Ara
Menü

Ahmed-i Bîcân

Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.

Dönem
XV. yüzyıl; 870/1466’dan sonra vefat
Yol
Bayramiyye
Mekân
8 bağlantı
Unvan
Bayramî mutasavvıf, Envârü’l-âşıkīn müellifi ve Türkçe dinî nesrin öncü ismi
Temalar
Gelibolu, Bayramiyye, Yazıcızâde kardeşler, Envârü’l-âşıkīn, Türkçe dinî nesir, riyâzet, gazi-derviş çevresi

Yazıcızâde ailesi ve Gelibolu

Ahmed Bîcân XV. yüzyılda Gelibolu’da yaşayan âlim, mutasavvıf ve Türkçe dinî nesrin en etkili müelliflerinden biridir. Babası, devlet hizmetinde kâtiplik yaptığı için Yazıcı Sâlih diye tanınan ve 811/1408’de manzum Şemsiyye’yi tamamlayan kişidir. Ağabeyi Muhammediyye müellifi Yazıcızâde Mehmed’dir. Ailenin Malkara veya ona bağlı Kadıköyü’nden Gelibolu’ya geldiğine dair kayıtlar vardır; Ahmed Bîcân’ın Envârü’l-âşıkīn içindeki kendi ifadesi ise “deniz kenarında gaziler şehri Gelibolu’da” yaratıldığını söyler. Bu sebeple doğum yeri kesin hüküm yerine kaynak ihtilafıyla birlikte gösterilir.

“Bîcân” lakabı

“Bîcân” kelimesi cansız veya çok zayıf anlamına gelir. Lakabın, Bayramî riyâzeti sırasında devamlı oruç tutması ve bedenen çok zayıflamasıyla yahut aşk ve muhabbet hâlinin yoğunluğuyla ilişkili olduğu aktarılır. Bu ad onun gerçek aile adı değil, zühd hayatını anlatan tasavvufî bir lakaptır.

İlim tahsili ve dil birikimi

Eserleri Ahmed Bîcân’ın devrinin dinî ilimlerini tahsil ettiğini, Arapça ve Farsçaya hâkim olduğunu gösterir. Kendi beyanına göre Hanefî mezhebine ve Bayramiyye yoluna mensuptur. Çalışmalarında Arapça ve Farsça kaynakları yalnız kelime kelime çevirmekle kalmadı; seçti, yeniden tertip etti, açıklamalar ekledi ve halkın anlayabileceği Türkçe bir öğretim dili kurdu.

Hacı Bayrâm-ı Velî ile irtibatı

Hacı Bayrâm-ı Velî’nin Sultan II. Murad’la görüşmek üzere Edirne’ye yaptığı yolculuk sırasında Yazıcızâde kardeşlerle buluştuğu ve onları irşad ettiği kabul edilir. Ahmed Bîcân’ın eserlerinde Hacı Bayram’ı mürşidi olarak anması bu bağı doğrudan teyit eder. Bayramî nispeti daha sonraki Celvetî kurumsallaşmayla özdeşleştirilmemeli; XV. yüzyıl Bayramiyye çevresinin kendi tarihî bağlamında okunmalıdır.

Çilehâne, riyâzet ve gazâ çevresi

Gelibolu’nun Namazgâh yöresinde, Hamzakoyu kıyısındaki kayalara oyulmuş hücreler Yazıcızâde kardeşlerin çilehânesi olarak tanınır. Ahmed Bîcân’ın üst taraftaki bir hücrede kaldığı rivayet edilir; bu bölüm günümüze ulaşmamıştır. Envârü’l-âşıkīn içindeki ifadesi, Gelibolu’da birçok defa çatışmalara katıldıklarını bildirir. Böylece onun dünyası yalnız inziva ve teliften değil, sınır şehrinin gazi-derviş hayatından da oluşur.

