ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
25 sonuç · “vâ'iz”
01A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi (ö. Zilkade 1082/1672), Kadızâde Şeyh Mehmed Efendi’den tahsil gören; Bayezid, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebîr kürsülerinde sırasıyla vaizlik yapan Osmanlı âlimidir.
Abdülahad Nûrî Sivâsî
Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.
Abdülkādir-i Geylânî
Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.
Abdülmecid Sivâsî
Abdülmecid Sivâsî (1563-1639), Şemseddin Sivâsî’nin yeğeni ve halifesi; Şemsiyye’yi Sivas’tan İstanbul’a taşıyan, Ayasofya ve Sultan Ahmed kürsülerinde tefsir ve vaaz veren, Sivâsiyye irşad ağını kuran âlim-sûfîdir.
Abdürrezzâk Şâban Efendi
Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.
Aksarâyî Şeyh Ali Efendi
Ali b. Şaban el-Aksarâyî (ö. 1111/1699-1700), Aksaray’da yaklaşık otuz yıl ders ve vaaz, yirmi yıl fetva hizmeti veren; Kayseri Şifâiyye Medresesi’ne tayin edilen Osmanlı âlimidir.
Akşehirli Abdî Halife
Abdullah b. Hacı Mahmud, meşhur adıyla Abdî Halife (ö. 972/1564-65), Bahâeddinzâde’den icazet alarak Akşehir’de Bayramiyye’yi yayan, zâviye kuran ve risaleler kaleme alan şeyhtir.
Alâeddin Ali el-Kefevî
Alâeddin Ali el-Kefevî (ö. 970/1562-63), Sünbül Sinan’dan icazet alan; İstanbul’daki Alâeddin Dergâhı ile Kefe Kasımpaşa Zâviyesi’ni birbirine bağlayan Sünbülî-Halvetî şeyhidir.
Altıparmak Mehmed Efendi
Altıparmak Mehmed Efendi (ö. 1033/1623-24), Üsküp’te yetişip Şeyh Câfer vasıtasıyla Bayramiyye’ye intisap eden; Fâtih Camii’nde ders ve vaaz veren, Kahire’de zikir halkaları kuran âlim, mutasavvıf ve velûd mütercimdir.
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi (ö. 1040/1630-31), Hoca Sâdeddin Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra Mekke Süleymaniye Medresesi’nde ders veren; vaazları, Abbâsî kıyafeti ve şehir ileri gelenleri arasındaki yeriyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Arabzâde Abdurraûf Efendi
Arabzâde Abdurraûf Efendi (932/1525-26–1009/1600), Vâiz Mollâ Arab’ın oğlu; yüksek medreselerde müderrislik yapan ve Osmanlı coğrafyasının başlıca kadılıklarında görev alan âlimdir.
Asamm Ahmed Çelebi
Ahmed b. Mahmûd el-Asamm el-Karamânî el-Lârendî (ö. 971/1563-64), İstanbul’da vaaz ve tefsir dersleri veren; büyük Tefsîru’l-Karamânî’si, Türkçe Letâifnâme nispeti ve Halvetî terbiyesiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
vâ'iz
Dinî konularda sohbetler yapan ve öğütler veren bu konularda donanımlı v kimseler.
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ME'de, islâm ordularının bu hareketine HAMLE-I ARAP yani arap saldırısı, islâm mücahitleri de ÇIPLAK AYAKLI BIR KA- VIM olarak vasıflandırıldıktan sonra bir beyitte de aynen şöyle
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle
Sayfalar 180–189
Muzaffer Ozak Külliyatı · reyşi, Mekki, Medeni, imam-i Enbiyâ-i vel-mürseliyn ve rahmeten lil-âlemiyn olan efendimizin mübarek ve mutahhar Ravza-l pâk-i itırnâk-i Nebeviyyelerine dervişane, fakirane, miskin
Sayfalar 214–220
Muzaffer Ozak Külliyatı · li çetindir. Bu mütalâa ve gürüşün şahit ve delili, yine Kur'an-ı hakimdir. Allahu teâlâ, kitab-ı mübiynin neresinde iymanı zikretmişse, hemen arkasındar salih amelleri ve özellikl
Sayfalar 295–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allahu teâlâ'ya karşı olan nankörlüklerin yanında solda sıfır kalır. Bunca ni'met-i ilâhiyyeye nail ve mazhar olduğun halde, Rabbine karşı isyan ediyorsun da, küçük ve basit bir iy
Sayfalar 335–342
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Ey sâ 'il-i Hak.. Eğer, bizlerin kim olduğumuzu öğrenmek istiyorsan, söyleyelim.. Bizler, efdal-ül-Enbiyâ, Resûl-ü Kibriyâ, Sâdık-ül-Vâ'dül-emin Muhammed Mustafa sallallahü aleyh
Sayfalar 370–377
Muzaffer Ozak Külliyatı · virdik, barajlar kurduk, denizleri aştık, sırasında havalarda uçtuk, medeniyyetler ve mâ'mureler inşa ettik... Peki, sonra?!. Hepsi hâk ile yeksân oldu, emekler boşa gitti, sevdik
Sayfalar 402–409
Muzaffer Ozak Külliyatı · med'ine bağışla ve bizleri de affınla, rahmetinle dilşâd eyle yâ Rabbi.. Vâ'delerimiz tamam olunca, bizleri incitme, korkutma. ölüm acılarını duyurma, Azrail darbesini hissettirme.