HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Karamanlı bir tüccar ailesinin İstanbul'daki oğlu
Asıl adı Abdülkerim, babası Hacı Abdüllatif'tir. Kaynaklar onu Bolbolcızâde lakabı ve şiirde kullandığı Fethî mahlasıyla kaydeder. Babası Karaman'dan İstanbul'a göç etmiş varlıklı bir tüccardı; Abdülkerim Efendi ise İstanbul'da doğup yetişti. Doğum yılı verilmez.
Medrese tahsili ve resmî ilmiye yolu
Salih İmam Damadı Mehmed Efendi, Müfettiş yahut Fâzıl Süleyman Efendi ve Şeyhülislâm Minkārîzâde'den ders aldı. Şeyhülislâm Yahyâ Efendi'den mülâzım oldu; medrese derecelerinde ilerleyerek kırk akçeli medreseye ulaştı. Daha sonra bu resmî öğretim yolundan ayrıldı.
Abdülahad Nûrî'ye intisabı
Halvetiyye'nin Sivâsiyye çevresindeki başlıca isimlerinden Abdülahad Nûrî'ye intisap etti. Şeyhî'nin metni, yalnız inâbeti değil, tarikat eğitimini tamamlayıp hilâfete eriştiğini de açıkça kaydeder. Böylece medrese tahsili ile tekke terbiyesi onun hayatında birbirini izleyen iki ayrı dönem değil, vaaz ve tefsir hizmetinde birleşen iki birikim hâline geldi.
İstanbul camilerindeki vaaz zinciri
İlk olarak Topkapı yakınındaki Ahmed Paşa Camii'nde cuma vaizliği yaptı; ardından Nişancı Paşa-yı Cedîd Camii vaizliğine geçti. 1088/1677-78'de Fâtih Camii kürsüsüne, 1090/1679'da Beyazıt Camii'ne, 1101/1690'da Süleymaniye Camii'ne ve 1103/1692'de Ayasofya-i Kebîr Camii vaizliğine tayin edildi. Uşşâkîzâde Ayasofya tayinini Receb, Şeyhî ise Cemâziyelâhir 1103 içinde verir; ay farkı kaynak varyantı olarak korunmalıdır.
Padişahın katıldığı tefsir hatmi
Beyazıt vaiziyken 1099/1687-88'de Kur'an tefsirini baştan sona tamamladı. Hatim meclisi ikindi namazından sonra Ayasofya'da yapıldı; Uşşâkîzâde, büyük bir cemaatin yanı sıra Sultan IV. Mehmed'in de meclise bizzat katıldığını bildirir. Bu kayıt, vaaz kürsüsünün yalnız halka hitap eden bir yer değil, saray ile şehir arasında dinî bilgi dolaşımının da merkezi olduğunu gösterir.
Fethî mahlası ve şiirleri
Fethî mahlasıyla ilâhiler ve şiirler yazdı. Şeyhî, dört beyitlik bir na'tını örnek verir:
Cemâlin pertev-i nûr-ı Hudâ'dır yâ Resûlallâh
Kelâmın cümle vahy-i Kibriyâ'dır yâ ResûlallâhRaûf u hem Rahîm ile müsemmâ oldu çün zâtın
Şefâat eylemek sana sezâdır yâ ResûlallâhZülâl-i rü'yete atşân olup yandım harâretten
İçir câm-ı visâlinden şifâdır yâ ResûlallâhYolunda hayli demlerdir sürünür sâilin Fethî
Esirge kulun olsun bî-riyâdır yâ Resûlallâh
Metin, yazma imlâsı korunarak okunabilir Türkçe transkripsiyonla verilmiştir; divanının bugünkü nüsha durumu ayrıca eser kataloğu çalışması gerektirir.
Vefatı ve Eyüp'teki türbesi
9 Rebîülâhir 1106 Perşembe günü, 1694 yılında vefat etti. Eyüp'te Nişancı Paşa-yı Atîk Camii yakınındaki kendisine ait türbeye defnedildi. Kaynakta verilen tarih mısralarından biri “Abdülkerim Efendi'ye cennet ola mahal”dir.
İki oğlu ve vaaz hizmetinin devamı
İki oğlu vardı. Büyük oğlu Mustafa Efendi, Nişancı Paşa-yı Cedîd Camii'nde; küçük oğlu Abdürrahim Efendi ise Üsküdar Valide-i Atik Camii'nde vaaz ve tefsir hizmeti yürüttü. Sonraki Sefîne kaydı Abdürrahim'i “Münîb” adıyla ve her iki oğlun tekke görevleriyle birlikte anar. Mustafa için güvenle eşleşen ayrı bir kişi kaydı bulunmadığından yeni ve tahminî bir şahıs dosyası açılmamıştır.
1106 ve 1109 tarihleri arasındaki kayıt farkı
Uşşâkîzâde ile Şeyhî, günü ve ayı da vererek vefatı 9 Rebîülâhir 1106 olarak kaydeder. Daha geç tarihli Sefîne aktarımında ise bir tarih ibaresinin hesabından 1109 çıktığı belirtilir. Yakın dönem iki biyografi kaydının ortak ve ayrıntılı tarihi esas alınmış; 1109 kaydı silinmeyip kaynak ihtilafı olarak burada gösterilmiştir.