Envârü’l-âşıkīn’in meydana gelişi

Ahmed Bîcân ağabeyi Yazıcızâde Mehmed’den dünyada hayırla anılmasını sağlayacak bir eser yazmasını istedi. Mehmed bunun üzerine beş “megārib” halinde düzenlediği Arapça Meġāribü’z-zamânı kaleme aldı ve kardeşinden Türkçeye aktarmasını istedi. Ahmed Bîcân metni yer yer genişleterek mensur Envârü’l-âşıkīni meydana getirdi. Ağabeyinin manzum Muhammediyyesi de aynı Arapça külliyattan beslenir; iki eser birbirinin kopyası değil, ortak kaynağın farklı Türkçe biçimleridir.

Envârü’l-âşıkīn’in muhtevası

Eser yaratılış, peygamberler, melekler, ibadetler, ahlâk, kıyamet ve âhiret gibi geniş bir konu alanını âyetler, hadisler ve devrin dinî kozmoloji birikimiyle anlatır. Hacı Bayram’ın kendisini peygamberlerin halleri konusunda “sahib-i sır” kıldığını belirten müellif, zâhirî anlatının yanında evliya makamlarına ilişkin tasavvufî yorumlara da yer verir. Eserdeki kozmolojik ve olağanüstü anlatılar XV. yüzyıl bilgi dünyası içinde okunmalı; modern bilimsel veri gibi sunulmamalıdır.

Türkçe yazma iradesi ve halk üzerindeki tesiri

Ahmed Bîcân, dinî eserlerin çoğunun Arapça ve Farsça olması yüzünden yalnız ehline açık kaldığını, kendisinin herkes faydalansın diye Türkçe yazdığını açıkça söyler. Sade, kısa ve konuşma diline yakın cümleleri Türk nesir tarihi bakımından önemlidir. Envârü’l-âşıkīn Anadolu’da, Balkanlar’da ve Kazan sahasında yüzyıllarca okundu; evlerde ve toplu okuma meclislerinde Muhammediyye ile birlikte halkın dinî hafızasını şekillendirdi.

Dürr-i Meknûn ve Acâibü’l-mahlûkāt

Dürr-i Meknûn, yaratılış, varlıklar âlemi, tarih, coğrafya ve kıyamet anlatılarını bir araya getiren ansiklopedik karakterli Türkçe bir eserdir. Ahmed Bîcân ayrıca Kazvînî geleneğindeki Acâibü’l-mahlûkāt ve garâibü’l-mevcûdâtı muhtasar biçimde Türkçeye aktardı. Bu tercümenin Osmanlı Türkçesindeki ilk coğrafya eseri olduğu yönündeki eski hüküm doğru değildir; daha erken bir Türkçe tercüme bilinmektedir.

Müntehâ

Müntehâ, tasavvuf kavramları, seyrüsülûk makamları ve dinî öğretiyi bir araya getiren derleme-tercüme mahiyetindeki eseridir. İçindeki “Istılâhât-ı Sûfiyye” ve “Menâzilü’s-sâirîn” gibi bölümler zamanla ayrı eserler gibi istinsah edilmiştir. Bu nüsha dolaşımı, Ahmed Bîcân’a ait eser listesinin neden kaynaklarda farklılaştığını açıklar.

Şemsiyye ve Cevâhirnâme

870/1466’da tamamladığı mensur Şemsiyye, babası Yazıcı Sâlih’in aynı adlı manzum eserinin yeniden düzenlenmiş biçimidir; astronomi, meteoroloji, takvim ve melhame geleneğine ait hükümler içerir. Yaklaşık kırk beyitlik Cevâhirnâme ise bilinen tek manzum eseridir ve yakut, elmas, zümrüt, firuze, akik gibi taşların dönemin tıp ve tabiat anlayışındaki özelliklerini ele alır.

Vefatı ve Gelibolu’daki türbesi

Kesin vefat tarihi bilinmez; Şemsiyyeyi 870/1466’da tamamladığı için bu tarihten sonra vefat etmiş olmalıdır. Gelibolu’daki Ahmed Bîcân Türbesi XV. yüzyıla tarihlenir ve ağabeyi Yazıcızâde Mehmed’in kabriyle aynı ziyaret çevresindedir. Evliya Çelebi’nin Sofya’da kendisine Ahmed Bîcân’a ait olduğu söylenen bir mezar gösterildiğine dair kaydı bulunsa da tarih ve sanat tarihi araştırmaları Gelibolu’daki türbeyi esas alır.

