ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
44 sonuç · “Feth”
01Acem Hoca Sâdık
Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.
Ârifî Fethullah Çelebi
Ârifî Fethullah Çelebi (ö. 969/1561-62), Kanûnî devrinde beş ciltlik minyatürlü Osmanlı şehnâmesini hazırlayan; evindeki saray atölyesinde hattat ve nakkaşları yöneten Farsça şair ve resmî tarihçidir.
Bolbolcızâde Şeyh Abdülkerim Fethî Efendi
Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî Efendi (ö. 1694), Abdülehad Nûrî-i Sivâsî’nin halifesi; Fatih, Beyazıt, Süleymaniye ve Ayasofya kürsülerinde vaaz veren müfessir, şair ve Halvetî-Sivâsî mürşididir.
Ebû Muhammed İzzüddîn Abdülazîz ed-Dîrînî
Abdülazîz ed-Dîrînî (612 veya 613/1215-1216–694/1295), İzzeddin b. Abdüsselâm’dan ilim tahsil eden, Rifâî hırkasını Ebü’l-Feth el-Baltacî’den giyen; fıkıh, kelâm, tefsir ve tasavvufu birleştirerek Azîziyye-Dîrîniyye kolunu meydana getiren Mısırlı âlim ve sûfîdir.
Ebü’l-Feth el-Vâsıtî
Ebü’l-Feth el-Vâsıtî (ö. 632/1234-35), Ahmed er-Rifâî’nin halifesi olarak Irak’tan İskenderiye’ye giden ve Rifâiyye’yi Mısır’da yerleşik bir irşad çevresine dönüştüren sûfîdir.
Ekmeleddîn Ekmel Efendi
Ekmeleddîn Ekmel Efendi (ö. 983/1575), Ayas Paşa’nın himayesinde yetişip Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Kefe ve Rodos’tan sonra fethedilen Kıbrıs’ta ilk Osmanlı medresesinin müderrisi ve adanın müftüsü olan XVI. yüzyıl âlimidir.
Hurrem Velî
Hurrem Velî, Akşemseddin'in halifelerinden; gelenekte İstanbul'un fethi sırasında şehid olduğu ve Altımermer'de defnedildiği aktarılan Bayramî şeyhidir.
Muâmeleci Şeyhi Mustafa Efendi
Muâmeleci Şeyhi Mustafa Efendi (1592-93–1695), Fethiye, Mesih Paşa ve Orta Cami kürsülerinde vaaz eden; Fâtih Camii'nde yaklaşık altmış beş yıl ders veren ve İncirli'de mektep kuran Osmanlı âlimidir.
Muhammed Ziyâeddin Efendi
Muhammed Ziyâeddin Efendi (1169-1234/1755-1818), Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkī’nin oğlu; babasının Nakşibendî hilâfet hattını 1197/1782’den itibaren sürdüren şeyhtir.
Şamlı Fethullah Efendi
Şamlı Fethullah Efendi (ö. 969/1561-62), Şam'da Şeyh Üveys-i Halvetî'nin hizmetinde yetişip Kanûnî devrinde İstanbul'a gelen Halvetî şeyhidir.
Şeyh Abdurrahim Münîb Efendi
Abdurrahim Münîb Efendi (ö. 1125/1713), Fethi Abdülkerim Efendi’nin küçük oğlu; Üsküdar Vâlide-i Atik Dergâhı’nda şeyhlik yapan ve na‘tlarıyla anılan sûfîdir.
Şeyh Ali Şemseddin Efendi
Şeyh Ali Şemseddin Efendi (d. 1853-54), Yazıcızâde ailesine mensup; Üsküdar Şeyh Fethî Efendi Dergâhı’nda Sa‘dî erkânını sürdüren ve Meclis-i Meşâyih üyeliği yapmış şeyhtir.
Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müşahedesi” adı verilir (x1). b “Kalp gözünün açılması. Ebu'l-Hasan eş- Şâzili'nin böyle bir fetihle; yani ilhamla Allah'tan aldığı virde hizbu'-feth denir. Kalp gözünün açılması için bu hizip okunur. İlahi fazl u lütfunla bana bir bab fetheyle Eriştir Vahdet-i Zata kulun ni'me'l-medb eyle Zâkirzâde Bütün feth, fütuh ve fütuhat hallerini veren Allah'tır. O fettah, yani fethin kaynagıdır. Müfettihü'l-ebvâp'ur. Bir kapıyı kapatırsa on kapıyı açar. “Allah Allah vakti şerif hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola,” duası tarikat ehli arasında çok OEE,.m,;,<.. Fevâit e e e MY ال را okunur. Bir kapı bend ederse bin kapı eyler küşâd Hazret-i Allah Efendi Fatihu'l-ebvab Lâedri Lütfeder bir gün Hudâ elbette feth-i bab eder Nef'i Feth-i karip (Cy 53 (فتح 1. Yakın feth. 2. tas. Nefsin menzillerini kateden kula açılan kalp makamı ve bunun zuhur eden sıfat ve kemalleri; Saff Suresi'nin 13. ayeti bu hususa işaret eder, Feth-i mutlak Mutlak feth; en yüce ve en mükemmel feth olup zat-ı ahadiyetin tecellisini, ayn-1 cem'de mâsivâdan tümüyle fani olup istiğrak halinde bulunmayı ifade eder; Nasr Suresi'nin 1. ayeti buna işaret eder (x1). Feth-i mübin Apaçık feth; kula açılan velayet makamı ve ilâhî isimlerin nurlarının tecellileri. Bunlar kalbin sıfat ve kemallerini beyan ve tespit eder, nefsin sıfatlarını siler. Feth Suresi'nin 1. ayeti bu hususa işaret eder. Fetk — Retk (3 - (فتق 1. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk. Yakın feth. 2. tas. Nefsin menzillerini kateden kula açılan kalp makamı ve bunun zuhur eden sıfat ve kemalleri; Saff Suresi'nin 13. ayeti bu hususa işaret eder, Feth-i mutlak Mutlak feth; en yüce ve en mükemmel feth olup zat-ı ahadiyetin tecellisini, ayn-1 cem'de mâsivâdan tümüyle fani olup istiğrak halinde bulunmayı ifade eder; Nasr Suresi'nin 1. ayeti buna işaret eder (x1). Feth-i mübin Apaçık feth; kula açılan velayet makamı ve ilâhî isimlerin nurlarının tecellileri. Bunlar kalbin sıfat ve kemallerini beyan ve tespit eder, nefsin sıfatlarını siler. Feth Suresi'nin 1. ayeti bu hususa işaret eder. Fetk — Retk (3 - (فتق 1. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk. Ayrışmak--Bitişmek. 2. tas. Fetk, mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde ayrıntılı olarak ortaya çıkması veya vahidiyet mertebesinde gizli olarak mevcut olan nispi isimlerin, zat-ı ahadiyette saklı bulunan zati hakikatlerin meydana çıkmasıdır (Kı). Çokluğu değil, birliği görme haline retk, bunun tersi ise fetk'dir. Çınarı çekirdekte görmeye retk, çekirdeği çınarda görmeye fetk denir, Enbiyâ Suresi'nin 30. ayeti bu hususa işaret eder (kı). Bkz. Retk.
Topkapı içinde Tatlıkapı yakınındaki cami
İstanbul · Türkiye · 1134 Safer'inin yirmi sekizinci çarşamba gecesi vefat eden Nigînî'nin cenaze namazı ertesi gün öğleden sonra Ebü'l-feth Sultan Mehmed Han Camii'nde kılınmış, ardından Topkapı içinde Tatlıkapı yakınındaki caminin sahasına defnedilmiştir.
Bozdoğan medresesi ve tekkesi
Sefîne'ye göre Bozdoğan'a ilim ve irfan için gelenler zâhirî ilim için medreseye, bâtınî ilim için tekkeye devam ederdi; dervişlerle zikr-i şerîf ve âyin burada icra olunurdu. Metin Bozdoğan'ın hangi vilâyete bağlı olduğunu belirtmediğinden şehir ve koordinat boş bırakılmıştır.
