ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Vefat”
01Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.
Abdülkādir-i Geylânî
Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Abdülmelik Atâ
Abdülmelik Atâ, Arslan Baba’nın torunu ve Mansûr Atâ’nın oğludur. Babasının 1197’deki vefatından sonra irşad mevkiine geçmiş; oğlu Tâc Hâce’yi yetiştirerek Zengî Atâ’ya ulaşan Yesevî aile ve terbiye zincirini sürdürmüştür.
Abdürrezzâk Şâban Efendi
Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.
Akşemseddin
Akşemseddin (792/1390, Şam – Rebîülâhir 863 / Şubat 1459, Göynük); Fâtih'in hocası, mutasavvıf, âlim-tabip ve şair. Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halifesi ve Bayramiyye'nin Şemsiyye kolunun kurucusudur .
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi (ö. 1005/1596), Ebüssuûdzâde Ahmed Çelebi’nin çevresinde yetişen, Edirne Üç Şerefeli’de muîdlikten Bursa ve İstanbul medreselerine yükselen; Konya kadılığına giderken yolda vefat edip İznik’e defnedilen Osmanlı âlimidir.
Atpazârî Seyyid Osman Fazlı Efendi
Atpazârî Osman Fazlı Efendi (1632–1691), Şumnu’da doğup Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Aydos, Filibe ve İstanbul’da irşad faaliyetleri yürüten, Ekberî-Konevî çizgide eserler veren ve Mağusa sürgününde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Boğuk Abdullah Efendi
Boğuk Abdullah Efendi (ö. Muharrem 1108/Ağustos-Eylül 1696), Karaferye’den İstanbul’a gelerek Sultan Selim ve Fatih camilerinde vaaz eden; ses rahatsızlığı sebebiyle kürsüden ayrıldıktan sonra hacca gidip Medine’de vefat eden Osmanlı âlimidir.
Çâker Ağa Şeyhi Abdurrahim Celvetî
Çâker Ağa Şeyhi Abdurrahim Celvetî (ö. 1125/1713), Bursa Mecnun Dede Mahallesi imamı Hattat Abdullah Efendi’nin oğlu; Sun‘ullah Efendi’nin hizmetinde yetişen, Bursa Ulu Camii’nde sabah ve akşam zikir halkası kuran ve hac dönüşünde Maân menzilinde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Çalık Ali Efendi
Çalık Ali Efendi (ö. 973/1565-66), Mâlûl Emîr Efendi’den mülâzemet alan, Hekimzâde Çelebi Medresesi’nin ilk müderrisi olduktan sonra büyük şehirlerde kadılık yapan ve Konya kadısı iken vefat eden Osmanlı hukuk âlimidir. Ferâiz ve muâmelât alanındaki ta‘likatıyla, ilmi ve hilmiyle tanınmıştır.
Çapkun Dede (Şeyh Sâlih)
Şeyh Sâlih, kaynakların “Meczûb-ı İlâhî Çapkun Dede” başlığıyla andığı; süratli hareketleri sebebiyle bu lakabı taşıyan, vaktini ilim tahsiline ayırmış ve çevresinde güven telkin etmiş bir derviştir. Cemâziyelevvel 1112/Ekim-Kasım 1700’de vefat etmiştir.
Kol
Şube. tas. Tarikat kurucusu şeyhin ölümünden sonra çeşitli guruplara ayrılan tarikat şubeleri. Tarikati kuran şeyh vefat edince, bazen halifelerinden her biri bağımsız bir şeyh olarak ortaya çıkar ve çevresinde birçok mürit toplar. Halifelerden her birinin çevresinde toplanan gruba kol adı verilir, Kollar genel olarak bu kolu kuran şeyhin adıyla anılır. Bazı hallerde ise tarikat kuran şeyhten sonra onun halifelerinden biri bu tarikatın adap ve erkânını tespit eder, bazı ufak tefek değişiklikler yapar. Böyle halifelere pir-i sani denir. Bu da bir kol sayılır. Fakat kollarda bir değişikliğin olması şart değildir. Koruyucu veli Bekçilik yapan ermiş, bir şehri ve beldeyi koruyan ve bekleyen veli. Bkz. Veli, Sahip.
