Ara
Menü

Sayfalar 78–84

1.734 kelime

İrşad I · kaynak sayfaları 78–84

Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin.

Aşki layık mı sana bu suzeri soylemek Sana mı kaldı sandın, kıtmir olup beklemek Yaydı kanadın yere Cebrail gibi melek Ustüne bassın deyü kademi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahrnedin.

Arşı ralıman müftehir, kademi bastı deyü Şereflendi o gece cenneti yeri göğü Cümle ekvan diledi üstüme bassın deyü Arşın ziynetidir, gubarı Muhammedin Nür-u çeşmim Ahmedin.

Mübârek ve Muazzez Peygamberimizin Veda Hutbesini buraya dercediyoruz. Oku ve bu hutbe ile âmil ol ki; dünya ve âhiret saadetlerine erişesin. (Muhtasar Sahihi Buhari, Cild 10 sayfa 431 - 434)

VEDA HUTBESI Allah'a hamdederiz, On'a döneriz. Netlerimizin fenalıklarından ve kötü işlerimizden O'na sıgınırız.

Ey Nâs;

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşmiyecegım.

Ey Nâs;

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız na sıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir, her türlü taarruzdan mâsundur.

Eshabım, Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın, benden sonra eski dalâletlere dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyetimi burada bulunanlar, Bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş bulunur.

Eshabım, Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin.

Faizin her nev'i mülgadır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir.

Ne zulmediniz, ne de zulmolununuz, Allahın emriyle faizcilik, artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Ilk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalibin oğlu Abbasın faizidir. (Abdülmuttalib oglu Abbas, Peygamberler Peygamberi (S.A.V.)in amcasıdır.)

Eshabım, Cahiliyet devrinde güdülen kan dâvaları da kâmilen mülgadır. Ilga ettiğim ilk kan dâvası da Abdülmuttalibin torunu Rebianın kan dâvasıdır. (Rebia, Peygamberler Peygamberi (S.A. V.) in amcası ogludur.)

Ey Nâs;

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanatını kurmak kudretini ebedî surette kaybetmiştir. Fakat, size bu saydığım şeyler haricinde küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da hazer ediniz.

Ey Nâs;

Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların aile harimini sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onları razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafif surette darb ve tahzir edebilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki

hakları, memleket an'anesine göre her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.

Ey Mü'minler, yolusizu hiç sasamet brak emm let, sit ankişaı saranda.

Ey Mü'minler, Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helâl değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun.

Eshabım, Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

Ey Nâs:

Cenab-ı Hak, her hak sahibine hakkıı (Kur'anda) vermiştir. Vâris için, vasiyete lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeginde dogmuşsa ona aittir. Zinakâr için mahrumiyettir. Babasından başkasına neseb iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allahın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine ugrasın.

Cenab-ı Hak bu makule insanların ne tevbelerini, ne de adâlet ve şehadetlerini kabul eder.

Ey nâs, yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz?

«Allahın risaletini tebliğ ettin, risalet vazifeni ifâ ettin, bize vasiyet ve nasihatte bulundun diye şehadet ederiz...»

Şahit ol yâ Rab, şahit ol yâ Rab, şahit ol yâ Rab...

Resûlü Ekrem efendimiz bir mirât-i mücellâdır. Ona bakan kendini görür.

Günlerden bir gün, Efendimizin huzuruna Eba Cehil geldi. Peygamberimiz Efendimize hitaben (Ya Muhammed, senden daha çirkin yüzlü, senden daha acı sözlü hiçbir kimse görmedim) dedi. Efendimiz bu kötü hitap karşısında Eba Cehil'e hitaben «Doğru söylediniz» buyurdular. Bir müddet sonra aynı meclise Sıddık-ı Azam Eba Bekr geldi. Efendimize hitaben (Anam ve babam ve nefsim sana feda olsun ya Resülüllah, sen-

den daha güzel yüzlü ve senden daha tatlı sözlü bir kimse görmedim) buyurdular.Eba Bekr'in bu içten gelen hitabına karşı (Dogru söyledin, benim yarı garım) dediler.

Eshâbı bu iki zıt mütalâa karşısında (Ya Resûlallah, Eba Cehil size lâyık olmayan sıfatları söyleyerek sizi zem etti. Eba Bekr ise sizlerde olan bazı hasletleri söyleyerek sizi medhü sena etti. Her ikisine de aynı cevabı verdiniz) deyince; «Ben bir saf aynayım, Eba Cehil bana baktı, kendini gördü» buyurdular.