Sokoto
Sokoto · Nijerya · Oğlu Muhammed Bello'nun başşehir yaptığı, 1812'de kurulan halifeliğe adını veren şehir; oğlunun ısrarı üzerine buraya gelmiş ve 20 Nisan 1817'de burada vefat etmiştir. Kabri hâlen Nijerya, Nijer ve Çad müslümanları için önemli bir ziyaretgâhtır.
Emîr Buhârî Zâviyesi
İstanbul · Türkiye · Ebü’l-feth Sultan Mehmed Han Camii yakınındaki zâviye. Hac dönüşü İstanbul’a geldiğinde, 1016 tarihinde amcazâdesi Ziyâeddin Ahmed Efendi’den boşalan posta burada oturdu ve otuz yılı aşkın süre postnişin kaldı.
Topkapı Sarayı
İstanbul · Türkiye · Kanûnî tarafından şehnâme yazmakla görevlendirildiği saray; Süleymânnâme (Hazine, nr. 1517), Vekāyi'-i Sultân Bâyezîd (Revan Köşkü, nr. 1540) ve Fütûhât-ı Cemîle (Hazine, nr. 1592) bugün buradaki kütüphanededir.
Fethullah Verkânisî Türbesi
Bitlis · Türkiye · 1317/1899 Cemâziyelevvel'inin 21. salı günü vefat ettiği ve türbesinin bulunduğu vilâyet merkezi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Fethullah Verkânisî : Fethullah Verkânisî (1846-1899), Abdurrahman Tâğî'nin halifesi; Norşin postunu Muhammed Ziyâeddin'e bıraktıktan sonra Ohin ve Bitlis'te medrese-tekke hizmeti kuran âlim ve müelliftir.
Seyfeddin Bâharzî Türbesi, Fethâbâd
Buhara · Özbekistan · Moğol tahribinden sonra yerleştiği, hankahını kurduğu ve 25 Zilkade 659'da (21 Ekim 1261) vefat ettiği yer; Buhara'nın dış mahallelerindendir. Kabri ve tekkesi asırlarca ziyaretgâh olmuş, İbn Battûta ve Ma'sûm Ali Şah da burayı ziyaret etmiştir. Konum yaklaşıktır.
Fâtih Camii (Sultan Mehmed Han Camii)
İstanbul · Türkiye · Hayratından olmak üzere burada bir dersiyye kurup talebeye vazife tayin etmiş ve kaynağın ifadesiyle altmış beş yıl kadar bu mâbedde faydalı ilimleri okutmuştur. İlişkili kişi dosyası Muâmeleci Şeyhi Mustafa Efendi : Muâmeleci Şeyhi Mustafa Efendi (1592-93–1695), Fethiye, Mesih Paşa ve Orta Cami kürsülerinde vaaz eden; Fâtih Camii'nde yaklaşık altmış beş yıl ders veren ve İncirli'de mektep kuran Osmanlı âlimidir.
Bâharz
Bâharz · İran · 586/1190'da doğduğu ve ilk öğrenimini yaptığı, Horasan'ın doğusundaki bölge; nisbesi buradandır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyfeddin Bâharzî : Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifesi Seyfeddin Bâharzî, Moğol istilası sonrasında Buhara-Fethâbâd merkezli öğretim, vaaz ve irşad ağı kurdu.
Verkanis köyü, Minar
Siirt · Türkiye · Doğduğu ve nisbesini aldığı köy; doğum tarihi kaynakta bilinmiyor olarak kaydedilir (CMS kaydında 1846 verilmektedir). Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Fethullah Verkânisî : Fethullah Verkânisî (1846-1899), Abdurrahman Tâğî'nin halifesi; Norşin postunu Muhammed Ziyâeddin'e bıraktıktan sonra Ohin ve Bitlis'te medrese-tekke hizmeti kuran âlim ve müelliftir.