Tarihî yeri

Ahmed Bîcân’ı yalnız menkıbe müellifi veya ağabeyinin tercümanı saymak eksiktir. O, Bayramî irşadı, Gelibolu’nun gazi-derviş ortamı, Arapça-Farsça ilim mirası ve halk Türkçesi arasında köprü kurdu. Eserleri, medrese dışındaki geniş okuyucu çevrelerinin din, ahlâk, tasavvuf ve kâinat tasavvurunu yüzyıllar boyunca etkileyen temel metinler arasında yer aldı.

COĞRAFÎ HAFIZA10 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi10 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Bîcan” lakabının iki izahı

Cansız denecek kadar zayıflamak.

Metni gösterMetni daralt

Bayramiyye erkânından olan riyâzet sebebiyle devamlı oruç tutup çile çıkarmasından veya yine Bayramiyye esaslarından olan aşk ve muhabbetinin, âşıklığının çokluğundan yiyip içmekten kesilmek ve bedenen de çok zayıflamakla “Bîcan” (cansız) sıfatıyla meşhur olduğu söylenmektedir.

Çerçeve. İki izah da aynı sonuca çıkar ama sebebi ters kutuplara koyar: biri disiplin (riyâzet), diğeri coşku (aşk). Bayramiyye'nin kendi içinde hem şeriat-riyâzet çizgisini hem melâmî-aşk çizgisini barındırması düşünülürse, lakabın iki türlü açıklanması tesadüf değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kayaya oyulmuş çilehâne

Hamzakoyu sahilindeki hücreler.

Metni gösterMetni daralt

Çilehânesi, ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed'in, Gelibolu'da Namazgâh yöresinde Hamzakoyu sahillerindeki büyük bir kaya blokuna oyulmuş, birbiri içinden geçilen iki küçük hücresinin üzerindeki bir hücre imiş ki bugün bu kısım mevcut değildir.

Çerçeve. Kardeşlerin çilehâneleri üst üstedir: alttaki ağabeyin, üstteki küçüğün. Yapı bugün ayakta değildir; bu sebeple tarif kaynağın naklettiği şekliyle bırakılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hem nefse ceza hem düşmanla gazâ

Gelibolu'da savaşan dervişler.

Metni gösterMetni daralt

Envârü'l-âşıkīn'daki şu sözler onu tekkenin dışına da taşır:

“Elhamdülillâh ki Gelibolu'da nice kez kâfir ile ceng idüp gazâlar idüp dururuz. Gâh kâfir bize geldi. Gâh biz kâfire varup dururuz” (Süleymaniye Ktp., Hasib Efendi, nr. 211, vr. 285a).

Bu sözlerden, Ahmed Bîcan'ın veya iki kardeşin sadece şeyh ve derviş olmayıp hem nefislerine ceza, “hem de düşman ile gazâ” ettikleri anlaşılmaktadır (Muhammediyye, haz. Âmil Çelebioğlu, IV, 820).

Çerçeve. Bu ifade birinci ağızdan bir tanıklıktır — menâkıb nakli değil, müellifin kendi cümlesidir. Gelibolu'yu kendi eserinde “gaziler şehri” diye anması da aynı çerçevededir: XV. yüzyıl uç bölgesinde derviş ile gazi aynı kişi olabiliyordu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kabri nerede? Üç iddia

Sofya, kapalı türbe, Yazıcıoğlu Mezarlığı.

Metni gösterMetni daralt

Evliya Çelebi'nin ihtiyatla naklettiği, Ahmed Bîcan'ın mezarının Sofya'da olduğu iddiası (Seyahatnâme, V, 232) veya yine Ekrem Hakkı Ayverdi'nin Gelibolu'da, içinde iki lahit bulunan kapalı türbeyi ona ait göstermesi (Osmanlı Mimârîsi II, s. 493 vd.) yanlıştır.