İşte mü'minler Hazreti Habbâb'ın da aşkı mirât-ı Muhammedde zuhura gelmişti. Bir mü'mini sadık kalksa da (Ben Resülüllahı seviyorum ama acaba efendim beni seviyor mu?)

dese, ona cevaben deriz ki (Senin Hazreti Peygambere aşkın muhabbetin ne miktar ise, Resûlün de sana karşı muhabbeti o miktardır. Öyle ise ona karşı aşk u muhabbetini arttıra gör. Bundan kıyas eyle de şu âyeti tefekkür ediver.

sirnallahe ve melâr-eiehu yusallüne alennebiyy: yâ oyyühelleziyns amenû sallo aleyhi ve selimü tesliym3.ş (Sûrei Ahzab 56)

Ayet meâli: (Ben «Allah» muhakkak meleklerimle beraber muttasıl Habibim üzere salât ediyorum. Ey mü'minler siz de Habibime salât ediniz.) Buyurur Hakkın efendimize karşı olan aşk u muhabbeti ne ise Efendimizin de Allaha karşı muhabbeti o mertebededir ki, biri Hâlık, biri ise mahlûk-1 hâlistir. Tecelliyata bakınız ki, evvelerin evveli âhirlerin âhiri olan Allahta olan aşkı nâmütenahi habibinde tecelli ederek o zâtı şerifte nihayetsiz aşkı zuhura getirmiştir. Vezâtı risalet penahilerine aşk imam olmuş bu aşk iki sevgili arasında ezelden ebede kadar her an artmaktadır. Bir danenin yüzbinlerce olduğu gibi. Bu sözlerimizi ancak aşk ehli anlar.

Aşk ehli ölmez, yerde çürümez.

Yanmayan bilmez, âtegi açka.

Efendimizin bütün varlıkların hocası olmasının sırrı hikmeti: Dini İslâmın sırları çoktur. Efendimiz buyurdu ki: «Mi- Irsad, Cilt 1 - F: 6

- 82 -rac gecesi Allahu Teâlâ bana doksanbin kelimat ile hitap etti.

Otuz binini herkese tebliğ edeceğim. Otuz binini de ehline söyleyeceğim. Otuz bini benim ile Allah arasındadır» buyurdular.

Eba Hureyre Radiyallahu anh: «Bana Efendimizden iki heybe ilim verildi, birini açtım söyledim, sizlere efendimizden aldığım gibi bildirdim. Öteki sır heybesini açarsam benim başımı vücudumdan cüda edersiniz» diyor. Işte ehline haber verilen otuz binden bir haber yine Huzeyfetûl Yemani (Hak ondan razı o)sun) sırdaşı Nebi idi. Eshab arasında dost şeklindeki düşmanlar, münafıklar ona bildirilmiş idi. Dikkat Hazreti Omer (Allah ondan razı olsun) Huzeyfe kimin cenaze namazını kılar ise onun kıldığı cenaze namazına hazır olurdu. Günlerden bir gün ki Hazreti Ömer'in hilâfeti zamanı idi. Emirül-Müminin Huzeyfeye hitaben (Ya Huzeyfe tâyin ettiğim valiler arasında Allaha ve Resûlüne ve müminlere dost görünüp düşman olan münâfık var mıdır?) diye sordu. Huzeyfe cevaben: «Bir tane var» buyurdular. «Aman, haber ver, azledeyim» buyurunca: «Söylemeğe memur değilim» dediler. Üç aylık yoldan orduları idare eden Ömer tâyin ettiği valiler arasındaki münafık valisini tanımıyordu. Bu imam-ı Ömer'in noksanlığı değil Allah her sırrı herkese bildirmiyor, setr ediyordu.

HİKÂYE Musa aleyhisselâm zamanında yağmur duasına çıkmışlar.

Hazreti Musâ dua etmiş, yağmur yağmamış. Sebebi hikmetinden Hakka rica ve niyaz etmiş: «Ya Rabbi duamı kabul buyurup yağmur vermedin» demiş. Allah Celle: «Ya Musâ, aranızda nemmam var» (nemmam bir kimsenin ayıbını etrafa yayan, iki meclis arasında lâf taşıyan kimseye denir) cevabı üzerine «Yarabbi kimdir? Onu bana bildir, onu aramızdan çıkarayım» devince, Hak Teâlâ, Musâ aleyhisselâma hitaben:

«O nemmamın kim olduğunu sana bildireyim de ben mi nemmam olayun» buyurmuş.

Allah, münafikları, Efendimize bildirmese, sıfatı nübüvvete noksanlık gelirdi. Efendimiz Huzeyfeye bildirmeseler nâsın kalbine şüphe gelir, (Acaba Efendimiz münafıkları bilmiyor-

lar mı?) diye. Buna binaen, Allah habibine, habibi de sahabeden yalnız Huzeyleye bildirmişti.

