ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Türbe”
01Türbe Şeyhi Ali Efendi
Türbe Şeyhi Ali Efendi (ö. 1006/1597-98), Nûreddinzâde’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlamış; Sigetvar’daki Sultan Süleyman Türbesi ve hânkāhında zâviyedârlık yapmış sûfî müelliftir.
Türbedar Yûsuf Efendi
Türbedar Yûsuf Efendi (ö. 1220/1805), türbenin dış tarafına defnedilen ve Şeyh Hasan Hayrullah Efendi’nin babası olarak kaydedilen tekke hizmetlisidir.
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.
Ahmed Amiş Efendi
Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Budinli Gül Baba (Câfer)
Budinli Gül Baba (Câfer, ö. 1541), Kanûnî’nin Budin seferi, altmış dervişli Bektaşî tekkesi ve günümüze ulaşan türbesiyle Osmanlı-Macaristan ortak hafızasının simgesidir.
Cendel b. Muhammed er-Rifâî
Cendel b. Muhammed er-Rifâî (ö. 675/1276), Rifâiyye’nin Cendeliyye koluna adını veren, Şam’ın kuzeyindeki Menîn’de bulunan türbesi Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’z-Zâhir Gāzî tarafından ziyaret edilen XIII. yüzyıl Rifâî şeyhidir.
Ebû Bekir Abdülazîz el-Geylânî
Ebû Bekir Abdülazîz b. Abdülkādir el-Geylânî (532–602/1138–1205-06), Bağdat’ta yetişip el-Cezîre ve Musul havzasında ders ve vaaz veren; Akre’deki türbesi çevresinde kalıcı Kādirî hafıza oluşturan Hanbelî âlimdir.
Ebü’l-Haccâc Yûsuf el-Uksurî
Ebü’l-Haccâc Yûsuf el-Uksurî (ö. 642/1244), Abdürrahîm el-Kınâî ve Abdürrezzâk el-Cezûlî’den faydalanan; devlet görevini bırakarak Luksor’da geniş bir irşad halkası kuran ve türbesi şehrin dinî hafızasının merkezine dönüşen sûfîdir.
Edirneli Şeyh Muhammed Sıdkı Efendi
Edirneli Muhammed Sıdkı Efendi, 1835–1841 arasında Uşşâkî Âsitânesi’nde meşihat vekilliği yapan, Bedreddin Dergâhı’nın son binasını yaptıran ve pîr türbesine defnedilen XIX. yüzyıl Uşşâkî şeyhidir.
Hasan Demir (Timur) Baba
Hasan Demir veya Timur Baba, XVI. yüzyıl Deliorman’ında Akyazılı Sultan çevresine bağlanan; velâyetnâmesi, pehlivanlık hafızası ve İsperih yakınındaki tekke-türbesiyle Rumeli Bektaşîliğinin başlıca ziyaret odaklarından biri hâline gelen gazi derviştir.
Mehmed Ali Nutkî Baba Efendi
Mehmed Ali Nutkî Baba Efendi (d. 1870-71), Büyükçamlıca’daki Hacı Tâhir Baba Dergâhı çevresinde görev yapan; Bektâşîlik, Nakşibendîlik ve Rifâîlik icâzetlerini kendi sicilinde kaydeden son dönem tekke mensubudur.
MOLLA HAYÂLÎ HAZRETLERİ
MOLLA HAYÂLÎ HAZRETLERİ Ricâl-i Zeyniyye’den olup, ism-i şerîfleri Ahmed’dir. İzniklidir. 875/(1470) senesinde otuzüç yaşında iken irtihâl-ı dâr-ı bakâ eylediler. Bursa’da, Molla Hüsrev civârında, Zeynîler yakınındadır. Türbelerinin üstü açıktır; Sultân Abdülhamîd Hân-ı sânînin Baş Mâbeyncisi Hacı Ali Paşa merhûm ta’mîr ve tecdîd eylemişti. Ziyâret…
Tekke
Bir tasavvuf yolunun sohbet, zikir, eğitim, hizmet ve barınma faaliyetlerinin yürütüldüğü kuruma verilen genel addır. Dergâh, zâviye, hankah ve âsitâne kelimeleriyle örtüşen kullanımları bulunmakla birlikte bunların ölçeği ve işlevi dönemlere göre değişir. Tekke yalnız ibadet mekânı değildir; mutfak, misafirhane, kütüphane, semâhane veya tevhidhane, türbe ve görevli odalarını içerebilir. Tarihî işlevi ile yapının bugünkü durumu ayrı değerlendirilmelidir.
Ada
اعداء) t Adü veya Adüvv Düşmanlar. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen. Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar. Adak i. داق) 1) Nezir. tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa- kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde, gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.
