Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

27 sonuç · “Bast

01
Şahsiyet

Ahmed-i Bîcân

Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.

02
Şahsiyet

Bursalı İsmâil Hakkı

Bursalı İsmâil Hakkı (1653–1725), Atpazarî Osman Fazlı’nın halifesi; Üsküp, Ustrumca, Bursa, Tekirdağ, Şam ve Üsküdar’da irşad faaliyetinde bulunan; Rûhu’l-beyân başta olmak üzere yüzü aşkın eseriyle Celvetî irfanını tefsir, vaaz, şiir ve şerh geleneği içinde işleyen Osmanlı sûfî-müellifidir.

03
Şahsiyet

Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî

Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir.

04
Şahsiyet

Halil Hamdi Dağıstânî

Halil Hamdi Dağıstânî, babası Yahyâ Dağıstânî ve Abdullah Mekkî’den terbiye alan; Mekke’de irşad eden, İrşâdü’r-râgıbîn başta olmak üzere eserleriyle Nakşibendî usulünü açıklayan şeyhtir.

05
Şahsiyet

Harîrîzâde Kemâleddin Efendi

Harîrîzâde Muhammed Kemâleddin Efendi (1850-1882), Halvetî-Bekrî sülûkünü Melâmî tevhid öğretisi ve geniş icazet ağıyla birleştiren; Tibyân ve Fecru'l-Esmâ başta olmak üzere yaklaşık kırk eser bırakan İstanbul sûfî-müellifidir.

06
Şahsiyet

Muhammed Hamdullah Hamdî Efendi

Muhammed Hamdullah Hamdî Efendi (ö. 914/1508), devlet görevlerinden uzak durup telifle geçinen; Yûsuf u Züleyhâ başta olmak üzere beş mesnevi kaleme alan Osmanlı şair ve âlimidir.

07
Şahsiyet

Muhammed Nûrbahş

Seyyid Muhammed Nûrbahş (795/1393, Kāin – 14 Rebîülevvel 869/14 Kasım 1464, Sûlikān); Kübreviyye-Hemedâniyye'den doğan Nûrbahşiyye'nin pîri . Mehdîlik iddiasıyla defalarca tutuklanmış , adına para bastırılıp hutbe okunmuş, sonunda minberde bu iddiadan vazgeçtiğini ilân etmeye mecbur edilmiştir.

08
Şahsiyet

Şa‘bân-ı Şifâî (Ahmed Şa‘bân Efendi)

Şa‘bân-ı Şifâî (ö. 1705), Ayaş'tan İstanbul'a giderek saray hekimliğine ve ilmiye mesleğine giren; doğum, yenidoğan ve çocuk sağlığına dair Tedbîrü'l-mevlûd başta olmak üzere Türkçe tıp eserleri yazan müderris, kadı ve şairdir.

09
Şahsiyet

Şah Kelîmullah-ı Cihânâbâdî

Şah Kelîmullah-ı Cihânâbâdî (1650–1729), Delhi'de medrese ve hankah çevresi kuran; Nizâmeddin Evrengâbâdî başta olmak üzere halifeleriyle Çiştiyye'yi Kuzey Hindistan ve Dekken'de yeniden canlandıran sûfî âlim ve müelliftir.

10
Şahsiyet

Şeyh Seyyid Halil Rahmi Efendi

Seyyid Halil Rahmi Efendi (ö. 1867), Geredeli Saatçi Abdullah Efendi'nin müridi; Muhammed Necib Efendi başta olmak üzere İstanbul'da Halîliyye-Çerkeşiyye irşad hattını sürdüren Halvetî şeyhidir.

11
Şahsiyet

Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî

Ahmediyye'nin teşekkülü Pîr Muhammed Erzincânî, Tâceddin İbrahim Kayserî ve Alâeddin Uşşâkî hattından gelen Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî, Halvetiyye'nin dört ana kolundan Ahmediyye'nin pîri kabul edilir. Geniş alt kol ağı Sinâniyye, Uşşâkıyye ve Ramazâniyye başta olmak üzere birçok şube Ahmediyye gövdesinde gelişti. Mısriyye, Cerrâhiyye, Cihangiriyye, Raûfiyye ve Hayâtiyye gibi kollar bu ağın sonraki…

12
Şahsiyet

Yûsufzâde Abdullah Hilmi Efendi

Yûsufzâde Abdullah Hilmi Efendi (1674/75–1754), Amasya'da yetişen; saray hocalığı, hadis ve kıraat tedrisi yapan, Buhârî ve Müslim şerhleri başta olmak üzere çok sayıda eser yazan âlim-sûfîdir.

13
Sözlük

Bast-ı zaman

بسط > ما ذ) içinde zaman yaratılması, uzun sürelerin kısa bir süreye sığdırılması (cn sır, 638).

14
Mekân

Bâkī-Billâh Türbesi, Nebî Kerîm

Delhi · Hindistan · 2 Ekim 1603'te vefatında defnedildiği yer; Hz. Peygamber'in ayak bastığına inanıldığı için Kademgâh denen mevkiin yakınındadır. Çevresinde geniş bir mezarlık oluşmuştur; mahallede bugün Hindular oturmakla birlikte Delhi müslümanlarının önemli ziyaretgâhıdır. Konum yaklaşıktır.

15
Mekân

Bağdat

Bağdat · Irak · Veliahtlık ilânı üzerine Abbâsîlerin ayaklanıp Me'mûn'u azlederek İbrâhim b. Mehdî'ye biat ettikleri şehir; ölümü bu isyanı bastırmaya giden yolculukta gerçekleşti. İlişkili kişi dosyası Ali er-Rızâ : Ebü’l-Hasen Ali er-Rızâ b. Mûsâ el-Kâzım (ö. 203/818), Medine’de hadis ve fıkıh öğreten; Me’mûn’un veliaht ilânıyla Horasan’a geçen, ilmi, zühdü ve Ehl-i beyt içindeki yeriyle tanınan âlimdir.

16
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

17
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

18
Eser

Sayfalar 31–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali

19
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin

20
Eser

Sayfalar 44–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge

21
Eser

Sayfalar 57–62

Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık

22
Eser

Sayfalar 65–72

Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü

23
Eser

Sayfalar 71–77

Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin

24
Eser

Sayfalar 78–84

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay

25
Eser

Sayfalar 96–103

Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd

26
Eser

Sayfalar 110–115

Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Dünya zorluğu mukabilinde, dünya ve âhiret kolaylığını ihsan buyurur. Hastalık karşılığı sıhhat ve âfiyyet veya günaha kefaret yahut derecâta nailiyyet kolaylığı verilir. Küfü

27
Eser

Sayfalar 114–119

Muzaffer Ozak Külliyatı · lim, çünkü, hiçbir şey yoktur ki, dünyâda, âhiretin bir nümuncsi olmasın. Yâni, âhirette ne varsa onun bir ifadesi, bir nümunesi, bir örneği ve bir işareti mutlaka ve mutlaka dünya