Ara
Menü

Emîr Sultan

Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.

Vefat
1429
Unvan
Bursa’nın büyük sûfîsi · Kübrevî irşad halkası · Osmanlı hanedanının damadı
Temalar
Buhara, Hicaz, Bursa, Kübreviyye, vakıf ve şehir hafızası

Kimliği, adı ve tarih sınırı

Emîr Sultan’ın asıl adı Şemseddin Muhammed’dir. Kaynaklarda Muhammed b. Ali el-Hüseynî el-Buhârî ve Emîr Buhârî adlarıyla da anılır. “Emîr” unvanı seyyid kabul edilmesiyle, “Sultan” unvanı ise Bursa’daki yüksek mânevî itibarı ve Yıldırım Bayezid’in damadı oluşuyla açıklanır. Babası Seyyid Ali, geçimini çömlekçilikle sağladığı için “Külâl” diye tanınan Buharalı bir sûfîdir; Bahâeddin Nakşibend’in mürşidi olan aynı unvanlı Emîr Külâl ile karıştırılmamalıdır. Doğumu için 770/1368-69 civarı tahmin edilir; eski kaynaklar kesin doğum tarihi vermez.

Menâkıbnâmelerde onun nesebi on iki imam yoluyla Hz. Ali’ye çıkarılır. Fakat şecerenin Muhammed el-Mehdî üzerinden yürüyen şekli kronolojik ve nesep bakımından problemli görülmüştür. Emîr Hasan Nûrî’nin Mûsâ el-Kâzım’ın oğlu İbrâhim üzerinden verdiği başka bir hat da vardır. Bu sebeple seyyidlik nispeti gelenekte güçlü biçimde korunmakla beraber ayrıntılı soy zinciri kesin tarihî belge gibi sunulamaz.

Buhara’dan Hicaz’a

Çocukluk yıllarına dair çağdaş kayıt azdır; ailesinin ilmî ve tasavvufî çevresi içinde iyi bir tahsil gördüğü anlaşılır. Babasını on yedi-on sekiz yaşlarında kaybetti. Seyyid Usûl, Seyyid Nâsır, Seyyid Ni‘metullah, Ali Dede ve Baba Zâkir gibi isimlerle birlikte hac yolculuğuna çıktı. Medine’de birkaç yıl kaldığı, ardından Bağdat’a geçerek tezkire müellifi Âşık Çelebi’nin ceddi Seyyid Muhammed en-Nattâ’ya misafir olduğu nakledilir. Bu güzergâh, Buhara irfan çevresiyle Hicaz, Irak ve Anadolu arasındaki hareketli derviş ağını gösterir.

Anadolu güzergâhı ve Bursa’ya yerleşmesi

Seyyid Muhammed en-Nattâ ile Anadolu’ya geçen Emîr Sultan’ın Karaman, Niğde, Hamîd-ili, Kütahya ve İnegöl üzerinden Bursa’ya ulaştığı kaydedilir. Bursa’ya varışı için 793/1390-91 tarihi zikredilmekle beraber bütün erken kaynaklar aynı kesinliği taşımaz. Şehirde yerleşmesi, Orta Asya’dan gelen tasavvuf birikiminin erken Osmanlı başkentiyle buluştuğu kalıcı bir merkez meydana getirdi.

Bursa’daki Molla Fenârî, Molla Yegân, Somuncu Baba ve devrin başka âlim-sûfîleriyle aynı tarihî çevrede anılır. Bazı sonraki anlatılarda Molla Fenârî’den ders ve icâzet aldığı belirtilir; bu bilgi, Emîr Sultan’ın yalnız menkıbevî keramet figürü değil, dönemin ilmî muhitine temas eden bir şahsiyet olarak hatırlandığını gösterir.