Mezarı, eskiden Yazıcıoğlu Mezarlığı adını taşıdığı halde günümüzde aynı isimle park haline getirilmiş olan yerde, ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed'in kabrinin takriben 150 adım ilerisindedir.

Çerçeve. Kaynağın diğer iki görüşü açıkça “yanlıştır” diye reddetmesi nâdirdir; buradaki hüküm kesindir. Kabrin bulunduğu alanın mezarlıktan parka dönüşmesi ise Gelibolu'daki fizikî izin ne kadar inceldiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Kardeşim, bir yâdigâr bırak”

Envârü'l-âşıkīn'ın yazılma sebebi.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Bîcan dünyanın vefası olmadığını, bu sebeple bir yâdigâr bırakmasını kardeşine teklif eder. Bunun üzerine o da Megāribü'z-zamân'ı kaleme alır ve Ahmed Bîcan'a Türkçe'ye çevirmesini söyler. Envârü'l-âşıkīn böylece yazılmış olur.

Yazıcıoğlu Mehmed, ayrıca kendi yazdığı bu eseri Muhammediyye adıyla manzum olarak Türkçe'ye de tercüme etmiştir (Envârü'l-âşıkīn, Süleymaniye Ktp., Hasib Efendi, nr. 211, vr. 284b vd.).

Çerçeve. Türk-İslâm edebiyatının en çok okunan iki kitabı — Muhammediyye ve Envârü'l-âşıkīn — tek bir Arapça metnin, iki kardeş elinden çıkmış iki ayrı Türkçe biçimidir: biri manzum, biri mensur. Fikir de küçük kardeşten çıkmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Envârü'l-âşıkīn

En hacimli ve en çok okunan eseri.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Bîcan'ın, bütün Türk-İslâm âleminde şöhreti günümüze kadar devam eden en mühim ve en hacimli eseridir. Ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed'in Megāribü'z-zamân li-gurûbi'l-eşyâ fi'l-ayn ve'l-ıyân adlı Arapça eserinin Türkçe serbest bir tercümesidir.

Gelibolu'da yazılan ve 850 (1446) yılında başlanıp 855 Muharreminde (Şubat 1451) tamamlanan bu eserin pek çok yazma ve matbu nüshaları vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
ESER / METİN

Acâibü'l-mahlûkāt

Kazvînî tercümesi ve bir “ilk” iddiası.

Metni gösterMetni daralt

Zekeriyyâ b. Muhammed el-Kazvînî'nin (ö. 682/1283) aynı addaki kozmografya, coğrafya ve biyolojiye dair Arapça eserinin hulâsa şeklinde ve serbest bir tercümesi olup 857 (1453) yılında Gelibolu'da tamamlanmıştır.

Franz Taeschner ve İ. Hakkı Uzunçarşılı, bu tercümenin Osmanlı Türkleri'nde coğrafya ile ilgili ilk eser olduğunu söylerlerse de aynı eser, daha önce Rükneddin Ahmed adında bir zat tarafından Türkçe'ye tercüme edilip Çelebi Sultan Mehmed'e takdim edilmiştir (Adıvar, s. 14).

Yer yer tasavvufî ve didaktik hususiyeti de olan bu eser göklere, ay, güneş ve diğer gezegenlere, günlerin faziletlerine, ayların özelliklerine, denizlere, yedi iklime, dağlara, nehirlere, maden ve mücevherlere, bitkilere, insana, hayvanlara dair olup daha çok bunların efsanevî ve acayip yönleri üzerinde durulmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
ESER / METİN

Dürr-i Meknûn

On sekiz bin âleme işaret, on sekiz bab.

Metni gösterMetni daralt

On sekiz bin âleme işaret olarak on sekiz babdan meydana gelen bu eserde çeşitli âyet, hadis, temsil ve hikâyelerle dünyanın yaratılışı, bazı peygamberlerin ahvali ve kıyamet alâmetleri anlatılmıştır. Tek bir eserin tercümesi olmaktan çok bir derlemeye benzemektedir.

