Ara
Menü

Şeyh Mahmûd Lâmiî

Mahmûd Lâmiî, Emîr Sultan’ın halifeleri arasında sayılan; çeşitli ilimlerde maharet sahibi olduğu ve Bursa Hisar’daki medrese çevresine defnedildiği kaydedilen sûfîdir.

Mekân
2 bağlantı
Unvan
Emîr Sultan halifesi, Bursa Hisar çevresinin sûfîsi

Emîr Sultan çevresi

Şeyh Mahmûd Lâmiî, Emîr Sultan’dan feyiz alan ve onun halifeleri arasında sayılan Bursa sûfîlerindendir. Ravzatü’l-Müflihûn, çeşitli ilimlerde yetkin olduğunu bildirir; ancak eserleri ve tahsil silsilesi hakkında ayrıntı vermez.

Kabri

Bursa Hisar’daki medrese çevresinde bulunan kabrinin ziyaretgâh olarak tanındığı kaydedilir. Bu kişi, adı ve Lâmiî nisbesi benzeşen başka Bursa müellifleriyle özdeşleştirilmemiştir; dosya yalnız Emîr Sultan halifeliği ve defin kaydıyla sınırlandırılmıştır.

Ailesi ve hayatı

878 (1473) yılında Bursa’da doğdu; asıl adı Mahmud’dur. Babası II. Bayezid’in hazine defterdarı Osman Çelebi, dedesi Yeşiltürbe’nin nakışlarını yapan Nakkaş Ali b. İlyâs Ali’dir.

Gençliğinde Bursa Murâdiye Medresesi’nin hocaları olan Molla Ahaveyn ile Hasanzâde Molla Mehmed’den ders aldı. Daha sonra Nakşî şeyhlerinden Emîr Buhârî’ye intisap etti ve Bursa’nın zengin tasavvuf ve kültür ortamında tasavvuf ile edebiyatı buluşturan bir şeyh olarak yaşadı. Otuz yedi yaşında eser vermeye başladı; ömrünün kalanını telif ve tercümeyle geçirdi ve herhangi bir resmî görev almadı.

“Lâmiî’nin Hak ede rûhunu şâd” mısraının gösterdiği 938 (1532) yılında vefat etti. Mezar taşındaki “el-merhûm Şeyh Lâmiî b. Osman” ibaresi, vefatında bir tekkede şeyh olduğunu göstermektedir; mezarı dedesi Nakkaş Ali’nin yaptırdığı Bursa Orta Pazar Camii hazîresindedir. Hüma Hatun adlı bir hanımla evlenmiş olup Ahmed, Mehmed ve Abdullah adlı üç oğlu ile Safiye adlı bir kızı olmuş; bunlardan Mehmed Çelebi Lem‘î mahlasıyla şiirler yazmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Tercüme-i Nefehâtü’l-üns

Câmî’nin evliya tezkiresinin 927’de (1521) yapılmış genişletilmiş tercümesi; 629 velînin hayat hikâyesini içerir ve Anadolu’da yetişen sûfîleri esere ekler.

Metni gösterMetni daralt

Fütûhu’l-mücâhidîn li-tervîhi kulûbi’l-müşâhidîn adıyla da bilinen eser, Abdurrahman-ı Câmî’nin Nefehâtü’l-üns min hazarâti’l-kuds adlı evliya tezkiresinin genişletilmiş tercümesidir; 927’de (1521) Anadolu Türkçesi’ne çevrilmiştir. 629 velînin hayat hikâyesinin bulunduğu eserin önemli bir yönü, Anadolu’da yetişen evliyayı ihtiva etmesidir.

Câmî gibi Nakşibendî tarikatına mensup olduğundan eserin giriş bölümünü genişletmiş, Nakşibendî şeyhleri hakkında Câmî’yi tamamlayan bilgiler vermiş, bazı tarikatlarla Zeynîler ve Halvetîler’e dair geniş bilgiler aktarmıştır. Kitabın eski harfli iki baskısı 1270 (1854) ve 1289 (1872) yıllarında İstanbul’da yapılmış, Latin harfli baskısını Bugün gazetesi gerçekleştirmiş (1971), ayrıca iki sadeleştirilmiş neşri yayımlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Selâmân ü Ebsâl

Câmî’den çevirdiği, tasvirler ve ahlâkî manzumelerle zenginleştirerek tercümeden çok telif hüviyeti kazandırdığı 1903 beyitlik mesnevisi.

