ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Mâlik”
01Buhûriyye
Buhûriyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Câhidiyye
Câhidiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Cemâliyye
Cemâliyye, Halvetiyye'nin dört ana gövdesinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Cihangiriyye
Cihangiriyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Demirtaşiyye
Demirtaşiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Gülşeniyye
Gülşeniyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Hâletiyye
Hâletiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Hayâtiyye
Hayâtiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Hıfniyye
Hıfniyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Kemâliyye-i Bekriyye
Kemâliyye-i Bekriyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Mikşâfiyye (Kādiriyye)
Şeyh Abdülbâkī el-Mikşâfî’nin Şekînîbe’de teşkilatlandırdığı; zikir, Kur’an öğretimi, Mâlikî tedris, tarım ve toplumsal hizmeti birleştiren Sudan Kādirî kolu.
Muslihiyye
Muslihiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî el-Mâlikî (ö. 1986), Muhammed Habîbullah eş-Şinkītî’den aldığı Kādirî irşadını Mısır’da Şer‘iyye adıyla düzenleyen; evrâd ve zikir meclisi esaslarını eserlerinde kayda geçiren sûfîdir.
Abdürrahîm el-Kınâî
Abdürrahîm el-Kınâî (1127–1196), Mağrib’de yetişip Ebû Medyen çevresinden aldığı irşadı Kınâ’ya taşıyan; Mâlikî ilmi, helâl kazanç, hizmet ve sohbeti birleştirerek Yukarı Mısır’da kalıcı bir tesir oluşturan âlim ve mürşiddir.
Ebû Sâlim İbrâhim et-Tâzî
Ebû Sâlim İbrâhim b. Muhammed b. Ali et-Tâzî (ö. 866/1462), Fas’ın Tâze şehrinden çıkarak uzun ilim ve hac yolculuklarının ardından Vehrân’a yerleşen Mâlikî âlimi, muhaddis ve sûfîdir; Tâziyye nispeti kaynaklarda onun adına bağlanır.
Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi
Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi (d. 1832), Feyzullah Efendi, Mâlik Muhammed Nûrî ve Hasan Visâlî’den aldığı Hâlidî terbiyeyi Kocamustafapaşa’daki Nuh Efendi Medresesi’nde sürdüren İstanbul şeyhidir.
Hurrem el-Cemâlî Karamanî
Hurrem el-Cemâlî Karamanî (ö. 970/1562-63), Cemâleddin Aksarâyî ailesinden gelen; İstanbul'da ders veren, şiir, inşa ve tarih bilgisiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
İbrâhim el-Lekānî
İbrâhim el-Lekānî (ö. 1040/1631), Ezher’de uzun yıllar ders vermiş; kelâm, hadis, tefsir ve fıkıh alanlarındaki çalışmalarıyla Mısır’ın önde gelen Mâlikî âlimlerinden biridir.
Seyyid Ahmed et-Ticânî
1150/1737’de Aynimâzî’de doğan Seyyid Ahmed et-Ticânî, Mâlikî ilimleri ve farklı tasavvuf icâzetleriyle yetişti; 1196/1782’de Sîdîebîsemgūn’da müstakil Ticâniyye yolunu teşekkül ettirdi ve Fas’tan Kuzey ile Batı Afrika’ya uzanan kalıcı bir irşad ağı kurdu.
Şeyh Abdullah Dede Efendi
Şeyh Abdullâh Dede Efendi Mahmûd Dede’den sonra bir müddet Galata Mevlevîhânesi’nde icrâ-yı meşîhat etti. Buraya şârih-i Mesnevî İsmâîl-i Ankaravî hazretleri ta’yîn olununca Abdi Dede, Kâsımpaşa’da mâlik olduğu bostânda bu mevlevîhâne binâsına muvaffak olarak orada seccâde-pîrâ-yı meşîhat oldular. Şeyh Âdem Dede Efendi (166. sahîfede tercemesi geçti.), müşârünileyhi istihlâf eyledi. Şu târîh vefâtını müş’irdir: Âdem Dede raks eyleyerek…
Şeyh Hacı Bekir Cezbi Efendi
Hacı Bekir Cezbî Efendi, Yamalı kökenli; Bağdat'ta öğrenim gören, çok sayıda dil ve ilim dalında bilgi sahibi Tophane İhtiyat Alayı müftüsü ve Kādirî şeyhidir.
