Ara
Menü
ذ

muhabbet

Kaynaklardaki ortak açıklama

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

1. “Sevgi” anlamındaki bu söz, dinî hayatın temel ve aslî değeri ve unsuru olarak kabul edilen bir terim olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’in “Tâhâ suresi” (20)nin 39. ayetinde geçen bu söz, hem Aüah’a hem de insanlara nispet edilerek hadislerde de çokça zikredilmiştir (bk. Wensinck. el- Mu'cem, “hbb” maddesi). 2. tas. Tasavvuf inancında “muhabbet”, manevî bir hâl olarak benimsenmiş ve bunun üç özelüği ifade edilmiştir. Birincisi, hal muhabbeti, İkincisi hakikat dürüst insanların muhabb üçüncüsü ise ariflerin ve ve rin muhabbetidir. muhabbetullah a. (< UI j [ tas. Tasavvuf inancında A sevgisi. muhâcir a. [< Ar. hicret] b. muhâcirîn)

  1. Mekke’ Medine’ye göç eden saha Kur’ân-ı Kerîm’de “muhâc lerden iki ayette, “Âl-i İmr suresi” (3 / 195) ile “Tevbe resi” (9 / 20) nde söz edil olup onlardan hayırla yad e mektedir. 2. Mekke’den Habe tan’a göç eden sahabe için k lanılan terim. muhâcirîn a. (j^LpO muhâcir’in ç. b.] bk. muhâcir muhâdara a. [Ar.] Tasavvuf yoluna gönül ver sûfînin kalbinin Allah’ın hu runda bulunması durumu. durum, İlâhî ve manevî âlem kapalılığının ortadan kalkm veya “ilmeT-yakîn” (bk. madde) derecesi olarak da n lenmiştir. muhaddis a. CA^) [Ar.] Ha biliminde, hadis bilgi ve yete ğine sahip uzman kişi ve to dığı hadisleri rivayet etme uğraşan kimse. İyi yetişmiş “muhaddis”in şu meziyetl sahip olması aranmıştır: Ha 479 muhâfazakâr lkın okutma işini yaparken önce abehli dest alarak mecliste başköşeye beti, oturması, Kur’ân-ı Kerîm’in elile okunmasından sonra besmele, hamdele, salâtü selâm getirerek söze başlaması ve dua okuyarak [Ar.] rivayete girmesi, dersin sonun Allah da da yine dua ve hamdele ile dersi bitirmesi, hadisleri anlaşı ] (ç. lır bir dille açıklaması ve düz ’den gün telaffuza özen göstermesi. abe. Her “muhaddis”, “ravî” (bk. bu cir”- madde) olarak kabul edilmiş ve mrân “şeyh” (bk. bu madde) olarak da su anılmıştır; eşanlamhsı: “hâkim, lmiş hüccet, hâûz, imâm” (bk. bu edü- maddeler). eşismuhadram CL. [Ar.] (ç. b. kulmuhadramûn) bk. muhadramûn [Ar. muhadramûn a. t,»^) [Ar. r muhadram’ın ç. &.] Arap yarıtas. madasında “Câhiliyye” (bk. bu rmiş madde) döneminde ve İslâmiuzu yet’in ilk çıkış yıllarında yaşa- Bu masma karşın Hz. Peygamberi min Allah’ın elçisi olarak kabul etması meyen kimseler. bu nite muhâfazakâr a [< Ar. muhâfaza + F. kâr] İslâmî literatürde, dinî inanç ve davranışadis lar ile eylemlere sıkı sıkıya bağh eneolan, bu konularda taviz vermeoplayen, inançlara ve ortak değerleekle re saygılı olan, millî ve manevî bir değerlerin yok olmasını istemelere yen, çağın ve bilimin getirdiği adis yenilikleri inkâr etmeyen, doğmuhâkale 480 ru, dürüst ve prensip sahibi kimseler.
  2. Mekke’den Habe tan’a göç eden sahabe için k lanılan terim. muhâcirîn a. (j^LpO muhâcir’in ç. b.] bk. muhâcir muhâdara a. [Ar.] Tasavvuf yoluna gönül ver sûfînin kalbinin Allah’ın hu runda bulunması durumu. durum, İlâhî ve manevî âlem kapalılığının ortadan kalkm veya “ilmeT-yakîn” (bk. madde) derecesi olarak da n lenmiştir. muhaddis a. CA^) [Ar.] Ha biliminde, hadis bilgi ve yete ğine sahip uzman kişi ve to dığı hadisleri rivayet etme uğraşan kimse. İyi yetişmiş “muhaddis”in şu meziyetl sahip olması aranmıştır: Ha 479 muhâfazakâr lkın okutma işini yaparken önce abehli dest alarak mecliste başköşeye beti, oturması, Kur’ân-ı Kerîm’in elile okunmasından sonra besmele, hamdele, salâtü selâm getirerek söze başlaması ve dua okuyarak [Ar.] rivayete girmesi, dersin sonun Allah da da yine dua ve hamdele ile dersi bitirmesi, hadisleri anlaşı ] (ç. lır bir dille açıklaması ve düz ’den gün telaffuza özen göstermesi. abe. Her “muhaddis”, “ravî” (bk. bu cir”- madde) olarak kabul edilmiş ve mrân “şeyh” (bk. bu madde) olarak da su anılmıştır; eşanlamhsı: “hâkim, lmiş hüccet, hâûz, imâm” (bk. bu edü- maddeler). eşismuhadram CL. [Ar.] (ç. b. kulmuhadramûn) bk. muhadramûn [Ar. muhadramûn a. t,»^) [Ar. r muhadram’ın ç. &.] Arap yarıtas. madasında “Câhiliyye” (bk. bu rmiş madde) döneminde ve İslâmiuzu yet’in ilk çıkış yıllarında yaşa- Bu masma karşın Hz. Peygamberi min Allah’ın elçisi olarak kabul etması meyen kimseler. bu nite muhâfazakâr a [< Ar. muhâfaza + F. kâr] İslâmî literatürde, dinî inanç ve davranışadis lar ile eylemlere sıkı sıkıya bağh eneolan, bu konularda taviz vermeoplayen, inançlara ve ortak değerleekle re saygılı olan, millî ve manevî bir değerlerin yok olmasını istemelere yen, çağın ve bilimin getirdiği adis yenilikleri inkâr etmeyen, doğmuhâkale 480 ru, dürüst ve prensip sahibi kimseler.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Sevgi. Aşırı düşkünlük.

Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim için birbirini sevenlere, benim için biraraya gelip oturanlara, benim için birbirini ziyâret edenlere, benim için birbirine verenlere muhabbetim vâcibdir. (Hadîs-i kudsî-Senâullah-i Pânî Pûtî)

Benim muhabbetim; benim yolumda birbirine muhabbet edenler, hâlis sevgi gösterenler ve benim sevgim uğrunda harcıyanlar için hak oldu. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)

Benim muhabbetim bir kulun kalbine girerse, azîz ve celîl olan Allahü teâlâ, onun cesedini ateşe haram kılar. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)

Muhabbete, muhabbet denmesi; kalbde Allahü teâlânın rızâsından başka her şeyi mahv (yok)etmesindendir. (Ebû Saîd Eşec)

Eshâb-ı kirâm (Peygamberimizin arkadaşları), Resûlullah efendimizin muhabbeti uğruna mallarını ve canlarını sarf eylediler (harcadılar). Makâm ve mevkilerini terk eylediler. (İmâm-ı Rabbânî)

Muhabbet rızâya (Allah'tan gelen her şeyi beğenmeye), rızâ da muhabbete dâhildir. Rızâsız muhabbet, muhabbetsiz rızâ olmaz. Çünkü insan, ancak sevdiğine râzı olur ve râzı olduğunu sever. (Amr bin Osman Mekkî)

Kul, muhabbet makâmına; Allahü teâlânın sevdiklerini sevmek ve Allahü teâlâya düşman olanlara düşmanlık etmekle kavuşur. (Abdullah bin Muhammed Mürteiş)

Şu üç muhabbet çok mühimdir:Birincisi, Allahü teâlâyı sevmektir. Bunun alâmeti, ibâdeti günaha tercih etmektir. İkincisi, kuvvetli bir îmân ile Resûlullah efendimizi sevmektir. Bunun alâmeti, Resûlullah'ın sünnetine yapışmaktır. Üçüncüsü ise Allah için mü'minleri sevmektir.Bunun alâmeti, mü'minlere eziyet etmemek ve onlara faydalı olmaktır. (Hâris el-Muhâsibî)

Bütün kazançlarıma, mürşidlerime (hocalarıma) çok muhabbet etmekle kavuştum. Seâdetin (mutluluğun, kurtuluşun)anahtarı, Allahü teâlânın sevdiklerini sevmektir. (Mazhar-ı Cân-ı Cânân)

Muhabbet edene muhabbet edilir. Seven sevilir, unutmayan unutulmaz. (Ali Hâfız Efendi)

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl

(Bezm-i Âlem Vâlide Sultan)

Sözlüğe dön