HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Rumeli’de doğumu ve tahsili
Hasan-ı Gaybî Efendi, 1281/1864’te Doyran ile Gevgili arasındaki Kıraçlı nahiyesinde Veysel Efendi’nin oğlu olarak doğdu. Zâhirî ilimleri Hâce Abdullah Efendi’den, tasavvufî terbiyeyi Arap Hoca’nın halifesi Mustafa Efendi’den aldı. Kaynak onu ilim, şiir ve irfanı bir arada taşıyan bir şahsiyet olarak tanıtır.
Hilâfeti ve İstanbul’a göçü
1319/1901-02’de hilâfet aldı. Memleketinin siyasî ve askerî karışıklıklara uğraması üzerine bir süre Selânik’te kaldı; 1330/1912’de İstanbul’a göç etti. Üsküdar’da Uncular Sokağı’ndaki bir evde münzevi bir hayat sürdürdü. Hüseyin Vassâf onu beyaz sakallı, yeşil sarıklı, sakin bakışlı ve sohbetinde kalbî tesir bulunan bir mürşid olarak bizzat gördüğünü yazar.
Şiiri ve tevhid dili
Gaybî’nin hece vezniyle, koşma biçiminde söylediği nutuklar tevhid, mürşid terbiyesi ve insanın Hakk’ı kendi iç dünyasında araması etrafında kurulur. Şiirlerindeki vahdet dili, şeriat âdâbını dışlayan bir söylem değil; Vassâf’ın ifadesiyle zâhiri dinî edep, bâtını tasavvufî hakikatle birlikte koruma çabasıdır.
Terk eyledim ben kîl ü kāl ile hâli
Dilim arardım, buldum ol yâri
Seyrân eyledim cümle ervâhı
Sıdk ile kandım görünce yâri
Mürşide vardım himmetin aldım
Sundu bâdeyi, nûş edip kandım
Katre idim ben deryâya daldım
Kendimden geçtim görünce yâri
Kaynak sınırı
Eski sayfanın devamında Şeyh Maksud Efendi, Bursalı Mehmed Tâhir, Halvetiyye kolları ve Ömer el-Halvetî’ye ait bölümler yanlışlıkla Hasan-ı Gaybî dosyasına eklenmişti. Bu metinler ayrılmış; burada yalnız Hasan-ı Gaybî’ye ait biyografi ve şiirler bırakılmıştır. Kaynak yazıldığı sırada hayatta olduğundan vefat yılı tahmin edilmemiştir.