Hundi Hatun’la evliliği

Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evliliği tarihî kaynakların ortaklaştığı temel olaylardandır. Menâkıbnâmeler evliliği rüyalar, saray muhalefeti ve olağanüstü müdahalelerle genişletir; bu ayrıntılar gelenek anlatısı olarak ayrıca okunmalıdır. Tarihî bakımdan evlilik, Emîr Sultan’ın Osmanlı hanedanıyla yakınlığını ve Bursa’daki kurumsal imkânlarını güçlendirmiştir. Hundi Hatun’un cami, imaret, hamam ve türbe çevresindeki hayır eserleri daha sonra Emîr Sultan Külliyesi’nin çekirdeğini oluşturdu.

Osmanlı hanedanı ve kamusal nüfuzu

Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad’ın ona hürmet gösterdiği; sefere çıkarken duasını aldıkları kaynaklarda aktarılır. Padişaha kılıç kuşatma geleneğinin başlangıcı hakkında farklı rivayetler vardır: bazı anlatılar Yıldırım Bayezid’i, bazıları II. Murad’ı öne çıkarır. Dolayısıyla belirli bir “ilk” iddiasından çok, Emîr Sultan’ın Osmanlı askerî-siyasî tören hafızasında dua ve meşruiyet makamı hâline geldiği söylenebilir.

Ankara Savaşı sonrasında Bursa’nın işgali sırasında esir edilerek Timur’un huzuruna çıkarıldığı, ardından serbest bırakılıp şehre döndüğü eski biyografi geleneğinde yer alır. II. Murad ile amcası Mustafa Çelebi arasındaki mücadelede padişahı desteklediği ve 1422 İstanbul kuşatmasına kalabalık bir derviş topluluğuyla katıldığı aktarılır. Kuşatmayı anlatan Bizans tarihçisi İoannes Kananos’un Emîr Seyyid Buhârî adından bozulan bir adla ondan söz etmesi, bu olay için menâkıbnâme dışındaki önemli tanıklıklardandır. Timur elçileri hakkındaki itidal tavsiyesi gibi ayrıntılı konuşmalar ise daha geç anlatılarda yer aldığından aynı kesinlikle ele alınamaz.

Tarikat mensubiyeti: Kübrevî hat ve nispet tartışması

Emîr Sultan’ın tarikat mensubiyeti hakkında Halvetiyye, Nakşibendiyye ve Nurbahşiyye adları birbirine karıştırılmıştır. “Nakşibendiyye’nin Nurbahşiyye kolu” biçimindeki ifade tarihî olarak isabetli değildir. Nurbahşiyye, Kübreviyye çevresinde gelişmiştir; ayrıca Muhammed Nurbahş’ın Emîr Sultan’dan yaklaşık otuz beş yıl sonra vefat etmesi doğrudan intisap iddiasını kronolojik bakımdan imkânsız kılar.

Atâyî’nin kaydettiği hat, Emîr Sultan’ı babası Seyyid Ali ve Hâce İshak Huttalânî üzerinden Ali el-Hemedânî, Muhammed Mazdekânî, Alâüddevle-i Simnânî, Nûreddin İsferâyînî, Ahmed Zâkir-i Curfânî ve Ali Lala yoluyla Necmeddîn-i Kübrâ’ya bağlar. Mevcut veriler içinde en tutarlı kurumsal nispet bu Kübrevî silsiledir. Buna karşılık halifeleri Hasan Hoca ile Lutfullah’ın kendisinden işittiklerini söyledikleri başka bir aktarım, silsileyi baba-oğul zinciri ve on iki imam üzerinden Hz. Ali’ye ulaştırır. Bu iki kayıt tek çizgiye zorlanmadan, tarikat icazeti ile nesep/velâyet aktarımının farklı hafıza biçimleri olarak korunmalıdır.