Kuddise sırruhu
س سر م) 45) Sirri kutsal olsun. Vefat etmiş veliler anıldığı zaman söylenir. Kaddesellahu sırrehu (Allah sırrını/ruhunu kutsal kılsın) da denir.
Sille
Tokat; enseleme, yakalama. tas. İlahi darbe, Allah'ın Kahhâr ve Cebbâr ismiyle tecelli etmesi; manevi tokat (Duhan 16, Burüc 12). Hak sillesinin sadâsı yoktur Bir vurdu mu hiç devâsı yoktur Kam Silsile i ar. Zincir, tas. a Genel olarak halkın ilâhî huzura yönelmesi. b Tarikat şeyhlerinin üstat zinciri; öm. Nakşbendiye tarikatının kurucusu Bahâeddin'in silsilesi şöyledir: Bahâeddin — Emir Külal — Baba Simasi - Ali Râmiteni — Mahmud Feğnevi — Arif Rivegiri, A. Gucdüvani — Yusuf Hemedâni Ebü Ali Farmedi — Ebu Hasan Harakâni — Bâyezid Bistami — Ca'fer Sadık — Kasım Muhammed, Selman Fârisi - Hz. Ebü Bekir — Hz. Muhammed — Cebrâil — Hak Teala. Silsilede yer alan şeyhlere silsile ricali denir. Allah'tan sâlike iki yoldan feyz gelir: doğrudan, yani aracısız olarak Allah'tan ve silsile ricâli vasıtasıyla Allah'tan. Buna feyz-i isnâdi ve fuyuzât-ı silsile-i celile gibi isimler verilir. Silsile son derece önemlidir. Silsilesini bilmeyen sâlik, nesebini bilmeyen kişi gibidir. Silsi-
Uzûbet
(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'l-Adeviye'nin de evlenmedikleri rivayet edilir. Bunlar fakr ve züht ile evliydiler. Cüneyd'in, Ebü Süleyman Dârâni'nin bekâr yaşamayı tavsiye ettikleri bilinir. Daha sonraki dönemlerde de bu âdet devam etmiştir. Özellikle fütüvvet ehli ve ahiler arasında evlenmeme âdeti yaygındır. Bektaşilerde evlenmeyen babalara mücerret denir. Budizm ve Hıristiyanlık gibi dinlerin din adamı sınıfı da bekâr yaşamayı tercih eder (Gİ 11:24; ia 1:12). elek aires Üçler Üç büyük veli. Gayb erenlerden üç ulu ermiş. Üçler, شرن fe ee i Hak'tan istimdat eder, halka imdat eder, insanlara siddet ve Be Bel kahr ile degil mülâyemet ve merhametle muamele ederler. Wi FS Üçler, erkeklerden de kadınlardan da olabilir. Üçlerden biri Ea aa aralıksız ve kesintisiz Hak'tan aldığı feyzi halka akıtır. Üçler Meg bir kutup, iki imamdan olusur. Kutbun, Allah katındaki ismi مما TN Abdullah'tır; kutbu'l-aktap ve gavs-i azam olarak da bilinir. AL lah adına mülk ve meleküt âlemini idare eder. Kutbun iki veziri (yardımcısı) vardır; bunlara imamân denir. Kutbun sağ tarafında bulunan imamın Allah katındaki ismi Abdurrab olup, melekat âlemini muhafazaya memur edilmiştir. Sol tarafındakinin ismi Abdülmelik olup mülk âlemini muhafazaya memur edilmiştir. Kutbun yeri ise âlemin merkezidir. Kutup vefat edince sol tarafındaki Abdülmelik yerine geçer (İFA 306-8, 331). Bu üçlerden başka Hz. Mikâil'in kalbi üzere bulunan ve daima halka şefkatle muamele eden güler yüzlü üç ermiş daha vardır (ira Pek çok yöre, türbe, mahalle, semt ve kasaba ismini üçlerden alır. Hatm-i.)335 evliya da üçtür: Hz. İsa, Muhammed Mehdi, İbn Arabi (iFA 321). Üçyüzler Kalb-i âdem üzere bulunur, onun ilmine vâris olan üçyüz ermiş (ira.)322 Üflemek Şifa veya maneviyatı güçlendirmek için bir şeylerin okunup üflenmesi. Üftade — Üftadeği ifars.(Şosl-,3W5 Dı. Düşkün-düşkünlük, zavallı-zavallık, biçare-biçarelik. 2. tas. Halin zuhur etmesi ve bu halde kulluk görevinin gere- 8i gibi yapılmasından aciz kalması. İlâhî Celal'in tecellisi (11s), Hak karşısında insan aciz, zavallı ve çaresizdir. Sebeb-i rif'at olu: gam yeme üftâde isen Bir binâ, tâ harab olmaya ma'mur olmaz Fehim-i Kadim Serverlik ister isen üftâdelik şiâr et Kim düşmeden ayağa çıkmadı başa bâde Fuzüli
