Ara
Menü

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ Mısbâh-ı esrâr-ı tarîkat, miftâh-ı envâr-ı hakîkat, kutbu’l-aktâb İbrâhîm ed-Dessûkî hazretleri, eâzım-ı ulemâ-yı İslâmiyye’den ve ecille-i ricâl-i tarîkat-ı aliyyeden olup, aktâb- ı erbaa sırasına girmiş ve silsile-i nesebleri Hz. Ali efendimize müntehî bulunmuştur. İbrâhîm b. Ebi’l-Mecd b. Ali Kureyş b. Muhammed et-Tayyib…

Mekân
3 bağlantı
Unvan
Sefîne-i Evliyâ şahsiyet kaydı

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ

Mısbâh-ı esrâr-ı tarîkat, miftâh-ı envâr-ı hakîkat, kutbu’l-aktâb İbrâhîm ed-Dessûkî
hazretleri, eâzım-ı ulemâ-yı İslâmiyye’den ve ecille-i ricâl-i tarîkat-ı aliyyeden olup, aktâb-
ı erbaa sırasına girmiş ve silsile-i nesebleri Hz. Ali efendimize müntehî bulunmuştur.
İbrâhîm b. Ebi’l-Mecd b. Ali Kureyş b. Muhammed et-Tayyib b. Ebu’n-Neccâr b.
Ali Zeynelâbidîn b. Abdülhâlık b. Muhammed b. Muhammed Ebu’t-Tayyib b. Abdullâh
el-Kâtim b. Abdülhâlık b. Ebu’l-Kâsım b. Ca’fer ez-Zekî b. Ali el-Hâdî b. Muhammed el-
Cevâd b. Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım b. Ca'fer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır b. Ali
ez-Zâhid b. Ali b. Zeynelâbidîn b. Hüseyn b. Ali b. Ebî Tâlib el-Kureşi el-Hâşimî.
(Kerrema'llâhu vechehû ve radıya'llâhu teâlâ anhum)
İbrâhîm-i Dessûkî hazretleri Mısır’da Reşid Kasabası civârında Kûd nâm beldeye
karîb Nil nehrinin garb sâhiline mebnî Dessûk nâm karyede kutb-ı kebîr, veliyy-i şehîr
Seyyid Ebu’l-Mecd hazretlerinin sulb-i pâkinden gehvâre-i zîb-i âlem-i şuhûd olmuşlardır.
Târîh-i velâdetlerinde ihtilâf vardır. 603/(1206) veya 633/(1235) veyahut 653/(1255) sene-i
hicriyyesine müsâdiftir. Şehr-i Şâban’ın otuzuncu gecesi olmak üzere zabt olunmuştur.
Vâlide-i mükerremeleri, Şeyh Ebu’l-Feth el-Vâsıtî hazretlerinin kerîmeleri Seyyide Fâtıma
hazretleridir.

Hadîkatü’l-Evliyâ’da okumuştum:

Velâdetlerinin ertesi günü yevm-i şek olmakla, ahâlî, hilâl-i Ramazân’ın ru’yetinde
ihtilâf ettiklerinden mazanna-ı kirâmdan Şeyh Muhammed b. Hârûn hazretlerine mürâcaat
ederler. Müşârünileyh bi-tarîki’l-mükâşefe Seyyid İbrâhîm’in tevellüd ettiği senenin
Ramazân’ının ilk günü sâim olacağına vâkıf olduğundan, Seyyid İbrâhîm’in şu ilk
kerâmetini ve celâlet-i kadrini sâirlere ifhâm için; “Gidiniz bu gece tevellüd eyleyen tıfl-ı
mübârek, bugün meme emmiş midir, anlayınız.” buyurmuşlardı.
Hemen vâlide-i muazzezelerine mürâcaat ettiler, sordular. Kemâl-i hüzn ü endîşe ile,
“Bugünün tulû'-ı fecrinden beri memeyi bıraktı, şimdi asla emmiyor.” dedi cevâbını arz
ettiler:
“Evlâdlarım! Evvelâ vâlidesine haber veriniz, mahzûn olmasın. Akşam, zamân-ı iftâr
hulûl edince, yine memesini emer; sâniyen, ahâliye de haber veriniz, sâim olsunlar.”
buyurmuşlardır.