Halifeleri, dergâhı ve irşad çevresi

Vefatından sonra Karasili Hasan Hoca’nın postu devraldığı aktarılır. Hasan Hoca’nın Müzîlü’ş-şükûku ile Lutfullah Efendi’nin Cenâhu’s-sâlikîni, Emîr Sultan çevresinin hem silsile hem de dinî-tasavvufî görüşlerini sonraki kuşaklara taşıyan temel metinlerdendir. Dergâh yalnız ferdî irşad mekânı değil, Bursa’ya gelen dervişlerin, seyyahların ve devlet çevresinin buluştuğu bir şehir kurumu hâline geldi.

Emîr Sultan’ın kendisine kesin biçimde nispet edilen müstakil bir telif eseri bilinmez. Kaynaklarda birkaç Türkçe ve Farsça şiiri nakledilir; fakat kapsamlı bir divan veya doğrulanmış eser külliyatı yoktur. Düşünce ve tesiri esas olarak halifelerinin metinleri, menâkıbnâmeler, vakıf kurumu ve ziyaret geleneği üzerinden izlenir.

İrşad ağının Anadolu’ya yayılması

Emîr Sultan’la birlikte gelen Buharalı sûfîlerin Bursa’nın farklı noktalarında faaliyet gösterdiği, onun mürid ve halifelerinin ise daha sağlığında Balıkesir, Edincik, Gelibolu, Edremit, Tuzla, Aydın, Saruhan ve Karaman’a kadar uzanan bir çevreye yayıldığı kaydedilir. Bu yayılım, Emîr Sultan’ın tesirini yalnız sarayla kurduğu yakınlığa bağlamanın eksik kalacağını gösterir: çevresi, Marmara’dan Batı Anadolu’ya ve iç bölgelere uzanan hareketli bir irşad ağıydı.

Yahyâ b. Mustafa, Mahmûd Lâmiî, Ali Dede Buhârî, Seyyid Nâsırüddin Buhârî, Ece Sultan ve Baba Zâkir gibi adlar bu çevrenin farklı halkalarını temsil eder. Kaynakların her biri için kullandığı “mürid”, “halife”, “yoldaş” ve “sohbet arkadaşı” terimleri aynı seviyede değildir; bu nedenle kişi ağında yalnız doğrudan belgelenebilen bağlar korunmuştur.

Ailesi ve türbe hazîresi

Hundi Hatun’la evliliğinden Emîr Ali Çelebi adlı bir oğlu ile iki kızının dünyaya geldiği eski ansiklopedi ve biyografi kaynaklarında bildirilir. Çocuklarının kendisinden önce öldüğü, Hundi Hatun ile birlikte aile türbesine defnedildikleri aktarılır. Bu aile çekirdeği, külliyenin yalnız bir şeyh makamı değil, hanedan mensubu bir kadın bâninin vakfı ve aile hafızasıyla iç içe geçmiş bir yapı olduğunu da gösterir.

Dergâhta âyin, post ve sonraki tarikat katmanları

Emîr Sultan’ın vefatından sonra dergâhta uzun süre “usûl-i Emîr” adıyla anılan bir zikir ve âyin düzeninin sürdüğü belirtilir. XVII. yüzyılın sonlarında Selâmî Ali Efendi’nin meşihatiyle Celvetî usulünün, XIX. yüzyıl başlarından itibaren de Nakşibendî usulünün öne çıkması, kurumun yüzyıllar içinde yeni tasavvuf ağlarıyla ilişki kurduğunu gösterir. Bu geç dönem uygulamaları Emîr Sultan’ın kendi tarihî aidiyetini geriye doğru Celvetî veya Nakşibendî saymak için delil değildir.

Dergâhın post silsilesinin XX. yüzyıl başlarına kadar devam ettiği ve 1914’e gelindiğinde yirmi beş şeyhin görev yaptığı kaydedilir. Her yıl kalabalık derviş kafilelerinin Bursa’ya gelip zikir ve tevhid meclisleri kurması da ziyaretin bireysel bir türbe duasından ibaret olmadığını; bölgesel bir topluluk ritüeli niteliği taşıdığını gösterir.