Metni gösterMetni daralt

Türk edebiyatında Selâmân ü Ebsâl’i Câmî’den çeviri yoluyla Türkçe’ye aktaran kişidir. Ancak eseri kolay anlaşılır tarzda çok sayıda tasvir parçası yanında küçük ahlâkî-didaktik manzumelerle zenginleştirmiş ve ona tercümeden çok telif hüviyeti kazandırmıştır.

1903 beyitten oluşan ve üç nüshası bilinen eser üzerinde (İÜ Ktp., TY, nr. 3088; Ankara Millî Ktp., nr. A 736/1; The John Rylands University Library of Manchester, MS, nr. 77) Erdoğan Uludağ bir doktora tezi hazırlamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Tercüme-i Şevâhidü’n-nübüvve

Câmî’nin siyer türündeki eserinin genişletilmiş tercümesi.

Metni gösterMetni daralt

Abdurrahman-ı Câmî’nin siyer türündeki eserinin genişletilmiş tercümesi olup 1876’da İstanbul’da Matbaa-i Âmire’de basılmış, Latin harfli baskısı da Muzaffer Ozak tarafından gerçekleştirilmiştir (1958).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hüsn ü Dil

İranlı şair Fettâhî’nin alegorik eserinden çevirdiği, kendisine saray maaşı kazandıran manzum-mensur karışık eseri.

Metni gösterMetni daralt

İranlı şair Fettâhî’nin aynı adlı alegorik eserinin çevirisi olup manzum-mensur karışıktır (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum, nr. 13, 220, 375, 424, 431).

Yavuz Sultan Selim’e takdim ettiği bu eser sayesinde 35 akçe yevmiye ile maaşa bağlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Mesnevileri ve hamse sahipliği

XVI. yüzyılın hamse sahibi şairlerinden sayılır; Ferhâd ü Şîrîn ve Heft Peyker onun kaleme aldığı mesneviler arasındadır.

Metni gösterMetni daralt

XVI. yüzyılda hamse sahibi şairler arasında Taşlıcalı Yahyâ ile birlikte anılır.

Nizâmî-i Gencevî’nin Hüsrev ü Şîrîn’indeki hikâye, kahramanların rolleri değiştirilerek Ferhâd ü Şîrîn adıyla Ali Şîr Nevâî ve kendisi tarafından da kaleme alınmıştır. Nizâmî’nin Türk şairlerinin ilgisini çeken Heft Peyker’i çevresinde de bir Heft Peyker’i bulunduğu belirtilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Letâifnâme ve latife anlayışı

Derlemeye başlayıp oğlu Abdullah Çelebi’nin tamamladığı latife mecmuası ile latifeleri değerli kılan şeyin taşıdıkları hikmet olduğu görüşü.

Metni gösterMetni daralt

Derlemeye başladığı, oğlu Abdullah Çelebi tarafından tamamlanarak tertip edilen Letâifnâme (Mecma-i Letâif), Türk edebiyatında latifeleri toplayan başlıca çalışmalar arasında sayılır (İÜ Ktp., TY, nr. 762, 3814, 7622; Latin harfleriyle sadeleştirilmiş yayımı: Latifeler, haz. Yaşar Çalışkan, İstanbul 1978).

Derlediği latifeleri oğluna verirken onu, insana bir şey kazandırmayan ve boş şakalardan ibaret olan bu sözlere karşı uyarır. Latifelerin bir söz oyunu olma özelliğine de işaret ederek bunları değerli kılan şeyin içlerinde taşıdıkları hikmetler olduğunu belirtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

“Câmî-i Rûm” lakabı ve etrafındaki tartışma

Molla Câmî’den yaptığı tercümelerin yoğunluğu sebebiyle Anadolu’nun Câmî’si sayılması ve bu lakabı abartılı bulanlar.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Buhârî’nin mânevî kişiliğiyle paralel olarak Nakşibendîliğe bağlılığı, genç yaşta başlattığı şiir ve inşa çalışmalarında onu yine bir Nakşî olan Molla Abdurrahman-ı Câmî’ye yönlendirmiş, daha sonra Câmî’nin önemli eserlerini Türkçe’ye çevirmesini sağlamıştır.

Bu tercüme yoğunluğu sebebiyle bazı kaynaklar kendisini “Câmî-i Rûm” olarak anmış, bazı müellifler ise bu lakabı abartılı bularak şairlik yönünden Abdurrahman-ı Câmî ile kıyas edilemeyeceğini söylemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Tercümeyi adaptasyona çeviren üslûbu

Arapça ve Farsça’ya hâkimiyeti ile medrese ve tasavvuf birikimi, çevirilerini monoton tercümeden çok günün şartlarına göre şekillenen adaptasyonlara dönüştürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Çok iyi bildiği Arapça ve Farsça sayesinde İslâm coğrafyasının edebiyat ve tasavvuf birikimini iyi değerlendirmiş, bilhassa Molla Câmî’nin Farsça eserlerini tercüme ederken nazım ve nesirdeki başarısının en üst seviyesine çıkmıştır.

