ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
41 sonuç · “Çeşm”
01Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi
Pravadi’den İstanbul’a gelerek saray hizmetinden ilmiye mesleğine geçen Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi (ö. 1730), Sahn ve Süleymaniye derecelerindeki medreselerin ardından Medine, Şam ve Edirne kadılıklarında bulunmuş âlimdir.
Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi
Canik’ten İstanbul’a gelerek Çeşmîzâde Mehmed Sâlih Efendi’den mülâzemet alan Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi (ö. 1695), Ebü’l-Fazl Medresesi’nden Sahn-ı Semân ve Kalenderhâne’ye uzanan bir ilmiye kariyeri yürüttü.
Abdürrezzâk Şâban Efendi
Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.
Dağıstanlı Şeyh Mehmed Efendi
Dağıstan'da yetişip İstanbul'un Kadı Çeşmesi semtine yerleşen Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1112/1700), Nakşbendî terbiyesini ilim, zühd ve halk irşadıyla birleştiren seyyah bir sûfîdir.
Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah
Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah (ö. Ramazan 974/Mart-Nisan 1567), İstanbul doğumlu; vakıf muhasebesi, medrese eğitimi, hat, inşâ ve şiir alanlarında tanınan Osmanlı âlimidir.
Selâmî Ali Efendi
Selâmi Ali Efendi (Kozkaya, Menteşe – Safer 1103 / Ekim-Kasım 1691, Üsküdar); Celvetiyye tarikatının Selâmiyye kolunun pîri , Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi'nin yedinci postnişini. Üsküdar'da üç tekke, bir hamam ve üç çeşme yaptırmış; Celvetî tâcını on üç terkten on yedi terke çıkarmıştır .
Şeyh Abdullah Hulûsî Efendi
Abdullah Hulûsî Efendi (ö. 1890), Mirahtalı; Arap Hoca’nın halifesi, Fatih Kadıçeşmesi Medresesi’nde yarım asrı aşkın müderrislik yapan hattat ve şârihtir.
Şeyh Muslihuddin Vahyi
MUSLİHUDDİN VAHYİ Kastamonuludur. Hz. Pir'in çeşme-i füyuzat-ı arifanelerinden sir-ab olan erbab-ı kemal endir. Mi'racü'l-Beyan isminde hakayık-ı tevhide ve dekfük-i süluka dair Pk arifane yazılmış manzum bir eserleri vardır. Asitane-i Pir'de post-nişin olmamışlardır. Bu eser, ahiren Post-nişin-i Hankah-ı Muhammed Ataullah Efendi delaletiyle tab' olunmuş ve…
Yekçeşm Ahmed Çelebi
Yekçeşm Ahmed Çelebi (ö. 978/1570-71), Karaman'dan İstanbul'a gelip Merkez Efendi'nin yanında yetişen; Tercüman Yunus Zâviyesi, Eyüp ve Arap Camii'nde irşad yürüten Halvetî şeyhtir.
Yekçeşm Dürrî Ahmed Efendi
Vanlı Yekçeşm Dürrî Ahmed Efendi (ö. 11 Aralık 1722), Osmanlı kalem ve maliye görevlerinden İran elçiliğine yükselen; elçilik raporu, Dîvan’ı ve tarih manzumeleriyle tanınan devlet adamı ve şairdir.
Çeşme
Göz, kaynak, su menbaı, pınar. tas, a İlahi feyzin kaynağı, ama âlemi. b Hakk’a eren kâmil arifin kalbi.
Çeşme-i hayvan
Hayat çeşmesi, ab-ı hayat. tas. İlahi marifetin kaynağı ve esası. Bkz. Ab-ı Hayat. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
Çeşme-i zindegânî
Hayat çeşmesi; âb-ı hayat. Ölmezlik, mânevî diriliş ve irfan kaynağı için kullanılan Farsça bir terkiptir. Tasavvuf metinlerinde âb-ı hayat , aynü’l-hayât ve kimi sembolik açıklamalarda akl-ı sürh kavramlarıyla ilişkilendirilir.