Vav
لت Ey oğul! İlim, edep öğren, her zaman takva üzere bulun, atalarının ardından Sit, sünnilikten ayrılma, Jikih, hadis oku, câhil süfiden uzak dur. (KRE 27; GEV; MV) Süfilerin, vefat etmek üzereyken verdikleri öğürlere de vasiyet denilir. Vasl — Vuslat — Visal — Vusüli. ar. (4,2, - وصلة - وساك - İs) Vasl, gâib olana (Hakk’a) ermek; fasl, sevgiliden ayrı düşmektir (sı, 433; KI; Gİ 1:78; İFM). 2. Visal, Sıkıntıda ve rahatken Hak'la birlikte (vahdette) olma makamıdır (115). 3. Ruhen Hak'la ittisal halinde olup kendinden geçmek. Sevgiliye kavuşmaya, ona ermeye, onunla olmaya vasl, vuslat, visâl, vusal, ondan ayrı kalmaya hicran, firkat, firak, fas, infisal ve inkita denir. Vaslu’l-vas] Gidişten sonraki dönüş, inişten sonraki çıkış. Her insan en yüce mertebeden en aşağı varlık alanına, madde âlemine düşmüştür (hubüt); sonra bazıları Allah’a giden yolu tutarak cem ve Ayn-ı cem makamına dönmüş ve ona vâsıl olmuştur (kı). “En güzel surette yaratılan insan en aşağı âleme atılmıştır.” Bu bir firkat ve hicrandır. Buradan geri dönenler tekrar ona ermişlerdir. Tıpkı denizden ayrılan suyun ona dönüşü gibi Visal, Sıkıntıda ve rahatken Hak'la birlikte (vahdette) olma makamıdır (115). 3. Ruhen Hak'la ittisal halinde olup kendinden geçmek. Sevgiliye kavuşmaya, ona ermeye, onunla olmaya vasl, vuslat, visâl, vusal, ondan ayrı kalmaya hicran, firkat, firak, fas, infisal ve inkita denir. Vaslu’l-vas] Gidişten sonraki dönüş, inişten sonraki çıkış. Her insan en yüce mertebeden en aşağı varlık alanına, madde âlemine düşmüştür (hubüt); sonra bazıları Allah’a giden yolu tutarak cem ve Ayn-ı cem makamına dönmüş ve ona vâsıl olmuştur (kı). “En güzel surette yaratılan insan en aşağı âleme atılmıştır.” Bu bir firkat ve hicrandır. Buradan geri dönenler tekrar ona ermişlerdir. Tıpkı denizden ayrılan suyun ona dönüşü gibi Ruhen Hak'la ittisal halinde olup kendinden geçmek. Sevgiliye kavuşmaya, ona ermeye, onunla olmaya vasl, vuslat, visâl, vusal, ondan ayrı kalmaya hicran, firkat, firak, fas, infisal ve inkita denir. Vaslu’l-vas] Gidişten sonraki dönüş, inişten sonraki çıkış. Her insan en yüce mertebeden en aşağı varlık alanına, madde âlemine düşmüştür (hubüt); sonra bazıları Allah’a giden yolu tutarak cem ve Ayn-ı cem makamına dönmüş ve ona vâsıl olmuştur (kı). “En güzel surette yaratılan insan en aşağı âleme atılmıştır.” Bu bir firkat ve hicrandır. Buradan geri dönenler tekrar ona ermişlerdir. Tıpkı denizden ayrılan suyun ona dönüşü gibi
skat ve devir
skat ve devir a. Bir Müslüman’m sağlığında yerine getiremediği namaz, oruç, hac, kurban, adak gibi ibadetlerinin vefatından sonra yoksul kimselere fidye ödenerek düşürülmesi ve bu maksatla ayrılan paranın yeterli olmaması durumunda onun temini için kullanılan bir terim. Kur’ân-ı Kerîm’de tutulamayan oruç ibadeti için fidye verilmesi konusu “Bakara suresi” nde açıkça ifade edilmektedir.