Vefatı ve defin yeri

Eski kaynaklar kesin gün vermeden Bursa’daki bir veba salgınında vefat ettiğini bildirir. “İntikāl-i Emîr” terkibinden 833/1429-30 tarihi çıkarılmış, yaygın kabul 1429 olmuştur; bu yüzden tarih ihtiyat işaretiyle kullanılmalıdır. Cenaze namazını o sırada Bursa’da bulunan Hacı Bayrâm-ı Velî’nin kıldırdığı aktarılır. Bugün kendi adıyla anılan külliyedeki türbeye defnedildi.

Külliye, mimari dönüşüm ve vakıflar

Külliye XV. yüzyılın ilk yarısından itibaren tekke, cami, imaret, türbe, hamam ve hizmet birimleriyle Bursa’nın güçlü dinî ve toplumsal merkezlerinden biri oldu. İlk kuruluşun hangi yapısının Hundi Hatun’a, Hoca Kāsım’a veya II. Murad’a ait olduğu konusunda kaynaklar aynı değildir. Bu nedenle bugünkü topluluğu tek tarihte ve tek bâninin eliyle tamamlanmış bir yapı olarak değil, birbirini izleyen inşa ve onarım katmanları halinde okumak gerekir.

İlk caminin altı kubbeli olduğu, zamanla harap olduktan sonra III. Selim devrinde 1219/1804-05 tarihli yeniden inşa gördüğü; türbenin de eski biçimini koruyamayarak XIX. yüzyılın sonlarında II. Abdülhamid döneminde yenilendiği kaydedilir. Bilinen en eski vakfiye Fatih Sultan Mehmed devrine aittir. Sonraki yüzyıllarda hanedan mensupları ve halk tarafından kurulan vakıflar personel, iaşe, kandil, bakım, misafir ve zikir hizmetlerinin devamını sağladı. Çandarlı Halil Paşa’nın misafirhanesi ile Cezerî Kāsım Paşa’nın medrese ve hamamı da çevrenin çok işlevli şehir dokusunu güçlendirdi.

Ziyaret kültürü ve Bursa hafızası

Osmanlı padişahlarının Bursa ziyaretlerinde türbeye uğramaları, II. Bayezid ile Yavuz Sultan Selim’in sanduka örtüsü altında dua ettiklerine dair kayıtlar ve derviş kafilelerinin düzenli ziyaretleri bu hafızanın sürekliliğini gösterir. Türbe, sefere gidenlerin dua istediği, adakların ve toplu zikirlerin gerçekleştiği bir merkez olarak yaşadı. Emîr Sultan adı zamanla yalnız bir şahsı değil, Bursa’nın doğusundaki mahalleyi, külliyeyi, hazîreyi ve geniş bir sosyal çevreyi ifade eder hâle geldi.

Bu süreklilikte tarihî şahsiyet, vakıf kurumu ve menkıbevî koruyuculuk fikri birbirine eklenmiştir. Emîr Sultan’ın serhad gazilerine mânevî yardım ettiği inancı, doğrudan biyografik olay değil; Osmanlı toplumunun onu fetih, himaye ve şehir güvenliğiyle ilişkilendiren uzun süreli kolektif hafızasının parçasıdır.

Menâkıbnâme külliyatı ve nasıl okunması gerektiği

Emîr Sultan hakkında erken dönemden itibaren geniş bir menâkıbnâme külliyatı oluşmuştur. Hasan Hoca’nın Müzîlü’ş-şükûku, Lutfullah’ın Cenâhu’s-sâlikîni, İbrâhim b. Zeynüddin’in on yedi menkıbeyi ihtiva eden Arapça Vesîletü’l-metâlib fî cevâhiri’l-menâkıbı, Yahyâ b. Bahşî’nin Menâkıb-ı Cevâhiri, Ni‘metullah’ın Menâkıb-ı Emîr Sultanı, Müdâmî’nin manzum eseri, Hüsâmeddin Bursevî ve Senâî’nin derlemeleri başlıca örneklerdir.