Bablar sırasıyla: göklerdeki acayiplikler ve melekler; yerler ve cehennem; yeryüzü; hendese ilmi ile iklimler, günler ve saatler; acayip dağlar; nehirler ve adalar; şehirler ve iklimleri; mescidler ve manastırlar; Süleyman peygamberin tahtı; Belkıs'ın saltanatı; ömürlerin takdiri; hışımdan helâk olan yerler; otlar ve yemişler; sûretler ve bazı yerler; sîmurg u anka; cifr remizleri; eşrât-ı sâat; halkın ve beylerin ahvali.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
ESER / METİN

Kitâbü'l-Müntehâ ale'l-Fusûs

Sekiz kısımlık Fusûs tercümesi.

Metni gösterMetni daralt

Bazı nüshalara göre 857 (1453) veya 870 (1466) yılında Gelibolu'da tamamlanan eserde peygamber kıssalarından, dört halifeden, bazı evliya menâkıbından ve çeşitli tasavvufî konulardan bahsedilmektedir.

Ahmed Bîcan eserinde yüz kişinin adını zikrettiğini, otuz peygamber, otuz velî, yirmi âlim ve yirmi akıllıdan bahsettiğini ve elli hikâye dercettiğini, Istılâhât-ı Sûfiyye'den, Tezkire-i Evliyâ'dan, muhtelif tefsirlerden, İncil, Tevrat ve Kur'ân-ı Kerîm'den istifade ettiğini belirtir.

Yedinci kısımda Habîb el-Acemî, İbrâhim b. Edhem, Bişr el-Hâfî, Bâyezîd-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdâdî gibi evliyanın sözlerine yer verilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
ESER / METİN

Şemsiyye ve Cevâhirnâme

Babasının eserinin nesri; tek manzumesi.

Metni gösterMetni daralt

ŞemsiyyeMelhame veya Bostânü'l-hakāyık adıyla da anılır; babası Yazıcı Sâlih'in aynı adı taşıyan mesnevi tarzındaki manzumesinin nesre çevrilmiş şeklidir. Astroloji, astronomi ve meteoroloji ile ilgili ve yer yer orijinalindeki bazı beyitleri de ihtiva eden eser 870 (1466) yılında tamamlanmıştır.

CevâhirnâmeAhmed Bîcan'ın bilinen tek manzumesidir. Kırk beyit civarındaki bu mesnevide yakut, elmas, zümrüt, fîrûze, akik gibi mücevherlerin daha çok tıbbî yönden tedavi ve tesirleriyle ilgili özellikleri konu edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
ESER / METİN

Nisbeti şüpheli ve kayıp eserler

Ravhu'l-ervâh ve Ahmediyye meselesi.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Bîcan'ın peygamberler tarihi ile ilgili, Ravhu'l-ervâh, Ravzatü'l-ervâh veya Revvihu'l-ervâh gibi farklı okunuşlarla adı belirtilen bir eserinden de bahsedilir. Ancak elde herhangi bir nüshası bulunmadığından bu husustaki kayıtların doğruluk derecesini tesbit etmek mümkün olamıyor. Belki de bu eser, Envârü'l-âşıkīn veya Müntehâ'nın peygamberler bölümünün ayrıca istinsah edilmiş şeklidir.

Nitekim Envârü'l-âşıkīn'dan alınan “Bal Tefsiri”, Müntehâ'dan alınan “Istılâhât-ı Sûfiyye” ve “Menâzilü's-sâirîn” gibi bölümlerin müstakil bir eser olarak yazma veya matbu nüshaları bulunmaktadır.

Yazıcıoğlu Mehmed'in Muhammediyye'sinin tesiriyle Diyarbekirli Ahmed Mürşid'in (ö. 1760) nasihatnâme nevinden Ahmediyye isimli mesnevisini de Ahmed Bîcan'ın eseri zannedenler olmuşsa da bu manzume ona ait değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

“Türkî yazdım ki herkes faydalansın”

Dil tercihinin gerekçesi.