Adak
Bir dileğin gerçekleşmesi veya şükür amacıyla ibadet, kurban ya da yardım türünden bir işi üstlenme. Türbe ve tekke çevresindeki halk uygulamalarında da görülür.
Ashap
Bir ismin başına gelirse, genellikle o isme “-cilar” ve “-cular” NN Aşina anlamı kazandırır. Orn. ashab-ı yemin (sağcılar), ashab-ı şimal (solcular) gibi. Âsitân — Âsitâne i. Jar 1 - (آمعاان >. Atabe, eşik, dergâh. 2. tas, a Tekke, dergâh. Büyük dergâh. b Bir tarikat kurucusunun veya büyük bir velinin gömülü olduğu türbe. c Amel ve ibadet. Âsitân-ı kadiriye sür yüzün onlardan ol Izziyâ! Sâhib-i selâmettir gürüh-i 1 eae Asitanin ey seh-i levlâk me'mendir bana Hak-i payin tütiyâ-yı çeşm-i rüşendir bana Asl — Fer صل - فر ع) ( +. Temel, esas, kök. 2. عم Dinin esasları tevhit, marifet, iman, yakin ve sıdk'tır. Hidayet ise esasların esasıdır. Bunlardan türeyen hallere, makamlara, amellere ve tâatlere fer ve fürü denir. Fer asla, dal ve köke bağlı olduğundan usüle riayet etmeyen vusülden mahrum kalır. Vusülsüzlük usülsüzlüktendir. Asılların aslı, edep ve erkân gözetmektir. Asl-ı âlem İnsan-ı kâmil, Aslü'l-cevheri'l-ferd İnsan-ı kâmil.
Baba
Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık. Tasavvufta şeyh müridin hakiki babası sayılır. b Bektaşilerde Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiklerini iddia edenlere, Alevi dedelere bel evladı veya çelebi, Bektaşiliğin gerçek temsilcileri olduklarını iddia eden bu tarikatın şeyhlerine de yol evladı veya baba denir. c Telli Baba, Gani Baba gibi yaur, ziyaretgâh veya evliya türbeleri. Sağlığında Baba olarak tanınan şeyh ve mürsitlerin kabirleri ölümlerinden sonra bu unvanla anılmıştır. d Gazi, örn. Okçu Baba ve Ata ismin başına ya da sonuna gelebilir; Baba Hasan denildiği gibi Hasan Baba da denilebilir. Bkz. Veladet, Nesep, Dedebaba, Ata.
Bu'd
Uzaklık, ırak olma, tas, Kulun Allah'ın emir ve yasaklarına uymaması hali. Tevfik ve tahkikten uzak kalması, nefsin sıfatları ve bedenin hazları ile bağlı olması. Insan Hak'tan uzak kaldığı ölçüde halka, halktan uzak kaldığı ölçüde Hakk'a yakın olur. Allah'tan uzak kalanlara bâit denir (KR, 213; SL 84; KTA 107). Bkz. Kurb, Dar. Vasil olmaz kimse Hakk'a cümleden dür olmadan Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pür-nür olmadan Şems-i Sivasi Bu da geçer ya Hü (in niz güzered yâ Ha) Teselli bulmak için müsibet zamanında söylenir. Buk'a i ar. (بقعه) Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezâr Fuzüli Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav), Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek.
Buk'a
Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Baka i. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar n kot Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi vefa « Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezar yaşın Fuzüli nırla Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav). abitle Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek, ağlar
Dede
>. Mevlevilikte muhip, dede, şeyh ve halife şeklinde sıralanan tarikat mensupları arasındaki ikinci mertebe sahibi. Dede dervişliğe ikrar vermiş, dergâhta hizmet görerek binbir gün çilesini doldurmuş bir derviştir. O artık hüc- Te-güzin ve hücre-nişindir (hücre sahibi). Dedelere dedegan da denir; orn, Gâlib Dede, Dede Efendi ünlü Mevlevi dedeleridir, 2. Bazen Mevlevi olmayan şeyhlere de dede denir; Dede Sikkin, Dede Rüşeni gibi. Özellikle son dönem Melamileri şeyhlerine dede derler, 3. Yatır, ermiş kişilerin gömülü oldukları mezar veya türbe. Ruhaniyetlerinden ve manevi güçlerinden faydalanmak için ziyaret edilen ve çevresinde mum yakılan yatırlar. 4. Alevi din adamları. Alevilikte dedelik soy güder, bu soya dede soyu denir. Bu soydan gelmeyen bir kimse asla dede olamaz. Dede ve ata aynı anlamda da kulanılır; örn. Korkut ata, Dede Korkut gibi. Bkz. Ata, Baba. 100 | J e. i
Hak
Toprak. tas. Türbe, bir ermişin gömülü olduğu yer. Hak-1 pay ve türab-ı kadem ayağın tozu anlamına gelir ve bir tevazu ifadesi olarak kullanılır. Safi tâ mânend-i hak ne şeved pâk neşeved, Safi toprak gibi olmadıkca gerçek Sûfî olamaz Hak-cü Hep Hakk'ı arayan.