Bu eserler kurumuş bahçenin yeşermesi, gizli niyetlerin bilinmesi, hayvanların itaati ve defin yerinin işaret edilmesi gibi anlatılarla velâyet hafızasını kurar. Bunlar biyografik belgelerin yerine geçirilmemeli; fakat Bursa halkının merhamet, adalet, himaye ve mânevî otorite tasavvurunu taşıyan kültür tarihi kaynakları olarak eksiltilmeden okunmalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZA21 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi21 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sönen kandil

Buhara'dan Bursa'ya kafileye rehberlik eden nur.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bağdat'tan Anadolu'ya geçip Karaman, Niğde, Hamîd-ili, Kütahya ve İnegöl yoluyla Bursa'ya giden kafileye yol boyunca kandil şeklinde bir nurun rehberlik ettiği, bu nurun söndüğü yere defnedileceğinin kendisine bildirildiği rivayet edilir.

Çerçeve. Anlatı, bir göçün neden Bursa'da durduğunu açıklar. Bursa'da ilk yerleştiği yer için farklı rivayetler vardır; bunlardan biri, ilk konakladığı yerin türbesinin bulunduğu mahal olduğudur — menkıbe ile mekân böylece birbirine bağlanır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Emîr Sultan menâkıbnâmeleri.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kaditler Mezarlığı

Padişahın gönderdiği kırk kişinin “kadîd” kesilmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Menâkıp kitaplarına göre Hundi Hatun, rüyasında gördüğü işaretler üzerine seferdeki babasının rızâsını almadan Emîr Sultan ile evlendi. Dönüşte durumu öğrenen Yıldırım Bayezid kızıyla damadını öldürmek üzere kırk kişilik bir kuvvet gönderdi; Emîr Sultan'ın kerametiyle bunlar birer “kadîd” kesildi. Bursa'nın Yıldırım semtindeki Kaditler Mezarlığı'nın adının bu olaydan geldiği rivayet edilir.

Çerçeve. Anlatının devamında Molla Fenârî'nin padişaha yazdığı bir mektup vardır; bu mektubun tarihî bir vesika olma ihtimali zayıftır. Mecdî ve Belîğ ise padişahın kızını kendi rızâsıyla verdiğini söyler ve kaynak bunu doğrusu sayar. Menkıbe bir olayı değil, bir semt adını açıklamaktadır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Baldırzâde, Ravza-i Evliyâ, vr. 9b-10a; Mehmed Şemseddin, s. 6.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ulucami'nin dört köşesindeki eksik

Yıldırım'ı içkiye tövbe ettiren söz.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Menkıbelerinin en meşhuruna göre, Bursa'da Yıldırım Bayezid tarafından Emîr Sultan'ın tavsiyesiyle yaptırılan Ulucami'nin inşaatı sırasında padişah ona bina hakkındaki görüşünü sordu. Emîr Sultan, caminin dört köşesinde birer meyhâneden başka bir eksiği kalmadığını söyledi; bu uyarı üzerine padişah içkiye tövbe etti.

Çerçeve. Bazı kaynaklarda aynı olay Yıldırım Bayezid ile Somuncu Baba arasında geçmiş olarak nakledilir. Aynı menkıbenin iki ayrı velîye bağlanması, anlatının kime değil neye ait olduğunu gösterir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Emîr Sultan menâkıbnâmeleri.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Timur'un elçilerini kurtarması

Yıldırım'ın öldürtme kararına engel olması.

Metni gösterMetni daralt

Molla Fenârî gibi bazı büyüklerin de yardımıyla, Yıldırım Bayezid'in Timur tarafından gönderilen elçileri öldürtmesine engel oldu.

