Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

54 sonuç · “Evliya

01
İlişkili kol

Nizâmiyye

Nizâmeddin Evliyâ'nın irşad nispetini taşıyan ve Şah Kelîmullah döneminde yeniden merkezî teşkilat kazanan kol.

02
Şahsiyet

Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi

Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi (ö. 10 Kasım 1726), medrese basamaklarından Kudüs, Şam ve Medine kadılıklarına yükselen; kaynakta halka iyi muamele eden derviş tabiatlı bir kadı ve Fâiz mahlaslı şair olarak anılan Osmanlı âlimidir.

03
Şahsiyet

Evliyâzâde Mustafa Efendi

Evliyâzâde Mustafa Efendi (ö. yaklaşık 1057/1647), Siroz’dan ilmiye mesleğine girip İzmit kadılığı yapan; ardından Kızılmusluk Zâviyesi ile Bayezid, Süleymaniye ve Ayasofya kürsülerinde şeyhlik ve vaizlik yürüten âlimdir.

04
Şahsiyet

Ayasofya Hatibi Şeyhülkurrâ Şâban Efendi

Ayasofya Hatibi Şeyhülkurrâ Şâban Efendi (1607/08–1686), Evliyâ Mehmed Efendi’den kıraat tahsil eden; Kadırga, Fâtih, Haseki, Üsküdar Valide Sultan, Süleymaniye ve Ayasofya camilerinde imamlık ve hatiplik yapan XVII. yüzyıl Osmanlı kıraat otoritesidir.

05
Şahsiyet

Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi

Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi (ö. 12 Receb 1060/11 Temmuz 1650), Bursa ve İstanbul medreselerinde yetişen, Üsküdar ve Mekke kadılıklarında bulunan; Ravza-i Evliyâ ile Bursa’nın şahıs ve şehir hafızasını kuran Osmanlı âlimi ve şairidir.

06
Şahsiyet

Emîr Hüsrev-i Dihlevî

Emîr Hüsrev-i Dihlevî (651/1253-725/1325), Nizâmeddin Evliyâ’nın müridi; beş divanı, hamsesi, tarihî mesnevileri ve çok dilli Delhi kültüründeki etkisiyle Hint-Fars edebiyatının kurucu isimlerindendir.

07
Şahsiyet

Ferîdüddin Attâr

Ferîdüddin Attâr (ö. 618/1221), Nîşâbur’da eczacılık ile telifi birlikte yürüten; aşk, hayret ve fenâ yolculuğunu Mantıku’t-tayr, Musîbetnâme ve Tezkiretü’l-evliyâ gibi eserlerle klasik tasavvuf edebiyatının merkezine yerleştiren sûfî şairdir.

08
Şahsiyet

Ferîdüddin Mes‘ûd Genc-i Şeker

Baba Ferîd Genc-i Şeker (ö. 664/1265), Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî’nin halifesi; Hânsî ve Pâkpattan’daki hankahları, riyâzet ve semâ terbiyesi, Nizâmeddin Evliyâ ile Alâeddin Sâbir’e uzanan halife ağıyla Çiştiyye’yi Pencap ve Kuzey Hindistan’da kökleştiren sûfîdir.

09
Şahsiyet

Hâfız İlhâmî Efendi

Hâfız İlhâmî Efendi, Sefîne-i Evliyâ'da Gavsî Efendi'nin halifesi ve Remlî Dergâhı'nın 1924-25 şeyhi olarak kayıtlıdır.

10
Şahsiyet

Hüseyin el-Hatîbî

Hüseyin el-Hatîbî, Sefîne-i Evliyâ’nın Mevlevî aile hafızasında Mevlânâ’nın ataları arasında andığı; hakkındaki anlatılar tarihî nesep kaydından çok menâkıbevî bir soy hikâyesi niteliği taşıyan şahsiyettir.