Hacıbayram Camii (çile hücresi)
Ankara · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisap edip riyâzet ve mücâhededen sonra hilâfet aldığı yer; içinde çileye girdiği hücre bugün de caminin bodrumunda mevcut olup şeyhin adıyla anılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Kahire
Kahire · Mısır · 966'da (1558-59) sıla için gittiği ve üç yıl sonra vefat ettiği ülke merkezi; dedesi İbrâhim Gülşenî'nin âsitânesi de buradadır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Fethullah-ı Acemî (Ârif) : Fethullah-ı Acemî Ârif (ö. 969/1561-62), Türkçe ve Farsça şiir yazan; Kanûnî devrinin savaşlarını yaklaşık 60.000 beyitlik Şehnâme'de anlatan saray şehnâmecisidir.
Rifâiyye'nin Dünya Ağı: Irak, Suriye, Mısır, Anadolu ve Balkanlar
Ahmed er-Rifâî sonrası aile ve halife aktarımını Sayyâdiyye ile erken yerel kollar üzerinden coğrafî olarak izleyen ana ağ dosyası.
Osmanlı’da Sultanlar ve Sûfîler: Tarih, Himaye ve Menkıbe
Osmanlı hükümdarları ile sûfîler arasındaki ilişkiyi yalnız keramet anlatılarıyla değil; vakıf, tekke, sefer, nasihat, meşruiyet ve mesafe başlıklarıyla okuyan kaynak dosyası.
Abdülkādir-i Geylânî’nin Eserleri Nasıl Okunmalı?
Telif, vaaz derlemesi ve sonraki nispetleri birbirinden ayıran kaynak kılavuzu
Orhan Gazi Devrinde Âlimler ve Dervişler
Dâvûd-ı Kayserî’den Geyikli Baba ve Abdal Mûsâ’ya uzanan erken Osmanlı ilim ve irşad çevresini, tarihî kayıt ile menkıbeyi ayırarak okuyan kaynak dosyası.
Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî ve İstanbul Vaaz Hattı
Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî'nin ilmiyeden irşada geçişini, selâtin camilerindeki vaaz zincirini, tefsir hatmini ve şiir mirasını birlikte ele alır.
Muâmeleci Mustafa Efendi: Ders, Vakıf ve Mektep
Muâmeleci Mustafa Efendi'nin vaaz kürsülerini, Fâtih'teki uzun ders halkasını, öğrenci tahsislerini ve İncirli mektebini birlikte ele alır.
IV. Mehmed Devrinde Saray, Cami, İlim ve Vakıf
IV. Mehmed devrinin dinî ve kültürel kurumlarını cülûs merasimi, selâtin camisi, ilmî meclis, saray düğünü ve vakıf kütüphanesi üzerinden birlikte okuyan tarih dosyası.
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 41–47
Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h
Sayfalar 43–49
Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf
Sayfalar 59–65
Muzaffer Ozak Külliyatı · lallahu aleyhi ve sellem efendimizle müşerref olur. Efendimiz kendisine sorar: — Sana tevdi olunan emaneti neden yerine getirmedin? — Hangi emaneti yâ Resûlallah? — Bağdat'ta alış-
Sayfalar 48–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet
Sayfalar 57–65
Muzaffer Ozak Külliyatı · İRŞAD ONIKINCİ DERS MÜNDERECAT: Ramazana ait mev'ize, âyeti kerime ve hadisi şerifler, meâlleri ile; Oruç ve teravihin faziletiyle verilen ilâhi ecirler ve insanlara ibret verecek
Sayfalar 63–68
Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d
Sayfalar 81–87
Muzaffer Ozak Külliyatı · içindedirler. Allahu sübhanebu ve tealâ hazretlerinin, Kitab-ı keriminde medh-ü senâ eylediği o zevât-ı âlişan ki, Allahu tealâ'nın kendilerinden ve kendilerinin de Allahu azim-üş-