedir. Hadislerde ise sıkça kulla nılmıştır (Wensinck, el-Mu’cem “emr”). Hz. Peygamberden son ra, özellikle dört halife döne n minde ordu kumandanlarma l “emîrü’l-ceyş, emîrü’l-cünd” n gibi ibarelerin kullanıldığı bik linmektedir. Emevîler ve Abbam sîler döneminde emirlerin görev r alanları genişlemiş ve idari ve n malî konularda yetkileri arttını rılmıştı. Bu unvanm Selçuklular, r Eyyûbîler ve Memlükler döneç minde de kullanıldığı kaynakn larda görülmektedir. § tam. emîrü’l-hacc a. ^Jl lj^l) Haccın kurallarma uygun ve güvenli bir biçimde c. yerine getirilmesini sağlamak amacıyla görevlendirilmiş kimse, bk. hac emîri n r emîrü’l-mü'minîn a. (jjiyJl jaJ) İlk defa Hz. Muhammed’in halifesi Hz. Ömer’e â verilen unvan. Bu unvan onedan sonra gelen devlet başu kanları için de kullanılmıştır. yemîrü’l-mü'minîn fi’lhadîs a. (^MdâJ l^î ^lajJ Ijxo I) e Yaşadığı dönemde hadis bilginleri arasında en yetenekli, b. en bilgili ve bu sahada derin y, vukufa sahip kimselere veriy len unvan, eşanlamlısı m. “hâfız” (bk. bu madde). r emîrü’l-ümerâ a. (l^lj^l) 9) Emirlerin emiri, başkomuktan. Hz. peygamberin halifesi a Hz. Ömer döneminden itibam, ren ordu kumandanı için kulnlanılmaya başlanmıştır. e Kumandan, vali veya bey yerine kullanılan bir terim Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bir yerde (Nisâ suresi, 4 / 59 “ûlü’l-emr” biçiminde geçmek tedir. Hadislerde ise sıkça kulla nılmıştır (Wensinck, el-Mu’cem “emr”). Hz. Peygamberden son ra, özellikle dört halife döne n minde ordu kumandanlarma l “emîrü’l-ceyş, emîrü’l-cünd” n gibi ibarelerin kullanıldığı bik linmektedir. Emevîler ve Abbam sîler döneminde emirlerin görev r alanları genişlemiş ve idari ve n malî konularda yetkileri arttını rılmıştı. Bu unvanm Selçuklular, r Eyyûbîler ve Memlükler döneç minde de kullanıldığı kaynakn larda görülmektedir. § tam. emîrü’l-hacc a. ^Jl lj^l) Haccın kurallarma uygun ve güvenli bir biçimde c. yerine getirilmesini sağlamak amacıyla görevlendirilmiş kimse, bk. hac emîri n r emîrü’l-mü'minîn a. (jjiyJl jaJ) İlk defa Hz. Muhammed’in halifesi Hz. Ömer’e â verilen unvan. Bu unvan onedan sonra gelen devlet başu kanları için de kullanılmıştır. yemîrü’l-mü'minîn fi’lhadîs a. (^MdâJ l^î ^lajJ Ijxo I) e Yaşadığı dönemde hadis bilginleri arasında en yetenekli, b. en bilgili ve bu sahada derin y, vukufa sahip kimselere veriy len unvan, eşanlamlısı m. “hâfız” (bk. bu madde). r emîrü’l-ümerâ a. (l^lj^l) 9) Emirlerin emiri, başkomuktan. Hz. peygamberin halifesi a Hz. Ömer döneminden itibam, ren ordu kumandanı için kulnlanılmaya başlanmıştır. e
Tebriz (dergâhı ve türbesi)
Tebriz · İran · Uzun Hasan'ın daveti üzerine gelip Selçuk Hatun'un yaptırdığı dergâha yerleşti; Sultan Yâkub Cihan Şah Hankahı'nı ona tahsis etti. 892'de (1487) burada vefat edip tekkesinin hazîresine defnedildi. İlişkili kişi dosyası Dede Ömer Rûşenî : Dede Ömer Rûşenî (ö. 892/1487), Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî’nin halifesi; Karabağ ve Tebriz’deki irşadı, Rûşeniyye kolu, İbrâhim Gülşenî ve Demirtaş gibi halifeleriyle Halvetiyye tarihinin başlıca pîrlerinden biridir.