Kıtmîr
Ashâb-ı Kehf’in köpeğine gelenekte verilen ad. Tasavvuf kültüründe, kendisini sûfîlerden saymadığı hâlde onların eşiğinde hizmet etmeyi isteyen kişinin tevazu ifadesi. Osmanlı mektuplarında ve eser sonlarında yazarın kendisini “ashâb-ı Kehf’in kıtmîri” diye anması bu tevazu dilinin örneklerindendir.
Lengerhâne
Demir atılan ve konaklanan yer. Tekke dilinde fütüvvet ehlinin tekkesi, dervişlerin yemek yediği bölüm, imarethane veya bazı kullanımlarda türbe anlamına gelir. Kelime, yolcunun durup sükûnet bulduğu güvenli menzil fikrini taşır.
Mahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var kılar. Mahv-i ayn-i abd Kulun mahvolması. Bkz. Mahv-i ubüdiyet. Mahv-i cem Vahdetin kesrette yok olması. Mahv-i erbab-ı serâir İçteki rabları yok etmek. İllet ve afetleri silip süpürmek. | Mahv-i erbab-1 zahir Zahir rableri yok etmek, kötü alışkanlıkları ve huyları orta- | dan kaldırmak. İspat ise onların yerlerine ibadet ve iyi huylar koymaktır.
Ebû Bekir eş-Şiblî'nin merkadi (İmâm-ı Âzam civarı)
Bağdat · Irak · Sefîne'ye göre Ebû Bekir eş-Şiblî'nin kabri Bağdat'ta İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe'nin türbesinin bulunduğu civardadır. Koordinat, metinde işaret edilen İmâm-ı Âzam Külliyesi çevresi için yaklaşık olarak verilmiştir; kabrin tam yeri metinde belirtilmemiştir.
Köstendilli Ali Alâeddin Türbesi (açık türbe)
Üsküdar, İstanbul · Türkiye · Toygar tepesi Selâmi Ali mahallesindeki yıkık tekkenin yan tarafında, Kâtibim Aziz Bey sokağı ile Ethem Ağa sokağının birleştiği yerdedir. Sol yanında zevcesi Havva Bacı Hatun, onun solunda oğlu Ömer Efendi (ö. 1194/1780) medfundur. Konum yaklaşıktır.
Balım Sultan Türbesi, Hacıbektaş
Nevşehir · Türkiye · Hacı Bektâş-ı Velî Türbesi'nin yanındadır; kapı kitâbesinde Hacı Bektaş soyundan Resul Balı'nın oğlu olarak gösterilir — nesebi hakkındaki üç iddiadan birinin tek yazılı dayanağı budur. İlişkili kişi dosyası Balım Sultan : Balım Sultan (Hızır Balı, ö. 922/1516 [?]), Dimetoka’daki Kızıldeli çevresinden Hacıbektaş pîr evine gelen; Bektaşiyye’nin merkezî teşkilâtını, mücerredlik ve on iki post erkânını sistemleştirdiği için pîr-i sânî kabul edilen mutasavvıftır.
Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.
Gucdüvân (Gicdüvân)
Buhara · Özbekistan · Buhara'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktaki, doğduğu, inzivaya çekildiği ve hankahında ömrünü tamamlayıp defnedildiği köy; türbesi buradadır. 918/1512'de bir Safevî muhasarasından kurtulması onun ruhaniyetine bağlanmıştır.
Abdülkādir-i Geylânî Külliyesi
Bağdat · Irak · Vefat ettiği ve medfun bulunduğu yer; Kādiriyye'nin âsitânesidir. Bağdat ve çevresindeki Geylânî seyyidleri Moğol ve Timur istilâlarında şehri terketmek zorunda kaldıklarında bile cedlerinin türbesinin bulunduğu bu yere dönmüşlerdir.
İmam Rızâ Türbesi
Meşhed · İran · Tûs'un Nûkan kasabasında vefat edip Hârûnürreşîd'in yanına defnedildiği yer; hâtırasını yaşatmak için yöreye Meşhed adı verildi. Kabri üzerine içi değerli madenlerle tezyin edilmiş bir türbe yapılmıştır.
Gürgenç (Köhne Ürgenç)
Köhne Ürgenç · Türkmenistan · 618'de (1221) Moğol katliamı sırasında öldüğü Hârizm merkezi. Cesedinin bulunamadığı (Reşîdüddin) veya enkaz hâline gelen hankahına defnedildiği (Yâfiî) rivayet edilir; türbe ve zâviye günümüze ulaşmıştır.
