HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
TiCANiYYE ŞEYH SEYYİD AHMED et-TİCANİ Ebu'l-Abbas Şeyh Seyyid Ahmed b. Muhammed et-Ticani, seyyidü'l-arifin, ima mu'l-alemin bir z:it-ı ali-kadrdir. Ticani tarikının vazııdır. Bu tarik, Şa'baniyye-i Bek riyye'nin bir şu'besi olup, Cezayir-i Fas'ta intişar etmiştir. Müşarünileyh 1 1 50 sene-i hicriyyesinde ( 1 737-38) Fas'ta Ayn-Mazi karyesinde Eba Abdullah Seydi Muham med b. Muhtar hazretlerinin sulbünden dünyaya gelmiştir. Ebu Abdullah hazretleri alim ve müteverri' idi, 1 166/( 1 7 53) senesinde terk-i alem-i dünya eylediler. Valide-i muhteremeleri salihattan idi. Neseb-i şeriflerine gelince, sadat-ı kiram dandırlar. Pederleri irtihalinde onbeş-onaltı yaşında idiler. Henüz hal-i sabavetlerin de pek çok hal:it-ı acibe ve ahval-i garibe sadır olmuştur. Dört-beş yaşlarında iken ma-la-ya'ni ile meşgul olmamağa başlayıp tilavet-i Kur'an ve tahsil-i ilm-i din ile meşgul oldular. Çok söylemez, samt-ı tavil ile dem-güzar, sinn-i alileri yediye reside olunca Nafi' kıraati üzI<· hıfz-ı Kur'an-ı azimü'ş-şana muvaffak olmuş, ba'dehu ulum ı usuliyye vü furı1ıyye ile tevağğule başlamıştır.
Zamanını kat'iyyen boş geçirmeyip tahsil-i ilme devam ile, sinni rüşde vasıl ol dukları hengamda ders okutmağa ve fetva vermeye başladı. Hatta bu sırada tarikat-ı sufiyyeye ve esrar-ı ilahiyyeye müteallık mübahesata girişerek fehm-i ulum-ı tasavvu fiyyeye ve ahval ü makamat-ı mahsusaya nail oldu. Bu sırada bir gece menamda Ser ver-i kainat, aleyhi ekmelü't-tahiyyat efendimiz hazretlerini müşahede ile şeref-yab ve iltifat-ı Seyyidi'l-kevneyn'e mazhariyyetle kam-yab oldu. Taraf-ı celil-i inayet-de lil-i Hazret-i Risalet-penahiden, "Sen muhakkak benim evladımsın . " diyerek üç defa il tifat-ı cihan-derecat ızhar ve "Nesebin Hasan b. Ali'ye müntehl olur . " diye kerem ü :itı fet-i ekremilerini lutfen isar buyurmuşlardır. 208 Seflne-i Evliya Henüz civan iken pir, pir iken civan olan cenab-ı Seyyid Ahmed-i Ticani, günden güne rütbe-i kemalini i'la etmekte idi. Azm-i kat'i sahibi olduklarından, "Ben bir şeye başlayınca ondan dönmem, itmiima çalışırım. " buyururlardı.
Mahbubu'l-kulub oldukların dan henüz hengam-ı tulu' sayılan bir sinde iken ileride alem-i irfanı tenvir edecek bir şems-i taban-ı ma'rifet ü hakikat olacakları anlaşılmakta idi. Kemal-i iffet ü takva vü emanetle şöhret-gir bir zat-ı sütude-semir olup reng-i saadetleri kırmızılıkla karışık be yaz, boyları mu'tedil idi. Savt-ı cehri, samt-ı behi sahibi idi. Eazım-ı mantıkıyyundan ve fasihu'l-lisan idi. Akl u idrakinin derecesini kimse takdir edemez idi. Peder-i mufahha mının irtihalinden beş sene sonra yirmibir yaşında iken Fas'tan Azb nahiyesine gidip bu rada bir zat-ı muhteremden ilm-i hadis okumaya başladı. Ulema vü suleha ile sohbet için ziyaretten hali kalmazdı. Hatta bu niyyetle cebel-i Zebib'e giderek ehl-i keşften bir zata mülaki oldu. Bu zat-ı muhterem ise, "Oğlum! Memleketine git, maksUdun orada hasıldır." buyurunca avdetinde Sahra nahiyesinde beled-i Ubeyz'a (.jL:!I) /1 46/ uğradı.
