ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
34 sonuç · “ekar”
01İshâkıyye / Karadağlık Hâceleri
Ahmed Kâsânî'nin halifesi Lutfullah Çûstî ve Hâce İshak Velî üzerinden Doğu Türkistan'a yayılan; Karadağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Sömürge Karşıtı Mücadele Dönemi
Ahmed Şerîf ve Ömer Muhtâr dönemlerinde İtalyan, Fransız ve İngiliz yayılmasına karşı direniş.
Karabaşiyye
Karabaş-ı Velî'nin İstanbul merkezli yayılma ve kurumsallaşma dönemini anlatan nispet. Kaynak, bunu ayrı bir tarikattan çok Şâbâniyye'nin güçlü devamı olarak yorumlar.
Rahmâniyye
Cezayir merkezli Halvetî kol; XIX. yüzyıl Fransız işgaline karşı direniş ve 1871 Mukrânî ayaklanmasındaki zâviye ağıyla öne çıkar.
Abdal Mûsâ
Abdal Mûsâ; menkıbeleri Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla ilgili rivayetlere karışan ve Bektaşî an'anesinde önemli bir yeri olan Anadolu abdallarından biri . Kaynak, gerçek şahsiyetinin “çok müphem” olduğunu belirtir.
Abdülahad Nûrî Sivâsî
Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.
Abdürrahim Künhî Dede
Abdürrahim Künhî Dede (1183/1769–1247/1831), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde yetişen; Hicaz Mevlevî âyini ve Anberefşan makamıyla klasik mûsikiye katkıda bulunan, kudümzenbaşılıktan dergâh meşihatına yükselen Mevlevî şeyhi ve şairdir.
Ahmed Bahâeddin Efendi (Bahâî)
Ahmed Bahâeddin Efendi (1872–1923), Şehremini’nde yetişen, İbrâhim Şükrullah ve Ahmed Zarîfî çevrelerine bağlanan; Bahâî mahlasıyla na‘t, gazel, tahmis ve tarih manzumeleri yazan son dönem Sinâniyye-Halvetiyye şairidir.
Ali Nutkî Dede
Ali Nutkî Dede (1762-1804), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde otuz yıl postnişinlik yapan; Şeyh Gâlib ve İsmail Dede’yi yetiştiren, Defter-i Dervîşân’ı başlatan Mevlevî şeyhi, şair, hattat ve bestekârdır.
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi (ö. 1020/1611), Konya ve Lârende’de yetişip İstanbul ile Üsküdar’da irşad, vaaz, şiir ve mûsikiyi birleştiren; Halvetî terbiyesiyle Melâmî-Hamzavî sohbet çevresinin kesişiminde duran sûfî, şair ve bestekârdır.
Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi
Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi (ö. 1123/1711), IV. Mehmed devrinde saray hânendesi ve mûsiki hocası olarak çalışan; Rast Na‘t, Segâh Âyin, Segâh Tekbir, Salât-ı Ümmiyye ve Nevâ Kâr gibi eserleriyle cami, Mevlevî ve klasik mûsiki repertuvarlarını birleştiren büyük bestekâr, şair ve ta‘lik hattatıdır.
Bursalı İsmâil Hakkı
Bursalı İsmâil Hakkı (1653–1725), Atpazarî Osman Fazlı’nın halifesi; Üsküp, Ustrumca, Bursa, Tekirdağ, Şam ve Üsküdar’da irşad faaliyetinde bulunan; Rûhu’l-beyân başta olmak üzere yüzü aşkın eseriyle Celvetî irfanını tefsir, vaaz, şiir ve şerh geleneği içinde işleyen Osmanlı sûfî-müellifidir.
Cemâleddîn-i Efgānî
Cemâleddîn-i Efgānî (1254/1838-1314/1897), Kahire, İstanbul, Hindistan, İran ve Avrupa arasında yürüttüğü eğitim, yayın ve siyasî faaliyetlerle İslâm dünyasında ıslah, hürriyet, dayanışma ve sömürge karşıtı düşünceyi etkileyen fikir ve siyaset adamıdır.