Çünkü Efendimiz hâcei kâinat idi. Her nebiye verilen ilim, bilim, mucizat ve sıfat Efendimizde cem' olmuş, cemi enbiyaya aşkta ve meşkte imamı hâs olmuştu. Meselâ birkaç misal:

Adem'de safvet, Nuh da dâvet ve necât, Ibrahim'de hâlilivet, Musa'da kelâm, Eyyub'da sabır, Yakub'da hüzün, Yusuf'ta cemâl ve sıdk, Davut'ta tilâvet, Süleyman'da şükür, Yahya'da havf, Isâ'da terk ve rica, aleyhümüsselâm sıfatlarını kemale eriştirdiği gibi, bunların zübdesi olan aşk u muhabbet sifatını fahri âlemde kemale eriştirdi. Zira, hâce-i kâinat Efendimiz insan vücudunda kalb mesabesindedir, diğer nebiler âza mesabesindedirler. Her vücutta âza kalbe tâbidir. Kalb çalışmazsa âzalar durur. Bunun gibi risalet ve nübüvvette bütün enbiya Muhammede lâbi oldular. Muhammed ummandır, diğer enbiya o ummanda balık ve ördek mesabesindedir? Diğer âza.

ların her biri bir ubudiyyeti terbiye etmekte, bir sıfat üzeredir. Kalbin sıfatı ise muhabbeti terbiye etmektir. Bu sebeple Fahriâlem Habibullah oldu. Çünkü, kemal bu din-i islâmda zâhir ve diğer dinler mensuh oldu. Cemi enbiyada olan haslet Muhammedde cem' olup muhabbet mührü ile mühürlendi. Hatemül Enbiya oldu. Perde arkasında kullara söylenecek ne ise izah olunup Kur'an kitap oldu. Kıyamete kadar ne bir nebi ne de bir semavî kitap gelmez. Mânayı Kur'anı gören için her sır.

rın mânası zuhur eder. Resûlün ilmine ve hilmine ve muhabbe.

tine verâset edenler gelir ve kerameti kevniye kerameti ilmiye ve kerameti vücudiye ile kıyamete kadar devam eder.

Hâcei Kâinat Efendimizin sünnetine ittiba eyleyen mümini sadık, Adem'in safvetine, Nuh'un necatina, Ibrahim'in haliliyetine, Yakub'un hüznüne, Yusuf'un sıdkına, Musâ'nın kelimiyetine, Yahya'nın haffine, Isâ'nın terkine, Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellemin muhabbet ve aşkına vâris olur. Olur da dareynde saadete erişir. Adem gibi tövbekâr ol, Nuh gibi helâktan necata eriş, necata eriş de Halil ol ki nâr sana nûr olsun. Allaha dost ol ki Musâ gibi sana hitab etsin. Yakub gibi büzünlü ol ki, bir gün Yusufa kavuşasın. Isa gibi Haktangay-

rını terk et ki, muhabbete erişesin. Muhabbeti bul ki, Muhammed'e erişesin. Muhammed'e eriş ki, Hakkı bulasın, Hakta olasın, cemâle eresin, Hak didarını güresin. Hak didarını güren ler Hakta olanlardır, aşkta pişenlerdir. Bu makama erişmek için Hazreti Resûlün Allahtan getirdiği din-i islâma girmek ve onun emrettiği şeyleri seve seve yapmak icap ederse Allah Muhammed ve din yolunda feda-i can etmekle olur.

Canından geçmeden Canan ele girmez, Zunnânını kesmeden İmân ele girınez.

Canlarını verenler cananı buldular. Ebedî Saadete erdiler şimdi. Dostları ile bayram ediyorlar. Dünyada aziz, âhirette şerif oldular. Zira, Resûle ittiba eyleyen dünyada aziz olur. Âhirette şerif olur. Bu dine girmekle Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Selleme tâbi olmakla ne kadar köleler sultan oldular, nice zeliller aziz oldular.

Bu dine ihanet eden nice yüksek zevat dünya ve ahirette zelil oldu.

Bizler de Allah ve Resûlünü ve Allahın sevdiklerini sevelim de aziz olalım. Dünya ve âhirette sevdiklerimizle beraber olalım. Allah ve Resûlünü ve salihleri sevenler onların gittiği doğru yol (ki İslâm yoludur) ve hidayet tarikidir o yoldan yü.

rürler. Şeytana ve zâlimlere ve kâfirlere fâsık-u lâcirlere uymazlar.

Allah'a ibadet ederler, ahlâkı Muhammediye ile sıfatlanırlar. Kötülüğü, yalanı, sahtekârlığı, tembelliği, kini terk ederler.

Kendilerine karşı yapılan kötülüğü af edip o fenalığı yapan kimseyi taltif ederler. Halim olurlar, mürüvvet, kanaat, sabır, şükür, ehli olurlar; zira sevdiği Peygamberi böyle yapmıştır.

Aşağıya yazacağım Resûlü aşk ile seven, onun uğruna canını yüzlerce kerre ortaya koyan Allahın arslanı Ali Kerremallahü veche Radiyallahu anhın kıssasını oku. Işte Resûle böyle ittiba, sünnetine böyle iktida edildi.

Sayfalar 78–84 · İrşad I — tarikat.org