Çerçeve. Aynı Timur'un ordusu Ankara Savaşı'ndan sonra Bursa'yı işgal edecek ve Emîr Sultan, Molla Fenârî ve İbnü'l-Cezerî ile birlikte Kütahya'daki huzuruna götürülecektir. Bir süre sonra serbest bırakılıp Bursa'ya dönmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148.
BİYOGRAFİK KAYIT

Surların önünde üç kılıç işareti

Bizans tarihçisinin 1422 kuşatmasına dair tanıklığı.

Metni gösterMetni daralt

Bizans tarihçisi Ioannes Kananos, Emîr Sultan'ın 500 kadar dervişiyle büyük bir debdebeyle padişahın ordugâhına geldiğini; hücum vakti olarak tayin ettiği 24 Ağustos Pazartesi günü öğleden bir saat sonra, dervişlerinin başında at üstünde kılıç ve kalkanıyla surlara yaklaşıp kılıcını çekerek üç kere salladığını, bu işaret üzerine Türk ordusunun taarruza kalktığını anlatır.

Çerçeve. Kaydın değeri kaynağının karşı taraf olmasındadır: bir menâkıbnâme değil, kuşatılan şehrin tarihçisi yazmıştır. Emîr Sultan'ın gazâ ile ilişkisinin en somut belgesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ioannes Kananos, 1422 İstanbul Kuşatması tarihi.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sandukanın örtüsü altında

II. Bayezid ile Yavuz Sultan Selim'in ziyareti.

Metni gösterMetni daralt

Osmanlı padişahları vefatından sonra da hürmet göstermeyi sürdürdüler ve Bursa'ya geldiklerinde türbesini mutlaka ziyaret ettiler. II. Bayezid ile Yavuz Sultan Selim'in sandukasının örtüsü altına girip uzun süre dua ettikleri bilinmektedir.

Çerçeve. Bu itibarın dikkat çekici yanı şudur: menâkıbnâme müellifi Ni'metullah onu “eimme-i ma'sûmîn”den ismet-i kesbiyye sahibi diye tanıtır ve muhtemelen İmâmiyye mezhebine mensuptur. Sünnî Osmanlı muhitinde bu kadar büyük itibar kazanması, kaynağın da özellikle işaret ettiği bir husustur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148.
BİYOGRAFİK KAYIT

Cenazesini Hacı Bayrâm'ın kıldırması

Veba salgınında vefat ve Bursa'daki tesadüf.

Metni gösterMetni daralt

Vefat tarihi vermeyen eski kaynaklar, onun Bursa'da çıkan bir veba salgınında öldüğünü kaydetmekle yetinirler. Cenaze namazı, o sırada Bursa'da bulunan Hacı Bayrâm-ı Velî tarafından kıldırıldı.

Çerçeve. XV. yüzyıl Anadolu'sunun iki büyük siması, birinin ölümünde bu şekilde karşılaşmıştır. Emîr Sultan bugün türbesinin bulunduğu yere defnedilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Müzîlü'ş-şükûk ve Cenâhu's-sâlikîn

Kendisinden sonra dergâha şeyh olan iki halifenin menâkıbnâmeleri.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Sultan hakkındaki menâkıbnâmelerin en yakın ikisi, kendisinden sonra dergâhına şeyh olan Hasan Efendi'nin Müzîlü'ş-şükûk'ü ile üçüncü şeyh Lutfullah Efendi'nin Cenâhu's-sâlikîn'idir.

Değerleri, tarikat silsilesini bizzat Emîr Sultan'dan işittiklerini söyleyerek kaydetmelerindedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hasan Efendi, Müzîlü'ş-şükûk (Bursa Ulucami, nr. 168); Lutfullah Efendi, Cenâhu's-sâlikîn.
TARİHÎ KAYIT

Menâkıbnâmeler

İbrâhim b. Zeynüddin'den Senâî'ye uzanan geniş literatür.