Hz. Pîr, Şeyhu’l-Hakâyık nâm eserlerinde:

“Cenâb-ı Hak, bu fakîre, sulb-i pederde iken menn ü ihsân ve rahm-i mâderde iken
lutf-ı firâvân buyurdu. Dâr-ı dünyâya ibtidâ kadem-zen olduğumda, henüz ru’yet-i hilâl
sâbit olmamışken, ahâliye o günün Ramazân olduğunu mübeşşir oldum ki, bu ilk
kerâmetim olmuştur.” buyurmuşlardır,
Dessûk’ta 20 sene halvete kapanıp, nice te’lîfât-ı celîle vücûda getirdiler. Bir kaç
lisân tekellüm buyururlarmış.
Şeyh Necmeddîn Mahmûd-ı İsfahânî hazretlerinden ahz-ı feyz ettikleri gibi, İmâm
İzzeddîn Ahmed el-Fârûsî el-Kârzûnî ve Ebû İshâk eş-Şeyh İbrâhîm el-Fârûsî ve Ebû’l-
Ferec eş-Şeyh Ömer el-Fârûsî vâsıtalarıyla, Hz. Pîr Ahmed er-Rufâî’den feyz-yâb oldular
ve Hz. İmâm Şâzelî’den bilâ-vâsıta, iktisâ-ı hırka eylediler.
Cenâb-ı İbrâhîm, nûr-ı şems-i siyâdet, bedr-i münîr-i velâyet, gavvâs-ı deryâ-yı
hakîkat, mürşid-i râh-ı vahdet, hâdi-i aşk ü muhabbet olmuşlar idi. Kerâmât-ı zâhire ve
makâmât-ı fâhire sâhibi olup, şöhret-i azîmeye mâlik idiler.
Akvâl-i hikemiyye ve mevâızı vardır. Mürîdlerine dâimâ nasîhat edip, “Müteşerri’ ve
nazîf ve afîf olmayanlar, evlâdım dahi olsalar benden değildir.” buyururlarmış.
Ken’an Bey’in eserinde okudum, Hz. Pîr’in hekîmâne sözleri vardır.
“Dervîş olan kimse, a'zâ-yı zâhiresini tahâret-i şer’iyye ile tathîr ve kalbini de gafletten tenzîh etmek
lâzımdır. Maâsîden ictinâb muktezî olduğu gibi, hâmil-i Kur’ân olanlara lisânlarını menhiyyât-ı şer’iyye ile
telvîs etmek yakışmaz. Bi'l-cümle dervîşan ve fukarâ indinde sevimli ve muhteremdir. Siz de ey evlâdlarım!
Onlara muhabbet edip, öyle nazar ediniz. Ârifler, hasenâtını maâsîden addederler. Saâdet-i ebediyyeyi ârzû
eden kimse her husûsta iftikâr ihtiyâr etmelidir. Mübtedînin gıdâsı açlık, yağmuru dümû'-ı ihlâstır.
Mübtedînin ebvâb-ı rûhu açılıp, kalbine rikkat girinceye kadar sâim olması lâzım gelir ki, huzûr-ı kalble
Kur’ân’ı ve mevâız-ı Kur’âniyye’yi bi-hakkın dinleyip intifâ’ etsin.
Zâhir-i şer’-i şerîfe muhalif bulunmadıkça, bir dervîşin hâl u şânına ve melbûsât u me’kûlâtına ve
meşrûbâtına i’tirâz etmeyiniz. Zîrâ dervîşleri inkâr ve onlara i’tirâz, mûris-i vahşettir. Vahşet ise tarîk-ı
ilâhîden inkıtâı mûcibtir. Şerîat, mutahhir-i asıldır. Hakîkat onun fer’idir. Şerîat, şer’-i şerîfin ahkâm-ı
zâhiresi ve hakikât ahkâm-ı hafiyyesi demektir. İşte makâmât-ı evliyânın cümlesi bu ikisinde mündemiçtir.