Humus
Beşte bir. Klasik İslâm hukukunda savaş ganimetinin Kur’ân’da belirlenen kamu ve hak sahibi paylarına ayrılan beşte birlik kısmı. Fey, rikâz ve madenler gibi başka gelir türlerinde humus uygulanıp uygulanmayacağı mezheplere ve hukukî sınıflandırmaya göre değişir.
Nasrânî
Hristiyan, Hz. Îsâ’ya mensup kimse. Çoğulu nasârâ dır. Okuma notu Madde, Kur’ân’daki Nasr sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında komşu sûre başlığı metne karışmıştı.
Vasiyet (I)
Bir kimsenin ölümünden sonra yerine getirilmek üzere malı, menfaati veya bir işi hakkında yaptığı hukukî tasarruf. Vasiyet mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz; terekenin belirli bir oranı, borçlar ve cenaze giderlerinden sonra hüküm doğurur. Mirasçıya vasiyet ve üçte biri aşan tasarruflarda diğer mirasçıların onayı gibi şartlar fıkıhta ayrıntılı biçimde ele alınır.
Ashâb
Sâhib kelimesinin çoğulu; arkadaşlar ve bir kimsenin çevresinde bulunanlar. Dinî kullanımda özellikle Hz. Peygamber’i mümin olarak görüp iman üzere vefat eden sahâbîlerin topluluğunu ifade eder. Kelime ayrıca bir mezhep imamının öğrencileri ve görüşünü sürdüren fakihler için “ashâbü’ş-Şâfiî”, “ashâbü Ebî Hanîfe” gibi tamlamalarda kullanılır. Bağlam belirtilmeden bu anlamlar birbirine karıştırılmamalıdır.
mevt-i hakîkî
mevt-i hakîkî a. Organlardan birinin yetersizliği sonucu olan ölüm. huk. Miras bırakan kimsenin gerçekten vefat etmiş olması durumu.
Cenaze
Vefat etmiş insanın bedeni ve onunla ilgili defin hazırlıklarının bütünü. Ölmek üzere olan kişiye telkin ve dua, vefattan sonra bedenin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazı ve defin İslâm cenaze hukukunun temel aşamalarıdır. İşlemler ölünün saygınlığı, mahremiyeti ve borçlarının gözetilmesiyle yürütülür.
Dımaşk (evi ve medfeni)
Şam · Suriye · 4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) doğduğu, yedi yıllık halvetini geçirdiği, İbnü'l-Arabî derslerini okuttuğu ve 24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) vefat edip defnedildiği şehir; kabri kendi evindedir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.
Abdülkādir-i Geylânî Külliyesi
Bağdat · Irak · Vefat ettiği ve medfun bulunduğu yer; Kādiriyye'nin âsitânesidir. Bağdat ve çevresindeki Geylânî seyyidleri Moğol ve Timur istilâlarında şehri terketmek zorunda kaldıklarında bile cedlerinin türbesinin bulunduğu bu yere dönmüşlerdir.
Balım Sultan Türbesi, Hacıbektaş
Nevşehir · Türkiye · Hacı Bektâş-ı Velî Türbesi'nin yanındadır; kapı kitâbesinde Hacı Bektaş soyundan Resul Balı'nın oğlu olarak gösterilir — nesebi hakkındaki üç iddiadan birinin tek yazılı dayanağı budur. İlişkili kişi dosyası Balım Sultan : Balım Sultan (Hızır Balı, ö. 922/1516 [?]), Dimetoka’daki Kızıldeli çevresinden Hacıbektaş pîr evine gelen; Bektaşiyye’nin merkezî teşkilâtını, mücerredlik ve on iki post erkânını sistemleştirdiği için pîr-i sânî kabul edilen mutasavvıftır.
Yiğitbaşı Türbesi, Seyyid Hoca mahallesi
Manisa · Türkiye · İrşadını sürdürdüğü tekkenin yanındaki türbe; 910/1504'te vefatında buraya defnedilmiştir. Zamanla yıkılan tekkenin yerine Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Fâtih Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Kırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Sofya
Sofya · Bulgaristan · 1137 Şevvalinde kendisine tevcih edilen ve vefatına kadar elinde kalan kadılık; selefi Babadağlı Ali Efendi’dir. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.