11
Şahsiyet

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ Mısbâh-ı esrâr-ı tarîkat, miftâh-ı envâr-ı hakîkat, kutbu’l-aktâb İbrâhîm ed-Dessûkî hazretleri, eâzım-ı ulemâ-yı İslâmiyye’den ve ecille-i ricâl-i tarîkat-ı aliyyeden olup, aktâb- ı erbaa sırasına girmiş ve silsile-i nesebleri Hz. Ali efendimize müntehî bulunmuştur. İbrâhîm b. Ebi’l-Mecd b. Ali Kureyş b. Muhammed et-Tayyib…

12
Şahsiyet

İmâm-ı Sultânî Evliyâ Mehmed Efendi

Evliyâ Mehmed Efendi (ö. 1045/1635-36), Amasya’dan İstanbul’a gelerek kıraat ilminde temayüz eden, 1616’da saray imamlığına getirilen Osmanlı kıraat âlimidir.

13
Şahsiyet

KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ

KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ Bu zât-ı muhterem, tarîk-ı Kâdirî’de teşehhür etmiş, ârif-i bi’llâh bir mürşid-i hakâyık- agâhtır. Bolu’da zînet-sâz-ı âlem-i şuhûd olmuştur. Pederleri, “Akkavuk-zâde” denilmekle meşhûr Hasan Efendi b. İbrâhîm’dir. İbrâhîm Efendi, berâ-yı ticâret İstanbul’a gelip, Ayasofya’da bir tâcirin yanında bulunarak bir taraftan da…

14
Sözlük

Aba

Dervişlerin ve müritlerin giydikleri kalın ve kaba kumaştan yapılan uzun ve bol elbise. Yoksul ve züğürtlerin giydiği basit bir elbise olduğu için süfiler ve dervişler bu elbiseyi fakr alameti ve züht nişanesi olarak giymeyi tercih etmişlerdir. Aba, dervişliğin ve süfiliğin simgesidir. Halk, aba giyen süfilere evliya ve ermiş nazarıyla bakıp saygı gösterdiğinden, bazı kurnaz kişiler fakir ve sûfî olmadıkları halde sırf çıkar sağlamak için aba giymiş ve halkın bu kıyafete olan güvenini kötüye kullanmışlardır. Bu yüzden “Aba giyen nice zındık, kabâ giyen nice sıddık (dürüst) vardır,” denilmiştir. Ebü Hafs el-Haddâd, aba yerine kabâ giyen Şâh Sucâ'yı görünce, “Abada aradığımı kabâda buldum,” demişti. Ca'fer Sadık da inanç sömürüsü yapan kişilere benzememek için aba giyer, ama bunun üzerine de kabâ giyinirdi. Bkz. Âl-i Aba. Boş değildir zâhidâ köhne abâsı dervişin Defineler bilmez misin kasrın harâbından çıkar Derdli İbrahim

15
Sözlük

Abdal

بدال) 1) & Bedel, Bedil. ع Abdalan (Bedel kelimesinin çoğulu olan abdal kelimesi, tekil kabul edilerek Türkçede abdallar (evlatlar gibi], Farsçada abdalan şeklinde çoğul yapılır; bir bakıma çoğulun çoğulu olmaktadır.) Sayıları yedi, yetmiş ya da kırk olarak gösterilen bir evliya zümresi. Abdal-ı Hak, abdullah, evliya, hak erenler. Dünyadan habersiz kalacak kadar kendini ahirete, gönlünü Hakk'a veren saf derun insanlar, ermişler. Bkz. Büdelâ.

16
Sözlük

Ab-ı hayat

ب > ة) İ) x. Can suyu, içene ebedi hayat veren çeşme. 2. efs. Bir Ab-keş: damlası bile içildiğinde insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Bu suyun doğuda karanlık bir yerde bulunduğuna, Hızır ve İlyas'ın bu çeşmeden içip ölümsüzlüğün sırrına erdiğine inanılır. İskender-i Zülkameyn bu suyu bulmak için Hızır'ı kılavuz yaparak günlerce karanlıklar içinde yürümüş, ancak onu gözden kaybedince yolunu şaşırmış ve perişan bir halde geri dönmüş. 3. mec. İçimi hoş, soğuk ve berrak su, 4. Maşukun ağzı, dudağındaki ıslaklık. 5. Sevgilinin sözü ve sohbeti. 6. tas. a Evliyanın sözü, öğüdü ve nefesi. b Aşk ve muhabbet çeşmesi ki, ondan içen asla yok (madum ve fani) olmaz. Ab-ı hayata başka isimler de verilir: ab-ı cavid, ab-ı cavidan, ab-ı beka, mau'l-beka, mau'l-hayat, aynu'l-hayat, ab-ı hayvan, ab-ı zindegi, ab-ı zindegani, ab-ı Hızır, ab-ı Iskender. Sûfî şairler ve yazarlar ab-ı hayattan söz ederken ebediyet, zulmet, güneş, Hızır, Iskender, meşakkat ve hüsran gibi hususlara doğrudan ya da dolaylı olarak işaret ederler. Gün yüzünden utanıp âb-ı hayat Mesken itti verây-ı zulmat Hâkani