Her ikisine mahsûs ehil ve ricâl vardır. Kâmil, bunların her ikisinin beynini cem’edendir.
Şeyhlik iddiâ edip de, Rabbına âsi olmaktan sakın. Çünkü o vakit Cenâb-ı Hak sana: “Sen ne hayâsız
adamsın ki bir yandan bana kurbiyyet iddiâ ediyor, bir yandan da onun külliyen hilâfını irtikâb eyliyorsun!
Bana yakın olmak için, o kirli libâsını yıkamak lâzımdır; daha ne vakte kadar karnını harâm ile
dolduracaksın, adımlarını günâhlarına atacaksın! Daha ne kadar uyuyacaksın ki, benim sevgililerim
kıyâmdadır. Sen müddeî-i kezzâbsın.” buyurur”.
Müşârünileyh hazretlerinin, kerâmat-ı kesîresi vardır: Dervîşlerinden biri,
kendilerinin bir işi için İskenderiye’ye gelmiş idi. Çarşı halkından biriyle, aldığı şey
üzerine beynlerinde nizâ' vâki oldu. Çarşılı adam onu İskenderiye kadısına şikâyet
etti. Kadı, dervîşleri sevmez, mütekebbir, cebbâr bir kimse idi. Şikâyet olunan dervîşi celb
edip, habs ettirdi. Dervîş İbrâhîm ed-Dessûkî hazretlerine haber gönderip halâsına şefâat
diledi. Müşârünileyh kadıya:
“Gece okları, evtâr-ı huşû' ile veterlenmiş bulunursa hedefe isâbet eder. O okları
hedefe bir takım adamlar doğrultur ki, onlar uzun uzadıya rükû’ ve sücûd ederler. Bir
takım diller ile ki, göz yaşıyla dolup taşmakta olan göz kapaklarıyla berâber duâda hareket
etmektedir, o oklar kirişe takılıp da bir kere atılacak olursa, zırhlarla tahassun etmenin bir
faydası olmaz.” meâlinde atîdeki beyitleri hâvî bir kağıt gönderdi.
،‫سهام الليل صائبة المرامي‬
.‫إذا وترت بأوتار الخشوع‬
،‫يقومها إلى المرمى رجال‬
.‫يطيلون السجود مع الركوع‬
،‫بالسنة تهمهم في الدعاء‬
.‫بأجفان تفيض من الدموع‬
،‫إذا أوترت رمين سهما‬
.‫فما يغني التحصن بالدروع‬
Bundan maksat, bî-günâh dervîşlerin gördükleri gadr üzerine seherlerde bâr-gâh-ı
ilâhîye ref' edecekleri âh oklarından tahzîr etmek idi. Kağıt, kadıya vâsıl olunca, varakayı
getirene birçok hakâret-âmiz muâmelelerde bulunduktan sonra, ashâb-ı hevâ-dârânını
toplayıp, varakayı onlara göstererek, “Şu velâyet iddiâsında bulunan adamdan gelen
kâğıda bakın!” deyip, müşârünileyhe sebb ü şetm ederek beyitleri okumaya başladı.
Beyitler tamâm olunca, bi-kudreti’llâhi teâlâ varakadan bir ok çıkıp göğsüne battı ve
arkasından çıktı. Kadı sû-i edebinin cezâsını bu sûretle görerek vefât etti.
Hakk-ı âlîlerinde müstakillen kitaplar te’lîf olunmuş olduğu gibi, tarîkat-ı aliyyeleri
Mısır’da münteşirdir. Memleketimizde intişâr edememiştir. et-Tabakâtü’l-Kübrâ nâm
eserde, hakk-ı âlilerinde şu tavsîfât vardır :