Metni gösterMetni daralt

Hakkında çok sayıda menâkıbnâme yazılmıştır: İbrâhim b. Zeynüddin'in on yedi menkıbesini içeren Arapça Vesîletü'l-metâlib'i, Yahyâ b. Bahşî'nin Menâkıb-ı Cevâhir'i, Ni'metullah'ın Menâkıb-ı Emîr Sultan'ı, Müdâmî'nin divanı, Hüsâmeddin Bursevî'nin ve Senâî'nin menâkıbnâmeleri.

Bu eserlerin çoğunda, sağlığındaki kerametler kadar vefatından sonra darda kalmış askerlere himmeti hakkında anlatılanlar geniş yer tutar — halk üzerindeki tesirinin yönünü gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Vesîletü'l-metâlib (Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 1060); Ni'metullah, Menâkıb-ı Emîr Sultan (Süleymaniye, Hacı Mahmud Efendi, nr. 4564).
TARİHÎ KAYIT

Hakkında yazılan şiirler

Ahmed Paşa'nın terciibendi ve “Yûnus” mahlaslı manzumeler.

Metni gösterMetni daralt

Türk edebiyatında hakkında yazılmış çok sayıda manzume vardır. Bunlardan, şiirleri Yûnus Emre'nin şiirleriyle karıştırılan Yûnus adlı bir şairin manzumeleri menâkıbnâmelerde yer alır.

En meşhuru ise Bursalı Ahmed Paşa'nın “Ey âlem-i velâyete sultân olan Emîr / Vey mülk-i Rûm'a rahmet-i rahmân olan Emîr” mükerrer beytini taşıyan terciibendidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bursalı Ahmed Paşa, terciibend.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kılıç kuşatma

Padişaha sefer öncesi kılıç kuşandırma geleneğinin başlangıcı.

Metni gösterMetni daralt

Bütün kaynaklar Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad'ın sefere giderken onun eliyle kılıç kuşanıp duasını aldıklarını belirtir.

Padişahlara kılıç kuşatma geleneği, Hammer'e göre Yıldırım Bayezid'e, Atâ Bey'e göre II. Murad'a kılıç kuşatmasıyla başlamıştır. Sonraki asırlarda Eyüp'te cülûs merasiminin parçası hâline gelecek uygulamanın kökeni buraya bağlanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148.
TARİHÎ KAYIT

Kübreviyye bağı

Babası Seyyid Ali üzerinden Necmeddîn-i Kübrâ'ya uzanan silsile.

Metni gösterMetni daralt

Tarikatı konusundaki kayıtlar çelişkilidir. Atâî'nin kaydettiği silsileye göre babası Seyyid Ali'den tarikat almış, o da Hâce İshak Huttalânî'den; silsile Ali el-Hemedânî, Muhammed Mazdekânî, Alâüddevle-i Simnânî, Nûreddin İsferâyînî, Ahmed Zâkir-i Curfânî ve Ali Lala yoluyla Necmeddîn-i Kübrâ'ya ulaşır.

Buna karşılık halifeleri Hasan Efendi ve Lutfullah Efendi, bizzat kendisinden işittiklerini söyleyerek silsileyi babadan oğula intikal ettirip on iki imam kanalıyla Hz. Ali'ye ulaştırırlar — nesep ile tarikatın aynı zincirde birleştiği bir anlayış.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev'îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik.
TARİHÎ KAYIT

On iki terkli tâc, yeşil imâme

Kaynakların kaydettiği kıyafeti.

Metni gösterMetni daralt

Kaynaklarda uzun boylu, güzel yüzlü ve seyrek sakallı olarak tanıtılır; on iki terkli tâc üstüne yeşil imâme sardığı kaydedilir.

