HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
İstanbul'da kısa fakat yoğun bir ömür
Harîrîzâde Muhammed Kemâleddin Efendi, Cemâziyelâhir 1267/Mart 1850'de İstanbul'da doğdu. Halep kökenli, ilmî ve tasavvufî geleneğe sahip bir aileye mensuptu. Babası Şeyh Abdurrahman el-Harîrî Rifâiyye ile Halvetiyye'nin Bekriyye kolunda irşad sahibiydi. Harîrîzâde nisbesi, aile geleneğinde ipekçilikle ilişkilendirilen Şeyh Burhâneddin Ebü'l-Hasan Ali el-Harîrî'ye bağlanır; bu nisbe hakkında kaynaklarda farklı menkıbevî açıklamalar vardır.
Tahsil ve seyahatler
Beş yaşında Kur'an öğrenmeye başladı; sarf, nahiv, mantık ve âdâb okudu. Şâkir Efendi'den Sahîh-i Buhârî, Abdüllatif Buhârî ve Kāsım Mağribî gibi âlimlerden hadis ve Hanefî fıkhı tahsil etti. Halep ve Mısır seyahatlerinde âlim ve şeyhlerle görüştü. Bir süre ticaretle uğraştı; daha sonra Fatih Camii Kütüphanesi'nde hâfız-ı kütüp olarak çalıştı. Hayatının önemli kısmını Hırka-i Şerif çevresindeki evinde telif ve irşadla geçirdi.
Bekriyye sülûkü ve çoklu icazetler
İlk tasavvuf terbiyesini babasından aldı; Bekriyye sülûkünü Muhammed Enîs el-Hüseynî ed-Dımaşkî gözetiminde tamamladı. Rifâî-Harîrî, Halvetî-Bekrî ve Hafnevî nispetlerinin yanında farklı seyahat ve görüşmeler yoluyla birçok tarikattan icazet, hırka veya rivayet bağı edindi. Bu kayıtlar aynı derecede fiilî irşad yetkisi anlamına gelmez. Harîrîzâde kendi müridlerini esasen Halvetî-Bekrî usulüne göre terbiye etti.
Muhammed Nûru'l-Arabî ile karşılaşması
1289/1872'de Muhammed Nûru'l-Arabî'nin İstanbul ziyaretinde ona intisap etti; İbnü'l-Arabî ve İbnü'l-Fârız çevresindeki metinleri okudu ve Melâmî hilâfeti aldı. Bu irtibat Harîrîzâde'nin tevhid dilini ve eserlerini belirgin biçimde etkiledi. Bununla birlikte onu yalnız Melâmî yahut yalnız Halvetî diye tek etikete hapsetmek, Bekriyye terbiyesi ile geniş icazet ağını görünmez kılar.
Eserleri
Otuz iki yıllık ömrüne yaklaşık kırk eser sığdırdı. En tanınmış eseri üç cilt ve 1016 varaktan oluşan Tibyânü Vesâili'l-Hakāik fî Beyâni Selâsili't-Tarâiktir. Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ, Kenzü'l-Feyz, Feyzu'l-Muğnî, Hakîkatü't-Tarîkat, Hadîkatü'l-Hakîkat, Cevâhiru Mülûki'l-Aliyye ve çeşitli hizb, salavat ve esmâ şerhleri diğer önemli çalışmalarındandır.
Vefatı ve kabri
Kabul edilen tarihe göre 2 Zilkade 1299/15 Eylül 1882'de vefat etti; bazı kaynaklar bir gün sonrasını verir. Eyüp'teki Şeyh Hasib Efendi Dergâhı hazîresinde, babasının yanına defnedildi. Kısa ömrüne rağmen tarikat tarihi, silsileler, esmâ, seyrüsülûk ve tasavvufî metin şerhleri alanlarında kalıcı bir külliyat bıraktı.