HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve kaynak sınırı
Evliyâzâde Mustafa Efendi, XVII. yüzyılın ilk yarısında kadılık, zâviye şeyhliği ve İstanbul’un büyük camilerindeki vaizlik görevlerini bir arada yürütmüş Sirozlu bir âlim-şeyhtir. Hayatına dair en düzenli yakın dönem kaydı Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb’in Zeyl-i Şakāik’indedir. Bu kayıt onu yalnız “Evliyâzâde” lakabıyla tanıtır; babasının adı, doğum tarihi, ailesi ve mezar yeri hakkında bilgi vermez. Divan şairleri tezkiresi geleneğinde de anılması, edebî çevre içinde bilindiğini gösterse de kendisine güvenle nispet edilebilen bir eser veya şiir şimdilik tespit edilememiştir.
Siroz’dan ilmiye mesleğine
Kaynakta doğum yeri “Siroz kasabası” olarak verilir. Bugünkü Yunanistan sınırlarında Serez adıyla bilinen şehir, Osmanlı Rumelisi’nin önemli idarî ve ilmî merkezlerinden biriydi. Mustafa Efendi burada veya bu çevrede başladığı öğrenimini devrin âlimlerinden birinin yanında sürdürdü. Uşşâkīzâde hocasının adını bildirmez; yalnız bir âlimden mülâzemet aldığını kaydeder. Bu ifade, onun medrese tahsilini tamamlayarak ilmiye mesleğinde görev bekleme ve kadılık yoluna girme hakkı kazandığını gösterir. Hocasını adlandırmak veya belirli bir ulemâ ailesine bağlamak mevcut belgenin sınırını aşar.
Kadılık ve İznikmid görevi
Mülâzemetten sonra kazâ mesleğine yöneldi. Sonraki biyografik özetler birkaç yerde kadılık yaptığını söylese de Uşşâkīzâde’nin açıkça adını verdiği makam, Anadolu kazaskerliği kalemine bağlı İznikmid, yani İzmit kadılığıdır. Kadı olarak şer‘î ve idarî uygulama içinde bulunması, daha sonra vaaz kürsülerinde sergilediği tefsir ve hadis bilgisinin medrese ve kaza tecrübesiyle birleştiğini gösterir. Göreve başladığı ve ayrıldığı tarihler bilinmediğinden kariyerine kesin bir takvim yerleştirilemez.
Tarikat çevresine yönelişi
İzmit kadılığından sonra “erbâb-ı tarîkat mesleğine sâlik” olduğu, şeriat ile hakikat dizginlerini birlikte tuttuğu anlatılır. Bu cümle onun kadılık görevinden tekke ve irşad çevresine geçtiğini açıkça gösterir. Bununla birlikte kaynak mürşidinin adını, intisap ettiği yolu veya bir silsileyi vermez. Bu sebeple Evliyâzâde Mustafa Efendi’yi Celvetiyye, Halvetiyye yahut başka bir tarikata sırf görev devri veya çağdaşlık üzerinden bağlamak doğru değildir. Dosyada yol alanının boş bırakılması bir eksiklik değil, belgenin taşıdığı kesinlik derecesine sadakattir.
Kızılmusluk Zâviyesi
Tarikat çevresine geçişinden sonra bilinen ilk görevi Kızılmusluk Zâviyesi’ndeki şeyhlik ve vaizliktir. Uşşâkīzâde onu burada hem zâviyenin şeyhi hem de dinî hükümleri anlatan vâiz olarak kaydeder. Böylece görevi yalnız tekke içindeki sohbetle sınırlı değildi; vaaz, öğretim ve irşad aynı makamda birleşiyordu. Zâviyenin kaynakta geçen tarihî adı korunmuştur. Yapının kesin yeri, banisi ve kurumsal aidiyeti aynı biyografi kaydında açıklanmadığı için bunlar Evliyâzâde’nin şahsî dosyasına tahminle eklenmemelidir.