17
Sözlük

Ada

اعداء) t Adü veya Adüvv Düşmanlar. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen. Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar. Adak i. داق) 1) Nezir. tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa- kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde, gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.

18
Sözlük

Âdâb

İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukları ve uyguladıkları kurallara adab-ı sofiyye, tarikat ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallara adab-ı tarikat veya adap ve erkân denir. Tasavvufta zamana, mekâna, muhataba, hale ve makama göre birtakım edepler vardır. Tasavvufi toplantılarda bulunanların uymaları gereken adap ve usüle adab-ı sohbet, adab-ı işret ve sohbet, şeyhin dikkate alması gereken esaslara adab-ı şeyh, müridin tabi olması gerekli olan esaslara da adab-ı mürit denir. Bu esaslara uymak amaca ulaşmayı sağladığından “usüle uymayan vusülden mahrum kalır” denilmiş ve terk-i edep edepsizlik sayılmıştır. İbn Atâ, “Salihlerin adabını uygulayan hürmet, evliyanın adabını uygulayan Allah’a yakınlık, sıddıkların adabını uygulayan temaşa, peygamberlerin adabını uygulayan üns ve inbisât makamına yaraşır hale gelir” demiştir. Tasavvufta kişinin nefsine uygulayacağı adaba adab-ı nefs denir. sülûkün her aşamasında gözetilmesi gereken belli bir adap vardır. Süfiler biri zahiri (şer'i) diğeri bâtıni olmak üzere iki türlü adaptan bahsederler. Zahiri ve şer'i adap tasavvufun temelidir. Bâtıni adap tefekkür. ve gönül halleriyle ilgilidir. Küçüklere evlat şefkati, büyüklere baba hürmeti ve akrana kardeşlik sevgisi göstermek tasavvufun genel adabının temelidir ( 415 437). Bkz. Usül, Asl- Fer, Edep, Erkan, Adab-ı tarikat.

19
Sözlük

Ahyar

Ahyer. Hayırlılar, hayr ehli. Hayır sever, herkese faydası ve iyiliği dokunan kimseler. tas. a Üç evliya zümresinden biri. Abdal Şam'da, nüceba Yemen'de, ahyâr Irak'ta bulunur. b Çok ibadet, hayırlı iş ve iyi ahlakla kurtuluşa erişileceğine inananlar ve böyle davrananlar. Bunların tutmuş oldukları yola tarik-i ahyâr denir. Çile çekerek Allah’a ermek isteyenlerin yoluna tarik-i ebrar, aşk ve vecdle aynı gayeye ulaşmak isteyenlerin yoluna tarik-i şuttar adı verilir (Nu). e Yediler. Nükeba 300, nüceba 70, abdal 40, ahyâr yedi, amed 4, gavs bir tanedir (AK 1:127, TK 1:421).

20
Sözlük

Allah

Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ

21
Sözlük

Arâis-i Hak

Hakkın gelinleri. tas. Başkalarından kıskandığı için Hakk'ın, kimliklerini halka açıklamadığı ve gizli tuttuğu velileri. Hakk'ın harim-i ilâhî'deki has dostları, özel ilgisine mazhar olan kulları. Gerdek gecesi gelini damattan başkası görmediği gibi bunları da ilâhî haremde Hak'tan başkası göremez. “Velilerim kubbelerimin altında olup onları benden başkası bilmez,” sözüyle anlanlan evliya. Bunlara ahfiyâ (gizliler), danâin-i Hak (Hakk'ın kıskandı- 81 özel dostları) denir. Umend (ilâhî sırları tevdi konusunda kendilerine güvenilen evliya); arâisu'llah (evliyaullah, Allah'ın velileri), arâs-u azra (bakire gelinler, dilber gelinler) gibi isimler de verilir. Bkz. Azra, Şeb-i arüs.