‫هو من أجﻼء مشايخ الفقراء أصحاب الحزن؛ وكان من الصدور المقربين وكان صاحب كرامات ظاهرة‬ ‫ وسرائر ظاهرة وبصائر باهرة وأحوال خارقة وأنفاس صادقة وهمم عالية ورتبة سنية ومناظر بهية‬،‫ومقامات فاخرة‬ ‫وإشارات نورانية ونفحات روحانية وأسرار ملكوتية محاضرات قدسية له المعراج اﻷعلى في المعارف والمنهاج‬ ‫اﻷسنى في الحائق والطور اﻷرفع في المعالي والقدم الراسخ في أحوال النهايات واليد البيضاء في علوم الموارد والنايح‬

.‫ والكشف الخارق عن حقايق اﻹيمان‬.‫الطويل في التصريف النافذ‬

Bâğ-ı cemâle hırâm eyledikte, Mısır’da Dessûk kasabasında âsitâne-i aliyyeleri
hazîresinde türbe-i mükerremelerine defn edildi. (Nevvera’llâhu merkadahû).
Asrında herkese kendini ziyâdesiyle sevdirmiş ve o derecede hürmet ve ta’zîmine
mazhar olmuş olduğuna binâen gaybubiyyet-i ebediyyesi ahâlî-i Mısır’ı dağ-dâr eylemiş
idi. Her sene yevm-i velâdetine müsâdif günde, uzaktan yakından binlerce halk ziyâret-i
aliyyelerine şitâbân olmakla, bundan nâşî el-yevm merâsim sırasına girmiştir.
"O, hüzün sâhibi, fukarâ şeyhlerin en büyüklerinden ve kalbi Allâh’a yakın; apaçık kerâmetlere ve yüce
makâmlara sâhib idi. Sırrı açık, basîreti kuvvetli; hârikulâde halleri olan doğru nefesli (sözü doğru,
duâsı makbûl), himmeti yüce, derecesi öğülen, güzel görünüşlü olan, nûrlu işâretleri ve rûhanî nefesleri,
melekût âlemine âit sırları, kudsî kültürü bulunan bir zât idi. Onun maârifde yüce miracı ve hakîkatlerde
de öğülen bir gidiş tarzı, yüceliklere götüren yüksek bir tavrı, son hallerde sağlam adımları vardır. O
vâridât ilimlerinde nûrlu bir seyyid; geçerli olan târifte esrârı yüksek sesle açıklayıcıdır. Îmân
hakîkatlerini örten perdeleri yırtıp açıcıdır." (H)
Her sene külliyetli halk oraya gelerek binlerce çadır kurulur. Her tarîktan bir çok
meşâyih ve dervîşân ve ahâli ezkâr ile iştigâl ederler imiş. Bu izdihâmdan nâşî li-ecli’t-
ticâre gelen ehl-i ticâret de panayır kurarlarmış. Mevlid nâmı verilen işbu panayıra hitâm
verileceği zamân, tabl u nekkâreler vurulur, bunun üzerine herkes yerli yerine dağılırmış.
Afrika Delîli nâm eserde okudum, Sernûbiyye ve Âşûriyye nâmıyla, şuabât-ı
Dessûkiyye varmış.
Tarîkat-ı Dessûkiyye’nin ismi Arabî'de Burhâniyye’dir. İmâm Şarânî, Tabakât’ında,
“Şeyhul-hırkati’l-Burhâniyye” diye tavsîf eder. Rûm’da Dessûkiyye nâmıyla şöhret
bulmuştur. Burada Dessûkiyye tarîki munkatı’dır.

SENÛSÎLER

COĞRAFÎ HAFIZA3 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi3 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Yirmi yıllık halvet ve halvethânedeki kabri

Yaklaşık yirmi yıl halvethânesinde mücâhede ve tefekkürle meşgul olmuş, oradan yalnız babasının cenaze namazı için çıkmış; kırk üç yaşında vefat edince aynı halvethâneye gömülmüştür.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Yirmi yıl kadar halvethânesinde mücâhede ve tefekkürle meşgul oldu. Bu halvetten bir kez, babasının cenaze namazını kılmak için çıktı; ardından halvethâneye tekrar dönmek istediyse de dostlarının ricası üzerine bundan vazgeçti.

Hayatta iken etrafında toplanan mürîdleri, onun kırk üç yaşındaki vefatından sonra halifesi ve kardeşi Şeyh Mûsâ'ya tâbi olmuş, onun tasavvuf anlayışını sürdürerek bir tarikat haline getirmişlerdir. Desûkî vefat ettiğinde halvethânesine gömülmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

el-Cevâhir ve geriye kalan hizbler

Halvethânesinde inzivaya çekildiği yıllarda bazı eserler telif ettiği rivayet edilirse de vefat ettiğinde geriye yalnız birkaç hizb ile el-Cevâhir adlı eseri kalmıştı.