Burada kutb-ı şehir Abdulkadir b. Muhammed hazretlerinin merkad-i münifini ziyaret ve beş ay tedris ve ibadet ederek imrar-ı vakt eyledi. O ehl-i keşfin sözüne tebean memleketine dahil oldu. Bir müddet sonra Tilemsan şehrine gidip tefsir ve hadis okudu. Tarik-ı mü cahedede pek ileri gitmeğe başladı. Bu sırada kalb-i ekreminde bir feyz-i ma'nevi hasıl olunca alayıktan mücerred oldu. Bir müddet sonra tedrisat ile iştigal eylediyse de sinn-i şerifleri otuzbire reside oldugu 1 181 sene-i hicriyyesinde ( 1 767-68) halktan büsbütün te cerrüd ediverdiler. lbtida-yı emrde oruca devam ve geceleri ihyaya kıyam ederdi. Bir zaman bu halde kaldı. Fas'a avdetinde mazanna-i kiramdan Mevlana et-Tay yib b. Muhammed b. Abdullah İbrahim el-Yemlemi el-llmi hazretlerine mülaki oldu. Bu zat-ı muhterem Hebt biladından Vezan'da medfûndur. 1 180/( 1766-67)'de göç müştür. Kendi virdini telkine Cenab-ı Seyyid Ahmed-i Ticani'yi me'zun eylemişler ise de Hz.
Ahmed bu sırada alem-i istiğrakta olduğu için cihad-ı nefsi daha mühim bilip, kendi mertebesini ta'yin edemediğinden bu virdi halka telkinden çekinmiştir. Evliya-yı kiramdan Muhammed b. el-Hasen el-Vanceli ve Abdullah b. Seydi el-Arabi b. Ahmed b. Muhammed hazeratıyla da sohbet eylemişler, füyuzat-ı Rabbaniyyeden hisse-mend olmuşlardır. Bu sırada tarikat-ı Kadiriyye ve sonra Nasıriyye'ye intisab eyleyip, tarikat-ı Nasıriyye'yi Şeyh Ebu Abdullah Seydi Muhammed b. Abdullah et-Tizani'den almışlar dır. Ba'dehu melamiyyundan Veli Salih Ebu Abbas Seydi Ahmed et-Tavaş'tan feyz ü kemale nail olarak bu zat-ı muhterem halvet, vahdet, zikr, sabr esrarını telkin eylemiş tir. lşaret-i mahsusasıyla mağribden Sahra nahiyesine intikal ile evvelce ziyaret eyledi ği Şeyh Abdülkadir Muhammed b. el-Ubeyz'in merkad-i münifini tekrar ziyaret etti ve burada ne esrara malik olduysa oldu. Oradan Tilemsan'a azimetle ba'dehu azim-i rah-ı Hicaz oldu.
Ena-yı azimette Cezayir kurbunda Umdetü'l-muhakkıkin Ebu Abdullah Muhammed b. Abdurrahman el-Ezheri ile mülakat eyledi. Tarikat-ı Halvetiyye esrarın- Ticaniyye 209 dan alacağı kadarını bu zat-ı muhteremden aldı. Bu zatın sit-ı şehiri, etba'-ı kesiri, zeva ya-yı kebiri var idi. 1 1 80/( 1 766-67 ) senesinde terk-i dünya, azm-i ukba eylemişti. Şeyh Ahmed, Tunus'a varınca ba'zı evliyaya ez-cümle veliyy-i şehir Seydi Abdüs samed er-Rehavi'ye mülaki oldu. Bu zat-ı muhterem ise bir mürşid-i mahfinin nazar-ı terbiyetiyle perverde olmakta idi ki, mürşidi Tunus'un kutbu idi, kendilerini gizler o ler idi. Abdüssamed ise mürşidini ancak Cuma ve Pazartesi geceleri gider görür idi. Hz. Ahmed, bu hale pek ziyade merak hasıl ettiğinden mürşid-i müşarünileyhi görmek da iyesine düşmüş ise de cevab-ı red aldığından ısrarı üzerine nihayet Şeyh Alxlüssamed, Hz. Ticani'nin yanma bir mahbub katarak şeyhine yolladı.