Çeşm-i âhuvâne
Ceyla gözlü. tas. Hakk'ın sâlikin kusurlarını örtmesi, ama onu bundan haberdar etmesi. Bu durum, silikin kusurlu davranışlardan vazgeçerek kendine çekidüzen vermesini sağladığından Allah'ın ona olan en büyük inayeti ve lütfu sayılır. Çeşm olmasa dil düşmez idi mihnet-i aşka Sâridir efendisine gavga-ı tevabi' Nâbi
Çeşm-i humar
جشم خبار) I. Mahmur göz, humar. İçkinin neşesi geçtikten sonra ârız olan başağrısı ve sersemlik. 2. tas. Sâlikin kusurlarının kendisinden gizli tutulması. Fakat bu kusurlar, sözü edilen sâlikten daha mükemmel, daha yüksek ve daha ulu olan kemal sahiplerine malum olur. Ama onlar da bunu kimi zaman açıklar, kimi zaman da açıklamazlar (115). 95 | Çilehane
Kadı Hüsam Medresesi
İstanbul · Türkiye · 960/1553'ten Ramazan 974/1567'deki vefatına kadar, on yıl kadar müderrislik yaptığı medrese. İlişkili kişi dosyası Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah : Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah (ö. Ramazan 974/Mart-Nisan 1567), İstanbul doğumlu; vakıf muhasebesi, medrese eğitimi, hat, inşâ ve şiir alanlarında tanınan Osmanlı âlimidir.
Necib Efendi Dergâhı
Zihni Efendi'nin intisap ettiği dergâh. Sefîne dergâhın Cellâd Çeşmesi yakınında bulunduğunu ve komşusunun Bostan Camii olduğunu söyler; bulunduğu şehir ve semt metinde açıkça belirtilmez. İlişkili kişi dosyası Mehmed Zihni Efendi : Mehmed Zihni Efendi (1846–1913), Matbaa-i Âmire musahhihliği ile Galatasaray ve Mülkiye hocalığını birleştiren; Arapça öğretimi, ilmihal, hadis ve biyografi alanlarında kalıcı eserler veren, Şeyh Muhammed Necib Efendi’ye intisaplı Osmanlı âlimidir.
Cemâlîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eğrikapı savaklarının karşısında, Kırkçeşme su şebekesine bağlı olan tekke. Vezir Hırâmî Ahmed Paşa tarafından XVI. yüzyılın son çeyreğinde mescid-zâviye olarak kurulmuş, muhtemelen XVIII. yüzyıl başlarında Halvetiyye'ye intikal etmiştir. 1155'te (1742) buraya postnişin olan Cemâleddin Uşşâkī'nin vefatında buraya gömülmesi üzerine Cemâliyye şubesinin âsitânesi ve pîr evi vasfını kazanmıştır. Kaynaklarda Cemâleddin Halvetî, Cemâleddin Uşşâkî, Cemâlî, Cemâlî Efendi, Savaklar, Seyyid Cemâleddin, Seyyid Cemal Efendi ve Şalcızâde gibi çeşitli adlarla anılır. Oğlu ve halefi Mehmed Nizâmeddin Efendi mescid-tevhidhânenin dârülkurrâ olarak da kullanılması için bir vakıf yapmıştır. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra mescid-tevhidhânesi cami olarak kullanılmaya başlanmış, 1958'den az önceki onarımda cami harimi ile türbe arasına duvar çekilerek yapının en önemli mimari özelliği yok edilmiştir.
Hatuniyye Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eyüp'te İdrisköşkü civarında, Gümüşsuyu Çeşmesi yakınında, Eyüp-Gümüşsuyu yolu ile Hüsam Efendi Sokağı'nın birleştiği yerdedir. Hoca Hüsam Tekkesi, Hüsam Efendi Tekkesi, Selim Efendi Tekkesi ve Hâtûniye Tekkesi adlarıyla da anılır; adını civarındaki Zeyneb Hâtûn Camii'nden (Hatûniye Mescidi) alır. 1145 (1732) tarihli Ahmed Dede Mescidi içinde kurulmuştur; Mecmûa-i Tekâyâ'da Hatuniye Tekkesi olarak ve Nakşî tekkesi diye kayıtlıdır, âyin günü pazartesidir. Rızâeddin Efendi burada babası Mustafa Vahyî Efendi'den sonra postnişin olmuş ve vefatında hazîresine defnedilmiştir; annesi ile kardeşi Mehmed Sadreddin Efendi de aynı hazîrededir. Tekke onun meşihatı sırasında, 1304 (1886) yılında, babasının mensuplarından ve kardeş çocuğu olan Mustafa Zihni Paşa'nın yardımıyla esaslı biçimde tamir edilmiştir. Mâbedin çatısı 1940'lı yıllarda çökerek yapı harap olmuş, bugün dört duvar hâlindedir; minaresi şerefesine kadar yıkılmıştır.