Metni gösterMetni daralt

Müellif niyetini kendisi açıklar:

“Yazılan birçok âsâr Arabî ve Fârisî olmakla ancak ehline zâhirdi. Bu yüzden Türkî yazdım ki herkes faydalansın” (Müntehâ, “Sebeb-i Te'lîf”).

“Âdem cihanda hayr ile anıla. Zîrâ ki bir gün gele, benden ve senden bir nişan kalmaya, illâ bu sözler bâki kala.”

Çerçeve. XV. yüzyılda ilim dili Arapça, edebiyat dili Farsçadır; Türkçe yazmak bir tercih, çoğu zaman bir gerekçe isteyen tercihtir. Ahmed Bîcan gerekçesini açıkça yazar: muhatabı âlim değil, halktır. Eserlerinin asırlarca okunmuş olması bu tercihin isabetini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
TARİHÎ KAYIT

Fusûs geleneğinin Türkçeye girişi

Cendî – Yazıcıoğlu – Bîcan zinciri.

Metni gösterMetni daralt

Kitâbü'l-Müntehâ ale'l-Fusûs, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-hikem'inin Müeyyed Cendî şerhine, Yazıcıoğlu Mehmed'in Müntehâ adıyla yine Arapça olarak yazdığı şerhin Ahmed Bîcan tarafından yapılan Türkçe tercümesidir.

Çerçeve. Zincir dört halkalıdır: İbnü'l-Arabî'nin metni → Cendî'nin şerhi → Yazıcıoğlu Mehmed'in Arapça hâşiyesi → Ahmed Bîcan'ın Türkçe tercümesi. Vahdet-i vücûd düşüncesi Anadolu Türkçesine böyle basamaklarla inmiştir. Sonradan Ebüssuûd sülâlesinden Bahâîzâde Derviş el-Hâc Abdürrahîm-i Nakşibendî, Ahmed Bîcan'ın Müntehâ'sını beğenmeyerek yine aynı tercümeyi Lübb-i Müntehâ-yi Fusûs adıyla özetleyerek Türkçe'ye aktarmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
KAVRAM

Istılâhât-ı sûfiyye ve menâzilü's-sâirîn

İki tasavvuf sözlüğünün Türkçeleşmesi.

Metni gösterMetni daralt

Müntehâ'nın “Istılâhât-ı Sûfiyye” başlığını taşıyan dördüncü kısmı, Kemâleddin Abdürrezzâk el-Kâşî'nin aynı adlı Arapça eserinden kısaltılarak tercüme edilmiştir. İttihad, büdelâ, cem', cem'u'l-cem' gibi yüz yirmi dört civarında tasavvufî terimin izah ve tarifleri yapılmıştır.

“Menâzilü's-sâirîn” başlığını taşıyan beşinci kısım da Hâce Abdullah-ı Ensârî el-Herevî'nin aynı isimli Arapça eserinden tercümedir. Bu kısımda bidâyet, ebvâb, muâmelât, ahlâk, usul... gibi on menzil, her menzilin de meselâ bidâyet menzilinin yakaza, tövbe, inâbe, muhasebe, tefekkür vb. olmak üzere on babı bulunmakta, böylece yüz on terim tasavvufî mahiyette ele alınmaktadır.

Çerçeve. Bu iki kısım, tasavvufun teknik lugatını Türkçeye taşıyan ilk geniş denemelerdendir. Nitekim her ikisi de Müntehâ'dan koparılıp müstakil eser gibi istinsah edilmiştir — okuyucu bunları bir sözlük olarak kullanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.
TARİHÎ KAYIT

Melhame

Yıl takvimine bağlı kehanet edebiyatı.

Metni gösterMetni daralt

Melhame, tabiat olaylarından yıl boyunca olacaklara dair hüküm çıkaran metin türüdür.