Hz. Mürşid, bunları görün ce, "MahbUb, mahbUbu gönderdi. " diye latife buyurup, beynehumada çok /1 47/ esrar-ı ma'neviyyenin inkişafına bfüs mülakat-ı medide zuhur etti. Burada bir sene kaldı. Bu sırada halka Kitabu'l-Hikem ve gayrısını okuttu. Tunus emiri, Seyyid Ahmed-i Tidi ni'nin kemaline ıttıla' hasıl edince burada kalıp tedris ile iştigalini istirham ve bir ha ne ihzar ve tedrisat mahalli, Cami'-i Zeytun'u tahsis ve maaş-ı azim tertib eylemiş ise de Hz. Ticani arz-ı i'tizar ile ertesi günü bağteten Tunus'tan bahren Mısır'a gidiverdi. Şeyhu'l-meşayıh, berzahu'l-berazih Şeyh Mahmud el-Kürdi el-Mısri'ye mülaki oldu. Tunus'tan giderken Alxlüssamed'in şeyhi tedarikat-ı seferiyyeyi ikmal ve gelip gitmede hiçbir sıkıntı çekmeyeceğini tebşir ik selametlemiştir. Şeyh Mahmud el Kürdi'ye ilk mülakatta, "Sen inda'lllıh mahbUbsun. " diye Tidini'nin kadrini ızhar bu yurdu. "Neden bildiniz?" sualine karşı, "Alllıh 'dan bildim. " cevabını vermişlerdir.
Tidini Tunus'ta iken rü'yada Şeyh Mahmud-ı Kürdi'yi görmüş idi. Mısır'da mü laki oldukta, "Zılt-ı alinizi Tunus' ta gördüm, ben baştan başa bakırım dedim. Evet buyur dunuz. Ba'dehu, oğlum ben sizin bakınmzı altına tahvil ederim, iniiyetinde bulundunuz idi. " gibi esrar-ı sohbet cereyan eyledi. Birkaç gün ikametten sonra, "Matlabımz nedir oğlum?" sualine, "Kutbiyyet-i kübrii . " demesiyle, "Buna da kanaat etme oğlum , sen bilir sin . " buyurmuşlardır. Şeyh Mahmud-ı Kürdi'nin muvafakatıyla Hidiz'a azim oldu. Tedarikat-ı seferiy yesini Şeyh Mahmud-ı Kürdi ikmal eyledi ve dua buyurdular. 1 187 senesi Şevvalin de (Aralık 1 773) otuzaltı yaşında iken Mekke-i Mükerreme'ye dahil oldu, nice esra ra muttali' olduktan sonra müstağrak-ı zevk-ı azim oldu. Ehl-i irfan ile hem-sohbet olur, sevişir idi. Eazım-ı evliyadan Şeyh Ebu'l-Abbas Seydi Ahmed b. Alxlullah-ı Hindi hazretlerinin Mekke'de olduğunu haber aldı ki, bu zat-ı muhterem pamuk tüc carından idi.
Derece-i kemaline kimse muttali' olamamış idi. Bu zatı buldu, onunla hem-sohbet oldu. Kalbini ulGm-ı esrar u hikem-i envar ile doldurdu. O zat ihtifa-yı tam üzerinde olup, ale'l-ekser hadimi vasıtasıyla esrara muttali' oldukları mervidir, demekle sohbetleri ma'nevi olacak, kutba mülaki olacağı Hz. Ticani'ye tebşir edildi ve Medine-i Münevvere'de Simmani hazretlerine şeref-mülaki olacağı haber verildi. 210 Seflne-i Evliya Ta ki Medine-i Münevvere'ye geldiler. Fi'l-hakika, Ebu Abdullah Seydi Muhammed b. Abdülkerim eş-şehir bi's-Simmani'ye mülaki oldular. Bu zat-ı muhteremin pederi Şeyh Abdülkerim'in terceme-i halinden bahs etmiş idim. Seyyid Muhammed-i Simmani, Cenab-ı Ticani'yi yanında alıkoyarak üç gün halvete sokmak istedi. Medine-i Münevvere'de müddet-i ikametin azlığı sebebiyle arz-ı i'tizar etti. Bunun üzerine şeyh, cemi'-i esma vü müsemmeyata izin verdi. Ba'de'z-ziyare Mısır'a avdetle Şeyh Mahmud'a mülaki oldu.