22
Sözlük

Asâkir-i Hak

Asâkir-i Rahmânî de denir. Hakk'ın askerleri, Cündü'llah (Allah'ın ordusu) deyimi de bu anlamda kullanılır. 2. Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad

23
Sözlük

Âyin-i cem

İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.

24
Sözlük

Baba

Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık. Tasavvufta şeyh müridin hakiki babası sayılır. b Bektaşilerde Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiklerini iddia edenlere, Alevi dedelere bel evladı veya çelebi, Bektaşiliğin gerçek temsilcileri olduklarını iddia eden bu tarikatın şeyhlerine de yol evladı veya baba denir. c Telli Baba, Gani Baba gibi yaur, ziyaretgâh veya evliya türbeleri. Sağlığında Baba olarak tanınan şeyh ve mürsitlerin kabirleri ölümlerinden sonra bu unvanla anılmıştır. d Gazi, örn. Okçu Baba ve Ata ismin başına ya da sonuna gelebilir; Baba Hasan denildiği gibi Hasan Baba da denilebilir. Bkz. Veladet, Nesep, Dedebaba, Ata.

25
Sözlük

Bâtın

İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK 1 305, KTA 87). Ben bilmez idim gizli iyân hep sen imişsin Tenlerde vu canlarda nihân hep sen imişsin 7 CE _ 6

26
Mekân

Nizâmeddin Evliyâ Türbesi, Gıyâspûr

Yeni Delhi · Hindistan · 664'te (1265-66) dergâhını açtığı ve 3 Nisan 1325'te vefat edip defnedildiği yer. Türbesi Sultan Muhammed b. Tuğluk tarafından inşa edilmiş olup Hindistan'ın en önemli ziyaretgâhlarındandır; yakınında müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî de medfundur.

27
Mekân

Yazıcıoğlu Mezarlığı (bugün park)

Gelibolu, Çanakkale · Türkiye · Kabri, eskiden Yazıcıoğlu Mezarlığı adını taşıyan, bugün aynı isimle park haline getirilmiş alanda, ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed'in kabrinin takriben 150 adım ilerisindedir. Evliya Çelebi'nin Sofya iddiası ve Ayverdi'nin kapalı türbe teşhisi kaynakça yanlış bulunmuştur. Konum yaklaşıktır.

28
Mekân

Dînever

Kirmanşah · İran · Doğduğu, ilim tahsil ettiği ve 299/911-12'de vefat ettiği şehir. Ortaçağ'ın önemli bir Cibâl merkeziyken sonradan harabeye dönmüştür. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mimşâd Dîneverî : Mimşâd Dîneverî, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kayıtları Dînever çevresiyle ilişkilendirilir. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.

29
Mekân

Muhammed Sâmî Efendi Dergâhı, Akmezarlık

Erzincan · Türkiye · Selüke'deki mal varlığını satarak Keçioğulları'ndan aldığı altmış dönümlük arazi üzerine kurduğu dergâh; 1330/1912'de vefatında buraya defnedilmiştir. Eski Erzincan'da Terzi Baba Mezarlığı'na giden yol üzerindedir. Konum yaklaşıktır.

30
Mekân

Arvas köyü

Van · Türkiye · 1241/1825'te doğduğu, ecdadının kurduğu medresede okuduğu, irşad ettiği ve 1313/1895'te vefat edip defnedildiği köy; Van'ın Müküs (Bahçesaray) ilçesine bağlıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Fehim Arvâsî : Seyyid Fehim Arvâsî (1826/27-1895), Seyyid Tâhâ Nehrî'nin halifesi; Arvâs Medresesi'ni yeniden imar edip ilmî tahsil ile tasavvuf terbiyesini birleştiren âlim ve mürşiddir.

31
Mekân

Nizâmeddin Evliyâ Hankahı

Delhi · Hindistan · Şeyhi Nizâmeddin Evliyâ'nın kurduğu hankah. 725'te (1325) şeyhinin vefatı üzerine başına geçmiş, Delhi'nin bütün Çiştîleri burada etrafında toplanmıştır. Sultan Fîrûz bu hankaha büyük servetler bağışlamıştır.