Şeyh Muhammed Sahâvetüddin Hacı Baba
Şeyh Muhammed Sahâvetüddin Hacı Baba (yaklaşık 1823–1913), askerlikten sonra Uşşâkî yoluna giren, Testereci Ahmed Hamdi Efendi’den hilâfet alan ve Bursa Elmalık’taki evinde irşad halkası kuran sûfîdir.
Şeyh Muhammed Ziyâeddîn Yaşar Efendi
Şeyh Muhammed Ziyâeddîn Yaşar Efendi Abdülazîz Efendi-zâdedir. Yahyâ Gâlib Efendi’nin birâderi ve halîfesidir. Onbeş sene kadar icrâ-yı meşîhat edip, terk-i âlem-i nâsût eyledi. Birâderinin yanında medfûndur. Safvet-i kalbe mâlik kendi hâlinde bir zât idi. (Kuddise sırruhû). Şeyh Fahreddîn Efendi Verilen ibârenin hesaplanmasından 1273 çıkmaktadır. (H) Rızâeddîn Efendi-zâdedir ve ondan müstahleftir. Pederinin irtihâlinde câ- nişîni…
Şihâbüddîn Ahmed Zerrûk el-Fâsî
Şihâbüddîn Ahmed Zerrûk el-Fâsî (1442–1493/94), fıkıh, akaid ve tasavvufu İslâm–iman–ihsan bütünlüğü içinde ele alan; Kavâidü’t-tasavvuf ve Hikem şerhleriyle etkili olan Zerrûkıyye pîridir.
Eyyâm-ı gam
!) Üzüntülü günler. tas. Seyr ile'l-lâh'tan geri kalma zamani. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SE kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Eza—Cefa Bkz. İncinmek-İncitmek. Ezel-Ebed Allah'ın başlangıcı olmamasına ezel, sonu olmamasına ebed denir. Ezel-ebed Allah'ın iki vasıfıdır. Ezel-la-yezal (J (ازللايز Kidem; bir şeyin başlangıcının olmaması, tas. a Allah'ın el-Evvel ismi. b Kesintisiz bir şekilde gelen feyz, zaman ve madde var olmadan önce Zat-ı Ahadiyetin isim mazharlarında zuhuru. Biz. Ebed, La-yezal. Âfitâb-ı hüsn-i haban akıbet eyler ufal Ben muhibb-i lâ-yezâlim, lâ-uhibbu'lafilin Xİ GEAR Fahriar veya Fahir 1. Övünme, övünç. 2. tas. “Yokluk 2 — benim övüncümdür,” hadisine dayanarak, mutasavviflann = oe yokluk yolunun yolculan olduklarını simgeleyen başlıkları- 2 ise na, tac ve sikkelerine verdikleri ad. = = Fahriye i. ar. (4453) Bir dervişin bağlı olduğu tarikatla övün- مه عه Ge mesi. Tarik-i Hakk’a Sâliksiz Rifâi derler bize Hakiki feyze mâlikiz Rifâi derler bize pe Fâriğız nakş-ı sivadan Naksbendileriz Tâibiz çün u çerâdan Nakşbendileriz
Gina
Zenginlik. tas. Tam ve kâmil mülkiyet. Mutlak olarak gani Allah'tır; çünkü her şeyin zatı onundur (kı). Mâliku'l-mülk O'dur, insanlar ise fakirdir. Hak ile kendini zengin bilen (istigna bi’l-Hak) ondan başkasına muhtaç Gönül etmek olmaz; zira Hakk’a sahip olan, her şeye sahip olur (xr). Ol ganiyim ki bu bâzâr-ı fenada felege Metelik vermek için bende bozukluk yok Hafiz Yusuf Süfiler mal zenginliğine hevesli olmayı tavsiye etmezler. Imrenme görüp meyve-i bağın ümeranın Kim sular onu gözleri yaşı fukaranın Ali Çelebi Gına-i nefs Gönül zenginliği.