Çelebi Pîr Mustafa (Mustafa Muslihiddin Efendi)
Mustafa Muslihiddin Efendi (ö. 1071-1073/1661-1663), İsmâil Çorûmî’nin oğlu ve başlıca halifesi; Şâbân-ı Velî Âsitânesi’nde on altı yıl postnişinlik yapan, Karabaş-ı Velî’nin tasavvufî terbiyesini tamamlayan Şâbânî şeyhidir.
Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi
Canik’ten İstanbul’a gelerek Çeşmîzâde Mehmed Sâlih Efendi’den mülâzemet alan Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi (ö. 1695), Ebü’l-Fazl Medresesi’nden Sahn-ı Semân ve Kalenderhâne’ye uzanan bir ilmiye kariyeri yürüttü.
ekar
Sözlüklerde “Şiddetli bir ateş ile yakıp kavuran alevli ateş. ” anlamındaki bu söz, cehennem için kullanılan terimlerden biridir ve Kur’ân Kerîm’de dört ayette geçmek dir. sekerât-ı mevt a. Ar. sekerât + mevt ] Ölü anında çekilen acı ve ıztırap a lammda kullanılan terim. sekine a. G•■_■< ■) [Ar. ] Allah’ın m minlere sunduğu sükûnet ve g ven anlamında Kur’ân Kerîm’de altı ayette geçen b terim (bk. Bakara suresi 248); Tevbe suresi (9 / 26, 4 Fetih suresi. sekînet a. [Ar. ] Tasavv inancma göre, sûfînin kalbi gaybm ve manevî feyzin gel sırasındaki huzur hâli. sekr a. [Ar. ] tas. Tasavv inancına göre, sûfînin kendisi gelen ruhî cezbenin etkisiyle y şadığı manevî anlamda kend den geçme. sekte a. [Ar. ] Kur'â Kerîm tilâvet edilirken iki ke me veya harf arasında nefes a vermeden çok kısa bir süre d raklama, anlamında kıraat tecvit terimi
nekâret
Hadis bili. 2. minde, hadis veya ravînin nan münker olması durumu.
Cerrahpaşa Bekâr Bey Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Tarihî kayıt 1924-25 cetvelinde İhsan Efendi adına vekâleten Şeyh Haydar Efendi'nin hizmet ettiği Rifâî merkezi; Cerrahpaşa Camii kaydıyla özdeşliği kesinleştirilmemiştir. Sefîne-i Evliyâ cetvelinde âyin günü Cumartesi olarak verilir. Güncel yapı durumu ve kesin koordinatı ayrıca saha/arşiv denetimi beklemektedir.
Harabati Baba Tekkesi
Kalkandelen · Kuzey Makedonya · İki kurucu adı Harâbâtî Baba Tekkesi, kaynaklarda Sersem Ali Baba Tekkesi adıyla da geçer. İlk kuruluş muhtemelen 958/1551’de Kalkandelen’e gelen Sersem Ali Baba’ya bağlanır; Harâbâtî Baba ise XVIII. yüzyılda türbe ve yapıların gelişmesinde ikinci kurucu olarak anılır. Tarih ihtilafı Kuruluş için XVI. yüzyıl sonu, 1799 ve 1832 gibi farklı tarihler ileri sürülmüştür. 1815 tarihli vakfiye ile Receb Paşa’nın yardımlarına ilişkin kayıtlar, külliyenin tek seferde değil farklı dönemlerde genişlediğini gösterir. Geniş Bektaşî külliyesi Yaklaşık 26.700 metrekarelik duvarlı yerleşkede mescid, semâhâne, Sersem Ali Baba ve Harâbâtî Baba türbeleri, mihman evi, şadırvan-çardak, dervişhâne, aşevi, harem, çeşmeler, samanlık ve ahır bulunur. On iki köşeli Sersem Ali Baba türbesi Bektaşî sembolizmini mimariye taşır. Korunan ve dönüşen birimler Mescid, türbeler, harem ve aşevi gibi önemli bölümler ayaktadır; semâhânenin yalnız sınırlı duvar kalıntıları kalmıştır. Bazı hizmet yapıları restorasyonlarla motel veya restoran işlevi kazanmış, yazma koleksiyonu ise Üsküp kütüphanelerine dağılmıştır.