Metni gösterMetni daralt

Halvethânesinde inzivaya çekildiği yıllarda bazı eserler telif ettiği rivayet edilir. Ancak vefat ettiği zaman ondan geriye sadece birkaç hizb ile el-Cevâhir adlı eseri kalmıştı; bu eserin adı kaynaklarda el-Cevhere veya el-Hakā'ik şeklinde de geçer.

Şa'rânî, Tabakāt'ında bu eserden bazı alıntılar yapar. Bunlardan başka, tasavvufî düşüncelerini konu alan bazı şiirleri de vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şeriatla hakikati bağdaştırma ölçüsü

Mürîdlerin şeyhlerine çok bağlı olmalarını, şeyhlerin de mürîdlerine evlâtları gibi muamele etmelerini ister; helâl yemeye, hak hukuk gözetmeye ve şeriatın hükümlerine sıkı bağlılığa büyük önem verir.

Metni gösterMetni daralt

Bir yönüyle şeriata çok bağlı bir sûfî olan Desûkî, mürîdlerin şeyhlerine çok bağlı olmaları gerektiğini, şeyhlerin de mürîdlerine evlâtları gibi muamele etmeleri gerektiğini belirtir.

Helâl yemeye, hak hukuk gözetmeye ve şeriatın hükümlerine sıkı bir şekilde bağlı kalmaya büyük önem verir. Şeriatla hakikatin, zâhirle bâtının bağdaştırılmasını ister; hakikati tasvir ve ifade olarak değil, zevk ve yaşama olarak anlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Dört tarikatın nasibini taşıyan sülûk

Öğrenimine Desûk'ta başlayıp Kur'an'ı ezberleyen ve Şâfiî fıkhı okuyan Desûkî, babasından Rifâiyye hırkasını giymiş, ardından Sühreverdî şeyhlerinden Necmeddin İsfahânî'ye intisap etmiş, Şâzeliyye'ye de sülûk etmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Öğrenimine Desûk'ta başladı; Kur'an'ı ezberledi, Şâfiî fıkhı okudu. Tasavvuf yoluna ilk girişi kendi ailesi üzerinden oldu: Rifâiyye hırkasını babasından giydi. Babası Ebü'l-Mecd Abdülazîz, Rifâî şeyhlerinden Ebü'l-Feth Ebü'l-Ganâim el-Vâsıtî'nin hem damadı hem halifesiydi.

Daha sonra Sühreverdî şeyhlerinden Necmeddin İsfahânî'ye intisap etti; Şâzeliyye tarikatına da sülûk etti. Bunların yanında Ebû Medyen el-Mağribî'ye ulaşan ayrı bir silsilesi daha vardır. Bütün bunlar onun Rifâiyye, Sühreverdiyye ve Şâzeliyye gibi yolları yakından tanıdığını ve her birinden nasip aldığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Esrarengiz yönü: bilinmeyen diller, nûr-ı Muhammedî ve şathiyeler

Hakkında yazılanların ortak noktalarından biri, onun Süryânîce, İbrânîce ve eski Mısır dillerini bildiği, hayvan ve kuş dilinden anladığıdır; şathiyeleri ve nûr-ı Muhammedî anlayışı hem hayranlık hem sert eleştiri konusu olmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Hakkında yazılanların ortak noktalarından biri, Desûkî'nin Süryânî, İbrânî ve eski Mısır dillerini bildiği, hayvanların ve kuşların lisanından anladığıdır. Şa'rânî, onun bildiğini ileri sürdüğü dille söylenmiş bazı metinler nakleder; bu metinlerin ne anlama geldiği bilinmemekte, açıklamak için yapılan zoraki yorumlar gerçek olmaktan uzak kalmaktadır. Aynı ifadelere hizblerinde de rastlanır.

'Nûr-ı Muhammedî' fikri üzerinde de durmuş, bu nuru Allah'ın ezelî bir tecellîsi saymıştır. Zaman zaman cezbelendiği, "Yüce makamlarda Hz. Muhammed'in nuru ile, tûfanda Hz. Nûh ile, rüya görürken Hz. İbrâhim ile ve beşikte Hz. Îsâ ile idim" gibi şathiyeleri bulunduğu nakledilir.