32
Mekân

Eşrefoğlu Rûmî Camii ve Türbesi, İznik

Bursa · Türkiye · İznik'te kurduğu ve sonradan camiye çevrilen dergâhın hazîresinde medfundur. Türbe kitâbesindeki “Eşrefzâde azm-i cinân eyledi” mısraının gösterdiği 874 (1469-70) tarihi, vefat yılı olarak en doğru kabul edilendir.

33
Mekân

Râmîten (Râmeyten)

Buhara · Özbekistan · Doğduğu ve nisbesini aldığı kasaba; Emîr Külâl'in güreşirken Muhammed Baba Semmâsî'nin dikkatini çektiği köy de burasıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hâce Ali Râmîtenî : Ali Râmîtenî (ö. 721/1321), Mahmûd Encîrfağnevî’nin halifesi; dokumacılık, helâl kazanç, cehrî-hafî zikir dengesi ve kabiliyete göre terbiye anlayışıyla Hâcegân yolunu Râmîten’den Hârizm’e taşıyan şeyhtir.

34
Mekân

Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy

Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.

35
Mekân

Vardar Yenicesi (Giannitsa)

Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.

36
Mekân

İnegöl

Bursa · Türkiye · Cerrâhî silsilenâmesine göre 941/1534'te vefat ettiği kasaba. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), Antakya ve Bursa çevrelerinde bulunan, İzzeddin Ali el-Karamânî’nin halifesi olarak İnegöl’de irşad hizmeti yürüten Cevâhirü’l-ahbâr müellifidir.

37
Mekân

Nizâmeddin Evliyâ Dergâhı, Delhi

Yeni Delhi · Hindistan · Mürşidinin kabrinin yakınına defnedildi; kaynak, şeyhinin ve kendisinin türbelerinin Delhi'nin en önemli ziyaret yerleri olduğunu kaydeder. İlişkili kişi dosyası Emîr Hüsrev-i Dihlevî : Nizâmeddin Evliyâ'nın müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Farsça şiiri, tarihî mesnevileri, mûsiki hafızası ve Çiştî muhabbet diliyle Delhi kültürünün kurucu isimlerindendir.

38
Makale

1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları

Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

39
Makale

Sefîne-i Evliyâ Birinci Cilt Nasıl Okunmalı?

Tabakat, şahsî müşahede, şiir ve menkıbe katmanlarını ayırmak. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.

40
Makale

Sefîne-i Evliyâ Cilt 1 Tarikat Haritası

Ana yollar, şubeler ve geç Osmanlı hafızası. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.

41
Makale

Sefîne-i Evliyâ Beşinci Cilt Rehberi

Halvetî şubelerinden Mevlevîhâne hafızasına. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.

42
Makale

Sefîne-i Evliyâ'yı Site Omurgasında Okumak

Beş ciltlik biyografi hazinesinin tarikat, kişi, tekke, eser ve menkıbe katmanlarına dağılımı TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

43
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

44
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

45
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

46
Eser

Sayfalar 31–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali

47
Eser

Sayfalar 33–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed

48
Eser

Sayfalar 42–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile

49
Eser

Sayfalar 51–57

Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B

50
Eser

Sayfalar 57–64

Muzaffer Ozak Külliyatı · Rabbi... Tâbi'in, tabe-i tâbi'in, eimme-i müctehidiyn, ule ma-i din-i mübiyn, şehitler, gaziler, Pirân-ı-izâm ve evliya-i kiraının feyizleriyle bizleri şadân-ü handan eyle yâ Rabbi

51
Eser

Sayfalar 63–68

Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d

52
Eser

Sayfalar 66–72

Muzaffer Ozak Külliyatı · Halbuki, biz; «Allah'a iyman» ve «Ona ibadet etmek için» halk olunduk. Onu bilen ve ona ibadet kılana, ebedi bir hayat verilir ki, ölümü yok; bir mülk verilir ki, zevali yok, bir g

53
Eser

Sayfalar 93–99

Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o

54
Eser

Sayfalar 90–95

Muzaffer Ozak Külliyatı · miyorsun? Kullarım beni dâvet ettiler» diye buyrulduğunda Musa aleyhisselâm, «Böyle bir dâveti zatül uluhiyyetine bildirmege haya ederim» dedi. Allah Sübhanehü «Söyle kullarıma! Cu