Yiğitbaşı Türbesi, Seyyid Hoca mahallesi
Manisa · Türkiye · İrşadını sürdürdüğü tekkenin yanındaki türbe; 910/1504'te vefatında buraya defnedilmiştir. Zamanla yıkılan tekkenin yerine Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Akşemseddin Türbesi, Göynük
Bolu · Türkiye · 863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) vefat edip defnedildiği yer; türbe vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış, sandukası üzerindeki yazı oğlu Mehmed Sâdullah'a aittir. Oğullarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da burada yatar. Kapı üzerindeki inşa kitâbesi vefat tarihini doğrular.
Fâtih Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Kırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.
Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî'nin Hayat Haritası
1813 Mahalletü'l-Kübrâ'dan 1887 Ustrumca'ya uzanan eğitim ve irşad yolculuğu üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı
İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbân-ı Velî Külliyesi, Hazireler ve Hafıza Mekânları
Kastamonu merkezinden İstanbul ve Anadolu dergâhlarına uzanan maddî miras üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Sefîne-i Evliyâ Birinci Cilt Nasıl Okunmalı?
Tabakat, şahsî müşahede, şiir ve menkıbe katmanlarını ayırmak. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.
Şâzelî terbiyesinin beş esası ve çalışma hayatı
Takvâ, sünnet, halka ihtiyaçsızlık, teslimiyet ve Allah’a yöneliş ilkelerinin gündelik hayattaki karşılığı.
Minyatür ve Gravürlerde Mevlevîler
16. yüzyıldan 18. yüzyıla görsel tanıklık. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi
Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Tekke Kurumunun Tarihi ve İşlevleri
İlk zâviye anlatılarından Osmanlı tekke düzenine, ıslahat tartışmalarına ve 1925 sonrasına uzanan kurumsal çerçeve
Mevlevîhâneler Ağı: Konya'dan Taşraya
Âsitâne, zâviye, matbah, Mesnevî dersi ve şehirler arası dolaşım
Bir Tarikat Sayfası Nasıl Okunur?
Pîrden coğrafyaya, silsileden erkâna bir yol dosyasındaki bilgi katmanlarını ayırt etme rehberi
Tarih Sahnesinden Çekilen Yollar Nasıl İzlenir?
Kâzerûniyye ve Zeyniyye örnekleri üzerinden kurum sona erse de kişi, vakıf, yapı ve yer adlarında kalan izleri okuma yöntemi
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 52–58
Muzaffer Ozak Külliyatı · her kim Allah resûlü bildi ve ona iyman etti, gönül verdi, iki cihan saadetine erdi. Hatırıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim: Resûl-ü zişânı rü'yâsında görmek saadetine erenler
Sayfalar 104–110
Muzaffer Ozak Külliyatı · verip, duyma nasibi olanlar hemen bu islâm gemisine iltica eylemede. Bu geminin ipi Kur'an, merdiveni ise âmâli-sâlihadır. Bu misali, sizlere anlatmak için söyledim. Allah celle di
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 168–176
Muzaffer Ozak Külliyatı · ümmetimin Yahudileridirler. Bunlar, kafalarını traş ettirirler, seslerini yükselterek bağırır gibi Allah'ı zikrederler ve kendilerini ebrâr tarikinden zannederler. Halbuki, bunlar
Sayfalar 173–180
Muzaffer Ozak Külliyatı · Infiri nıfafen ve sıkalen ve câhidû bi-emvaliküm ve enfüsiküm fi sebilillâh zâliküm hayrün leküm in küntüm ta'lemün. Et-Tövbe: 41 (Sizler, gerek hafif ve gerek ağırlıklı olarak kuv
Sayfalar 221–230
Muzaffer Ozak Külliyatı · dır. Allahu teâlâyı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Ne acep kerim oldu Allahu azim-üş-şân.. Ne acep azım oldu Allahu azım-uş-şan, ne acep halım oldu
Sayfalar 196–203
Muzaffer Ozak Külliyatı · Melekler, onun bu isteğinin pek büyük olduğunu gördüler ve: — Yâ Rab!.. Cennete ve nezd-i ilâhinde bir ev istiyormuş, dediler. Allahu sübhanehu ve tealâ buyurdu: — Âsiye kuluma ist
Sayfalar 230–236
Muzaffer Ozak Külliyatı · hazinesinden çıkmış değildir, dedi. Pederimden kalan çiftliğin gelirindendir. Şeyh hazretleri, keseyi aldı ve içinden bir kaç akçe çıkararak dervişlerden birisine uzattı: — Bu para