Bu sözler tek yönlü karşılanmamıştır: Mukbilî onun bu tür sözlerini "çirkin lâflar ve hurafeler" olarak değerlendirir; Âmir en-Neccâr ise "Desûkî'nin sekri sahvından daha çoktu" der ve şiirlerinin bunu açıkça gösterdiğini belirtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Adına kurulan Desûkıyye ve semâ meselesi

Kendisine nisbet edilen Desûkıyye (Burhâniyye/Burhâmiyye) cehrî zikri, şeriat ve tarikat hükümlerine sıkı bağlılığı esas alır; kendisi semâa yer vermediği ve semâı reddettiği halde halifeleri semâı ve mevlid âyinlerini tarikatın esası haline getirmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Ona nisbet edilen ve daha çok Mısır ile Sudan'da yaygınlık kazanan Desûkıyye tarikatı, Burhâniyye veya Burhâmiyye adlarıyla da tanınır; mensuplarına genellikle Berâhime ya da Berâhimiyyûn (İbrâhimîler) denir.

Cehrî zikir, ibadete düşkünlük, şeriat ve tarikat hükümlerine sıkı bağlılık, evliyânın ahlâkını örnek almak ve beşerî arzulara şiddetle karşı koyarak nefsi öldürmek tarikatın esasları sayılır. Genellikle yeşil elbise giyen mensupları, tilâvet ve zikir meclislerinde "yâ dâim" zikrini sık sık tekrar ederler.

Dikkat çekici bir ayrım şudur: İbrâhim ed-Desûkî tarikatta semâa yer vermediği ve semâı reddettiği halde, halifeleri semâı ve mevlid âyinlerini tarikatlarının bir esası haline getirmişlerdir. Tarikat sonradan Şemûbiyye, Âşûriyye, Tâziyye ve Süyûtiyye adlı dört kola ayrılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Markus · MısırMarkusAşağı Mısır'da, 633'te (1235) doğduğu yerleşim. Doğumu için 644 (1246) veya 653 (1255) rivayetleri de vardır. İlişkili kişi dosyası Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī : Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī (633-676/1235-1277), Kur’an ve Şâfiî fıkhı tahsilinden sonra Rifâiyye, Sühreverdiyye, Şâzeliyye ve Ebû Medyen irşad çevrelerinden nasip alan; Desûk’ta uzun halvet ve irşad hayatı yaşayan, kardeşi Şeyh Mûsâ vasıtasıyla Desûkıyye-Burhâniyye adıyla teşekkül eden yolun pîridir.Desûk · MısırDesûkÖmrünün çoğunu geçirdiği kasaba (Düsûk, Disûk); Desûkî nisbesi buradan gelir. Öğrenimine de burada başlamıştır. İlişkili kişi dosyası Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī : Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī (633-676/1235-1277), Kur’an ve Şâfiî fıkhı tahsilinden sonra Rifâiyye, Sühreverdiyye, Şâzeliyye ve Ebû Medyen irşad çevrelerinden nasip alan; Desûk’ta uzun halvet ve irşad hayatı yaşayan, kardeşi Şeyh Mûsâ vasıtasıyla Desûkıyye-Burhâniyye adıyla teşekkül eden yolun pîridir.Desûk · Mısırel-Câmiu'l-İbrâhîmî (Ma'hedü Desûk)Vefatında gömüldüğü halvethânesinin yanında, sağlığında inşasına başlanan cami. Sultan Kayıtbay tarafından onarılmış, bugünkü şeklini 1885'te Hidiv Tevfik zamanında almıştır. İlişkili kişi dosyası Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī : Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī (633-676/1235-1277), Kur’an ve Şâfiî fıkhı tahsilinden sonra Rifâiyye, Sühreverdiyye, Şâzeliyye ve Ebû Medyen irşad çevrelerinden nasip alan; Desûk’ta uzun halvet ve irşad hayatı yaşayan, kardeşi Şeyh Mûsâ vasıtasıyla Desûkıyye-Burhâniyye adıyla teşekkül eden yolun pîridir.