Harâbât
1, Harap yerler, viraneler. 2. mec. Meyhane. 3. tas. a Tekke, b Gönül. e Beşeri vücudu ve bedeni tahrip (ifna) etme, maddi mevcudiyetten fani Nefsani arzuları tahrip, süfli duyguları imha, hayvani eğilimleri harap et- mek; kötü huyları yıkmak. Allah'ın kahhariyet tecellisi karşısında mahv ve fani olmak. Harâbât ehlini hor görme zâhid Hazineye mâlik virâneler var Ben harâbât ehliyem yoktur kararım tâ ebed Bâde-i aşk içmişem gitmez humarım tâ ebed Hakkı Harabat ehli Harâbâti, harap-türap olmuş. Harâbât-ı müğân (0. ابات 2>) 1. Mecusi rahiplerin mabedi, meyhane, 2. tas. Hakk’a erenleri vahdet badesiyle sermest eden ittisal ve vuslat makamı (SF; NMN 270). Gah ma'mur kılar bade beni gah harâb Görünüz gah yapıp gah yıkan miman Fuzüli
Safi
T. Saf ve aba giyen. 2. tas. a Eren, ermiş. Gönlü saf (saf derün) ki- Şİ. b Mâlik ve memlük olmayan ¢ Nefsinden fani, Hak ile baki. d Zahirde halk ile bâtında Hak ile olan. e Sukat ettiği halde muhatabın sırrını okuyan. Nefsinde ölen, Hak ile diri kalan. g İbn Vakt. Sûfî Hakk’a ermiştir, sahib-i vusül'dur. Mutasavvıf Hakka ermek için cabalamakta, bunun şartlarını yerine getirmeye çalışmaktadır, sahib-j usül'dur. Mustasvife, sırf çıkarı için kendini onlara benzetmekte- dir, sahtekârdır (: ), Gönül âyinesin sûfî Eğer eder isen Safi Açılır sana bir kapı İyân olur cemalullah Şemsi Ona demiş tasavvuf ehli safi Ola mecma-i esrâra vuküfi
Vakt
Zaman. tas. a Hal, sâlikin içinde bulunduğu geçmiş ve gelecekle ilgili olmayan hali (irm). Yapma (mec'al) olmayan istidadın gerektirdiği hal. b Silikin içinde bulunduğu hal. Sâlikin hali eğer dünya ise (aklı, fikri, hissi dünyayla ilgiliyse) vakti dünyadır, ahirette ise ahirettir. Hüzün ise vakit hüzün, neşe ise neşedir. Vakt, sâlikin üzerinde galip ve hâkim durumda bulunan duygu ve düşüncedir. Vakit nakittir. Bütün manevi faziletler ve ruhi kemal, vakit içinde vakitle kazanılır. Vakti gelince insanın içi aydınlanır. “Her şey vaktine merhundur,” kimse vakit gelmeden irşada yeltenemez. “Vakitsiz öten horozun başı kesilir.” Vakt-i daim: Sürekli ve aralıksız zaman. Bkz. An-ı daim. Vaktidir nik u bede tahvil eden her süreti Vakt olur kim, ekbah-ı şey ahsen-i mevcud da Nevres-i Kadim Vaktine mâlik olan derviştir sultan-ı vakt Izz u cah-1 saltanat değmez cihanın kavgasına Baki Vakti müsermed “Vaktim aralıksız ve süreklidir. Hak'la aramdaki hal hiçbir zaman değişmez;” bu sözü ancak vecd ehli, kendisinde olanı haber vermek için söyler. Mazi gecmistir, onunla ugrasmak hali zayi etmek olur. Gerçeği yaşamak ise kesin değildir. Geriye vakt olarak, hal kalır. Sûfî, hali değerlendirir.
fevât
Hac farîzasmı yerine getirmekte olan bir kimsenin zamanmda Arafat vakfesine yetişememesi, vakfenin zamanmı kaçırmış olması durumu. Bu duruma düşen kimse, Şâfiî, Mâliki ve Hanbelî mezhebine göre “fevât kurbanı” kesmesi gerekmektedir. Hanefî mezhebi ise bu konuda bir ceza öngörmemektedir.
Gusül
Cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik hâllerinden temizlenmek amacıyla bütün bedeni yıkama. Halk dilinde boy abdesti de denir. Ağza ve burna su vermekle bedenin kuru yer kalmayacak biçimde yıkanması Hanefî mezhebinde guslün farzlarıdır. Niyet, besmele ve yıkamaya belirli bir sırayla başlama gibi ayrıntıların hükmü mezheplere göre değişebilir.
âliki Mezhebi
âliki Mezhebi a. Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Hicrî yılın ikinci yüzyılında Medine’de doğan ve İmam Mâlik b. Enes (öl. 179 / 795) tarafindan oluşturulan ve geliştirilen, ismini de kurucusundan alan, sonradan “Mâlikiyye” olarak da adlandırılan sünnî fıkıh mezhebinin adı ve bu mezhep için kullanılan terim.
