Ara
Menü
ذ

Harâbât

خر ابات

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-484
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
172
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1, Harap yerler, viraneler. 2. mec. Meyhane. 3. tas. a Tekke, b Gönül. e Beşeri vücudu ve bedeni tahrip (ifna) etme, maddi mevcudiyetten fani Nefsani arzuları tahrip, süfli duyguları imha, hayvani eğilimleri harap et-</p><blockquote>mek; kötü huyları yıkmak. Allah'ın kahhariyet tecellisi karşısında mahv ve fani<br>olmak.<br>Harâbât ehlini hor görme zâhid<br>Hazineye mâlik virâneler var<br>Ben harâbât ehliyem yoktur kararım tâ ebed<br>Bâde-i aşk içmişem gitmez humarım tâ ebed<br>Hakkı</blockquote><p>Harabat ehli Harâbâti, harap-türap olmuş.</p><blockquote>Harâbât-ı müğân (0. ابات 2&gt;) 1. Mecusi rahiplerin mabedi, meyhane, 2. tas.<br>Hakk’a erenleri vahdet badesiyle sermest eden ittisal ve vuslat makamı (SF; NMN<br>270).</blockquote><blockquote>Gah ma'mur kılar bade beni gah harâb<br>Görünüz gah yapıp gah yıkan miman<br>Fuzüli</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6075
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
172
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1, Harap yerler, viraneler. 2. mec. Meyhane. 3. tas. a Tekke, b Gönül. e Beşeri vücudu ve bedeni tahrip (ifna) etme, maddi mevcudiyetten fani Nefsani arzuları tahrip, süfli duyguları imha, hayvani eğilimleri harap et-</p><blockquote>mek; kötü huyları yıkmak. Allah'ın kahhariyet tecellisi karşısında mahv ve fani<br>olmak.<br>Harâbât ehlini hor görme zâhid<br>Hazineye mâlik virâneler var<br>Ben harâbât ehliyem yoktur kararım tâ ebed<br>Bâde-i aşk içmişem gitmez humarım tâ ebed<br>Hakkı</blockquote><p>Harabat ehli Harâbâti, harap-türap olmuş.</p><blockquote>Harâbât-ı müğân (0. ابات 2&gt;) 1. Mecusi rahiplerin mabedi, meyhane, 2. tas.<br>Hakk’a erenleri vahdet badesiyle sermest eden ittisal ve vuslat makamı (SF; NMN<br>270).</blockquote><blockquote>Gah ma'mur kılar bade beni gah harâb<br>Görünüz gah yapıp gah yıkan miman<br>Fuzüli</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11625
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, sıkıntı, harabelik yerler manasına gelen bir kelime. Sûfinin, maddi ve nefsî dediğimiz yönünü yıkmasından, kendisinde dünyalık bir şey kalmamasından hareketle bu tâbir kullanılır olmuştur. Meyhane kelimesi de aynı mânâda kullanılmıştır. Tasavvuf edebiyatında; içki, dudak, yanak, şarap, kâse, sâkî gibi mecazlı kullanımlar, tamamen sûfinin geçirdiği, yaşadığı bir takım hâlleri veya bazı tâbirlerin sembol olarak ifâdelendirilişini belirler. Sâkî: Mürşid; Sevgili: Allah; Kâse: Kalb; vb. gibi örnekler, bu hususu daha iyi açıklar. Sûfilerin dünyalarını harap etmeleri, âhireti imâr içindir. Zira âyetlerde, dünyanın bir oyun yeri olduğu, âhiretin dünyadan daha hayırlı bulunduğu anlatılmaktadır. Çeşitli âyetlerin, bu şekilde bir yorum kazanması sonucu, rindler, ehl-i harabat denilen ve özgürce bir hayat yaşamaya temayüllü bazı gruplar ortaya çıkmıştır. Harabelik, yıkık yer, kimseye mal olmayan, ne kadar onarılırsa onarılsın, bir türlü mamur hâle gelmeyen, bir çeşit sarhoş olup sonunda yıkılıp giden, yok olan şu dünyadır. Zira Allah’ın vechinin haricinde olan her şey fanidir, yok olucudur, helak olucudur. (Rahman/26-27). Ancak, bu görüşün islâm açısından, çeşitli şekillerde tenkide uğradığı da bir gerçektir. Resmî islâm’dan sapma gösteren Hurufîlik, Kalenderîlik ve Hayderîlik gibi bazı tasavvufî okullar için, bu iddia geçerli görülmekle birlikte, dünyaya lâyık olduğu gibi değer veren ve ona göre Rabbanî bir yaşam tarzını kendine şiar edinmiş kişiler için, doğru değildir.Hârâbatı eğerçi görmedik amma, görenlerden İşittik bir neşat-efzâ makâm-ı dil-güşâ derler.Şeyhülislâm YahyaHârâbatı görenler her biri bir haletin söyler Safâsın zikreder rindân, zâhid sıkletin söyler.Ragıb Paşa</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