Bayezid kürsüsü ve IV. Murad devri
Mustafa Efendi, Sultan IV. Murad devrinde Bayezid Camii şeyhi olarak görev yaptı. Selâtin camilerindeki kürsü şeyhliği, düzenli vaazı, dinî öğretimi ve şehir halkına hitabı birleştiren itibarlı bir görevdi. Kaynağın “Bayezid şeyhi” ifadesi bu bağlamda okunmalıdır. Görevin tam başlangıç tarihi verilmez; ancak sonraki tayini yaklaşık 1041/1631-32 olduğuna göre Bayezid hizmeti bu tarihten önceye aittir.
Süleymaniye vâizliği
Yaklaşık 1041/1631-32’de Kādızâde Mehmed Efendi’nin ardından Süleymaniye Camii vâizliğine getirildi. Bu tayin, onu dönemin dinî tartışmalarının ve vaaz kültürünün merkezindeki başlıca kürsülerden birine taşıdı. Kaynak görev devrini açıkça kaydetmekle beraber Mustafa Efendi’nin Kādızâde hareketine mensup olduğunu söylemez. Selef-halef ilişkisi, tek başına fikrî bağlılık veya tarikat aidiyeti anlamına gelmez. Mustafa Efendi’nin boşalttığı önceki makam ise Kızanlıklı İsmâil Efendi’ye verildi.
Ayasofya kürsü şeyhliği
Yaklaşık 1052/1642-43’te Kızanlıklı İsmâil Efendi’nin ardından Ayasofya’da vaiz ve kürsü şeyhi oldu. Uşşâkīzâde bu görevi, onu “Melik-i Muîn’in kelâmının müfessiri” diye niteleyerek anlatır. Ayasofya vaizliği, İstanbul’daki selâtin camileri görev zincirinin en görünür makamlarından biriydi. Daha sonraki bir Ayasofya vaizleri risalesinin Evliyâzâde’yi müstakil biyografiler arasına almaması, onun bu makamda bulunmadığını değil, listenin eksik tertip edildiğini gösterir; çünkü aynı risale Abdülehad Nûrî’nin tercemesinde selefinin adını zikreder.
İlmî ve ahlâkî portresi
Yakın dönem biyografi yazarı onu “âlim ve âmil, fâzıl ve kâmil” sözleriyle tanıtır. Tefsir ve hadis naklini gereğince yapabilen, faydalı ilimlerde mahir, dindar, şeriat hükümlerine bağlı, ibadet ve takvâ sahibi bir kişi olduğu belirtilir. Bu övgüler tabakat üslubunun kalıplaşmış dili içinde yer alsa da görev çizgisiyle uyumludur: medrese tahsili ve kadılıktan gelen ilmî birikim, zâviye şeyhliği ve üç büyük camideki vaizlikle devam etmiştir. Onun tarihî önemini belirleyen başlıca özellik de hukuk, tekke ve kamusal vaaz alanlarını aynı kariyerde birleştirmesidir.
Vefatı ve görev devri
Yaklaşık 1057/1647’de vefat etti. Ayasofya’daki vaaz makamı Abdülehad Nûrî’ye verildi. Hicrî yılın ayı ve günü bilinmediğinden 1647 tarihi yaklaşık karşılık olarak kullanılmalıdır. Vefat yeri ve defnedildiği yer kaynakta belirtilmez; hayatının son görevi Ayasofya’da olmakla birlikte bundan hareketle İstanbul’da öldüğünü veya belirli bir hazîreye gömüldüğünü kesinleştirmek mümkün değildir.
Tarihî yeri ve karıştırılmaması gerekenler
Evliyâzâde Mustafa Efendi’nin kariyeri Siroz’dan İzmit’e, oradan İstanbul’un zâviye ve selâtin camileri ağına uzanır. Kādızâde Mehmed, Kızanlıklı İsmâil ve Abdülehad Nûrî ile kurulan bağ, hocalık veya aynı tarikata mensubiyet değil, belirli kürsülerdeki görev devridir. Aynı “Evliyâzâde Mustafa” adını taşıyan daha geç dönem şahıslarıyla, İzmirli Evliyâzâde ailesiyle veya arşiv kayıtlarında görülen adaşlarla birleştirilmemelidir. Eldeki kaynaklar yeni bir eser, şiir, aile kaydı, mürşid veya mezar bilgisi vermedikçe dosyanın sınırı bu açık görev ve vasıf kayıtlarıdır.