Salih Efendi En-Nakşibendi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH SALİH EFENDİ EN-NAKŞİBENDİ” adıyla, NAKŞİBENDİYYE çevresinde, ÜSKÜDAR/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi BESTEKAR SELAHATTİN PINAR SK. NO:71 Bağlı yol Kaynak bu mekânı Nakşibendiyye çevresiyle ilişkilendirir. Hâcegân geleneğinden doğan, tarih boyunca Orta Asya'dan Anadolu'ya ve geniş bir coğrafyaya yayılan tasavvuf yolu. Bu nispet mekân dosyasının gelenek bağını gösterir; kişi kimliği ayrıca doğrulanmadıkça belirli bir şeyh adına dönüştürülmez.
Mevlevî Âyin Repertuvarı ve Bestekârlar
Makam adıyla anılan büyük form, meşk zinciri ve bestekâr çevreleri
SÛFİLERE GÖRE EVLİLİK VE BEKARLIK
Avârifü’l-Maârif · 21. bölüm · Sûfi, Allah için bekarlığı tercih ettiği gibi; Allah için de evliliğe adım atar. Bekarlığın bir maksat ve dönemi olduğu gibi, evliliğin de bir gaye ve zamanı vardır. Sâdık bir müri
SEMAÎ REDDEDENLER
Avârifü’l-Maârif · 23. bölüm · Önceki bölümde, semâ’ın sahih olan şeklini ve sıdk ehli için lâyık olan kısmını açıkladık. Artık (zaman ve niyetler değişti ve) semâ yoluyla fitneler çoğaldı. Ondaki sâfiyet (ve ra
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 69–76
Muzaffer Ozak Külliyatı · rın ve bulunduranların da şefaatlerine nail olacağı herkesçe malümdur. MAKAMAT-I-SADIYYE namındaki kitapta beyan olunmuştur ki, Enbiyâ ve rüsül-ü kiram ile, şehitlerin, salihlerin
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 137–144
Muzaffer Ozak Külliyatı · Üçüncü hicaba HICAB-ÜL-MİNNET adını verdi ve minnet hicabında da ruh-u Muhammediyye'yi on bin sene karar ettir. di. Ruh-u Muhammedi bu hicapta da: SÜBHANE MEN HÜVE DÂ'İMÜN zikriyle
Sayfalar 141–148
Muzaffer Ozak Külliyatı · dirler. Günümüzde, müslüman geçinenlerin çoğu, zâhiri taharete dikkat ve riayet etmekte ve fakat bâtını temizliğe hiç mi hiç önem vermemekte ve hattâ bunu umursamamaktadır. Bazılar
Sayfalar 193–199
Muzaffer Ozak Külliyatı · - Keşke. Rabbimize daha fazla ibadet etseydik. daha yüksek derecelere nail olsaydık. diyerek hayıflanacaklardır. Haram viven kişi. zekât veremez. Verse de. acıya acıya. üzüle üzüle
Sayfalar 232–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · BOCT 90 0004 mu'azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükerremü sübhaneke yâ bâ'isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ'ise m
Sayfalar 248–262
Muzaffer Ozak Külliyatı · illâ hüver-Rahman-ür-Rahiym.. Hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüvel-melik-ül kuddüs-üs selâm-ül mü'min-ül müheymin-ül aziz-ül cebbâr-ül mütekebbirü hüvallahül-hâlik-ül bâri-ül musavvi