Şeyh Vefâ Külliyesi
İstanbul · Türkiye · İstanbul’un bir semtine adını veren külliye; cami / tevhidhâne, medrese, hankah, çifte hamam, imaret, tabhâne, kütüphane, çeşme ve türbeden meydana gelmiştir. Cami ve çifte hamam Fâtih Sultan Mehmed tarafından onun adına yaptırılmış, ilk yapılışına “Câmi-i Hâkaniyye” terkibiyle 881 (1476) tarihi düşürülmüştür. Caminin yanındaki arazide derviş hücreleri, kütüphane, dervişler için evler ve imaret niteliğinde bir mutfak bizzat şeyh tarafından yaptırılmıştır. 1481-1490 yılları arasında medrese, mutfak ve kütüphane gibi mekânlar eklenerek yapı geniş bir külliye haline gelmiştir. Cami ve hamam tamamen yıkılmış, cami 1990’lı yıllarda betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir; cami önündeki hücre, türbe, medresenin bir kısım duvarları ile çeşme günümüze ulaşmıştır.
Muîd Ahmed Efendi Medresesi ve Türbesi
İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin Haliç tarafında Kadı Çeşmesi sokağı başında, sağlığında inşasına başlanıp vasiyeti üzerine ölümünden sonra tamamlanan medrese; yanındaki türbeye defnedilmiştir. Bugün odalarından sadece biri ayaktadır. Konum yaklaşıktır.
Kırkçeşme
İstanbul · Türkiye · Pîr-i Sertıraş'ın bulunduğu semt; Beşir Ağa'nın tıraş olurken cezbeye tutulup intisap ettiği yer olarak anlatılır. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Karacaahmet Mezarlığı Kaygusuz İbrâhim Baba bölümü
İstanbul · Türkiye · Karacaahmet Mezarlığı'nın Tıbbiye caddesiyle Saraçlarçeşmesi caddesi arasındaki adanın üst kısmında yer alan ve onun adını taşıyan bölümdür; kendisi ve müridleri burada gömülüdür. İlişkili kişi dosyası KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ : Kaygusuz İbrâhim Baba (ö. 12 Zilkade 1289/11 Ocak 1873), Bolu’dan İstanbul’a gelerek ilim ve ticaretle meşgul olan, Mustafa Fedâî’den Kādirî hilâfeti alan ve Sultanahmet’te dergâh kuran şeyhtir.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Doğum yeri olarak kaydedilen şehir; müderrisliği de burada geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah : Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah (ö. Ramazan 974/Mart-Nisan 1567), İstanbul doğumlu; vakıf muhasebesi, medrese eğitimi, hat, inşâ ve şiir alanlarında tanınan Osmanlı âlimidir.
Peştamalcılar Hanı (Kırkçeşme)
İstanbul · Türkiye · Bayramî-Melâmî esnafının faaliyet gösterdiği han; ilk tarikat telkinini burada, bir “kalbe bakıcı”dan aldı. İlişkili kişi dosyası Sarı Abdullah Efendi : Sarı Abdullah Efendi (1584–1660), İdrîs-i Muhtefî çevresinde yetişen; reisülküttaplık yapan, Mesnevî şerhi ve tasavvufî eserleriyle tanınan Bayramî-Melâmî müelliftir.
Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Celvetiyye’nin merkez tekkesi Aziz Mahmud Hüdâyî’nin 997-1003 (1589-1595) yılları arasında kurduğu külliye, Celvetiyye’nin âsitânesi ve pîr evidir. Kaynaklarda Hüdâyî Mahmud Efendi Âsitânesi, Hankāh-ı Celvetî ve Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Dergâhı gibi farklı adlarla anılır. İlk yapı programı Hüdâyî’nin 1589’da satın aldığı arsada başlayan ilk tekke, 1595’te tamamlandı; tevhidhâne 1598-99’da minber eklenerek camiye çevrildi. Derviş hücreleri, aşhane-imaret, taamhâne, meşrutahâneler, çeşmeler ve Hüdâyî’nin türbesi merkez çevresinde gelişti. Geniş vakıf ağı, kalabalık derviş topluluğunun barınma ve iaşesini destekliyordu. Yangın ve ikinci inşa 1850 Üsküdar yangınında türbe dışındaki yapıların büyük bölümü ortadan kalktı. Sultan Abdülmecid 1855-56’da külliyeyi, önceki yerleşim düzenini büyük ölçüde koruyarak yeniden yaptırdı; cami-tevhidhâneye hünkâr mahfili ve arsaya sıbyan mektebi eklendi. Lutfi Bey’in 1899-1900 tarihli kütüphane ve türbe yapısı da geç Osmanlı katmanını temsil eder. İrşad ve şehir hafızası Âsitâne yalnız Hüdâyî’nin kabri çevresindeki ziyaret hareketinin değil, Celvetî post silsilesinin, halife ağının, imaret hizmetinin ve Üsküdar’daki tasavvuf coğrafyasının merkezidir. Yakındaki Fenâî Ali Efendi Türbesi, Kapıcı Tekkesi ve Küçükçamlıca Çilehânesi bu geniş irşad çevresinin bağlantılı duraklarıdır.
Peştamalcılar Hanı (Kırkçeşme)
İstanbul, Fatih · Türkiye · Dokumacı esnafının Hamzavî olduğu han; Hamzaviyye'nin İstanbul'da esnaf arasında yayılmasının merkezi. Sarı Abdullah Efendi yola burada intisap etti. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
İzzî Tarihi’nde Yeniçeri–Bektaşî Terminolojisi
İzzî’nin Bektâşiyân adlandırmasını tarikat postu ile karıştırmadan; Yeniçeri Ocağı’nın görevlileri, Ağa Kapısı ve Hacı Bektaş hafızası üzerinden açıklar.
SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 58–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · hına getirdiler. Orada, kadı efendi merhumun vasiyyetini okudu ve bir gece onunla birlikte kabirde geçirecek kimseye yüz altın verileceğini bildirdi ve talip olanların ortaya çıkma
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 78–84
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 117–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · cehenneme beraber girersiniz. Onlara doğru yolu göstermek, kötü yoldan çevirmek için elinden geleni yap! Başıma belâ açarım diye korkma! Bütün dünya kâfir olsa, sen dini Muhammedde
Sayfalar 145–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kısaca özetlemeğe çalıştığımız bu âlem-i ervahtan sonra, dört anâsır ile Hz. Adem aleyhisselâmın vücud-u şeriflerini yaratarak bütün cesetlere onu miftah eylemiştir. Netekim, bütün
Sayfalar 152–158
Muzaffer Ozak Külliyatı · rur ve bunları da Allah yolunda savaşan gazilere verirdi. Dünya zevklerinden hiç hoşlanmaz ve haz almaz, bu fâni âlemde Allah ve Resûlüne lâyık olmaya ve milletini özellikle hristi
Sayfalar 160–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · şerifleri bildiğin gibi içtihat eyle.. Fakat, kendi anladığın kadarına ümmet-i Muhammed'i dâvet ederek, saf ve mâ'sum insanları idlâl etme.. Çünki yalan - yanlış içtihatlarından ke
Sayfalar 166–172
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâ'nın fazl-ü keremiyle bunca ni'met ve devlete, ihsan ve inayete mazhar oldum. O halde, sen de babanın meslek ve meşrebine gir, dinine, peygamberine, Allahına sıkı sıkıya bağlan k
Sayfalar 155–160
Muzaffer Ozak Külliyatı · bur ve muztar kalmadıkça kimseye kıymadık. Oysa, insan kılıgında yaratılan bu hayâsızlar, hemcinslerinin hayâ duygularına insafsızca kıyarak, bizlerden çok aşağılık olduklarını isp