Şemsiyye'de yılın on iki ayı itibariyle on iki babda her ayın yirmi beş nişanı üzerinde durulur. Her ayın ilk ve diğer günlerinde, güneş veya ay tutulduğunda, güneş veya ay hâlelendiğinde, yeni ay, yıldız kayması, şimşek görüldüğünde, fazla yağmur, dolu, kurbağa yağdığında, zelzele vb. şeyler olduğunda, bazan “Rum iklimi”, “Acem diyarı” diye yer belirtilerek bilhassa kıtlık, bolluk, ucuzluk, pahalılık, barış, savaş, hastalık, sağlık gibi şeylerden hangilerinin meydana geleceğine işaret edilir.

Çerçeve. Baba manzum yazmış, oğul aynı metni nesre çevirmiştir. Bir tasavvuf müellifinin bunu yapması dönemin ilim tasnifiyle uyumludur: astroloji o çağda tabiat bilgisinin bir dalı sayılırdı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Gelibolu, Çanakkale · TürkiyeYazıcıoğlu Mezarlığı (bugün park)Kabri, eskiden Yazıcıoğlu Mezarlığı adını taşıyan, bugün aynı isimle park haline getirilmiş alanda, ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed'in kabrinin takriben 150 adım ilerisindedir. Evliya Çelebi'nin Sofya iddiası ve Ayverdi'nin kapalı türbe teşhisi kaynakça yanlış bulunmuştur. Konum yaklaşıktır.Gelibolu, Çanakkale · TürkiyeHamzakoyu çilehânesi (Namazgâh)Büyük bir kaya blokuna oyulmuş, birbiri içinden geçilen iki küçük hücrenin üzerindeki hücre. Ağabeyinin hücreleri alttadır; kendisininki bugün mevcut değildir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.Çanakkale · TürkiyeGeliboluKendi ifadesiyle “deniz kenarında gaziler şehri”; ailesinin yerleştiği, bütün eserlerini yazdığı ve gazâlara katıldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.Tekirdağ · TürkiyeMalkaraAilenin Gelibolu'ya gelmeden önce bulunduğu yer; doğum yeri olarak Malkara veya ona bağlı Kadıköyü de ihtimal dahilindedir. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.Gelibolu, Çanakkale · TürkiyeYazıcıoğlu ÇeşmesiKabrin biraz aşağısında, İstanbul yolu kenarında; biri 807 (1404) ve diğeri daha sonraki yıllara ait iki kitâbesi vardır. İlk kitâbesi ve muhtemelen kurna taşı eski olup diğer kısımları yakın devirlerde inşa edilmiştir. Konum yaklaşıktır.Edirne · TürkiyeEdirneHacı Bayrâm-ı Velî'nin II. Murad ile görüşmek üzere geldiği şehir; iki kardeşin irşadı bu seyahat dolayısıyla vuku bulmuştur. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.Ankara · TürkiyeAnkara (Hacı Bayram Camii ve Türbesi)Bağlı olduğu Bayramiyye'nin pîri Hacı Bayrâm-ı Velî'nin (ö. 833/1430) merkezi ve medfeni; babası Yazıcı Sâlih'in de Ankara civarından olduğu rivayet edilir. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.Çanakkale · TürkiyeAhmed-i Bîcân TürbesiGelibolu’daki türbe XV. yüzyıla tarihlenen türbe Ahmed-i Bîcân adına yapılmış kabul edilir. Ağabeyi Yazıcızâde Mehmed’in kabri ve Yazıcızâde Camii ile aynı tarihî ziyaret çevresindedir. Sofya rivayeti Evliya Çelebi’ye Sofya’da Ahmed Bîcân’a ait olduğu söylenen bir mezar gösterilmiştir; araştırmalarda bu rivayet kabul edilmemiş, Gelibolu’daki türbe esas alınmıştır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Bîcan”, c. 2
  2. [2]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, cilt II-IV; kişi başlıkları PDF sayfa görüntüsüyle karşılaştırıldı
  3. [3]Kişi kartı kaynak paketi — Ahmed-i Bîcân
  4. [4]TDV İslâm Ansiklopedisi — Ahmed-i Bîcân
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi — Ahmed Bîcan Türbesi; Wikimedia Commons/Wikidata Q131390755; Gelibolu yerel kültür envanteri
Ortak kaynak kataloğunu aç →