HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve aile bağı
Şeyh Abdurrahman Harîrî, Şeyh Muhammed Kemâleddin Harîrî’nin babası ve şeyhidir. Kaynakların bu iki bağı birlikte kaydetmesi önemlidir: biyolojik aile ilişkisi ile manevî aktarım aynı kişide birleşmekle birlikte, veri yapısında iki ilişki birbirine indirgenmemelidir.
İki tarikat çevresi
Sefîne-i Evliyâ onu hem Rifâiyye hem Halvetiyye-i Bekriyye irşadından nasip">nasip sahibi, yüksek dereceli bir mürşid olarak tanıtır. Halvetî-Bekrî çizgisindeki şeyhi Şamlı Muhammed Enîsü’z-zâkirîn Efendi’dir. Bu bağ, onu Mustafa el-Bekrî çevresine ulaşan geniş bir Şam-Mısır-İstanbul irşad ağına yerleştirir.
Halvetî-Bekrî silsilesi
Sefîne’de aktarılan zincir Muhammed Enîsü’z-zâkirîn’den Muhammed Hâşim et-Tâcî’ye, oradan Mustafa en-Nahlâvî, Muhammed Mahmûd ed-Demûnî, Mahmûd el-Kürdî ve Muhammed Şemseddin el-Hifnî üzerinden Mustafa b. Kemâleddin el-Bekrî’ye uzanır. Bu liste, Harîrî’nin yalnız yerel bir tekke şeyhi olmadığını; Osmanlı başşehriyle Arap coğrafyasındaki Halvetî-Bekrî merkezlerini bağlayan bir aktarım hattında bulunduğunu gösterir.
Yazılı biyografi ve hatırası
Bursalı Mehmed Tâhir’in onun hakkında müstakil bir tercüme-i hâl yayımladığı belirtilir. Sefîne’nin kaydı da bu çalışmadan yararlanır. Böylece şahsiyetine ilişkin bilgiler hem tarikat içi tabakat hafızasında hem son dönem Osmanlı biyografi yazıcılığında korunmuştur.
Kabri
İstanbul’da Eyüpsultan’daki Şeyh Hâsib Efendi Dergâhı’na defnedildiği kaydedilir. Kabir ve dergâh bağı mekân kaydıyla ilişkilendirilmeli; Rifâî ve Halvetî-Bekrî aidiyetleri ise birbirini dışlayan iki etiket gibi değil, kaynakta açıkça bildirilen iki icâzet çevresi olarak okunmalıdır.