On iki terk on iki imama, yeşil imâme ise seyyidliğe işaret eder — kıyafet, hem tarikat mensubiyetini hem nesep iddiasını aynı anda taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148.
TARİHÎ KAYIT

“Usûl-i Emîr”

Dergâhında icra edilen, tarzı bilinmeyen âyin.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Sultan'ın takip ettiği irşad usulü bilinmemektedir. Kaynaklarda dergâhta “usûl-i Emîr” üzere âyin yapıldığı söylenmekle birlikte bu âyinin uygulama tarzı hakkında bilgi verilmemiştir.

Bu boşluk, dergâhın sonraki tarihini de açıklar: on üçüncü halifeden sonra şeyhlik Celvetîlere, 1810'da Nakşibendîlere geçmiştir — kendi usulü sürdürülemeyince başka yolların erkânı devralmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bursa · TürkiyeEmîr Sultan Türbesi ve KülliyesiVefatında defnedildiği yer; rivayete göre kafileye rehberlik eden nurun söndüğü noktadır. Padişahların Bursa'ya geldiklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbe. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Buhara · ÖzbekistanBuhara770 (1368-69) civarında doğduğu şehir; babası Emîr Külâl diye tanınan Seyyid Ali buranın tanınmış mutasavvıflarındandı. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Bursa · TürkiyeBursa UlucamiYıldırım Bayezid tarafından onun tavsiyesiyle yaptırıldığı rivayet edilen cami; “dört köşesinde birer meyhâneden başka eksiği yok” menkıbesinin geçtiği yer. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Bursa, Yıldırım · TürkiyeKaditler MezarlığıAdının, padişahın gönderdiği kırk kişinin “kadîd” kesilmesi menkıbesinden geldiği rivayet edilen mezarlık. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Medine · Suudi ArabistanMedineBuhara'dan hac için çıktıktan sonra birkaç yıl kaldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Bağdat · IrakBağdatSeyyid Muhammed en-Nattâ'nın misafiri olduğu ve onunla birlikte Anadolu'ya geçtiği şehir. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.İstanbul · Türkiyeİstanbul surları (1422 kuşatması)II. Murad'ın kuşatmasına 500 dervişiyle katıldı; 24 Ağustos 1422'de kılıcını üç kere sallayarak hücum işaretini verdiği Bizans tarihçisi Kananos tarafından kaydedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Kütahya · TürkiyeKütahya (Timur'un huzuru)Ankara Savaşı'ndan sonra Molla Fenârî ve İbnü'l-Cezerî ile birlikte Timur'un huzuruna götürüldüğü yer. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Bursa · TürkiyePınarbaşıBursa'da ilk yerleştiği yer için verilen rivayetlerden biri; ayrıca beraberinde gelen Seyyid Nâsır'ın zâviye açtığı semt. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.Çanakkale · TürkiyeGeliboluMensuplarının Rumeli yakasına geçip mürşidlerinin âdet ve menkıbelerini sınır boylarına taşımaya başladığı nokta. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Emîr Sultan menâkıbnâmeleri
  2. [2]Baldırzâde, Ravza-i Evliyâ, vr. 9b-10a; Mehmed Şemseddin, s. 6
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Sultan”, c. 11, s. 146-148
  4. [4]Ioannes Kananos, 1422 İstanbul Kuşatması tarihi
  5. [5]Nev'îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik
  6. [6]Hasan Efendi, Müzîlü'ş-şükûk (Bursa Ulucami, nr. 168); Lutfullah Efendi, Cenâhu's-sâlikîn
  7. [7]Vesîletü'l-metâlib (Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 1060); Ni'metullah, Menâkıb-ı Emîr Sultan (Süleymaniye, Hacı Mahmud Efendi, nr. 4564)
  8. [8]Bursalı Ahmed Paşa, terciibend
  9. [9]İSAM Ulema Veritabanı
  10. [10]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 1
  11. [11]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. I
  12. [12]Kişi kartı kaynak paketi — Emîr Sultan
  13. [13]TDV İslâm Ansiklopedisi — Emîr Sultan
Ortak kaynak kataloğunu aç →