Hz. Şeyh'in esrarı ve ulu mu Hz. Ticani'ye intikal etti ve tarikat-ı Halvetiyye'den müstahlef oldu. Memleketi ne avdetinde neşr-i tarikata ve terbiye-i süllake me'zun oldu. Hz. Ticani, /148/ ke mal-i mahviyyetinden dolayı eser-i imtina' gösterdi ise de, "Sen telkinde bulun, haıe maı bana diddir . " diye te'minat aldı. Bunun üzerine Tunus'a Tilemsan'a, sonra mem leketine avdet eyledi. Fas'a avdetleri 1 19 1 /( 1 77 7 ) senesindedir. Kemalar-ı aliyyeleri günden güne şayi' oldu. Evliya-yı zamanın merci' ü mukte dası olup tarik-ı Ticani nam-ı alilerine nisbet edildi. Nur-ı irfanı, cihat-ı lslamiyyeti istila eyledi. Nur-ı irfanının etrafına toplananlarr çoğaldı. Bir müddet sonra irtihal-i dar-ı nalın eyledi. Fas'ta medfûndur. (Kaddesa'llli.hu sırrahu) 1 203 senesi şehr-i Rebiu'l-evvelinin onunda (8 Aralık 1 788) Biladi's-sahra nam mahalde alem-i Cemal'e intikal eylemiş olduklarını Cevahiru'l-Maani'de gördüm.
Fas'ta Mevlana İdris ile mülaki oldukları mestı1rdur. Asar-ı celileleri pek mu'teber ve meşhur olup, bir kısmı ahiren Mısır'da tab' olunmuştur. Kitabu Cevahiri'l-Maani ve Bülfiğı'l-Emani fi Feyzi Seyyidi Ebi'l-Abbas et-Ticani nam eser-i kebirini mütalaa ile karirü'l-ayn oldum. Arabiyyü'l-ibaredir. Bu eseri tab' ettiren mukaddimesinde mü şarünileyhin terceme-i halini yazmıştır ki, muharrir-i fakir ondan tercüme eyledim. Bu eserin cem u tertibi seyyidü'l-vücud (sallalli.hu aleyhi ve sellem) efendimizin emir buyurduğu eserin camii olan zat Hz. Seyyid Ahmed-i Ticani'nin beyanına atfen yazıyor ki, eser-i mezkur tefsir ü hadisten ve mübahesat-ı aliyye-i tasavvufiyyeden ba histir. Hamişinde Kitabu Rimahi Hizbi'r-rahim Ala Nuhfiri Hizb'r-racim matbu' olup90 Saidü'l-FGti'nin eseridir. Bu zat (Şeyh Ömer b. Said el-Futl et-Tı1rl el-Kedevi) tarik-ı Ticani ricalindendir ki, onda gördüğüm silsile-i Ticaniyye ber-vech-i atidir: 4JI y.