Gerek medresede öğrendiği ilimler gerek tasavvuf çevrelerinde kazandığı irfan ve olgunluk gerekse araştırmacılığı, yaptığı tercümelerin monoton çeviriden ziyade günün şartlarına göre şekillenen adaptasyon çalışmaları biçiminde yazıya dökülmesini sağlamıştır. Sanat gösterme endişesine fazla kapılmayan Lâmiî, oluşturduğu nazım ve nesir dili sayesinde başta tasavvuf muhitleri olmak üzere ilmiye ve sanat ortamında haklı ve kalıcı bir şöhret kazanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İstanbul’a hiç gitmeden kazanılan şöhret

İstanbul’a hiç gitmediği halde eserleriyle başşehrin edebiyat ve tasavvuf muhitlerinde tanınması; Hüsn ü Dil sayesinde maaşa bağlanıp resmî görev almaması.

Metni gösterMetni daralt

Otuz yedi yaşında eser vermeye başlamış, ömrünün geri kalan kısmını yoğun bir telif ve tercüme faaliyetiyle geçirmiştir. İstanbul’a hiç gitmediği halde eserleriyle İstanbul edebiyat ve tasavvuf muhitlerinde tanınmıştır.

Yavuz Sultan Selim’e takdim ettiği Hüsn ü Dil sayesinde 35 akçe yevmiye ile maaşa bağlanınca yalnız ilim ve tasavvufla, eser telif etmekle uğraşarak herhangi bir resmî görev almamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şahsiyeti

İnzivâyı seven ağır başlı bir kişiliğe sahip olmakla birlikte tok sözlü, hazırcevap ve fikirlerinde ısrarcı bir kimse oluşu.

Metni gösterMetni daralt

İnzivâyı seven ağır başlı bir kişiliğe sahip bulunmasına rağmen tok sözlü ve hazırcevap olduğu, fikirlerinde ısrarcı, hatta zaman zaman hezeyana meyyal bulunduğu belirtilir.

Bursa’nın zengin tasavvuf ve kültür ortamında tasavvuf ile edebiyatı buluşturan bir şeyh olarak yaşamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Eserlerinin sayısı ve kendi listesi

Nazım, nesir ve karışık olarak telif-tercüme ettiği kitapların sayısı otuza ulaşır; Şerefü’l-insân’ın başında kendisi yirmi dördünün adını sayar.

Metni gösterMetni daralt

Divan edebiyatının en çok eser veren temsilcilerinden biridir. Nazım, nesir ve nazım-nesir karışık olarak telif ve tercüme ettiği kitaplarının sayısı otuzu bulmaktadır.

Şerefü’l-insân adlı kitabının başında, eserlerinden gece ve gündüzün saatlerine tekabül eden yirmi dördünün ismini bizzat sayar. Divan edebiyatı, o güne kadar Türkçe’de örneği bulunmayan bazı Şark mesnevilerini onun kaleminden tanımış, yaptığı tercümeler sayesinde yeni konular edinmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Nefehât Tercümesi’nin süregelen kaynak değeri

Tercümesi, sonraki yüzyıllardan bugüne tasavvuf tarihi çalışmalarında doğrudan başvurulan bir kaynak olarak kullanılmaktadır.

Metni gösterMetni daralt

Tercüme-i Nefehât, yalnız bir çeviri metni olarak kalmamış, tasavvuf tarihi araştırmalarında doğrudan atıf yapılan bir kaynak haline gelmiştir. Şems-i Tebrîzî’nin hangi şeyhlere hizmet ettiği ve Anadolu’ya kimin tarafından gönderildiği gibi tartışmalı konularda Câmî’nin kaydı verilirken onun tercümesinin sayfası gösterilir.

Aynı şekilde Halvetiyye silsilesi üzerine yapılan çalışmalarda, silsilede yer alan Dâvûd et-Tâî ve Ma‘rûf el-Kerhî gibi isimlerin biyografileri için kaynaklar arasında “Lâmiî, Nefehâtü’l-Üns Tercümesi” künyesiyle anılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 1
  2. [2]Kişi dosyasının kaynakları — Şeyh Mahmûd Lâmiî
Ortak kaynak kataloğunu aç →