Hanefî Mezhebi
Hanefî Mezhebi öz.a. Dört büyük sünnî fıkıh (ehl-i sünnet) mezhebinden birine verilen ad. İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe (öl. 156 / 770) ’nin görüş ve düşünce leri etrafında oluşan ve ona nis pet edilen bu mezhep, öteki üç mezhep olan Mâliki, Şâfiî ve Hanbelî mezhebinden ilkidir.
Hanbelî Mezhebi
Hanbelî Mezhebi öz.a. Dört büyük Sünnî fıkıh mezhebinden birine verilen ad. Ahmed b. Hanbel (öl. 241 / 855) ’in görüş ve düşünceleri etrafmda oluşan ve ona nispet edilen bu mezhep, öteki üç mezhep olan Hanefî, Mâlikî ve Şâfiî mezhebinden sonra ortaya çıkmış dördüncü mezheptir ve “ehl-i sünnet” (bk. bu madde) tir.
Ashâb
Sâhib kelimesinin çoğulu; arkadaşlar ve bir kimsenin çevresinde bulunanlar. Dinî kullanımda özellikle Hz. Peygamber’i mümin olarak görüp iman üzere vefat eden sahâbîlerin topluluğunu ifade eder. Kelime ayrıca bir mezhep imamının öğrencileri ve görüşünü sürdüren fakihler için “ashâbü’ş-Şâfiî”, “ashâbü Ebî Hanîfe” gibi tamlamalarda kullanılır. Bağlam belirtilmeden bu anlamlar birbirine karıştırılmamalıdır.
mezâr
kabir gösbir mezârhk a. Ölülerin gömüldüğü yer, “kabir” (bk. bu madde), medfen, makber, makbere. Arapça “mezâr” sözüne “-lık” anyapım ekinin getirilmesi ile ren oluşturulan bu yer adı Türkçede yaygın olarak kullanılmakta; y + önemli din ve devlet adamlarında nm gömüldüğü yere “ravza, mad meşhed, kubbe, türbe, küm bet” (bk. bu maddeler) adı ve rilmekte; cami, tekke, türbe gib yapılarm bitişiğinde yer alan mezarlıklara ise “hazîre” (bk. bu madde) denilmektedir. ına ma mezhep, -bi a. [< Ar. zehâb] esil Bir dinin inanç van esaslarını ve uygulama yöntemonu lerini iyi anlama, anlatma ve yoır. rumlama konusunda kendine özgü ilkeleri, sistemleri ve usulb’in leri bulunan dinî düşünce hareketi, ekolü veya sistemi. dev İslâmiyetin kabulünden ve özeladlî likle Hz. Peygamber’in ölümünmla- den sonra ortaya çıkan ve canlanan pek çok zümre olmuş; ancak bunlar dini aşan nitelikte mâr, olmayıp tam tersine İslâm’ın peyinanç ve siyaset sisteminin yermezheb-i cedîd 468 leşmesine katkıda bulunmuşlar, hatta İslâm’ı anlama ve uygulamada yol gösterici bir ekol kimliği kazanmışlardır. Nitekim bu hareketlerin neticesinde oluşan ve kesin kimliğini kazanan dört büyük mezhep, “Hanefî Mezheme bi, Mâliki Mezhebi, Hanbelî Mezhebi, Şâfiî Mezhebi” (bk. bu maddeler) günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. İslâm inancı çerçevesinde mezhepler, itikadî ve amelî ol mı mak üzere ikiye ayrılmıştır. İtikadî mezhepler arasmda genellikle Mürci'e, Mu'tezile, Mı Şi'îlik, Eş'âriyye, Mâtüridiyye (bk. bu maddeler) sayılmıştır. Amelî veya fikhî mezhepler olarak Hanefî Mez Mı hebi, Mâlikî Mezhebi, Hanbelî Mezhebi, Şâfiî Mezhebi, Ca'feriyye Mezhebi” (bk. bu maddeler) kabul edilmiştir.
Karâfe Mezarlığı
Kahire · Mısır · 13 Cemâziyelevvel 709'da (19 Ekim 1309) Medrese-i Mansûriyye'de vefat ettikten sonra defnedildiği mezarlık; kabri bugün de ziyaret edilmektedir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Beşir Ağa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Bâbıâli civarında bulunan ve “Mâlik Efendi” lakabıyla anılan Şeyh Muhammed Nûrî Efendi’nin feyz neşrettiği dergâh; Hüseyin Hüsnü Efendi 1293/(1876)’ten sonra burada bey‘atini yenilemiştir. İlişkili kişi dosyası Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi : Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi (d. 1248/1832), Ankara’dan İstanbul’a gelerek Feyzullah Efendi, Mâlik Muhammed Nûrî ve Hasan Visâlî yanında yetişen; Kocamustafapaşa Nuh Efendi Medresesi’nde halka açık Hâlidî irşad meclisleri kurup yirmi üç halife yetiştiren şeyhtir.