J J W ..J.l4 J J _,;\; l,;11 I ;.,,.. ı ;.)'1 ..lo>- \ı ı )JI o .lı J \.i..1,;... _?) J rL J Jl.ü ..J.ll J _,.,. J J ! J l.ü ..uı J ..1.:,... ..JJ Ş)İ J İ ı ..,Ö! )J I ı_,.,. J ! . I JJ \.i..1,;... ..j)) .Mı _?)\ rl .ı..,) 1 ..J.l..W.. 1 J J.;..,. J \ ..lo>- \ı ı )J I o.lı J 90. 1 346/( 1 928) senesinde ikinci defa olarak Mısır'da Matbaa- i Ezheriyye'de tab' olunmuş nüshalarını gördüm. Defa-i saniye tab'ı eserin ne kadar makbul-ı enam olduğuna delildir. Ticanıyye 211 J J tyı l.;..l;... L. İ )JI o.lı J r1-- ) J W .uıı .uı ı J_,... ) o-"':- J l J W .uı ı J J. elli ı,.>.J.,,.- ciı r J J WI ..l..-. ı,.> t.J\5"1 ) 91 4.LUI J J _,.;l; o -4} ' .ı..i \... j <\.:.il r J ı,.>rJ,1 ..l..-. J. ..l..-. ı,.>.J.,,.- _r.JI .ill i y. I <\.:.il r J o .)\ J - - ı.>.) p ı .) ı ciı r) Jl:J- ı ..l..-. .:r. ..l.>- 1 ...,. L:J ı y. i Li \I.,.. .uı wı l.;;J ..u) .ı..i l iJ 9 1 ..l.,&) ı ı.> .,s:.ı ı 0!..u ı J W-- .:;. ı .) r- _,ı ı ciı r J ı ciı r J Şeyh Ömer b.
Said el-FCıti hazretleriyle, lehü'l-hamd, mülakat nasib oldu. İstan bul'u teşrif eylediler. Çemberlitaş'ta Amavuthanı'na nazil olmuşlardı. Yüz yaşına /1 49/ karib idi. Refik-i canım Ahmed Nazmi Efendi ile ziyaretine gitmiş idik. Hu zt1r-ı alilerine girdiğimizde pamuk gibi beyaz sakallı, beyaz simalı, mütenasibü'l-en dam, cazibeli bir Zat•! ali-kadrin nazar·! feyzi altında bulunduğumuzu hisseyledim. Hasırdan ma'mul bir yaygı üzerine oturmuş, zenbil örüyorlardı. Başlarında Tunus fe. si vardı. Beyaz sarık sarmışlardı. Selam verdik. Redd-i selam eyledi. "Ehlen ve sehlen ev ladüııii ! " buyurdular. Mübarek elini öpmek istedik. Kemal-i tevazu'larından mahviyyet gösterdiler. Emirleriyle huzurunda bir müddet oturduk. Sebeb-i ziyaretimizi ve hüviyye timizi sordular. Nazar-ı feyzlerine mazhar olmak, dualarını almak emeliyle geldiğimizi ve asitan-ı evliyanın bir kıtmiri olduğumuzu anlattık. Mükaleme Arabça idi.
Derhal eser-i memnuniyyet gösterip ellerini kaldırdı. Hafif ve mühtez sadalarıyla gayet hı'.işi'ane ve ha dı'ane bir surette dua buyurdular. Bizler de "Amin" dedik. Biraz sonra arz-ı veda' eyledik. Haremeyn'e ziyarete gidiyorlarmış. lstanbul'da Hz. Halid b. Zeyd (radıya/1Llhu anlı)'ı ziyaret emeliyle birkaç gün bulunmuşlar. Garibdir, ziyaretlerine ilk gelen bizler imişiz. Pek memnun olarak söylediler ve teveccüh buyurdular. O sinde zenbil yapar sa tar onunla taayyüş eder imiş. Nur-ı Muhammedi vech-i tabanında lemean ediyordu. Bu mülakatım, 1 322 tarih-i hicrisinde ( 1 903 ) idi. Mülakat mazhariyyetime pek memnun ve son derecede müteşekkirim el-hamdü li'llahi taala. Halen her-hayat ol masalar gerektir. Ya Medine'de kaldılar, ya avdet ettiler. Mısır'da ikinci defa tab' olunan Rimahu Hizbi'r-rahim nam eserin nihayetinde deniliyor ki: 91. "Burada Ahmed iyye-i l brahlmiyye tarikatının silsilesini zikredeceğiz.
Şeyhimizin Rasulullah'a ka- dar ulaşan silsilesi şöyledir: Seyyid Muhammed el-Gali, Seyyid el-Hac Ali b. Rade, Ebu Abdullah eş-Şerif Muhammed b. Muhammed el-Meşrl, Ebu'l-Abbas Ahmed b. Muhammed et-Ticani, Şeyh Mahmud el-Kürdi, El-Hafnl, Seyyid Mustafa b. Kemaleddin el-Bekri es-Sıddikt." ( H )