خر ابات

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

1, Harap yerler, viraneler. 2. mec. Meyhane. 3. tas. a Tekke, b Gönül. e Beşeri vücudu ve bedeni tahrip (ifna) etme, maddi mevcudiyetten fani Nefsani arzuları tahrip, süfli duyguları imha, hayvani eğilimleri harap et-

mek; kötü huyları yıkmak. Allah'ın kahhariyet tecellisi karşısında mahv ve fani
olmak.
Harâbât ehlini hor görme zâhid
Hazineye mâlik virâneler var
Ben harâbât ehliyem yoktur kararım tâ ebed
Bâde-i aşk içmişem gitmez humarım tâ ebed
Hakkı

Harabat ehli Harâbâti, harap-türap olmuş.

Harâbât-ı müğân (0. ابات 2>) 1. Mecusi rahiplerin mabedi, meyhane, 2. tas.
Hakk’a erenleri vahdet badesiyle sermest eden ittisal ve vuslat makamı (SF; NMN
270).
Gah ma'mur kılar bade beni gah harâb
Görünüz gah yapıp gah yıkan miman
Fuzüli

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, sıkıntı, harabelik yerler manasına gelen bir kelime. Sûfinin, maddi ve nefsî dediğimiz yönünü yıkmasından, kendisinde dünyalık bir şey kalmamasından hareketle bu tâbir kullanılır olmuştur. Meyhane kelimesi de aynı mânâda kullanılmıştır. Tasavvuf edebiyatında; içki, dudak, yanak, şarap, kâse, sâkî gibi mecazlı kullanımlar, tamamen sûfinin geçirdiği, yaşadığı bir takım hâlleri veya bazı tâbirlerin sembol olarak ifâdelendirilişini belirler. Sâkî: Mürşid; Sevgili: Allah; Kâse: Kalb; vb. gibi örnekler, bu hususu daha iyi açıklar. Sûfilerin dünyalarını harap etmeleri, âhireti imâr içindir. Zira âyetlerde, dünyanın bir oyun yeri olduğu, âhiretin dünyadan daha hayırlı bulunduğu anlatılmaktadır. Çeşitli âyetlerin, bu şekilde bir yorum kazanması sonucu, rindler, ehl-i harabat denilen ve özgürce bir hayat yaşamaya temayüllü bazı gruplar ortaya çıkmıştır. Harabelik, yıkık yer, kimseye mal olmayan, ne kadar onarılırsa onarılsın, bir türlü mamur hâle gelmeyen, bir çeşit sarhoş olup sonunda yıkılıp giden, yok olan şu dünyadır. Zira Allah’ın vechinin haricinde olan her şey fanidir, yok olucudur, helak olucudur. (Rahman/26-27). Ancak, bu görüşün islâm açısından, çeşitli şekillerde tenkide uğradığı da bir gerçektir. Resmî islâm’dan sapma gösteren Hurufîlik, Kalenderîlik ve Hayderîlik gibi bazı tasavvufî okullar için, bu iddia geçerli görülmekle birlikte, dünyaya lâyık olduğu gibi değer veren ve ona göre Rabbanî bir yaşam tarzını kendine şiar edinmiş kişiler için, doğru değildir.Hârâbatı eğerçi görmedik amma, görenlerden İşittik bir neşat-efzâ makâm-ı dil-güşâ derler.Şeyhülislâm YahyaHârâbatı görenler her biri bir haletin söyler Safâsın zikreder rindân, zâhid sıkletin söyler.Ragıb Paşa

Sözlüğe dön ←