İskenderiye
İskenderiye · Mısır · Doğduğu şehir. Ailesi, Mısır'ın fethinden sonra buraya yerleşen Benî Cüzâm kabilesindendir; dedesi Abdülkerîm burada tanınmış bir Mâlikî fakihiydi. 694'te (1295) buradaki müridlerine Kahire'den vasiyetnâme göndermiştir.
Ezher Camii ve medresesi
Kahire · Mısır · Kaynak, Lekānî'nin Mısır'daki Mâlikî ulemâsı arasında seçkin bir mevki kazandığını ve Ezher'de müderrislik yaptığını kaydeder; tahsil hayatına dair ayrıntı vermemekle birlikte telifleri ve bu görevi iyi bir öğrenim gördüğünün delili sayılır.
Kahire
Kahire · Mısır · Muhtemelen şeyhinin izniyle vaaz ve irşad için gidip yerleştiği şehir; çevresinde Sübkî'nin babasının da katıldığı geniş bir cemaat oluştu ve İbn Teymiyye ile tartışmaları burada geçti. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Mekke (hac)
Mekke · Suudi Arabistan · Kaynağa göre Lekānî hac farîzasını 1041 (1632) yılında yerine getirmiştir. Vefatı bu haccın dönüş yolunda gerçekleşmiştir. İlişkili kişi dosyası İbrâhim el-Lekānî : İbrâhim el-Lekānî (ö. 1040/1631), Ezher’de uzun yıllar ders vermiş; kelâm, hadis, tefsir ve fıkıh alanlarındaki çalışmalarıyla Mısır’ın önde gelen Mâlikî âlimlerinden biridir.
Kahire
Kahire · Mısır · Hesap, ilm-i mîkāt, astronomi, ilm-i vefk, tıp, ferâiz ve Arap dili alanlarında ileri düzeyde ders aldığı şehir. Buradaki ilmî yetkinliği son Memlük sultanı Kansu Gavri'nin dikkatini çekince sultanın oğluna hocalık yapmakla görevlendirildi; Şehâbeddin Ahmed b. Mûsâ el-Mâlikî'yi de burada yetiştirdi.
Medrese-i Mansûriyye
Kahire · Mısır · Vefat ettiği medrese. Konumu Beyne'l-Kasreyn bölgesindeki Mansûr Kalavun külliyesine göre yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Mültan
Multan · Pakistan · Prens Muhammed Kaan Mâlik'in nedimi olduğu, şair Hasan Dihlevî ile tanıştığı ve 1285'te Moğol istilâsı sırasında esir düştüğü şehir. İlişkili kişi dosyası Emîr Hüsrev-i Dihlevî : Nizâmeddin Evliyâ'nın müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Farsça şiiri, tarihî mesnevileri, mûsiki hafızası ve Çiştî muhabbet diliyle Delhi kültürünün kurucu isimlerindendir.
Mürsiye (Murcia)
Murcia · İspanya · Mürşidi Ebü'l-Abbas el-Mürsî'nin nisbet edildiği Endülüs şehri; Şâzeliyye'nin Mağrib-Endülüs kökenini gösterir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Moritanya
Moritanya · Moritanya · Hem Kādirî şeyhi Sidya'dan tasavvuf, akaid, Mâlikî fıkhı ve Sahîh-i Buhârî okuduğu, hem de 1903'te ikinci defa sürüldüğü ülke. Konum ülke merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmedü Bamba : Ahmedü Bamba (1850–19 Temmuz 1927), Kādirî terbiyesi üzerinde Senegal Mürîdiyyesini kuran; ilim, zikir, hizmet ve üretimi dara sistemi içinde birleştiren Tûbâ merkezli irşadın pîridir.
Şâzile
Şâzile · Tunus · Tarikata adını veren Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'nin nisbet edildiği yer. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Hasan-ı Basrî'nin Tasavvuf Silsilelerindeki Yeri
Tarihî temas, ilmî isnad ve manevî aidiyet katmanları. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B