İmam Rızâ Türbesi
Meşhed · İran · Tûs'un Nûkan kasabasında vefat edip Hârûnürreşîd'in yanına defnedildiği yer; hâtırasını yaşatmak için yöreye Meşhed adı verildi. Kabri üzerine içi değerli madenlerle tezyin edilmiş bir türbe yapılmıştır.
Süleymaniye Camii hazîresi
Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Dîrînî Camii
Dîrîn (Neberuh) · Mısır · Doğduğu ve vefatında defnedildiği, Garbiye vilâyetine bağlı Neberuh’un doğusundaki Dîrîn köyünde yaptırılan ve adına nisbet edilen camidir. Cami ile çevresindeki binalar zamanla harap olmuşsa da çeşitli dönemlerde tamir edilerek ibadete açık tutulmuştur. Bugün de burada cumartesi günleri zikir, safer ayında ise bir anma (mevlid) töreni düzenlenmektedir.
Akşemseddin Türbesi, Göynük
Bolu · Türkiye · 863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) vefat edip defnedildiği yer; türbe vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış, sandukası üzerindeki yazı oğlu Mehmed Sâdullah'a aittir. Oğullarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da burada yatar. Kapı üzerindeki inşa kitâbesi vefat tarihini doğrular.
Gürgenç (Köhne Ürgenç)
Köhne Ürgenç · Türkmenistan · 618'de (1221) Moğol katliamı sırasında öldüğü Hârizm merkezi. Cesedinin bulunamadığı (Reşîdüddin) veya enkaz hâline gelen hankahına defnedildiği (Yâfiî) rivayet edilir; türbe ve zâviye günümüze ulaşmıştır.
Lofça
Lovech · Bulgaristan · Tekke açtığı ve 1095/1683'te vefat ettiği şehir; nisbesi buradandır. Balkan dağlarının kuzey eteğinde, Filibe, Troyan ve Teteven'e komşudur. İlişkili kişi dosyası Ali Fâzıl Lofçavî : Ali Fâzıl Lofçavî (ö. 1095/1683-84), Debbâğ Ali er-Rûmî’den aldığı Ramazânî terbiyeyi Lofça’da temsil eden ve Ali Alâeddin Köstendilli’ye irşad icâzeti veren Rumeli şeyhidir.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî'nin Hayat Haritası
1813 Mahalletü'l-Kübrâ'dan 1887 Ustrumca'ya uzanan eğitim ve irşad yolculuğu üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı
İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi
Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.
Râbia ve Habîb Anlatılarını Nasıl Okumalı?
Menkıbe, kronoloji ve öğretici kurgu. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Niyâzî-i Mısrî Dosyası
Hayat, sürgün, eser, şiir ve Mısriyye çevresi. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar
Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Kübreviyye–Mevleviyye Temasları
Kurumsal soy bağı iddiasından tarihî ve mânevî temas alanına. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Mevleviyye'nin Kurumlaşması ve Şehir Ağı
Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi'den Osmanlı mevlevîhânelerine uzanan kurumsal tarih TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Cerrâhiyye'de Erkân, Esmâ ve Hilâfet
Nûreddin Cerrâhî'nin Halvetî usulünü yeniden düzenleyişi ve tarikatın kurumsal dili TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
RIBAT VE TEKKELERDE KALMANIN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 13. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Bu nur kandili, Allah’ın yüceltilmesine ve içlerinde isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde yakılmıştır. (O nura tâlib ol
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 58–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · hına getirdiler. Orada, kadı efendi merhumun vasiyyetini okudu ve bir gece onunla birlikte kabirde geçirecek kimseye yüz altın verileceğini bildirdi ve talip olanların ortaya çıkma
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü
Sayfalar 81–87
Muzaffer Ozak Külliyatı · o ll Sebilss Ve min-en-nâsi men yeşriy netseh-ubtiga e merdatillahi vallahu râ 'utun bil-ibâd... El-Bakara: 201 (Insanların öylesi vardır ki, Allahu tâlâ'nın rizası uğruna öz nefsi