Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî'nin ilmiyeden irşada geçişini, selâtin camilerindeki vaaz zincirini, tefsir hatmini ve şiir mirasını birlikte ele alır.
İlmiye ile irşad arasında
Bolbolcızâde Abdülkerim, kırk akçeli medreseye kadar ilerledikten sonra Abdülahad Nûrî'nin Halvetî çevresine girdi. Kaynaklar bu değişimi ilimden uzaklaşma değil, ilmi vaaz, tefsir ve nasihat yoluyla şehir halkına taşıma olarak gösterir.
Kürsüler arasındaki hareket
Ahmed Paşa ve Nişancı Paşa-yı Cedîd camilerinden Fâtih, Beyazıt, Süleymaniye ve Ayasofya'ya uzanan tayinler, İstanbul'un büyük camileri arasında dereceli bir vaaz ağı bulunduğunu gösterir.
Ayasofya'daki tefsir hatmi
1099/1687-88'deki hatim meclisine Sultan IV. Mehmed'in katılması, tefsir halkasının saray ile şehir cemaatini buluşturan kamusal niteliğini görünür kılar.
Fethî'nin şiir dili
Kaynakta korunan dört beyitlik na't, vaaz ve tefsir faaliyetinin yanında şiirin de onun irşad dilinin bir parçası olduğunu gösterir.
Ailede devam eden hizmet
Mustafa ile Abdürrahim'in farklı İstanbul camilerinde vaiz olarak anılması, kürsü ve tekke hizmetinin aile içinde devam eden bir hafıza oluşturduğunu gösterir.