Emîr Buhârî Tekkesi ve Türbesi
Fatih, İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin batısında, bugün Fevzipaşa caddesinin Malta kesimindeki Emîrbuhârî sokağında bulunan yer; II. Bayezid'in mescid ve hücreler yaptırmasıyla Nakşî tekkesine dönüşmüştür. Tekkenin bahçesine defnedilmesini vasiyet etmiş, sonradan yerine türbe yapılmıştır. Konum yaklaşıktır.
Nizâmeddin Evliyâ Dergâhı, Delhi
Yeni Delhi · Hindistan · Mürşidinin kabrinin yakınına defnedildi; kaynak, şeyhinin ve kendisinin türbelerinin Delhi'nin en önemli ziyaret yerleri olduğunu kaydeder. İlişkili kişi dosyası Emîr Hüsrev-i Dihlevî : Nizâmeddin Evliyâ'nın müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Farsça şiiri, tarihî mesnevileri, mûsiki hafızası ve Çiştî muhabbet diliyle Delhi kültürünün kurucu isimlerindendir.
Hâşimî Emîr Osman Tekkesi, Kulaksız
İstanbul · Türkiye · Kasımpaşa ile Okmeydanı arasındaki Kulaksız semtinde, bugün kendi adını taşıyan ve cami olarak kullanılan zâviye; 974/1566-67'den itibaren burada irşad etmiş, 11 Zilkade 1003'te (18 Temmuz 1595) vefatında hazîresine defnedilmiştir. Konum yaklaşıktır.
Gimri
Gimri · Dağıstan (Rusya) · Doğduğu köy. 1832'de burada yapılan savaşta Molla Muhammed şehid düştü, Şâmil ağır yaralı kurtuldu; köy sonradan General Lanskoy tarafından tahrip edildi. İlişkili kişi dosyası Şeyh Şâmil : Şeyh Şâmil (1797–1871), Nakşibendî-Hâlidî terbiyesi almış Dağıstanlı âlim ve imam; Rus işgaline karşı Kuzey Kafkasya direnişini yaklaşık yirmi beş yıl yöneten liderdir.
Emîr Buhârî Dergâhı, Otakçılar
İstanbul · Türkiye · 1690'da babasının yerine şeyh olduğu ve yaklaşık kırk yıl ders verip postnişinlik yaptığı dergâh; mezarı da bu tekke ile Kemalpaşazâde'nin türbesi arasında, babasının kabri civarındaydı. Hem tekke hem mezarlar çevre yolu yapımı sırasında ortadan kalkmıştır.
Emîr Buhârî Zâviyesi civarı
İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'ndeki cenaze namazından sonra Edirnekapı dışında, Emîr Buhârî Zâviyesi'nin civarına defnedildi. İlişkili kişi dosyası Vizevî Mektûbî Seyyid Mehmed Efendi : Vizevî Mektûbî Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1727), Solakbaşı Hacı Mustafa Medresesi'nin ilk müderrisi, ta‘lik hattında ve şiir-nesirde yetkin Osmanlı âlimidir.
Emîr Sultan Türbesi ve Külliyesi
Bursa · Türkiye · Vefatında defnedildiği yer; rivayete göre kafileye rehberlik eden nurun söndüğü noktadır. Padişahların Bursa'ya geldiklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbe. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Emîrler Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Seyrüsülûkünü tamamlayıp Nizâmî tacını giydikten sonra Silivrikapı dahilinde kendisi için inşa edilen bu tekkede irşad faaliyetine başladı ve uzun yıllar burada irşadla meşgul oldu. 1010 yılı Muharrem ayında (Temmuz 1601) vefat edince tekkesinin hazîresine defnedildi; kendisinden sonra tekkede oğlu Cüneyd postnişin oldu.
