HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Orta Asya'dan İstanbul'a
Emîr Ahmed Buhârî, Nakşibendî kaynaklarında Mahmûd Encîrfağnevî'nin nesliyle ilişkilendirilir. Ubeydullah Ahrâr'ın sohbetinde bulundu; Anadolu'da Abdullah-ı İlâhî'ye bağlanarak onun halifesi oldu. Şeyhinin İstanbul'da kalmayıp Simav'a dönmesi üzerine şehirdeki irşadı üstlendi.
Üç tekke çevresi
Fatih ve Ayvansaray'daki eski ve yeni zâviyeler bizzat onun çevresinde oluştu. Edirnekapı dışındaki üçüncü yapı ise vakıf kayıtlarına göre damadı ve halifesi Mahmud Çelebi tarafından tesis edildi; bütün yapıları doğrudan Emîr Buhârî'nin kurduğunu söylemek doğru değildir.
Halifeler ve kültür ağı
Damadı Mahmud Çelebi, Hekim Çelebi ve Bursa'da faaliyet gösteren Lâmiî Çelebi başlıca devam halkalarıdır. Lâmiî'nin Câmî tercümeleri, Herat'ın Nakşibendî-edebî birikimini Osmanlı Türkçesine taşıdı. İlk Osmanlı silsile tertiplerinde Ahrâr–Abdullah İlâhî–Emîr Buhârî hattı belirgindir; Müceddidiyye ve Hâlidiyye yayılınca ana silsile listeleri farklılaşmıştır.
Vefat ve türbe
922/1516'da vefat etti. Fatih'teki tekke bahçesine defnedilmesini ve defne ağacının kesilmemesini vasiyet ettiği, bunun kendisine türbe yapılmaması yönünde ima sayıldığı aktarılır. Sonradan türbe yapılması çevrede tartışmaya yol açmıştır. Bursa'daki Emîr Sultan ve Unkapanı'ndaki başka Ahmed Buhârî ile karıştırılmamalıdır.