Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 370–377 virdik, barajlar kurduk, denizleri aştık, sırasında havalarda uçtuk, medeniyyetler ve mâ'mureler inşa ettik... Peki, sonra?!. Hepsi hâk ile yeksân oldu, emekler boşa gitti, sevdik ve sevildik, dövdük ve dövüldük, ağladık ve güldük ve sonunda safa ararken cefaya, dünya ararken belâya, rahatlık ararken rahatsızlığa, ağız tadı ararken tadsızlığa, hiç ölmeyecekmişiz sanırken ölüme, bunca emek ve alın teri döktüğümüz halde bastığımız ve çiğnediğimiz kara toprağın altına girmeğe mahkûm olduk. Neden? Zira, yakında olanı, uzakta aradık. Buluruz sandık, muvaffak olamadık, bulmak istedik ama bulamadık, kendi sırrımızı çözemedik, Hakka giden yolu hakkıyle ve lâyıkıyle çizemedik, nefislerimizin başını ezemedik, Hak ile tenhalarda ve dost ile kalabalıkta gezemedik, aklımıza uyduk, nefsimize güvendik, fâniye dayandık ve sonunda isyan ve günahlara boyandık. Yaşlandıkça hırslarımız ve tul-ü emellerimiz arttı da arttı. Düşünemedik ki, çocuktuk genç olduk. Genç iken dinç olduk, hep öyle dinç kalacağımızı sanırken ihtiyarladık, saçımız ve sakalımız ağardı, bellerimiz büküldü, gözlerimizde…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.