Sûhârî (Mîr Külâl)
Buhara · Özbekistan · 683/1284'te doğduğu, hayatını geçirdiği ve 8 Cemâziyelevvel 772'de (28 Kasım 1370) vefat edip defnedildiği köy. Türbesi kısa zamanda ziyaretgâh olmuş, zamanla köyün asıl adı unutulup Mîr Külâl diye anılmıştır. Konum yaklaşıktır.
Otman Baba Türbesi ve Zâviyesi
Varna · Bulgaristan · Kışlarını geçirdiği zâviyesi buradaydı; türbesi 1506'da yapıldı. Demir Baba'nın abdalları burayı sık sık ziyaret etmiş, ziyaretin en büyük kerem olduğunu söylemişlerdir. İlişkili kişi dosyası Otman Baba : Otman Baba, Hüsam Şah (780/1378-79–8 Receb 883/5 Ekim 1478), Anadolu’dan Rumeli’ye uzanan hareketli irşadı, yörük-abdal çevresi ve Küçük Abdal’ın Vilâyetnâme’sinde korunan hatırasıyla Balkan tasavvuf tarihinin başlıca Kalenderî şahsiyetidir.
Yûnus Emre Türbesi (Sarıköy / Yûnusemre köyü)
Mihalıççık · Türkiye · Kaynakların ağırlığının işaret ettiği yer. Mezar, Ankara-Eskişehir demiryolu hattı yapılırken 6 Mayıs 1946'da açılmış, 1970'te anıtmezara taşınmıştır. İlişkili kişi dosyası Yûnus Emre : Yûnus Emre (638/1240-41–720/1320), Tapduk Emre’nin irşadında yetişen; Dîvânı ve Risâletü’n-nushiyye’siyle aşk, tevhid, ahlâk ve insan anlayışını Anadolu Türkçesinin kalıcı şiir diline dönüştüren mutasavvıftır.
Sühreverdiyye’nin Bağdat’tan Multan ve Şiraz’a yayılması
Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî, Necîbüddin Buzguş ve bölgesel kollar üzerinden yolun coğrafi genişlemesi.
Halvetiyye Silsilesi ve Kollar Haritası
Halvetiyye'nin ortak erken silsilesi, Zâhidiyye kavşağı, dört ana kolu ve doğrulanmış alt şubeleri tek bir ayrıntılı ağda gösterilir.
Mâverâünnehir Hüseyniyyesi: Sovyet Döneminde Devam
Tekke kurumunun yerini aile, meslek, küçük sohbet ve ziyaret ağlarının aldığı XX. yüzyıl bölgesel hafızası
Balkanlar'da Bektaşî Tekke Ağı
Dimetoka'dan Budin, Deliorman, Kalkandelen ve Arnavutluk'a
Menâkıb-ı Emîr Sultan: Nüsha, Tarih ve Menkıbe
Eser ve müellif Bursalı Şevkî, Menâkıb-ı Emîr Sultan ı Şehzade Bayezid çevresinin teşvikiyle 960/1553’te kaleme aldı. Eser, Emîr Sultan’ın vefatından yaklaşık 124 yıl sonra yazıldığı için doğrudan çağdaş günlük değildir; Bursa’daki yazılı ve sözlü hafızayı derler. Sekiz nüsha Araştırmada Şevkî adına kayıtlı sekiz yazma
İstanbul Nakşibendiyyesi: Emir Buhârî'den Hâlidiyye'ye
Abdullah-ı İlâhî ve Emir Ahmed Buhârî'den Müceddidî ve Hâlidî ağlara uzanan İstanbul Nakşibendî tarihini tekke ve kişi zincirleriyle ayırır.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 1–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu