ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
47 sonuç · “zâhir”
01Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Boyabadlı Sinan Dede
Boyabadlı Sinan Dede (ö. 976/1568-69), zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra Tosyalı Nasuh Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Gezencik’te kurduğu zâviyede sohbet ve cehrî zikir meclisleriyle irşadda bulunan XVI. yüzyıl şeyhidir.
Cendel b. Muhammed er-Rifâî
Cendel b. Muhammed er-Rifâî (ö. 675/1276), Rifâiyye’nin Cendeliyye koluna adını veren, Şam’ın kuzeyindeki Menîn’de bulunan türbesi Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’z-Zâhir Gāzî tarafından ziyaret edilen XIII. yüzyıl Rifâî şeyhidir.
Ezelîzâde Abdurrahman b. İbrâhim
Ezelîzâde Abdurrahman b. İbrâhim (ö. 972/1565), Şeyh Cemâl Efendi’den Halvetî terbiyesi alan; Konya Sâhib Ata Zâviyesi’nde zâhirî ve bâtınî ilimleri okutan, Vişne Efendi’nin irşadını tamamlayan ve Bahrü’l-ulûm adlı tefsiri kaleme alan âlim-şeyhtir.
Hüsâmeddin-i Ankaravî
Hüsâmeddin-i Ankaravî, Ankara yakınındaki Kutluhan'da doğan, zâhirî ilimlerden sonra Ahmed-i Sârbân'ın terbiyesinde yetişen Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi
Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi (1000/1591-92, Eğridere – 1065/1655, İstanbul); Bayramî-Melâmî (Hamzavî) mürşidi, güçlü bir tasavvuf şairi. Takibat sebebiyle zâhiren Halvetî şeyhi olarak faaliyet göstermiştir . 294 beyitlik “Dil-i Dânâ Kasidesi” vahdet-i vücûdun Türkçedeki en iyi anlatımı sayılır.
Şeyh Hasan Ünsi Efendi
Şeyh Hasan Ünsi Efendi b. Recep b. Şehid Muhammed, ilm-i zahir ü batında kemal sahibi idi. Zühd ü takva ile daima halayıktan münkat ı' ve münzevi olup, elli seneden mütecav iz dışarı çıkmamışt ır. Ahir ömrüne değin mücahede ve inz iva üzere id i . Kiiimü'l-leyl ve müstecabü'd-da've olup, Alay Köşkü kurbunda Aydınoğlu Tek kesi'nde şeyh id i . "A'rec Hasan…
Şeyh Hasan-ı Gaybî Efendi
Hasan-ı Gaybî (d. 1864), Kıraçlı’da doğan; zâhirî ilimleri Hâce Abdullah’tan, tasavvuf terbiyesini Hacı Mustafa Efendi’den alan ve 1912’de İstanbul’a yerleşen Rumelili Halvetî şeyhidir.
Şeyh Muhammed Bolulu Zeynî
Bolulu Muhammed Zeynî, zâhirî ilimlerde yetişip Hacı Halife’den tasavvuf terbiyesi ve hilâfet alan; ardından Bursa’daki irşad postuna geçen şeyhtir.
Şeyh Muhammed-i Sahfî
Şeyh Muhammed-i Sahfî Bursa’da Şehâbeddîn Mahallesi’nde nice zamân tahsîl-i ulûm-ı zâhirî ve kitâb bey’ u şirâsıyla iştigâl etmiştir. Bundan dolayı “Sahfî” (tahallus) eylediler. Hz. Mısrî’den ahz-i feyz edip, nâil-i hilâfet olarak hânkâh-ı şerîfde seccâde-i irşâda câlis olmuştur. 1146/(1733-34) senesinde terk-i hayât-ı müsteâr eyledi. Bursa’da Âsitâne-i Hz. Mısrî’de medfûndur. (Kaddesa'llâhu sırrahû). İlâhî cilve-gâh-ı Şeyh Sahfî'i…
Şeyh Mustafa Fethi Efendi
Mustafa Fethi Efendi (yaklaşık 1793–1922), Bozdoğan’da medrese, cami ve tekke çevresinde zâhirî ilimlerle tasavvuf terbiyesini birlikte yürüten; Muhammed Tevfik Efendi’ye bağlanan Uşşâkî şeyhi, müftü, şair ve müelliftir.
Tâceddin İbrâhim b. Hamza
Tâceddin İbrâhim b. Hamza (ö. yaklaşık 970/1562-63), zâhirî ve bâtınî ilimleri bir arada tahsil eden; Edirne Noktacı Camii'nde vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren müelliftir.
Tireli Şeyh Halil
Tireli Şeyh Halil b. Ali (ö. 974/1566-67), zâhirî ilimlerden sonra İmamzâde Efendi'nin yanında Halvetî eğitimini tamamlayan; camilerde imamlık, irşad ve öğretim yapan şeyhtir.
A‘mâl-i zâhire
Zahiri ameller, şer'i fiiller, şeriat ulemasının incelediği ve hükümlerini tespit ettiği insan fiilleri. Ahkâm-ı hakikat, ahkâm-ı şeriat.
zâhir
fık. Yalnızca işitilmek suretiyle algılanan lafızlarm kendisiyle kastedilen anlamı açık biçimde ifade eden sözler. tas. Sufî inancına göre zâ varlığın sıfatlarmdandır ve evrende görünen her şey Allah’ın tezahürüdür. Çünkü ondan başka hiçbir gerçek ve görünen varlık yoktur; “bâtın’ın zıddı.
Zâhiriyye
İslâmî tarikatlerden 9. yüzyılda ortaya zâ çıkan ve Dâvûd b. Ali ez-Zâhirî (öl. 270 / 884) ye nispet edilen fıkıh mezhebinin adı ve bunun için kullanılan terim. İslâm hukuk tarihinde büyük mezheplerden sonra ortaya çıkan bu tarikat, fıkıhta “re'y” (bk bu madde) konusunda en aşırı karşı duruş noktasmda en uç seviyede yerini almıştır. Bu konumuyla da bir ekol olma kimliğini kazanmıştır. Başlangıçta Bağdat ve yöresinde taraftar bulan bu ekol, Batı’da Endülüs coğrafyasma kadar uzanmış, geniş bir taraftar kitlesine ulaşmıştır.
Bozdoğan medresesi ve tekkesi
Sefîne'ye göre Bozdoğan'a ilim ve irfan için gelenler zâhirî ilim için medreseye, bâtınî ilim için tekkeye devam ederdi; dervişlerle zikr-i şerîf ve âyin burada icra olunurdu. Metin Bozdoğan'ın hangi vilâyete bağlı olduğunu belirtmediğinden şehir ve koordinat boş bırakılmıştır.
Bursa
Bursa · Türkiye · Mahrûsa-i Bursa'dan zâhir olduğu kaydedilir; ilk medresesi olan Köpüklü Medresesi de “maskat-ı re'si” (doğum yeri) olan bu şehirdedir. İlişkili kişi dosyası Dıhkî Mustafa Efendi : Bursalı Dıhkî Mustafa Efendi (ö. Zilhicce 1135/Eylül-Ekim 1723), Bâdincânî Mehmed Efendi’den mülâzemet alarak Bursa’daki Köpüklü, Esediyye, Sarrâfiyye ve Molla Fenârî medreseleriyle İnegöl İshak Paşa Medresesi’nde görev yapan Osmanlı âlimidir.
Kutluhan
Ankara · Türkiye · Sefîne-i Evliyâ'nın Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin doğum yeri olarak kaydettiği, Ankara'ya yakın mahal. Metinde başka bir tarif verilmediği için konumu kesinleştirilememiştir. İlişkili kişi dosyası Hüsâmeddin-i Ankaravî : Hüsâmeddin-i Ankaravî, Ankara yakınındaki Kutluhan’da doğan; zâhirî ilimlerden sonra Ahmed-i Sârbân’ın terbiyesinde yetişen, Hamza Bâlî ve Hasan Kabâdûz’u yetiştiren Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Van
Van · Türkiye · Zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvufa yönelen Sıbgatullah Arvâsî, Van'a giderek Seyyid Muhyiddîn Efendi'nin hizmetine girdi. Uzun yıllar süren riyâzet ve mücâhede devresini burada geçirdi; hocasının “vefat etmiş velîlerden istifade edecek makama geldin” sözü de bu dönemin sonuna aittir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak Van'da hangi medrese veya tekkede bulunduğunu belirtmez.
Şehâbeddin Mahallesi (Bursa)
Bursa · Türkiye · Uzun süre zâhirî ilimleri tahsil ettiği ve kitap alım satımıyla meşgul olduğu mahalle; “Sahfî” mahlası bu meşgalesinden gelir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed-i Sahfî : Muhammed Sahfî (ö. 1733-34), Bursa’da kitap ticareti ve ilimle uğraşırken Niyâzî-i Mısrî’den hilâfet alan; Mısrî Âsitânesi postunda hizmet eden şair ve şârihtir.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Tahsiline devam etmek için geldiği şehir. Devrin meşhur âlimlerinin ders ve sohbetlerine devam etti; zâhirî ilimleri Kemâleddin Taşköprüzâde'den okudu. Kaynak bu dönemde kadılık ve müderrisliğe, yani makam sahibi olmaya çok istekli olduğunu, Dâvutpaşa semtinde bir arkadaşının evinde gördüğü rüyanın ardından bu isteğin kalbinden silindiğini kaydeder. Hayatının sonraki bütün görevleri de bu şehirdedir.
Geylânî Medresesi ve Şeyh Abdullah Hırpanî Medresesi
Bağdat · Irak · Süleymaniye yoluyla Bağdat'a giden Osman et-Tavîlî'nin, önce büyük âlimlerin yetiştiği Geylânî Medresesi'ne, sonra Şeyh Abdullah Hırpanî'nin medresesine devam ettiği yer. İkincisinde müderris bulunan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî ile burada tanıştı; zâhirî ilimlerde icâzeti de, iki yıl sonra hilâfeti de ondan aldı. Koordinat Bağdat şehir merkezine göredir.
Cezîre (Cizre)
Şırnak · Türkiye · Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin talebelerinden Şeyh Hâlid-i Gezerî'nin derslerine devam ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Fehim Arvâsî : Seyyid Fehim Arvâsî (1826/27-1895), Seyyid Tâhâ Nehrî'nin halifesi; Arvâs Medresesi'ni yeniden imar edip ilmî tahsil ile tasavvuf terbiyesini birleştiren âlim ve mürşiddir.
Kerkük
Kerkük · Irak · Zâhirî ilimleri, devrin fen ve edebiyat bilgilerini tahsil için gittiği ilim merkezleri arasında sayılır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî : Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî (ö. 1853), ilk terbiyesini amcası Seyyid Abdullah Şemdînî'den alan, Mevlânâ Hâlid'in yanında sülûkünü tamamlayıp Nehrî merkezli geniş bir irşad ağı kuran Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.
Erbil
Erbil · Irak · Zâhirî ilimleri tahsil için gittiği ilim merkezleri arasında sayılır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî : Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî (ö. 1853), ilk terbiyesini amcası Seyyid Abdullah Şemdînî'den alan, Mevlânâ Hâlid'in yanında sülûkünü tamamlayıp Nehrî merkezli geniş bir irşad ağı kuran Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.
Dımaşk
Şam · Suriye · 630/1233'te zâhir ilimlerinde ilerlemesi için Mevlânâ'yı gönderdiği şehir; Mukaddemiyye Medresesi'nde ders almış, Kayseri'ye kadar kendisine refakat edilmiştir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî : Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî, Bahâeddin Veled’in müridi; Mevlânâ’nın ilmî birikimini riyâzet, halvet ve irşad terbiyesiyle tamamlayan şeyhidir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 1805 haccında, zâhiren şeriata aykırı görünen şeyleri aceleyle kınamaması hususunda kendisini uyaran Yemenli zatla karşılaştığı şehir. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.
Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı
İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Nehrî Tekkesi: Medrese, Tekke ve Bölge
Mânevî eğitim ile sosyal ve siyasî tarihin kesişimi. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
Kādiriyye'nin Sınır Kayıtları
Ayrıntılı kaynakları sınırlı dört Kādirî adlandırmayı güven düzeyleri ve ad karışıklıklarıyla açıklayan editoryal dosya.
Desûkıyye'nin Usulü: Yâ Dâim, Helâl Lokma ve Mücahede
Şeriat ve hakikat İbrâhim ed-Desûkî'nin öğretisinde zâhirî hükümlere bağlılıkla bâtınî arınma birbirinin alternatifi değildir. Helâl lokma ve kul hakkı, olağanüstü hallerden önce gelir. Yâ dâim Tilâvet ve cehrî zikir meclislerinde “yâ dâim” ismi tekrar edilir. Bu zikir süreklilik, kullukta sebat ve
Ebû Medyen ve İbnü'l-Arabî: Görüşmeden Kurulan Mânevî Bağ
Doğrudan görüşme yok İbnü'l-Arabî ile Ebû Medyen'in yüz yüze görüştüğünü gösteren sağlam kayıt yoktur. İbnü'l-Arabî, onun müridleriyle görüştü, sözlerini dinledi ve mânevî etkisini benimsedi. Fütûhât'taki yeri el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye 'de Ebû Medyen en sık anılan şeyhlerdendir. “Ricâl-i zâhir” kavramı, nimet ve ibadetin
İzzî Tarihi’nde Neccâr-zâde Mustafa Rızâ ve Beşiktaş Hankâhı
İzzî Tarihi’nin Neccâr-zâde kaydını modern araştırmalarla karşılaştırarak Beşiktaş hankâhını, eserleri ve Mehmed Sıddık’a post aktarımını kaynak ihtilaflarıyla birlikte açıklar.
İstanbul'da Tasavvufî Hayatın Kurumları
Fetih öncesi Osmanlı mirasından Meşrutiyet yıllarına İstanbul'daki tekke-medrese-devlet ilişkilerini, semâ ve devran tartışmalarını, toplum hizmetlerini ve idarî denetimi birlikte okuyan ana dosya.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,